Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 4/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Nefs-i Hayvani, Ruh-ı Hayvani ve Meleklik Vasfı
#1
RasitTunca-3 
Nefs-i Hayvani, Ruh-ı Hayvani ve Meleklik Vasfı

29.06.2013 Cumartesi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا ۚ وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Meali: "Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Suresi, 28. Ayet)

Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âlihî ve ezvâcihî ve evlâdihî ve ehli beytihî ve ashâbihî ve etbâihî aleyhim ecmaîn.

Aziz Müminler,

Bugün sizlerle insanın manevi yolculuğundaki üç önemli makamı konuşacağız: Nefs-i hayvani, ruh-ı hayvani ve meleklik vasfı. Bu üç mertebe, insanın yaratılışındaki potansiyeli ve ulaşabileceği en yüksek dereceleri anlamamız için bir anahtar niteliğindedir.

İnsanoğlu, dünya hayatında bir terakki, yani yükseliş yolculuğundadır. Bu yolculuğun ilk basamağında yediğimiz, içtiğimiz şeylerle ilgili olan nefs-i hayvani vardır. Bir yemeğin lezzetli olduğunu ifade ederken "nefis yemek" deriz ya, işte bu, nefs-i hayvaninin tecellisidir. Yeme, içme, giyinme, barınma gibi temel ihtiyaçlarımız ve bunlardan aldığımız hazlar, bu mertebenin konusudur.

Bunun üzerindeki basamak ise ruh-ı hayvanidir. Bu, hayvanlarda gördüğümüz ahlaki özelliklerin insandaki yansımasıdır. Köpeğin sadakati, atın asaleti, arının çalışkanlığı, aslanın cesareti... Bunlar, ruh-ı hayvaninin güzel tecellileridir. İnsan, bu ahlaklarla ahlaklanarak ruhunu yükseltebilir. Mesela, sadakatte köpeğin en üstün meziyetine, yani dostunu canı pahasına koruyan, ondan bir an bile ayrılmak istemeyen "kıtmir" mertebesine ulaşan bir kimse, güzel bir ahlaka sahip olmuş demektir. Ancak burada durmamalı, daha da yükselerek insan olmanın gereğini yerine getirmelidir.

Peki, nefs-i hayvaninin alt basamaklarında sıkışıp kalmış insan nasıldır? Böyle bir kimse, sürekli olarak nefsinin arzularının peşinde koşar. Yediği tatlılar ona galip gelmişse, çabuk öfkelenir, hemen celallenir. Eğer tuzlu, ekşi şeylerden tatmin oluyorsa, bu sefer tabiatı sert, kırıcı, kesici bir hal alır. Cinsel arzuları baskınsa, nefs-i şehavaninin esiri olur. İçki, kumar, sigara gibi kötü alışkanlıklar da yine nefsani arzuların galip geldiğinin göstergesidir.

İşte bu kimseler, nefs-i hayvaniyete tabi olanlardır. Onlar, yemek, içmek, altın, gümüş, inci gibi dünya süslerine aşırı düşkündürler. Bu kimseler, ne zaman ki bu nefsani arzularına gem vurmayı öğrenirler, altın sevgisini kalplerinden söküp atarlar, yemek sevgisini dizginlerler, işte o zaman ruh-ı hayvaniye ilhak olmaya, yani hayvanların güzel ahlakına ulaşmaya başlarlar. Hayvanlar, yaşamak için yer, yaşamak için barınır. İnsan da bu ahlaka ulaştığında, yemeyi içmeyi sadece yaşamak için yapar hale gelir. Artık o, nefs-i hayvani ruhuna sahip bir beden haline gelmiştir.

Ruh-ı hayvani sahibi bir kimse, ahlakına bakarak kendi cibilliyetini anlayabilir. Aslan gibi parçalıyor mu, kuzu gibi meliyor mu, keçi gibi inat mı ediyor, tilki gibi kurnazlık mı yapıyor? İşte bu ahlaklarla ahlaklanan kişi, kendi içindeki ruh-ı hayvaninin hangisi olduğunu bilebilir. Mesela, huyu kurnazlık ve kandırmak olan bir kimse, ne zaman ki bu huylarını terk edip insanlara yardımcı olmaya başlar, işte o zaman ruh-ı hayvanisi yükselir ve insanlık sıfatını giymeye başlar.

