Konu Değerlendirmesi:
  • 1 Oy(lar) - 3 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hadisler de Dinin Kaynağıysa Neden Kur’ân Gibi Yazılıp Korunmamıştır?
#1
Oku-1 
Hadisler de Dinin Kaynağıysa Neden Kur’ân Gibi Yazılıp Korunmamıştır?

Hadisler de dinin kaynağıysa neden kur’ân gibi yazılıp korunmamıştır? Hadislerin yazıya geçirilmemiş olmasının sebepleri nelerdir?

Kısaca Kur’ân’ın Yazılması

Dinin yegâne iki kaynağı Kur’ân ve sünnettir. Hadisler sünnetin yazılı veya sözlü ifadeleri anlamına gelir. Bu haliyle hadisler Kur’an’daki ayetlerin mücmel olanını açıklama, mutlak olanını takyîd, umûm olanını tahsîs etme hatta Kur’ân’da yer almayan bazı hususlarda da yeni bir hüküm getirme yetkisine sahiptir. Burada zikredilen hususlar bizzat Allah Teâlâ tarafından peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) tanınan yetkilerden bazılarıdır, peygamberlik vazifesinin önemli unsurlarındandır. Kur’ân’ın yazıya geçirilme sürecine kısaca değinilecek olursa, hem Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ümmî oluşunun hem de o dönemde insanların çoğunun okuma yazma bilmemesinin göz önünde bulundurulması konunun temellendirilmesi ve gerekçelendirebilmesi açısından önem arz etmektedir. Bundan dolayı inen ayetler hemen ezberlenerek muhafaza ediliyordu. Fakat buna rağmen Rasûlullâh (s.a.v.) ayetlerin ezberlenmesinin yanı sıra unutma ve karıştırma ihtimaline karşı yazılmasını da sağlamıştır. Bu durum bir taraftan ezberleme işinin yapıldığını diğer taraftan vahiy kâtiplerinin de yazıya geçirdiklerini göstermektedir. Belâzûrî o dönemde 24 sahâbenin okuma-yazma bildiğini ifade etmektedir. Bu rakam, yazma faaliyetinin de çok az kişi tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Fakat okuma yazma bilenlerin daha fazla olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in(s.a.v.) Ebû Saîd el-Hudrî’den nakledilen hadisinde “Benden Kur’ân dışında bir şey yazmayınız! Kim yazdıysa onu imha etsin.” (Müslim, Zühd, 72) şeklindeki buyruğu Kur’ân’ı vahiy kâtipleri dışında yazanların da bulunduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla Kur’ân’ın yazılmasının Hz. Peygamber’in denetiminde olduğunda şüphe yoktur. 
 
Hadislerin Yazılması Konusu

Hadislerin öncelikli olarak Kur’ân’ın açıklayıcısı olması nedeni ile niçin erken dönemden itibaren Kur’ân gibi yazılıp korunmadığı sorusu sürekli olarak sorulmuştur.  Buna istinaden âlimlerin kitâbetü’l-hadîs (hadislerin yazıya geçirilmesi) kavramıyla ele aldığı bu hususun çok yönlü sebepleri bulunmaktadır. Buna geçmeden önce hadislerin yazılmasıyla ilgili doğrudan nakledilen hadislere değinmek gerekmektedir.

Hadislerin Yazımını Yasaklayan Rivayetler

Rasûlullâh’tan hem hadislerin yazılmasını yasaklayan hem de yazılmasına izin veren hadisler nakledilmiştir. Hadislerin yazılmasını yasaklayan rivayetlerin içerisinde sahih olarak nakledilen rivâyet; Ebû Saîd el-Hudrî’den nakledilen “Benden Kur’ân dışında bir şey yazmayınız! Kim yazdıysa onu imha etsin.” rivayetidir. Fakat Buhârî ve bazı âlimler tarafından bu ifadeler Ebû Saîd el-Hudrî’nin kendi beyanı olarak kabul edilmiştir. Böyle önemli bir konuda rivayetin sahâbiler arasından sahih olarak sadece ondan gelmesi, tâbiîn tabakasından da sadece Atâ b. Yesâr’dan nakledilmesi düşündürücüdür. Bu durum yasağın umûmî ve kat'î nitelikte olmadığını göstermektedir. Şayet söz konusu yasak umûmî olsaydı bu konuda pek çok sahâbeden şüphe bırakmayacak şekilde sahih hadisler nakledilirdi. Ayrıca bu rivâyet metin olarak incelendiğinde “Kur’ân dışında bir şey yazmayınız!” kısmı yasağın Kur’ân yazımına vurgu yapılarak nakledildiğini göstermekle beraber hadislerle ayetlerin aynı yazılı malzemeye yazılmasının yasaklandığını veya Kur’ân ile karıştırılma endişesinin bulunduğunu da göstermektedir.

Hadislerin Yazımına İzin Veren Rivayetler

Hadislerin yazılmasına izin veren rivayetler incelendiğinde ise hadislerin çok daha fazla tarikten ve farklı sahâbilerden gelmiş olduğu görülmektedir. Bu durum söz konusu yasağın belli gerekçelere binaen konulduğunu da göstermektedir. Konuyla ilgili Hz. Peygamber’den (s.a.v.) nakledilen “Ebû Şah için (bu hutbeyi) yazınız!” (Buhari, İlim, 40; Müslim, Hacc, 82; Ebu Davud, Menâsik, 90) yönündeki emrinin, hicretin sekizinci yılında, yani risaletin ilerleyen bir döneminde söylendiği görülmektedir. Bu durum, hadisleri yazma yasağının risaletin ilk yıllarına mahsus olarak uygulandığını göstermektedir. Yapılan araştırmalar toplam 52 sahâbenin hadisleri yazdığını göstermektedir. Bu da rakamsal olarak sahâbenin genel sayısı içinde oldukça az bir rakama tekabül etmektedir. Hatta Abdullâh b. Amr gibi bazı sahâbilerin, unutmamak ve hafızasına destek olması için hadisleri yazdığı da söylenmektedir.

Hadislerin Yazıya Geçirilmemiş Olmasının Sebepleri

Hadislerin yazılmaması ile alakalı erken dönemde öne sürülen sebeplere bakıldığında bunlar arasında Arap toplumunun sözlü kültüre sahip olması ve ezberlerinin kuvvetli olması önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bununla birlikte Arapların yaygın olarak nesep bilgilerini ve şiirleri ezberledikleri de bilinmektedir. İkinci bir sebep olarak yazımın ve yazılacak malzemelerin yetersizliği ifade edilmektedir. Toplumda sözlü geleneğin ve güçlü hafızanın hâkim olması, yazı yazmayı ve yazım malzemelerini geri plana itmiştir. Yazının noktalama vs. yönünden yetersizliği ve muhtemel hataların olma ihtimali de toplumu yazıya karşı mesafeli durmaya sevk etmiştir. O dönemde nakledilen “İlim satırlarda değil sadırlardadır (göğüslerde/ezberde).” sözü dönemin ilim anlayışını en güzel özetleyen cümledir. Esasen sahâbenin tamamı udûl yani Hz. Peygamber'e (s.a.v.) kasten yanlış ve yalan söz isnat etmeyen adâlet sahibi kabul edildiği için onların Hz. Peygamber adına yalan uydurmuş olması mümkün görülmemiştir. Fakat ortaya çıkmaya başlayan bazı karışıklıklar, hadislerin tedvin ve tasnif sürecini beraberinde getirmiştir. Hadislerin özellikle ezberden yapılmasına dair önemli teşvikler olmuş, yazıdaki muhtemel hatalara istinaden dönemin âlimleri “Sahafîlerden; yani hadisi yazılı metinlerden aktaranlardan hadis almayınız.” şeklinde uyarıda bulunmuşlardır. Kolaycılığa yeltenmek ve ilme gereken ehemmiyeti verememek gibi kaygılar sebebiyle yazıyla kayda almanın, ezberlemenin önüne geçebileceği şeklinde birtakım endişeler dile getirilmiştir. Söz gelimi bazı âlimler; “Bizim ezberleyerek aldığımız gibi siz de ezberleyin.” şeklindeki telkinleriyle hadis ezberleyip nakleden talebelere teşviklerde bulunmuşlardır.

Hadislerin yazılarak nakledilmesi yerine ezberlenmesine dair ileri sürülen diğer bir sebep, sözün gücünün korunmak istenmesidir. Yıllardır devam eden ve birtakım pratikler sebebiyle sözlü bir kültüre dönüşen ezber geleneğinin devam etmesi arzu edilmiştir. Önemli sayılabilecek bir diğer sebep de hadis yorumlarının rivayetleşmesi endişesidir. Yazılı metinlerde olabilmesi gayet tabi olan şahsî yorum, bilgi gibi ilave kayıtların hadisle karışma kaygısı nedeniyle ezberden nakledilmesi teşvik edilmiştir. Son olarak sözlü olarak aktarılan bir olayın yazıya geçirilirken bağlamından koparılabileceği ihtimali de ezberlemeye teşvik eden bir unsur olarak görülmüştür.

Buradaki sebepler düşünüldüğünde aslında âlimlerin işi sağlama aldıkları net olarak anlaşılmaktadır. Hadislerin ezberden nakledilmesi aynen korunabilmesini, kaynakların büyük ölçüde ilk ezberlendiği şekliyle aktarılmasını kolaylaştırmış, yazıdan kaynaklanabilecek sorunlardan korumuştur. Bu nedenle elimizdeki hadis kaynaklarındaki hadislerin korunarak gelmesinin de ezber olarak yapılan nakillerin önemli bir etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.   

KAYNAKLAR

    Düzenli, Muhittin, Hadislerin Yazım Serüveni, Ankara: TDV Yayınları, 2024.
    Tatlı, Bekir, “İlgili Rivâyetler Yönünden Hz. Peygamber Döneminde Vahyin Yazımı Meselesi” Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 49/1, (2008), 123-150.
    Yücel, Ahmet. “Kitâbet”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 26/81-83. Ankara: TDV Yayınları, 2002.
    Yücel, Ahmet. “Hadislerin Yazılmasıyla İlgili Rivayetlerin Tenkit ve Değerlendirilmesi.” Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 16-17 (2014), 91-121.



Dr. Abdullah Çimen





Signing of Halid

HALiD
Sevgiler Saygılar
Smileys-2
Yanıtla


Muhtemelen İlgili Konular…
Konu Yazar Yanıtlar Okunma Son Gönderi
Oku-1 Regaib Berat Mirac gibi Kandil Gecelerinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz Halid 0 300 12-22-2025, 03:10 AM
Son Gönderi: Halid
Oku-1 Hayatı Canlı Bir Kur’ân Olarak Yaşamak Neden En Önemli Mesele? Halid 0 313 11-01-2025, 12:13 AM
Son Gönderi: Halid
Dini-1 Hadislerin birçok raviden geçtiğini dikkate alırsak, hadislere neden güvenelim Halid 0 579 02-22-2025, 02:58 PM
Son Gönderi: Halid
Oku-1 Neden Kur'an dili Arapça'dır? Halid 0 602 02-03-2025, 06:32 PM
Son Gönderi: Halid
Dini-1 Tasavvufta Korku ve ümit (havf ve recâ) arasında yaşamak neden önemlidir? Halid 0 609 02-03-2025, 12:29 PM
Son Gönderi: Halid
Dini-1 Din Neden Gereklidir ve Vardır? Doğru Din Hangisidir? Neden İslam Tek Doğru Dindir? Halid 0 632 09-23-2024, 03:09 AM
Son Gönderi: Halid
Dini-1 Kur'ân'da Kadın ve Erkek Neden Eşit Değil? Halid 0 759 08-13-2024, 05:17 PM
Son Gönderi: Halid

Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)