Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı
Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir vakti varmıdır?
Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı
Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?
Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]
Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.
Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا
"ve tûbû ilâllâhi cemîan"
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
"Topluca Allah’a tevbe edin "
(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)
اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."
"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."
(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا
"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."
Meali
Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek
geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)
Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا
الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en‘âmi vel hars(hars), zâlike metâul hayâtid dünyâ, vallâhu indehu HÜSNÜL MEÂB. Kul e ünebbiukum bi hayrin min zâliküm, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd. Ellezîne yekûlüne rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zünûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel münfikîne vel müstağfirîne bil eshâr.
Meali:
İnsanlara, kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan şehvetler (aşırı düşkünlükler) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Allah ise O’nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mümin olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar) sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir (seherlerde tövbe edenlerdir).
*(Âl-i İmrân Suresi, 14-17. ayetler)*
Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsederken onlar “seherlerde tövbe edenlerdir” diyor. Öyleyse nasuh, gerçek ve geçerli bir tövbenin de vakti vardır. Birinci vakit günahtan hemen sonra, ikincisi seherlerdedir.
Seher vakti tam olarak ne zamandır?
Seher vakti, fecr-i kâzib (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hâsıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki buna fecr-i sâdık denir. Bu fecr-i sâdık, yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyle ki, ortalığın aydınlandığı fakat güneşin henüz daha doğmadığı zaman aralığına denilir.
Bu husuda kuranda yine
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû
kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn
Meali :
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.
(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."
(Tirmizî, Namaz, 326)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."
( Hadis-i Şerif )
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın
10_2. BABINDA
10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.
(1 den 10 defaya kadar)
Eğer zikrimizi sabah namazından sonra çekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanmışsa, bu zikri çektiğimiz vakit seher vakti ise hemen ardından:
“Estağfirullâh ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh.”
(3 defa)
ve sonra:
“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.”
(71 defa)
Bu zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.
“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.” (71 defa) Bu zikrin normaldeki yeri burasıdır. Ancak eğer sabah namazından sonra okundu ise zikrimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukarıdaki yerde okunur. Burada ikinci defa okunmasına gerek yok. Ama zikrimiz mesela gündüzleri veya güneş doğduktan sonra ya da akşamları okunacak ise burada okunur. Zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.
Ayrıca 5 vakit namazın hemen öncesinde sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasına. Baş parmak ile diğer parmakların boğumları tesbih edilerek 12 defa “Estağfirullah” denilir ve 13. defa denirken el yumruk yapılır, öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur.
Yine her gece uyumadan evvel yatağa girince 3 defa:
“Estağfirullâhel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyel kayyûme ve etûbü ileyh.” denilir.
--------------------
Günaha pişmanlık
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)
Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.
Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)
İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)
[Taberani]
(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse
büyük kalmaz.) [Deylemi]
(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)
[Tirmizi]
(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]
(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.
Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,
o günahı yazmaz.) [Hakim]
(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi
kabul eder.) [İbni Mace]
(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)
[Beyheki]
(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)
[Hakim]
(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.
Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük
günah yazılır.) [Deylemi]
(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)
[Beyheki]
(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]
(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,
Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]
(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]
Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa
hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir
li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,
bela olmaz) buyurdu.
Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının
affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)
[Ramuz]
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir
genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,
Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)
[Buhari]
(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-
kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,
affolur.) [Tirmizi]
("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden
başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca
günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]
(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret
dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)
[Tirmizi]
(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]
korumaz.) [İ.Huzeyme]
Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]
Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir
hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]
ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.
(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.
Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa
toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde
ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak
olur.) [Taberani]
(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]
(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe
ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve
kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]
(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)
[Beyheki]
(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak
demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü
kaldırmamalıdır.) [Buhari]
(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