İnsan olma mertebesine ulaşan kimse, vaazdan, nasihatten anlamaya, salih kulların sohbetinden hoşlanmaya başlar. İşte bu noktada çok önemli bir hadis-i şerifi hatırlamalıyız: "Bir topluluk Allah'ı anmak için bir araya gelirse, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar ve üzerlerine sekînet iner. Allah da onları kendi katındakilere över." (Müslim, Zikir, 39)

Kırk kişi bir araya gelip de sohbetleri Allah sohbeti olursa, o meclise melekler iner, etraflarını çevirir ve o meclistekilere dua ederler. Allah meleklerine sorar: "Bu kullarım ne istiyor?" Melekler: "Cehenneminden korkup cennetini istiyorlar, ya Rabbi!" derler. Bunun üzerine Cenab-ı Mevla: "Peki, onlar cehennemi görmüşler mi?" "Hayır, ya Rabbi!" "Peki, cenneti görmüşler mi ki onu istiyorlar?" "Hayır, ya Rabbi!" derler. Ve Allah Teala, onları cehenneminden azat ettiğini ve cennetine koymalarını emreder. İşte böylece o kimseler meleklik vasfına yükselir, cennetlik olurlar.

Ancak unutmayalım ki, nefs-i hayvani ve ruh-ı hayvani her zaman fırsat kollar. Onlar, insanı tekrar aşağı çekmek, arzularının esiri yapmak için sürekli pusudadır. İşte bu yüzden manevi yükselişin, yani terakkinin en kestirme yolu, nefsani arzulara gem vurabilmektir. İster para, altın, gümüş olsun; ister kadın, erkek olsun; ister sigara, içki olsun; ister yemek, içmek veya giymek olsun... Bunların hepsi geçici arzulardır. Giydin, arzun bitti. Yedin, doydun, arzun bitti. Bir kadın veya erkekle birlikte oldun, bitti. Ardından hemen yenisini aramaya başlarsın. Evim olsun dersin, olur; bu sefer arabam olsun dersin, olur; sonra uçağım olsun dersin. Yani arzu, arzu, arzu...

Tıpkı cinsel arzunun en fazla on dakikada sönüp bitmesi gibi, dünyevi arzular da elde edildiği an tadını kaybeder. Elde edinceye kadardır heves. Sigara içesin gelir, yakarsın bir sigara, biter, hevesin söner. Nefis, elde ettiği şeye bir süre susar, sonra yeni bir arzuyla tekrar uyanır.

Aziz Müminler,

Şimdi gelelim işin en güzel tarafına. Melekler, sohbetten öyle bir tat alırlar ki, bu tıpkı bizim yemekten, içmekten aldığımız hazza benzer. Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte, cennette hurilerle bir anlık sohbetin tadının bile dünyevi lezzetlerin üzerinde olduğunu bildirmiştir. Bir düşünün, hurilerle her gün sohbet ettiğinizi, uzun uzun konuştuğunuzu... Cennet nimetlerinin en lezzetlisi işte budur.

İşte insanlar da salihlerle arkadaş olduklarında, onların sohbet meclislerinde bulunduklarında ve o meclislere melekler de geldiğinde, alimlerin sohbetinden tat almaya başlarlar. Bu tat, onlara hurilerle sohbet etme lezzetini yaşatır. Bu tadı alan bir kimse, sohbet meclislerini arar durur.

Bu haftaki sünnetimiz, mümin kardeşine dua etmek, hayır dua etmektir. Atalarımız ne güzel söylemiş: "Kalp kalbe karşıdır." Bir kimsenin aklına bir dostu, bir ahbabı geldiyse, hemen ona dua etsin. Bilsin ki, o an o ahbabının da aklına o kimse gelmiştir. Müminin mümine duası makbuldür. Eğer bir kimsenin aklına kötü kimseler geliyorsa, bilsin ki o kötü kimse ona bir kötülük peşindedir. Çünkü onun aklında da sen olduğun için, senin aklına da o gelmiştir.

Şimdi de önemli bir konuya değinelim: Bid'at. Bid'at, dinde aslı olmayan, sonradan ortaya çıkarılan şeylerdir. Bunu bir örnekle açıklayalım: Yumurta kaynatıp üzerine tuz ekmek güzeldir, lezzet katar. Hatta karabiber de eklerseniz enfes olur. Ama ne tuz ne de karabiber yumurtanın aslından değildir. Yumurtayı yumurta tadında yemek için, yan lezzetleri kesince, tuzu biberi eklemeyince yumurtanın gerçek olup olmadığı anlaşılır. Yok eğer yumurtaya tuz biber eklerseniz, o yumurta sahte bile olsa siz onu lezzetle yersiniz ve gerçeğini anlamazsınız.

İşte dinde olmayan şeyler de böyledir. Her ne kadar tuz biber gibi dini tatlandırsalar da eğer dinden değillerse bid'attırlar. Örneğin, tesbih namazı diye bir namaz sonradan çıkmıştır. Cebrail (a.s.)'ın Peygamberimize böyle bir namaz tarif ettiğine dair sahih bir hadis yoktur. Namazı tarif eden Cebrail'dir ama tesbih namazı diye bir rivayet yoktur. Bütün din hükümleri ayet ayet indiyse ve bütün ibadetler Cebrail'den öğrenildiyse, bu bid'ati dinimize sokan kimdir? "Ömründe bir kere kıl" diye bir şey uydurmuşlar, kandil gecelerinde yapacak bir şey bulamayıp böyle bir bid'at icat etmişler. Ey mümin, uyanık ol, yumurtanı oynatma böyle bid'atçilere!

Peki, mevlit okutmak bid'at midir? Mevlit, Peygamberimizin doğduğu gece olan Mevlit Kandili'nde okunursa bid'at olmaz, çünkü o gece onun doğumunu anmak sünnettir. Ama her kandilde okunması bid'attir. Çünkü Peygamberimiz sadece Rebiülevvel ayının 12. gecesi gelince doğum gününde olan hadiseleri anlatır, yâd ederdi. Bu yüzden mevlit, sadece Mevlit Kandili'nde okunmalıdır. Berat Gecesi'nde Peygamber'in doğumundan bahsetmek, cenazede düğün marşı çalmak gibi bir şeydir. Böyle ahmaklık olur mu hiç? Ramazan Bayramı'nda kurban keselim, Kurban Bayramı'nda şeker dağıtalım gibi bir şey bu.

Din, saftır ve temizdir. Ona pislik ve necaset bulaştırmayın. Başta okuduğumuz ayette Rabbimiz, müşriklerin pislik (necis) olduğunu ve Mescid-i Haram'a yaklaşmamaları gerektiğini buyuruyor. Dikkat edin, "kâfirler" değil, "müşrikler" buyuruyor. Yani Allah'a ortak koşanlar, Allah'tan başka şeylere tapanlar... Kimin Allah'ı para olmuş, kimin Allah'ı kadın olmuş, kimin Allah'ı makam olmuş, kimin Allah'ı yemek içmek olmuş, araba olmuş, ev villa olmuş... Bakınca adamın neye taptığı belli olur.

İşte asıl necaset, pislik budur: Kalplere putlaşan dünya sevgisi. Rabbimiz, bizleri bu tür gizli şirklerden ve bid'atlerden muhafaza eylesin. Dinimizi saf ve temiz haliyle yaşamayı ve yaşatmayı nasip etsin.

Zamanın imamı Mehdidir. Onun sohbetine, namazına sonradan yetişen ve onu tanıyan kimse, Mehdiyi bulduğu andan önceki bütün eksikliklerini tek başına tamamlamaya çalışmalıdır. Eğer bu, grup halinde yapılır ve o grupta kırk kişi olursa, o meclise melekler de katılır. Böyle bir meclisteki sohbetin tadı, diğer sohbetlere olan iştiyakı artırır. "Kişi, sevdiğiyle beraberdir" sırrınca, meleklerle oturup kalkanlar melek ahlakına yükselirler.

Ancak bu, artık günah işlemez olduk anlamına gelmez. Bilakis, bundan sonra yol daha da zordur. Çünkü nefs-i hayvani ve ruh-ı hayvani, kişiye düşman kesilir ve onu sürekli aşağı çekmeye çalışır. Mücadele işte asıl bundan sonra başlar.

Rabbim, insanlığımızı ve insanlığınızı artırsın. Bizi, nefsinin esiri olmaktan korusun. Salihlerle sohbeti, meleklerle arkadaşlığı nasip etsin. Âmin.

El-Fâtiha bi-hurmeti's-salat.

Başağaçlı Raşit Tunca
29.06.2013 Cumartesi





Signing of Halid

Halid
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi