<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bilge Forum - Raşidi Tarikatı Genel Bilgiler]]></title>
		<link>https://bilgeforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Bilge Forum - https://bilgeforum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 22:42:49 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Zikir Evradımızdaki Fetih Suresi 29. Ayeti  ve ArapAlfabeyi Zikretmenin SebebiHikmeti]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=42905</link>
			<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 04:35:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=42905</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258665" target="_blank" title="">Zikir Evradımızdaki Fetih Suresi 29. Ayeti  ve Arapça Alfabeyi Zikretmenin Sebebi Hikmeti Nedir.png</a> (Dosya Boyutu: 2.13 MB / İndirme Sayısı: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikir Evradımızdaki Fetih Suresi 29. Ayeti  ve Arapça Alfabeyi Zikretmenin Sebebi Hikmeti Nedir?</span></span><br />
<br />
EBCED DUASI: HARFLERİN ÇOĞALTILMASIYLA HATALARIN TAMAMLANMASI VE SEVABIN HEDİYE EDİLMESİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râsidî Tarîkatı’nda Alfabe Zikrinin Derin Sırrı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillâhirrahmânirrahîm.</span><br />
Kur’ân-ı Kerîm’in her harfi, her kelimesi Rabbimizin sonsuz ilim ve kudretinin bir yansımasıdır. Harfler, sadece yazının değil, aynı zamanda mânevî âlemin de anahtarlarıdır. Râsidî Tarîkatı’nın kurucusu olarak müntesiplerimize öğrettiğimiz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası (Alfabe Duası)</span> işte bu hakikatin en derin tezahürlerinden biridir. Bu makalede, bu duanın sırrını, neden Fetih Suresi 29. âyetle birlikte yapıldığını ve nasıl bir mânevî mekanizma işlettiğini açıklayacağım.<br />
1. Duanın Temel Meselesi: Hata ve Eksikliklerin Telafisi<br />
İnsan olarak hepimiz, ibadetlerimizde, zikirlerimizde, okuduğumuz surelerde, hamd, tahmid, tekbir, tesbih, takdis, salavat ve selamlarımızda farkında olarak veya olmayarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hatalar</span> yaparız. Bir harfi yanlış telaffuz ederiz, bir harekeyi atlarız, bir kelimeyi eksik okuruz, bir cümleyi fazla söyleriz veya sırasını şaşırırız. İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span> tam bu noktada devreye girer.<br />
Bu duada, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arap alfabesindeki bütün harfler</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetih Suresi’nin 29. âyetindeki harfler</span> Rabbimize arz edilir. Dua ile şu niyette bulunuruz:<br />
“Ya Rabbi, bu harfleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokça çoğalt</span>. Onlarla, geçmişten bugüne ve bugünden kıyametin sabahına kadar okuyacağım <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm dualarımdaki, zikirlerimdeki, surelerimdeki, ayetlerimdeki, tahmid, temcid, tehlil, tekbir, tesbih, takdis, salavat, selam, şükür ve hamdlarımdaki</span> bütün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hatalarımı düzelt</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yanlışlarımı gider</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eksiklerimi tamamla</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fazlalarımı al</span>, doğru okunmuşlar silsilesine kat.”<br />
Bu, bir mânevî <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tashih</span> (düzeltme) ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikmal</span> (tamamlama) ameliyesidir. Harfler çoğaltılarak, sanki her bir harf, her bir kelime yeniden ve kusursuzca okunmuş gibi kabul edilir.<br />
2. Neden Fetih Suresi 29. Âyet?<br />
Fetih Suresi 29. âyet, Arap alfabesindeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm harfleri</span> bünyesinde barındıran nadir âyetlerdendir. Bu özelliği sebebiyle, bu âyetle yapılan dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın kelâmı</span> ile hatasız bir okumayı temsil eder. Biz bu âyeti okuyarak, yaptığımız düzeltme ameliyesini ilâhî bir kelamın garantisi altına alırız. Yani deriz ki:<br />
“Ya Rabbi, benim yanlış okuduklarımı, bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">senin kusursuz kelâmındaki harflerle</span> tamamla, düzelt.”<br />
Böylece hatalarımız sadece bizim niyetimizle değil, bizzat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın kelâmının harfleriyle</span> örtülmüş ve affedilmiş olur.<br />
3. Harfleri Çoğaltmak Ne Demektir?<br />
Duada “Ya Rabbi, bu harfleri çokça çoğalt” ifadesi çok önemlidir. Buradaki “çoğaltmak” şu mânevî anlamlara gelir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her bir harf</span>, okunması gereken her yerde hazır bulunsun.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eksik okunan her kelime</span>, bu çoğaltılmış harflerle ikmal edilsin.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla veya yanlış okunan her harf</span>, bu harflerin bereketiyle örtülsün ve doğruya dönüştürülsün.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve evradın devam edemeyen kısımları</span>, bu harflerle tamamlansın. (Örneğin, vakit darlığı sebebiyle zikrin tamamını okuyamayan bir müntesip için: “Ya Rabbi, onun eksik kalan kısımlarını bu harflerle tamamla.”)</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu yönüyle Ebced Duası, hem <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bireysel</span> hem de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">cemaatsel</span> bir mânevî sigorta işlevi görür.<br />
4. Tamamlanan İbadetin Sevabını Hediye Etmek<br />
Duamızın en güzel ve kapsamlı yanlarından biri de, bu şekilde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">düzeltilmiş, tamamlanmış, kusursuz hâle getirilmiş ibadetlerin sevabını</span> başkalarına hediye etmemizdir. Bu hediye, duada sayılan onlarca kişi ve grubu kapsar:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aile fertleri:</span> Eş, çocuklar, anne, baba, dede, nine, amca, dayı, teyze, hala, yeğen, kuzen, kardeşler, kayınvalide, kayınpeder, baldız, damat, gelin, dünürler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçmişler:</span> Anneden ve babadan tarafa geçmişler, kayın tarafından geçmişler, gizli kalmış çocukların anneleri tarafından geçmişler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarikat mensupları:</span> Râsidî Tarîkatı’na intisap etmiş ve edecek olanlar, Mehdi ve sevenleri, cemaati.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizmet edenler:</span> Rızkımızın temininde emeği geçen ehl-i iman (çiftçi, işçi, üretici, nakliyeci vb.), kullandığımız alet ve edevatın icadında ve geliştirilmesinde emeği olanlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öğretmenler, mürşidler, arkadaşlar, imanlı komşular (kırk fersah sağa sola, öne arkaya, alta ve üste).</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevî büyükler:</span> Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla, Silsileyi Melaemi.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberler ve ümmetleri:</span> Özellikle Muhammed Mustafa (s.a.v.), âl ve ashabı, ehl-i beyti, diğer peygamberler ve bize düşmanlık etmeyen ehl-i iman ümmetleri.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihî şahsiyetler ve şehitler:</span> Osmanlı ecdadı, Mustafa Kemal ve Millî Mücadele arkadaşları, vatan savunmasında şehit ve gazi olanlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm ümmet:</span> Ölmüş ve yaşayan, kıyamete kadar gelecek tüm ehl-i iman ümmet-i Muhammed.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu kapsamlı hediye, duanın ne kadar geniş bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rahmet ve bereket</span> iklimi oluşturduğunu gösterir.<br />
5. Zaman ve Mekân Sınırını Aşan Bir Dua<br />
Ebced Duası’nın bir diğer eşsiz özelliği, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zaman ve imkân darlığını aşmasıdır</span>. Dua ile şöyle niyaz ederiz:<br />
“Ya Rabbi, bir müntesip, giriş duasını ve bir defa eûzü-besmeleyi okuduktan sonra, vakit darlığı sebebiyle zikrin devamını okuyamazsa, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu harfleri öyle çoğalt ki, onlarla zikrin devamını ve eksik kalan kısımlarını tamamla.</span> Aynı şekilde, bir Fatiha veya Kulhü’lere niyet edip de devamını okuyamayana da aynı şekilde muamele et.”<br />
Bu, tarîkatımız için büyük bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mânevî kolaylık</span>tır. Hiç kimse, vakti olmadığı için ecirden mahrum kalmaz. Harflerin çoğaltılmasıyla, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">niyet edilen her ibadet tamamlanmış sayılır</span>.<br />
6. “Bir Hediye Paketi” Anlayışı<br />
Duamızda ayrıca, Yasin, İhlas, Fatiha ve Râsidî hatimlerimizin harflerinin de çoğaltılmasını isteriz. Böylece, bir gün içinde okuduğumuz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hediye paketimiz</span>, saydığımız her bir kişiye <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir adet</span> olarak ulaşır. Yani:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bir Fatiha okuruz, ama harflerin çoğaltılmasıyla binlerce kişiye birer Fatiha hediye edilmiş olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bir Yasin okuruz, ama aynı bereketle her bir yakınımıza bir Yasin sevabı gider.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">az amel ile çok sevap</span> kapısının anahtarıdır.<br />
7. Sonuç ve Hatırlatma<br />
Râsidî Tarîkatı’nın müntesipleri bilmelidir ki:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span>, sıradan bir dua değildir. Kur’ân’ın harf yapısındaki ilâhî hikmete dayanan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hataları düzelten, eksikleri tamamlayan, sevabı çoğaltan ve hediye eden</span> büyük bir mânevî sistemdir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu dua ile <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">okuduğumuz her şey</span> (ister eksik, ister fazla, ister yanlış olsun) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kusursuz hâle gelir</span> ve Allah’ın huzuruna öylece sunulur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu duayı yapan bir kimse, sadece kendisi için değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">geçmiş ve gelecek bütün ehl-i iman için</span> rahmet vesilesi olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zaman darlığı</span> mazeret değildir. Harflerin çoğaltılmasıyla her niyet, tam ibadete dönüşür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbimiz dualarımızı kabul eylesin. Harflerimizi nûr, hatalarımızı af, eksiklerimizi ikmal eylesin. Bizi, ehlimizi ve bütün müntesiplerimizi dergâhına mahcup etmesin. Âmîn.</span></span><br />
<br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/gvKFZ6f8a78" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râşid Tunca</span></span><br />
Râsidî Tarîkatı Kurucusu<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Schrems,05.04. 2026</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab. Velhamdülillâhi rabbil âlemîn. Âmîn.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258665" target="_blank" title="">Zikir Evradımızdaki Fetih Suresi 29. Ayeti  ve Arapça Alfabeyi Zikretmenin Sebebi Hikmeti Nedir.png</a> (Dosya Boyutu: 2.13 MB / İndirme Sayısı: 22)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikir Evradımızdaki Fetih Suresi 29. Ayeti  ve Arapça Alfabeyi Zikretmenin Sebebi Hikmeti Nedir?</span></span><br />
<br />
EBCED DUASI: HARFLERİN ÇOĞALTILMASIYLA HATALARIN TAMAMLANMASI VE SEVABIN HEDİYE EDİLMESİ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râsidî Tarîkatı’nda Alfabe Zikrinin Derin Sırrı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bismillâhirrahmânirrahîm.</span><br />
Kur’ân-ı Kerîm’in her harfi, her kelimesi Rabbimizin sonsuz ilim ve kudretinin bir yansımasıdır. Harfler, sadece yazının değil, aynı zamanda mânevî âlemin de anahtarlarıdır. Râsidî Tarîkatı’nın kurucusu olarak müntesiplerimize öğrettiğimiz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası (Alfabe Duası)</span> işte bu hakikatin en derin tezahürlerinden biridir. Bu makalede, bu duanın sırrını, neden Fetih Suresi 29. âyetle birlikte yapıldığını ve nasıl bir mânevî mekanizma işlettiğini açıklayacağım.<br />
1. Duanın Temel Meselesi: Hata ve Eksikliklerin Telafisi<br />
İnsan olarak hepimiz, ibadetlerimizde, zikirlerimizde, okuduğumuz surelerde, hamd, tahmid, tekbir, tesbih, takdis, salavat ve selamlarımızda farkında olarak veya olmayarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hatalar</span> yaparız. Bir harfi yanlış telaffuz ederiz, bir harekeyi atlarız, bir kelimeyi eksik okuruz, bir cümleyi fazla söyleriz veya sırasını şaşırırız. İşte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span> tam bu noktada devreye girer.<br />
Bu duada, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arap alfabesindeki bütün harfler</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetih Suresi’nin 29. âyetindeki harfler</span> Rabbimize arz edilir. Dua ile şu niyette bulunuruz:<br />
“Ya Rabbi, bu harfleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">çokça çoğalt</span>. Onlarla, geçmişten bugüne ve bugünden kıyametin sabahına kadar okuyacağım <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm dualarımdaki, zikirlerimdeki, surelerimdeki, ayetlerimdeki, tahmid, temcid, tehlil, tekbir, tesbih, takdis, salavat, selam, şükür ve hamdlarımdaki</span> bütün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hatalarımı düzelt</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yanlışlarımı gider</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">eksiklerimi tamamla</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fazlalarımı al</span>, doğru okunmuşlar silsilesine kat.”<br />
Bu, bir mânevî <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tashih</span> (düzeltme) ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ikmal</span> (tamamlama) ameliyesidir. Harfler çoğaltılarak, sanki her bir harf, her bir kelime yeniden ve kusursuzca okunmuş gibi kabul edilir.<br />
2. Neden Fetih Suresi 29. Âyet?<br />
Fetih Suresi 29. âyet, Arap alfabesindeki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tüm harfleri</span> bünyesinde barındıran nadir âyetlerdendir. Bu özelliği sebebiyle, bu âyetle yapılan dua, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın kelâmı</span> ile hatasız bir okumayı temsil eder. Biz bu âyeti okuyarak, yaptığımız düzeltme ameliyesini ilâhî bir kelamın garantisi altına alırız. Yani deriz ki:<br />
“Ya Rabbi, benim yanlış okuduklarımı, bu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">senin kusursuz kelâmındaki harflerle</span> tamamla, düzelt.”<br />
Böylece hatalarımız sadece bizim niyetimizle değil, bizzat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın kelâmının harfleriyle</span> örtülmüş ve affedilmiş olur.<br />
3. Harfleri Çoğaltmak Ne Demektir?<br />
Duada “Ya Rabbi, bu harfleri çokça çoğalt” ifadesi çok önemlidir. Buradaki “çoğaltmak” şu mânevî anlamlara gelir:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her bir harf</span>, okunması gereken her yerde hazır bulunsun.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eksik okunan her kelime</span>, bu çoğaltılmış harflerle ikmal edilsin.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazla veya yanlış okunan her harf</span>, bu harflerin bereketiyle örtülsün ve doğruya dönüştürülsün.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zikir ve evradın devam edemeyen kısımları</span>, bu harflerle tamamlansın. (Örneğin, vakit darlığı sebebiyle zikrin tamamını okuyamayan bir müntesip için: “Ya Rabbi, onun eksik kalan kısımlarını bu harflerle tamamla.”)</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu yönüyle Ebced Duası, hem <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bireysel</span> hem de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">cemaatsel</span> bir mânevî sigorta işlevi görür.<br />
4. Tamamlanan İbadetin Sevabını Hediye Etmek<br />
Duamızın en güzel ve kapsamlı yanlarından biri de, bu şekilde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">düzeltilmiş, tamamlanmış, kusursuz hâle getirilmiş ibadetlerin sevabını</span> başkalarına hediye etmemizdir. Bu hediye, duada sayılan onlarca kişi ve grubu kapsar:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aile fertleri:</span> Eş, çocuklar, anne, baba, dede, nine, amca, dayı, teyze, hala, yeğen, kuzen, kardeşler, kayınvalide, kayınpeder, baldız, damat, gelin, dünürler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçmişler:</span> Anneden ve babadan tarafa geçmişler, kayın tarafından geçmişler, gizli kalmış çocukların anneleri tarafından geçmişler.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarikat mensupları:</span> Râsidî Tarîkatı’na intisap etmiş ve edecek olanlar, Mehdi ve sevenleri, cemaati.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizmet edenler:</span> Rızkımızın temininde emeği geçen ehl-i iman (çiftçi, işçi, üretici, nakliyeci vb.), kullandığımız alet ve edevatın icadında ve geliştirilmesinde emeği olanlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öğretmenler, mürşidler, arkadaşlar, imanlı komşular (kırk fersah sağa sola, öne arkaya, alta ve üste).</span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manevî büyükler:</span> Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla, Silsileyi Melaemi.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberler ve ümmetleri:</span> Özellikle Muhammed Mustafa (s.a.v.), âl ve ashabı, ehl-i beyti, diğer peygamberler ve bize düşmanlık etmeyen ehl-i iman ümmetleri.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihî şahsiyetler ve şehitler:</span> Osmanlı ecdadı, Mustafa Kemal ve Millî Mücadele arkadaşları, vatan savunmasında şehit ve gazi olanlar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tüm ümmet:</span> Ölmüş ve yaşayan, kıyamete kadar gelecek tüm ehl-i iman ümmet-i Muhammed.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu kapsamlı hediye, duanın ne kadar geniş bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rahmet ve bereket</span> iklimi oluşturduğunu gösterir.<br />
5. Zaman ve Mekân Sınırını Aşan Bir Dua<br />
Ebced Duası’nın bir diğer eşsiz özelliği, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">zaman ve imkân darlığını aşmasıdır</span>. Dua ile şöyle niyaz ederiz:<br />
“Ya Rabbi, bir müntesip, giriş duasını ve bir defa eûzü-besmeleyi okuduktan sonra, vakit darlığı sebebiyle zikrin devamını okuyamazsa, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bu harfleri öyle çoğalt ki, onlarla zikrin devamını ve eksik kalan kısımlarını tamamla.</span> Aynı şekilde, bir Fatiha veya Kulhü’lere niyet edip de devamını okuyamayana da aynı şekilde muamele et.”<br />
Bu, tarîkatımız için büyük bir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mânevî kolaylık</span>tır. Hiç kimse, vakti olmadığı için ecirden mahrum kalmaz. Harflerin çoğaltılmasıyla, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">niyet edilen her ibadet tamamlanmış sayılır</span>.<br />
6. “Bir Hediye Paketi” Anlayışı<br />
Duamızda ayrıca, Yasin, İhlas, Fatiha ve Râsidî hatimlerimizin harflerinin de çoğaltılmasını isteriz. Böylece, bir gün içinde okuduğumuz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hediye paketimiz</span>, saydığımız her bir kişiye <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir adet</span> olarak ulaşır. Yani:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bir Fatiha okuruz, ama harflerin çoğaltılmasıyla binlerce kişiye birer Fatiha hediye edilmiş olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bir Yasin okuruz, ama aynı bereketle her bir yakınımıza bir Yasin sevabı gider.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">az amel ile çok sevap</span> kapısının anahtarıdır.<br />
7. Sonuç ve Hatırlatma<br />
Râsidî Tarîkatı’nın müntesipleri bilmelidir ki:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebced Duası</span>, sıradan bir dua değildir. Kur’ân’ın harf yapısındaki ilâhî hikmete dayanan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">hataları düzelten, eksikleri tamamlayan, sevabı çoğaltan ve hediye eden</span> büyük bir mânevî sistemdir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu dua ile <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">okuduğumuz her şey</span> (ister eksik, ister fazla, ister yanlış olsun) <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kusursuz hâle gelir</span> ve Allah’ın huzuruna öylece sunulur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu duayı yapan bir kimse, sadece kendisi için değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">geçmiş ve gelecek bütün ehl-i iman için</span> rahmet vesilesi olur.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zaman darlığı</span> mazeret değildir. Harflerin çoğaltılmasıyla her niyet, tam ibadete dönüşür.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbimiz dualarımızı kabul eylesin. Harflerimizi nûr, hatalarımızı af, eksiklerimizi ikmal eylesin. Bizi, ehlimizi ve bütün müntesiplerimizi dergâhına mahcup etmesin. Âmîn.</span></span><br />
<br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/gvKFZ6f8a78" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Râşid Tunca</span></span><br />
Râsidî Tarîkatı Kurucusu<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Schrems,05.04. 2026</span><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab. Velhamdülillâhi rabbil âlemîn. Âmîn.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Nafile Namaz]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=41546</link>
			<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 04:50:44 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=41546</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Nafile Namaz</span></span><br />
<br />
Regaib, Berat, Mirac gibi Kandil Gecelerinde ve Kadir gecesinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz ve  Okuncak Dualar<br />
<br />
1. iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.<br />
<br />
2. Namaz tamam olduğunda selam verdikten sonra oturulur yedi kere:<br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed"<br />
<br />
“Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e salât u selâm eyle, ve âline de salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. <br />
<br />
3. Sonra  Otururken onbir kere:<br />
<br />
Arapça Yazılışı:<br />
<br />
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
<br />
Türkçe Okunuşu (Harfen):<br />
<br />
"Sübbûhun, kuddûsun, rabbunâ ve rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh."<br />
<br />
“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”<br />
<br />
<br />
4. Sonra otururken  11 kere<br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
<br />
"Allah noksan sıfatlardan uzaktır, hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka (hak) ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Yüce ve Azim olan Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur."<br />
<br />
5. Sonra otururken 3 kere<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
<br />
"Allah'tan başka (hak) ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. O, hiç ölmeyecek olan diri (Hayy) dir. Her türlü hayır O'nun elindedir ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."<br />
<br />
6. Sonrada otururken 3 kere Tevbe edilir<br />
<br />
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
<br />
"Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, Hayy (diri) ve Kayyum (her şeyi ayakta tutan) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
7. Sonrada otururken 71 Defa Tevbe  duâsı okunacak.<br />
<br />
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh .<br />
<br />
"Ulu ve yüce (Azîm) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
8. ve Sonra Otururken bir defa bu büyük Salavat okuncak<br />
<br />
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.<br />
<br />
velhamdülillahi rabbil alemiyne Aamiyn.<br />
<br />
"Allah'ım! Muhammed'e, onun ailesine, ashâbına ve bütün takipçilerine salât et (rahmet ve bereketini gönder). Selam olsun Cebrail'e, Mikâil'e, İsrâfil'e ve Azrail'e, Arş'ı taşıyan meleklere, Münker ve Nekir'e. Selam olsun yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere, bütün nebîlere ve peygamberlere. Selam olsun velîlere ve sâlih kimselere. Allah'ın selamı ve salâtı (rahmeti) hepsinin üzerine olsun."<br />
Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Amiiyn<br />
<br />
9. Ve sonra oturarak el açıp Amiin denilcek dua edilcek ve  dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak celle ve alâ Hazretleri’nden niyaz edilecek istenilcektir. <br />
<br />
Sonra Allahuekber Diyerek iki secde daha edip secdeden başını kaldırıp <br />
<br />
şu dua edilcek<br />
<br />
Duanın Arapçası<br />
<br />
تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Okunuşu<br />
<br />
Tekabbel minnâ, inneke ente’s-semîu’l-basîru’l-alîm. Ve tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.<br />
<br />
Türkçe Anlamı<br />
<br />
"Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilensin. Tövbemizi kabul et; şüphesiz Sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın." <br />
<br />
<br />
10. sonra  bu dua okuncak<br />
<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
"Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm müminleri bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul buyur. Selâm, tüm peygamberlerin üzerine olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun."<br />
<br />
deyip elini yüzüne sürecek ve  namaz ve duâsı tamam olmuş olur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Nafile Namaz</span></span><br />
<br />
Regaib, Berat, Mirac gibi Kandil Gecelerinde ve Kadir gecesinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz ve  Okuncak Dualar<br />
<br />
1. iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.<br />
<br />
2. Namaz tamam olduğunda selam verdikten sonra oturulur yedi kere:<br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed"<br />
<br />
“Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e salât u selâm eyle, ve âline de salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. <br />
<br />
3. Sonra  Otururken onbir kere:<br />
<br />
Arapça Yazılışı:<br />
<br />
سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ<br />
<br />
Türkçe Okunuşu (Harfen):<br />
<br />
"Sübbûhun, kuddûsun, rabbunâ ve rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh."<br />
<br />
“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”<br />
<br />
<br />
4. Sonra otururken  11 kere<br />
<br />
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim<br />
<br />
"Allah noksan sıfatlardan uzaktır, hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka (hak) ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Yüce ve Azim olan Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur."<br />
<br />
5. Sonra otururken 3 kere<br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr<br />
<br />
"Allah'tan başka (hak) ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. O, hiç ölmeyecek olan diri (Hayy) dir. Her türlü hayır O'nun elindedir ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."<br />
<br />
6. Sonrada otururken 3 kere Tevbe edilir<br />
<br />
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh<br />
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.<br />
<br />
"Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, Hayy (diri) ve Kayyum (her şeyi ayakta tutan) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
7. Sonrada otururken 71 Defa Tevbe  duâsı okunacak.<br />
<br />
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ<br />
<br />
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh .<br />
<br />
"Ulu ve yüce (Azîm) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."<br />
<br />
8. ve Sonra Otururken bir defa bu büyük Salavat okuncak<br />
<br />
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.<br />
<br />
velhamdülillahi rabbil alemiyne Aamiyn.<br />
<br />
"Allah'ım! Muhammed'e, onun ailesine, ashâbına ve bütün takipçilerine salât et (rahmet ve bereketini gönder). Selam olsun Cebrail'e, Mikâil'e, İsrâfil'e ve Azrail'e, Arş'ı taşıyan meleklere, Münker ve Nekir'e. Selam olsun yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere, bütün nebîlere ve peygamberlere. Selam olsun velîlere ve sâlih kimselere. Allah'ın selamı ve salâtı (rahmeti) hepsinin üzerine olsun."<br />
Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Amiiyn<br />
<br />
9. Ve sonra oturarak el açıp Amiin denilcek dua edilcek ve  dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak celle ve alâ Hazretleri’nden niyaz edilecek istenilcektir. <br />
<br />
Sonra Allahuekber Diyerek iki secde daha edip secdeden başını kaldırıp <br />
<br />
şu dua edilcek<br />
<br />
Duanın Arapçası<br />
<br />
تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Okunuşu<br />
<br />
Tekabbel minnâ, inneke ente’s-semîu’l-basîru’l-alîm. Ve tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.<br />
<br />
Türkçe Anlamı<br />
<br />
"Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilensin. Tövbemizi kabul et; şüphesiz Sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın." <br />
<br />
<br />
10. sonra  bu dua okuncak<br />
<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
"Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm müminleri bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul buyur. Selâm, tüm peygamberlerin üzerine olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun."<br />
<br />
deyip elini yüzüne sürecek ve  namaz ve duâsı tamam olmuş olur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarkatında Kar veya Yağmur Yağması için Kaseye Su veya Süt Hazırlama]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=39761</link>
			<pubDate>Thu, 14 Aug 2025 03:49:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=39761</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/YqhKraTLug8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşidi Tarkatında Kar veya Yağmur Yağması için Kaseye Su veya Süt Hazırlama</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/YqhKraTLug8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
Raşidi Tarkatında Kar veya Yağmur Yağması için Kaseye Su veya Süt Hazırlama</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zikirimizdeki Kehf Suresi 109. Ayetin Fazileti]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=37045</link>
			<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 05:56:33 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=37045</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikirimizdeki Kehf Suresi 109. Ayetin Fazileti</span></span><br />
<br />
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا<br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstediğin Saatte Uyanmak İçin Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
İstediğin Saatte Kalkmak İçin Okunacak Dua <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Resulü de şöyle buyurur: </span></span><br />
<br />
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku: <br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
<br />
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.<br />
<br />
Tefsir-i Ruhu’l-Beyan, c. 5, s. 316; el-Camiu’l-Ahkamu’l-Kur’an, c. 11, s. 72. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbn. Abbas’tan nakledildiği üzere bir şahıs Allah Resulü’ne şöyle der:</span> </span><br />
<br />
“Ben gecenin belirli bir saatinde kalkmak istiyorum ama uyku bana galebe çalıyor. <br />
<br />
Allah Resulü de şöyle buyurur: <br />
<br />
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku: <br />
<br />
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا<br />
<br />
قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا<br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ.<br />
<br />
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kehf, 109-110</span></span><br />
<br />
Tefsir-i Numune, Nasır Mekarim Şirazi, c. 11, s. 42, c. 10, s. 267, c. 8, s. 255 ve 325, c. 5, s. 222’den iktibas edilmiştir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu Videoyu izle</span></span><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/embed/MgTcQo_r4_8" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/embed/MgTcQo_r4_8</a><br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikirimizdeki Kehf Suresi 109. Ayetin Fazileti</span></span><br />
<br />
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا<br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstediğin Saatte Uyanmak İçin Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
İstediğin Saatte Kalkmak İçin Okunacak Dua <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Resulü de şöyle buyurur: </span></span><br />
<br />
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku: <br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
<br />
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.<br />
<br />
Tefsir-i Ruhu’l-Beyan, c. 5, s. 316; el-Camiu’l-Ahkamu’l-Kur’an, c. 11, s. 72. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbn. Abbas’tan nakledildiği üzere bir şahıs Allah Resulü’ne şöyle der:</span> </span><br />
<br />
“Ben gecenin belirli bir saatinde kalkmak istiyorum ama uyku bana galebe çalıyor. <br />
<br />
Allah Resulü de şöyle buyurur: <br />
<br />
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku: <br />
<br />
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا<br />
<br />
قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا<br />
<br />
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.<br />
Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ.<br />
<br />
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kehf, 109-110</span></span><br />
<br />
Tefsir-i Numune, Nasır Mekarim Şirazi, c. 11, s. 42, c. 10, s. 267, c. 8, s. 255 ve 325, c. 5, s. 222’den iktibas edilmiştir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu Videoyu izle</span></span><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/embed/MgTcQo_r4_8" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/embed/MgTcQo_r4_8</a><br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giriş Mühürlerim]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=36240</link>
			<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 23:17:48 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=36240</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giriş Mühürlerim<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206672" target="_blank" title="">DSC07286.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.52 MB / İndirme Sayısı: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206673" target="_blank" title="">DSC07289.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.41 MB / İndirme Sayısı: 115)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206674" target="_blank" title="">DSC07290.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.67 MB / İndirme Sayısı: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206675" target="_blank" title="">1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giris Mühürlerim.jpg</a> (Dosya Boyutu: 385.64 KB / İndirme Sayısı: 118)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<br />
ilk intisab ettiğim Şeyhim Nakşibendi Şeyhi Muhammed Raşit Erol Sağ iken ki Hatmei Hacegan Duası ve Silsiledeki Yeri<br />
<br />
AVUSTURYA Schrems Diyanet Camisi ESKi ATiP ÜYE KARTIM<br />
<br />
Ankara Balgat Üniversite Öğrenci Yurdu Kimlik Kartım (Pasaporttaki Resimim ile Aynı Resim Var 1989 Ben)<br />
<br />
Medine Rehberi Kitabım Ve Hac Rehberi Kitabım Hacdan Aldım Arapça<br />
Kitabın Arka Yüzünde Hac Arkadaşlarımın isimleri Adresleri Var Çoğu Vefat Etmiş Allah Rahmet Eylesin. (Avusturya Herzogenburg Camisi Milli Görüş Cemaati)<br />
<br />
Pasport mühürlerim Pasport Kimlik bölümüm<br />
Pasport Kapıkule Giriş Çıkış Mühürleri<br />
<br />
1997 Senesi Schrems Eczanesinin Dağıttığı Nöbetci Eczane Takvimi<br />
1997 de Hac 17 Nisan 1997 de Arafat idi ve Bu belkide kainat yartılalıdan beri Tek bir defa olan döngü idi ve HACCI EKBER günü idi 17 si Perşembe 17 April Donerstag 1997<br />
<br />
Kendi Tekkemizin sofilerinden sofi Süleyman Ak pınar`da o sene benimle Hac etti o ayrı grup ile gitti ve Medine de  Abdülhamit'in yaptırdığı Eski Osmanlı Tren istasyonu gezisinde beraberdik...<br />
<br />
....<br />
<br />
Bunları indiren şahıs dikkat etsin pasaport resmi evraktır bunlarda herhangi bir oynama yapan resmi evrakta oynama yapmaktan hapis cezasına çarptırılır <br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giriş Mühürlerim<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206672" target="_blank" title="">DSC07286.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.52 MB / İndirme Sayısı: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206673" target="_blank" title="">DSC07289.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.41 MB / İndirme Sayısı: 115)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206674" target="_blank" title="">DSC07290.JPG</a> (Dosya Boyutu: 1.67 MB / İndirme Sayısı: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=206675" target="_blank" title="">1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giris Mühürlerim.jpg</a> (Dosya Boyutu: 385.64 KB / İndirme Sayısı: 118)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<br />
ilk intisab ettiğim Şeyhim Nakşibendi Şeyhi Muhammed Raşit Erol Sağ iken ki Hatmei Hacegan Duası ve Silsiledeki Yeri<br />
<br />
AVUSTURYA Schrems Diyanet Camisi ESKi ATiP ÜYE KARTIM<br />
<br />
Ankara Balgat Üniversite Öğrenci Yurdu Kimlik Kartım (Pasaporttaki Resimim ile Aynı Resim Var 1989 Ben)<br />
<br />
Medine Rehberi Kitabım Ve Hac Rehberi Kitabım Hacdan Aldım Arapça<br />
Kitabın Arka Yüzünde Hac Arkadaşlarımın isimleri Adresleri Var Çoğu Vefat Etmiş Allah Rahmet Eylesin. (Avusturya Herzogenburg Camisi Milli Görüş Cemaati)<br />
<br />
Pasport mühürlerim Pasport Kimlik bölümüm<br />
Pasport Kapıkule Giriş Çıkış Mühürleri<br />
<br />
1997 Senesi Schrems Eczanesinin Dağıttığı Nöbetci Eczane Takvimi<br />
1997 de Hac 17 Nisan 1997 de Arafat idi ve Bu belkide kainat yartılalıdan beri Tek bir defa olan döngü idi ve HACCI EKBER günü idi 17 si Perşembe 17 April Donerstag 1997<br />
<br />
Kendi Tekkemizin sofilerinden sofi Süleyman Ak pınar`da o sene benimle Hac etti o ayrı grup ile gitti ve Medine de  Abdülhamit'in yaptırdığı Eski Osmanlı Tren istasyonu gezisinde beraberdik...<br />
<br />
....<br />
<br />
Bunları indiren şahıs dikkat etsin pasaport resmi evraktır bunlarda herhangi bir oynama yapan resmi evrakta oynama yapmaktan hapis cezasına çarptırılır <br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rabıta için Raşit Tunca Yeni Fotoğrafları V040320250323]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=36143</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 03:38:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=36143</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rabıta için Raşit Tunca Yeni Fotoğrafları V040320250323P1<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205615" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N32.jpg</a> (Dosya Boyutu: 581.72 KB / İndirme Sayısı: 133)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205616" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N34.jpg</a> (Dosya Boyutu: 585.15 KB / İndirme Sayısı: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205617" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N37.jpg</a> (Dosya Boyutu: 663.92 KB / İndirme Sayısı: 121)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205618" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N38.jpg</a> (Dosya Boyutu: 656.86 KB / İndirme Sayısı: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205619" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N39.jpg</a> (Dosya Boyutu: 506.24 KB / İndirme Sayısı: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205620" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N40.jpg</a> (Dosya Boyutu: 533.14 KB / İndirme Sayısı: 124)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşit Tunca ve Eşi Sebahat Tunca Gençlik Fotoğrafları;Raşit Tunca'nın Gençlik Fotoğrafları;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Rabıta için Raşit Tunca Yeni Fotoğrafları V040320250323P1<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205615" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N32.jpg</a> (Dosya Boyutu: 581.72 KB / İndirme Sayısı: 133)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205616" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N34.jpg</a> (Dosya Boyutu: 585.15 KB / İndirme Sayısı: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205617" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N37.jpg</a> (Dosya Boyutu: 663.92 KB / İndirme Sayısı: 121)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205618" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N38.jpg</a> (Dosya Boyutu: 656.86 KB / İndirme Sayısı: 134)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205619" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N39.jpg</a> (Dosya Boyutu: 506.24 KB / İndirme Sayısı: 131)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bilgeforum.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=205620" target="_blank" title="">Rasit Tunca V040320250304-N40.jpg</a> (Dosya Boyutu: 533.14 KB / İndirme Sayısı: 124)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Başağaçlı ;Raşit Tunca ; Karoglan Hoca; Kimdir?; Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit ;Tunca;hacelilerin Raşit ;hacialinin mustafanin oglu;karakuyu;Başağaç;sandikli;afyon;afyon karahisar;tükiye;türkei;turkey; Başağaçlı Raşit Tunca Fotoğrafları; Karoglan Hoca Fotoğrafları;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca; Raşit; Tunca; Rasit;Rasit Tunca; Karoglan; Karoglan Hoca; Karoglan; Nurfelak; imageman; Başağaçlı Raşit Tunca;Raşit Tunca;Rasit;Rasit Tunca;Başağaçlı;Karoglan Hoca; Kimdir?;Raşit Tunca Biyografisi;Karoglan;Kar©glan;Başağaçlı Raşit Tunca;Başağaçlı Raşit;Tunca;Hacelilerin Raşit ;Hacı Ali'nin Mustafanın Oğlu;Karakuyu;Başağaç;Sandıklı;Afyon;Afyon Karahisar;Tükiye;Türkei;Turkey;Nostalji Fotoğraflar;Türkiyeli Raşit Tunca;Avusturyalı Raşit Tunca; Avrupalı Raşit Tunca;Gmünd'lü Raşit Tunca;Schrems'li Raşit Tunca;Sandıklılı Raşit Tunca;Afyonlu Raşit Tunca;Egeli Raşit Tunca;Afyonlu Raşit;Avusturyalı Raşit;Türkiyeli Raşit;Sandıklılı Raşit;Afyonlu Raşit;Raşit Tunca ve Eşi Sebahat Tunca Gençlik Fotoğrafları;Raşit Tunca'nın Gençlik Fotoğrafları;Raşidi Tarikatının Kurucusu;Raşidi Tarikatının Şeyhi;Raşidi Tarikatının imamı;Raşidi Tarikatı;Raşidi Yolu;Raşidi Yolunun Kurucusu;Raşidi Zikri;Raşidi Tarikatı Zikir Evradı;Raşidi Tarikatı Forumu;Raşidi Tarikatı Web Adresi;Raşidi Tarikatı internet Sayfası;Raşid;Raşit;imageman;Nurfelak;Efsane1 Türk;Raşit Tunca Fotoğrafları;Raşit Tunca Resimleri;Raşit Tunca Resimi;Raşit Tunca Fotoğrafı;Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca;Karoglan Raşit;Raşit Tunca;Kar©glan;Karoglan;Nurfelak;imageman;Başağaçlı;Başağaçlı Raşit;Raşit;Tunca;</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevsimine Göre Gündüzlerin veya Gecenin Uzaması Veya Kısalması İçin]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24920</link>
			<pubDate>Thu, 14 Dec 2023 11:41:12 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24920</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevsimine Göre Gündüzlerin veya Gecenin Uzaması Veya Kısalması İçin</span></span><br />
<br />
Sonbaharda gündüzlerin kısalması ve gecelerin uzaması gerekir. Bunun için yine kâinatı ve semâyı yönetip bunu yapmak gerekir dedik ve öğrettik ki bu nasıl yapılır:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ<br />
<br />
Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikrâ liz zâkirîn.<br />
<br />
Meali:<br />
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da zikri bilen ve bazı zikir edenlerin başka bir türlü zikridir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Sadakallahül Azîm. Hûd Suresi 114. ayet.</span></span><br />
<br />
Karanlık ve geceyi ileri kaktırmak, gecelerin uzamasını sağlamak veya gündüzü ya da aydınlığı ileri kaktırıp gündüzlerin uzamasını sağlamak hakkında, bizzat yaşanmış bir hadis ve hadisemiz için yapılan bir zikir ve ilimdir ve erbabına münhasırdır sadece. Bu hediyemdir.<br />
<br />
Bunun için sadece tarikimize mensup olanlardan bu dereceye çıkmış sofilerim, günler dönünce, yani 21 Haziran'dan sonra, iki günde bir veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzaması için sabah namazlarını en son vaktinden kılmaya başlar ki işte sabah namazı ile karanlığı itip gündüze dayar ve güneşin doğduğu vakit olan işrak vaktini ittirip kaktırmış olur. Yani sadece bizim tarikimize münhasıran ve belli vakitlerde uygulanması gereken bir kuraldır.<br />
<br />
Yani ne diyor ayette? "Tarafeyn" diyor, yani iki sınırda da diyor. Sınır ne? Sabah namazının son vakti gecenin sınırıdır. Eğer gecenin sınırını biraz açarsak daha ileri gitmiş olmaz mıyız? Yine eğer günler uzayacaksa, o zaman 21 Aralık'tan itibaren birkaç günde bir veya haftada bir bu sefer tarafeynin akşam tarafı olan akşam namazına varan yer olan ikindi namazı son vakte bırakılır ki gündüz, geceyi ve akşamı ileri kaktırsın.<br />
<br />
Peki bunun delili nerede? Bizim yapacağımıza dair bir delil var mı derseniz, evet var. O da yine zikr-i raşidî evradındaki bir zikir olan bize münhasır bir hikmettir ki bu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ<br />
<br />
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.<br />
<br />
Meali:<br />
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.<br />
<br />
21 Aralık, ikinci gün dönümü vaktini geride bıraktık. Artık gecelerin uzaması bitti, zulüm ve karanlığın galip gelme vakti bitti. Gün döndü ve geceler artık 30 saniye, 1 dakika, 2 dakika gibi biraz biraz kısalması gerekir. Gündüzlerin de aynı oranda uzaması, aydınlık ve iyiliğin artık galip gelme vaktidir. Küçük galibiyetlerle başlayıp bu, tâ 21 Haziran'daki tam galibiyet vaktine, yani batmayan güneşlere ulaşıncaya kadar devam edecek.<br />
<br />
O yüzden işte yolumuzda kardelen var artık. Kardeleni alıp cemrelere doğru yelken açacağız. Navinize önce kardelen yazın, sonra birinci cemre, yani havaya düşen 1. cemre, sonra oradan sonra 21 Mart bahar yazın artık.<br />
<br />
Bunun olması ve gündüzlerin uzaması için işte o yukarıdaki ayette buyruldu ki: Artık namazını günün iki vaktine yay. Bunlar hangi vakitler? İşte sabah namazını ilk vakitte kıl ki tâ seher vaktini biraz daha yukarı itebilsin. Tarafeyn diyor, yani iki taraftaki sınırdan. İkindiyi ise son vaktinde kıl ki ikindi, akşamı, geceyi ileri itsin, kaktırıp sürüp biraz daha yukarı çıkartsın ve gündüz uzayabilsin.<br />
<br />
Artık küçük küçük sevap kazandıran ameller ara kendine, iyilikler bul, onlarla yavaş yavaş sevaplarını çoğalt, sevap testini doldurmaya çalış, hatalarından da artık tövbe et. Cemrelerden de geçip bahara varınca artık vicdanın seni öyle rahatsız etsin ki günahlarına ağlayabilesin. O gözyaşların, senin ve benim kâinatımda bahar yağmuruna dönsün.<br />
<br />
Ey kardelen, yönümü sana tuttum, hazır ol, sana geliyorum artık deyip gerçek kardelen olan senenin ilk meyvesi İsa ve Mehdi bebesi vakti. Biz İsa’yı 1 Ocak’ta doğdu biliriz. Oysa Hristiyanların Weihnachten, yani Merry Christmas vakti işte bu gece ve yarın, yani Hz. Meryem’in İsa’yı doğurduğu günler ve İsa’nın gözlerini dünyaya açtığı ilk iki gün. 24 Aralık’ın gecesi, 25’inin sabahı ve 26’sını İsa’nın doğumu diye inanıp öyle iman ederler. Yılbaşı tatilleri de odur, dinî bayramlarıdır. Yani bizim Mevlüt Kandili’miz gibi, onların peygamberi olan İsa’nın Mevlüt Kandili’dir işte o yılbaşı tatili ve "Merry Christmas". Ey İseviler! Mevlüt Kandiliniz mübarek olsun. Hoş geldin ey Mehdi, iyi ki geldin, hoş geldin dünyamıza. Ey İsa iyi ki geldin, bizlere ışık oldun. Allah onların bereketini artırsın inşallah. Selam ve dua ile bütün Hristiyan âleminin ve hatta Müslüman âleminin ve diğer Allah’a inanan dinlerin de bayramı olan bu Weihnachten bayramını ve Hz. İsa’nın Mevlüt Kandili’ni, yani kandilinizi tebrik ederim. "Frohe Weihnachten &amp; frohes Fest" dilerim.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.<br />
<br />
Meali:<br />
Biz insana doğru yolu gösterdik ve onu seçiminde serbest bıraktık; isterse iman edip aydınlığı ve hidayeti seçer, isterse kâfir olup karanlığı ve zulmeti seçer.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sadakallahül Azîm. İnsan (Dehr) Suresi 3. ayet)</span></span><br />
<br />
Ve bizler şimdi, yani kuzey kutbunda olanlar, aydınlığa, bahara ve yaza doğru yol alırken. Oysaki güney kutbu ise tam zıddı olan yazdan geçti ve sonbahar ve kışa doğru yol alıyorlar. Onlarda gece, karanlık ve zulmet uzayacak. Bizde ise gündüz uzayacak. O zaman kimler bu yukarıda yazdığımız kuralı yapacak? Kuzey yarım kürede olanlar, yoksa güney yarım küredekiler de yaparsa işler karışır ve kaos olur. Yani güney kutbu ise ne yapacak? O, Muhammed’in dediği hadiste geçen "sabah namazını son vaktine geciktirin" dediği gibi davranacak. Sabah namazını geç kılacak ki artık… Yine akşam namazını da ilk vaktinde kılacak ki gündüzü ileri itsin. Yani onlar işte batmayan güneş vaktini geride bıraktılar. Onlarda 21 Aralık batmayan güneş vakti idi. Bizde batmayan güneş ise 21 Haziran’daydı. Yani iki ayrı kural, iki ayrı grup, iki ayrı ahlak ve tarafeyn hikmeti. Yani yanlış yapmayın, bölgenize göre, lokasyonunuza uygun davranın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân 27. ayet.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 23.03.2026</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevsimine Göre Gündüzlerin veya Gecenin Uzaması Veya Kısalması İçin</span></span><br />
<br />
Sonbaharda gündüzlerin kısalması ve gecelerin uzaması gerekir. Bunun için yine kâinatı ve semâyı yönetip bunu yapmak gerekir dedik ve öğrettik ki bu nasıl yapılır:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ<br />
<br />
Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikrâ liz zâkirîn.<br />
<br />
Meali:<br />
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da zikri bilen ve bazı zikir edenlerin başka bir türlü zikridir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Sadakallahül Azîm. Hûd Suresi 114. ayet.</span></span><br />
<br />
Karanlık ve geceyi ileri kaktırmak, gecelerin uzamasını sağlamak veya gündüzü ya da aydınlığı ileri kaktırıp gündüzlerin uzamasını sağlamak hakkında, bizzat yaşanmış bir hadis ve hadisemiz için yapılan bir zikir ve ilimdir ve erbabına münhasırdır sadece. Bu hediyemdir.<br />
<br />
Bunun için sadece tarikimize mensup olanlardan bu dereceye çıkmış sofilerim, günler dönünce, yani 21 Haziran'dan sonra, iki günde bir veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzaması için sabah namazlarını en son vaktinden kılmaya başlar ki işte sabah namazı ile karanlığı itip gündüze dayar ve güneşin doğduğu vakit olan işrak vaktini ittirip kaktırmış olur. Yani sadece bizim tarikimize münhasıran ve belli vakitlerde uygulanması gereken bir kuraldır.<br />
<br />
Yani ne diyor ayette? "Tarafeyn" diyor, yani iki sınırda da diyor. Sınır ne? Sabah namazının son vakti gecenin sınırıdır. Eğer gecenin sınırını biraz açarsak daha ileri gitmiş olmaz mıyız? Yine eğer günler uzayacaksa, o zaman 21 Aralık'tan itibaren birkaç günde bir veya haftada bir bu sefer tarafeynin akşam tarafı olan akşam namazına varan yer olan ikindi namazı son vakte bırakılır ki gündüz, geceyi ve akşamı ileri kaktırsın.<br />
<br />
Peki bunun delili nerede? Bizim yapacağımıza dair bir delil var mı derseniz, evet var. O da yine zikr-i raşidî evradındaki bir zikir olan bize münhasır bir hikmettir ki bu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ<br />
<br />
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.<br />
<br />
Meali:<br />
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.<br />
<br />
21 Aralık, ikinci gün dönümü vaktini geride bıraktık. Artık gecelerin uzaması bitti, zulüm ve karanlığın galip gelme vakti bitti. Gün döndü ve geceler artık 30 saniye, 1 dakika, 2 dakika gibi biraz biraz kısalması gerekir. Gündüzlerin de aynı oranda uzaması, aydınlık ve iyiliğin artık galip gelme vaktidir. Küçük galibiyetlerle başlayıp bu, tâ 21 Haziran'daki tam galibiyet vaktine, yani batmayan güneşlere ulaşıncaya kadar devam edecek.<br />
<br />
O yüzden işte yolumuzda kardelen var artık. Kardeleni alıp cemrelere doğru yelken açacağız. Navinize önce kardelen yazın, sonra birinci cemre, yani havaya düşen 1. cemre, sonra oradan sonra 21 Mart bahar yazın artık.<br />
<br />
Bunun olması ve gündüzlerin uzaması için işte o yukarıdaki ayette buyruldu ki: Artık namazını günün iki vaktine yay. Bunlar hangi vakitler? İşte sabah namazını ilk vakitte kıl ki tâ seher vaktini biraz daha yukarı itebilsin. Tarafeyn diyor, yani iki taraftaki sınırdan. İkindiyi ise son vaktinde kıl ki ikindi, akşamı, geceyi ileri itsin, kaktırıp sürüp biraz daha yukarı çıkartsın ve gündüz uzayabilsin.<br />
<br />
Artık küçük küçük sevap kazandıran ameller ara kendine, iyilikler bul, onlarla yavaş yavaş sevaplarını çoğalt, sevap testini doldurmaya çalış, hatalarından da artık tövbe et. Cemrelerden de geçip bahara varınca artık vicdanın seni öyle rahatsız etsin ki günahlarına ağlayabilesin. O gözyaşların, senin ve benim kâinatımda bahar yağmuruna dönsün.<br />
<br />
Ey kardelen, yönümü sana tuttum, hazır ol, sana geliyorum artık deyip gerçek kardelen olan senenin ilk meyvesi İsa ve Mehdi bebesi vakti. Biz İsa’yı 1 Ocak’ta doğdu biliriz. Oysa Hristiyanların Weihnachten, yani Merry Christmas vakti işte bu gece ve yarın, yani Hz. Meryem’in İsa’yı doğurduğu günler ve İsa’nın gözlerini dünyaya açtığı ilk iki gün. 24 Aralık’ın gecesi, 25’inin sabahı ve 26’sını İsa’nın doğumu diye inanıp öyle iman ederler. Yılbaşı tatilleri de odur, dinî bayramlarıdır. Yani bizim Mevlüt Kandili’miz gibi, onların peygamberi olan İsa’nın Mevlüt Kandili’dir işte o yılbaşı tatili ve "Merry Christmas". Ey İseviler! Mevlüt Kandiliniz mübarek olsun. Hoş geldin ey Mehdi, iyi ki geldin, hoş geldin dünyamıza. Ey İsa iyi ki geldin, bizlere ışık oldun. Allah onların bereketini artırsın inşallah. Selam ve dua ile bütün Hristiyan âleminin ve hatta Müslüman âleminin ve diğer Allah’a inanan dinlerin de bayramı olan bu Weihnachten bayramını ve Hz. İsa’nın Mevlüt Kandili’ni, yani kandilinizi tebrik ederim. "Frohe Weihnachten &amp; frohes Fest" dilerim.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.<br />
<br />
Meali:<br />
Biz insana doğru yolu gösterdik ve onu seçiminde serbest bıraktık; isterse iman edip aydınlığı ve hidayeti seçer, isterse kâfir olup karanlığı ve zulmeti seçer.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Sadakallahül Azîm. İnsan (Dehr) Suresi 3. ayet)</span></span><br />
<br />
Ve bizler şimdi, yani kuzey kutbunda olanlar, aydınlığa, bahara ve yaza doğru yol alırken. Oysaki güney kutbu ise tam zıddı olan yazdan geçti ve sonbahar ve kışa doğru yol alıyorlar. Onlarda gece, karanlık ve zulmet uzayacak. Bizde ise gündüz uzayacak. O zaman kimler bu yukarıda yazdığımız kuralı yapacak? Kuzey yarım kürede olanlar, yoksa güney yarım küredekiler de yaparsa işler karışır ve kaos olur. Yani güney kutbu ise ne yapacak? O, Muhammed’in dediği hadiste geçen "sabah namazını son vaktine geciktirin" dediği gibi davranacak. Sabah namazını geç kılacak ki artık… Yine akşam namazını da ilk vaktinde kılacak ki gündüzü ileri itsin. Yani onlar işte batmayan güneş vaktini geride bıraktılar. Onlarda 21 Aralık batmayan güneş vakti idi. Bizde batmayan güneş ise 21 Haziran’daydı. Yani iki ayrı kural, iki ayrı grup, iki ayrı ahlak ve tarafeyn hikmeti. Yani yanlış yapmayın, bölgenize göre, lokasyonunuza uygun davranın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân 27. ayet.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 23.03.2026</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Evvabin Namazı Sünneti Nedir?]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24760</link>
			<pubDate>Thu, 07 Dec 2023 15:25:55 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24760</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Evvabin Namazı Sünneti Nedir?</span></span><br />
<br />
Allah, kâinata yasalar, kanunlar koymuş. Mesela diyor ki demire: "Sen eğilmediğin ve elektronların da hızlıca döndüğü müddetçe sert ve demirsin. Sen bunu kaybettiğinde demirlikten çıkmışsın demektir." O uyuyor mu buna? Evet, uyuyor o kurala. Peki melekler vasıtasıyla mı? Evet, Azazil meleklerin başıydı. Yine bakıra dedi: "Sen eğilecek, büküleceksin." Bugün kablo bakır, eğilir bükülür. Yine suya dedi: "Girdiğin kabın şeklini al." Su gibi olanlar, saf olanlar da girdiğiniz topluma uyacaksınız kuralı yani. Yine bukalemuna dedi: "Ortamın rengine uy, kamuflaj ol." Yine havaya dedi: "Her delikten sızıp gireceksin." Yine güneşe dedi: "Her delikten, kovuktan girip aydınlatacaksın."<br />
<br />
Yani işte melekler, kural ihlali yapmazlar. Onlar, emrolunduklarına itaat ederler. Oysa insanoğlu isyanda da edebilir, itaatte de. İtaat ederse meleklere uyar, isyan ederse isyan ehli olan asi meleklere uymuş olur. Yine onlar, Allah’ın askeri mi? Evet, askerleri. Karanlık da Allah’ın askeri, kış da, soğuk da ve mikroplar da Allah’ın askerleri.<br />
<br />
Yani öyle olunca, geldik gündönümü zamanına. Yakında 21 Aralık olacak ve gündönümü. Bizim tarikimiz, yolumuz olan Tarikat-ı Raşidî’de artık sabah namazını son vakte dayamak kuralı ve hikmeti bitip, bu sefer de ikindi vaktini akşama yakın kılmak, hatta bazen ikindi namazına ikindinin son vaktinde başlayıp akşam vaktinde devam ederek arada geceyi, soğuğu ve karanlığı iterek geceyi yavaş yavaş kovmak hikmeti başlayacak. Sonra ise yine gündönümü ile bizim tarikat-ı raşidîmizde günlük virdimizdeki "Allah" zikrini 66 defa yerine artık 666 defa çekme zamanına geliyoruz. Ne zaman? 21 Aralık’ta başlayacağız.<br />
<br />
Yani öyle olunca, son bir defa herkes evvabin namazı, altı rekatlı evvabin namazını kılsın ve gecenin dibine dalalım. Sonra oradan cehennemin, gecenin zulmet ve soğuğunun dibinden zemheriyi alıp çıkalım. Yani ben zemherimi cehennemin dibinden aldım, çıktım. Yani Ebu Leheb’i aldım, çıktım. Sizler de, ey askerlerim, dibe dalın ve birilerini alıp çıkın oradan ve bahara doğru yürüyelim inşallah.<br />
<br />
Hani biz ilk alanlardanız ama bizim çarkımız farklı olduğu için biz aldık yürüdük. Şimdi askerlerimiz de birer tane alacak, yürüyecek inşallah. 6 rekatlı evvabin kılmanın hikmeti de bu sebepledir: yeni dibe, gecenin dibine dalmak içindir. Yani yoksa her gün, her gece evvabin kılınmaz yani o namaz.<br />
<br />
Derin diplerden, kömürlerin içinden elması çıkarma hikmeti; soğuk kuzeyden, derin dipden zemheriyi, kutup yıldızını bulma hikmeti. Yani zemheriyi bulma ve çıkarma hikmeti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 23.03.2026</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Evvabin Namazı Sünneti Nedir?</span></span><br />
<br />
Allah, kâinata yasalar, kanunlar koymuş. Mesela diyor ki demire: "Sen eğilmediğin ve elektronların da hızlıca döndüğü müddetçe sert ve demirsin. Sen bunu kaybettiğinde demirlikten çıkmışsın demektir." O uyuyor mu buna? Evet, uyuyor o kurala. Peki melekler vasıtasıyla mı? Evet, Azazil meleklerin başıydı. Yine bakıra dedi: "Sen eğilecek, büküleceksin." Bugün kablo bakır, eğilir bükülür. Yine suya dedi: "Girdiğin kabın şeklini al." Su gibi olanlar, saf olanlar da girdiğiniz topluma uyacaksınız kuralı yani. Yine bukalemuna dedi: "Ortamın rengine uy, kamuflaj ol." Yine havaya dedi: "Her delikten sızıp gireceksin." Yine güneşe dedi: "Her delikten, kovuktan girip aydınlatacaksın."<br />
<br />
Yani işte melekler, kural ihlali yapmazlar. Onlar, emrolunduklarına itaat ederler. Oysa insanoğlu isyanda da edebilir, itaatte de. İtaat ederse meleklere uyar, isyan ederse isyan ehli olan asi meleklere uymuş olur. Yine onlar, Allah’ın askeri mi? Evet, askerleri. Karanlık da Allah’ın askeri, kış da, soğuk da ve mikroplar da Allah’ın askerleri.<br />
<br />
Yani öyle olunca, geldik gündönümü zamanına. Yakında 21 Aralık olacak ve gündönümü. Bizim tarikimiz, yolumuz olan Tarikat-ı Raşidî’de artık sabah namazını son vakte dayamak kuralı ve hikmeti bitip, bu sefer de ikindi vaktini akşama yakın kılmak, hatta bazen ikindi namazına ikindinin son vaktinde başlayıp akşam vaktinde devam ederek arada geceyi, soğuğu ve karanlığı iterek geceyi yavaş yavaş kovmak hikmeti başlayacak. Sonra ise yine gündönümü ile bizim tarikat-ı raşidîmizde günlük virdimizdeki "Allah" zikrini 66 defa yerine artık 666 defa çekme zamanına geliyoruz. Ne zaman? 21 Aralık’ta başlayacağız.<br />
<br />
Yani öyle olunca, son bir defa herkes evvabin namazı, altı rekatlı evvabin namazını kılsın ve gecenin dibine dalalım. Sonra oradan cehennemin, gecenin zulmet ve soğuğunun dibinden zemheriyi alıp çıkalım. Yani ben zemherimi cehennemin dibinden aldım, çıktım. Yani Ebu Leheb’i aldım, çıktım. Sizler de, ey askerlerim, dibe dalın ve birilerini alıp çıkın oradan ve bahara doğru yürüyelim inşallah.<br />
<br />
Hani biz ilk alanlardanız ama bizim çarkımız farklı olduğu için biz aldık yürüdük. Şimdi askerlerimiz de birer tane alacak, yürüyecek inşallah. 6 rekatlı evvabin kılmanın hikmeti de bu sebepledir: yeni dibe, gecenin dibine dalmak içindir. Yani yoksa her gün, her gece evvabin kılınmaz yani o namaz.<br />
<br />
Derin diplerden, kömürlerin içinden elması çıkarma hikmeti; soğuk kuzeyden, derin dipden zemheriyi, kutup yıldızını bulma hikmeti. Yani zemheriyi bulma ve çıkarma hikmeti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Schrems, 23.03.2026</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran-ı Kerimden Bazı Önemli Surelerin Kat Sayı Değerleri Bunlardır]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24487</link>
			<pubDate>Sat, 25 Nov 2023 14:27:21 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=24487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerimden Bazı Önemli Surelerin Kat Sayı Değerleri Bunlardır:</span></span><br />
 <br />
Tekasür Suresi: 1 kere okumak 1000 ayet okumaya denktir<br />
İhlas Felak Nas Sureleri: Okuyan Resulallah’a indirilenin tamamını okumuş olur (Metalip)<br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Kadir Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Zilzal Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Adiyat Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Kafirun Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Nasr Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
İhlas Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Fatiha Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
Ayetel Kürsü: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’anKuran-ı Kerim’in Yarısına Denk Gelen Zilzal Suresi</span></span><br />
 <br />
Zilzal suresi; Kur’anKuran-ı Kerim’in 99. suresidir. 8 ayetten oluşur.Medine’de nazil olmuştur. Sure adını birinci ayette geçen fiilin mastarından almıştır. “Deprem” mânasına gelmektedir. Kıyametten hemen önce gelecek olan şiddetli depremden, daha sonra bütün ölülerin kabirlerinden çıkıp hesap vereceklerinden bahseder.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
İza zülziletil erdu zilzaleha Ve ahracetilerdu eskaleha Ve kalel insanü ma leha Yevmeizin tühaddisü ahbaraha Bienne rabbeke evha leha Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a’malehüm Fe mey ya’mel miskale zerratin hayray yerah Ve mey ya’mel miskale zerratin şerray yerah.<br />
 <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı, Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı, Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği zaman. O gün yer, bütün haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır. Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİ NEDEN İNDİRİLDİ?</span></span><br />
 <br />
Kâfirler kıyametten ve hesap gününden çokça soruyorlardı.<br />
“Kıyamet günü ne zamandır?” (Kıyame, 75/6),<br />
“Doğru söyleyenlerden iseniz, bu vaad ne zamandır?” (Mülk, 67/25)<br />
“Bu fetih ne zaman?” (Secde,32/28)<br />
Yani bu bize vaad ettiğiniz, Allah’ın kulları arasında hükmedeceği dirilme günü ne zamandır? gibi sorular soruyorlardı. Onun bilgisinin Allah katında olduğunu, hesap ve ceza günü olan vakti aktini tayinin mümkün olmadığını bilsinler diye bu sürede sadece kıyametin alâmetlerini açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in Yarısına Denk Gelen Adiyat Suresi</span></span><br />
<br />
Adiyat suresi<br />
 <br />
Kur’anKuran-ı Kerim’in 100. suresidir. 11 ayetten oluşur.Mekke’de nazil olmuştur. Adiyat suresi adını ilk ayetinde geçen ve “koşan atlar” mânasına gelen el-Âdiyat kelimesinden almıştır.<br />
 <br />
İnsanlarda yaygın bazı karakterler vurgulanarak, sinelerde saklı olan şeylerin bile açığa çıkarılacağı mahşer günü hatırlatılır, insanın o güne göre kendisini ayarlaması ders verilir.<br />
 <br />
Adiyat suresinde, İnsanoğlunun nankörlüğü ve mala düşkünlüğü, ahiret hayatı için harcama yapmaması ve bu yüzden onu kötü bir sonucun beklediği söz konusu edilmektedir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1- Vel adiyati dabha 2- Fel muriyati kadha 3- Fel muğırati subha 4- Fe eserne bihı nak’a 5- Fe vesatne bihı cem’a 6- İnnelinsane li rabbihı le kenud 7- Ve innehu ala zalike le şehıd 8- Ve innehu li hubbil hayri le şedıd 9- E fe la ya’lemü iza bu’sira ma fil kubur 10- Ve hussıle ma fis sudur 11- İnne rabbehüm bihim yevmeizin le habir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
1-  O harıl harıl (savaşa) koşanlara,<br />
2-  (Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,<br />
3-  Sabahleyin akın edenlere,<br />
4-  Tozu dumana karıştıranlara,<br />
5-  Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki, 6- Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.<br />
7-      Ve kendisi de buna şahittir.<br />
8-      Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.<br />
9-      Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak.<br />
10-  Ve sinelerin içindekiler derlenecek.<br />
11-  O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Hafız Bezzar, İbn Ebî Hatim ve Hâkim’in İbn Abbas (ra)dan yaptığı rivayete göre, Resûlüllah (asm) Efendimiz bir kaç atlıyı bir yana göndermiş bulunuyordu. Aradan bir ay geçmesine rağmen onlardan bir haber gelmedi. Bunun üzerine Âdiyat Sûresi indi. (Süyûti, Esbabu Nüzûli’l-Kur’ân: 122) Müfessir Kurtubî’nin tesbitine göre:<br />
Resûlüllah (asm) Efendimiz, Beni Kinâne Kabilesine bir süvari müfrezesi gönderdi. Ancak aradan hayli zaman geçmesine rağmen onlardan bir haber çıkmadı. Müfrezenin başında ise, Ansar’dan Münzir b. Amr bulunuyordu ki, bu zat nakiplerden biri idi. Münafıklar, gönderilen bu müfrezenin öldürüldüklerini iddia edip etrafa yaymaya ve kargaşa çıkartmaya başladılar. Bunun üzerine müf<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 3/1 Denk Gelen İhlas Suresi</span></span><br />
 <br />
İhlas suresi, Mekke’de indirilmiş, Kur’anKuran-ı Kerim’in 112. suresidir. 4 ayetten oluşur. bir sure-i celildir. İhlas kelime olarak, bir insanın samimi olması, dine içtenlik ile bağlanması ve dinin esaslarını Allah’ın rızası için yapması anlamlarına gelmektedir. İhlas suresi, Allah’ın birliğini, yüceliğini ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu gösteren Tevhid suredir.<br />
 <br />
İhlas suresinde, üçlü inanç (teslis) iddiasında bulunan Hristiyanlara ve Allah ile beraber diğer ilâhlara da tapan müşriklere reddiye bulunmaktadır. İşte bu nedenle tevhid inancı açısından ihlas suresinin büyük bir önem taşıdığı yadsınamaz.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Kul hüvellâhü ehad Allâhüssamed Lem yelid ve lem yûled Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
De ki: O Allah tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır. O doğmamış ve doğrulmamıştır. Hiç bir şey O’na denk değildir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
İhlas suresinin iniş sebebi hakkında Ebu Aliye Şabi ve İkrime şöyle söylemiştir;<br />
 <br />
Aralarında Amr bin Feyt ve Zeyd bin Kaysın da bulunduğu Mekke müşriklerinden bir grup Peygamber efendimizin(sav) yanına gelerek “Ey Muhammed(sav) bize rabbinin sıfatlarından bahset.O altın, gümüş, demir veya bakırdan bir şey mi? Zira bizim ilahlarımız bu gibi şeylerdendir.” diye sorarlar. Rasulullah(sav) onlara “Benim Rabbim, hiçbir şeyden meydana gelmedi. O, her şeyin yaratıcısıdır.” buyurdu. Bu hadise üzerine Allah-u Teala ihlas suresini indirdi.<br />
<br />
                <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuran-ı Kerim’in 1/3 Denk Gelen Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Fatiha suresi Kur’anKuran-ı Kerim’in 1. suresidir. 7 ayetten oluşur.Fethetmek yani açmak kökünden gelen bir kelimedir ve Kur’anKuran-ı Kerim’in ilk suresi olduğundan dolayı açmak-başlamak anlamına gelen Fatiha adını almıştır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Elhamdulillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu.Ve iyyâke neste’în. İhdinessirâtal mustakîm. Sirâtallezine en’amte aleyhim. Ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla;<br />
 <br />
Hamd, Alemlerin Rabbi<br />
 <br />
Rahman, Rahim<br />
 <br />
Hesap ve ceza gününün maliki Allah’a mahsustur.<br />
 <br />
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.<br />
 <br />
Bizi doğru yola,<br />
 <br />
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
“Rasulullah (sav) ortaya çıktığında kendisine ‘Ya Muhammed” diye nida eden bir münadiyi işitti. Sesi işitince korka korka yürüdü. Varaka b. Nevfel de kendisine dedi ki: -“Nida eden sesi işittiğinde sana ne dediğini işitinceye kadar sağlamca dur.” Yine Rasulullah (sav) görünce -“Ya Muhammed” diye aynı sesi duydu ve -“emrine hazırım” buyurdu. Seslenen dedi ki: -“Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim de.” Sonra aynı ses O’na Fatiha suresini sonuna kadar okudu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Nasr Suresi</span></span><br />
<br />
Nasr suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 110. suresidir. 3 ayetten oluşur. Medine’de nazil olmuş bir suredir. Nasr sözcüğünün dilimizdeki anlamı ise yardım etmek ve zafer anlamına gelmektedir. Bu sûreye Nasr denilmesinin sebebi; Allah-u Teala’nın, Resûl-i Ekrem’i, ilâhî zafere ulaştırmayı müjdelediği ve bu yol da yardım ettiğini göstermesidir. Bu sûrenin başka bir ismi de mevcuttur. Tevdi olarak da isimlendirilen Nasr sûresine bu ismin verilmesinin sebebi ise Hz. Peygamber (sav)’in vefatına ima edilmesidir. Tevdi isminin yanı sıra “İza-cae” ve “ Fetih” isimleri de herkes tarafından sıkça kullanılan Nasr sûresinin diğer adlarıdır.<br />
 <br />
Nasr suresi, islami zaferi ifade eden mukaddes bir suredir. İbn Ömer’de gelen rivayete göre Nasr suresi nazil olduktan 80 gün sonra Peygamber Efendimiz Hz Muhammed(sav) vefat etmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmânirrahîm.<br />
 <br />
İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, İnnehû kâne tevvâbâ.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde,<br />
 <br />
İnsanları bölük, bölük Allah’ın dinine girerlerken gördüğünde.<br />
 <br />
Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİ NEDEN İNDİRİLDİ?</span></span><br />
 <br />
Allah Teâlâ, Resulullah’a, Arabistan’da Islâm’in zaferi kemale erdikten sonra ve insanlar grup grup dine girdiklerinde, bunun anlaminin, bu dünyadaki misyonunun sona ermesi oldugunu bildirmistir. Ondan sonra Resulullaha, hamd ve Allah’i tesbih ile mesgul olmasi emredilmistir.<br />
 <br />
Müfessirler sûrede zikredilen fethin Mekke fethi oldugunu belirtirler. Çünkü Arap kabileleri müslüman olmak için önce Kureys’in (Mekke halkinin) müslüman olmasini bekliyorlardi ve; “Onu kavmiyle bas basa birakin, eger kavmini yenerse gerçekten o hak peygamberdir” diyorlardi. Allah vaadini gerçeklestirip, Mekke’nin fethini ona müyesser kilinca, diger Arap kabileleri Medine’ye elçiler göndererek akin akin Allah’in dinine girdiler. Fetih üzerinden daha iki yil geçmeden yarimada bütünüyle müslüman oldu, Islâm’i kabul etmeyen kalmadi.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Kafirun Suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 109. suresidir. 6 ayetten oluşur. Mâûn sûresinden sonra, Fîl sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayet de bulunmaktadır. Sure adını ilk ayetinde geçen ve inkarcılar anlamına gelen kafirun kelimesinden almıştır. Kafirun suresinde iman ile şirkin bir arada olamayacağı, inancın şirkten uzak tutulması gerektiği kesin bir uslupla ifade edilmiştir.<br />
 <br />
Tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen Kafirun sûresinde Mekke’li müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİ OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim,<br />
 <br />
Kul yâ eyyühel kâfirûn Lâ a’büdü mâ ta’büdûn Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd Leküm dînüküm veliye dîn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Deki: ey kâfirler! Tapmam o tapdıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim mabuduma. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcılardan değilsiniz benim mabuduma. Sizin dîniniz size, benim dînim de bana.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Tefsirlerde anlatıldığına göre Kureyşliler Hz. Peygamber (sav)’den bir sene kendi ilâhlarına tapmasını, bir sene de kendilerinin onun ilâhına tapmalarını istemişler. Hz. Peygamber (sav) de “Allah’a bir şeyi ortak koşmaktan yine O’na sığınırım!” demiş; bu defa Kureyşliler, “Bizim ilâhlarımızdan bazılarını istilâm et (öp, el sür), biz de seni tasdik edip ilâhına ibadet edelim” demişler. Bunun üzerine Kâfirûn sûresi inmiştir.<br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Kadir Suresi</span></span><br />
<br />
Kadir Suresi, Kur’an’ın 97. suresidir. 5 ayetten oluşur. Abese sûresinden sonra Mekke’de inmiştir. Mekke devrinde nazil olan Kadir Sûresi’nde, Kadir Gecesi‘nden bahsedilir. Kadr, “azamet” ve “şeref” demektir.<br />
 <br />
Kadir Sûresi’nde; Kur’an’ın Kadir Gecesi’nde indirildiğine, Kadir Gecesi’nin bin aydan daha hayırlı olduğuna ve Kadir Gecesi’nin rahmet ve berekete vesile olduğuna yer verilir. Aynı zamanda surede Kadir gecesinin faziletinden, o gecede meleklerin yeryüzüne inişinden söz edilir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KADİR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmânirrahîm…<br />
 <br />
İnna enzelnahü fiy leyletilkadr<br />
 <br />
Ve ma edrake ma leyletülkadr<br />
 <br />
Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr<br />
 <br />
Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr<br />
 <br />
Selamün hiye hatta matle’ılfecr.<br />
 <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KADİR SURESİNİN ANLAMI</span></span><br />
 <br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…<br />
 <br />
Biz o (Kur’ân)nu Kadir gecesinde indirdik.<br />
 <br />
Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?<br />
 <br />
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.<br />
 <br />
Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.<br />
 <br />
O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.<br />
              <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Ayet-el Kürsi Suresi</span></span><br />
<br />
Ayet-el Kürsi, Bakara suresinin 255. Ayet-i Kerimesidir.İçinde Allah’ın kürsüsü zikredildiği için “Âyetü’lkürsî” adıyla anılan bu âyet hem muhtevası hem de üstün özellikleri sebebiyle dikkat çekmiş, hakkında hadisler vârit olmuş, çok okunmuş, şifa ve korunmaya vesile kılınmıştır. Kelime-i şehâdet ve İhlâs sûreleri nasıl İslâm inancının özünü ihtiva ediyor ve insanlara Allah Teâlâ’yı tanıtıyorsa Âyetü’l kürsî de bu özelliği taşımaktadır.<br />
 <br />
Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir ve çok derin anlamlar taşır. Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (sav), Zeyd’i (ra) çağırarak yazdırmıştır. Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş, başlarındaki taçları yuvarlanmıştır. Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.<br />
 <br />
Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere 17 yerde Allah’u Teâlâ’nın ismi geçmektedir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm,<br />
 <br />
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi’iznih,<br />
 <br />
ya’lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,<br />
 <br />
velâ yü-hîtûne bi’şey’in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel’ard,<br />
 <br />
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ’NİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir.<br />
<br />
<br />
Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur.<br />
 <br />
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan Allah’a C.C. yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan Allah’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)<br />
          <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekasür Suresini 1 Kere Okuyan Kuran-ı Kerim’in 1000 Ayetini Okumaya Denk</span></span><br />
 <br />
 <br />
Tekasür Suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 102. suresidir. 8 ayetten oluşur. Takasür suresi, Kevser Sûresi’nden sonra, Mâûn Sûresi’nden önce Mekke’de inmiştir. Sure adını 1. âyette geçen ve “çokluk yarışı, çoklukla övünme” anlamlarına gelen tekâsür kelimesinden almıştır. “Elhâküm” ve “Makbûre” isimleriyle de anılmaktadır. Sûrede insanların, hayatın aldatıcı yönleriyle meşgul olmalarından, dünya malını biriktirmeye olan düşkünlüklerinden ve âhiret hallerinden söz edilmektedir.<br />
 <br />
Bu sûrede mal-servet-saman, çoluk çocuk, şöhret âile efradı akraba gibi maddî şeylerle öğünen kimselerin Cehennem ateşini görecekleri ve ona yaslanıp girecekleri bildiriliyor. İnsanoğlunun bütün elindeki ni”metlerden hesap vereceği duyuruluyor. Sûrenin meâlinden de anlaşıldığı üzre, bütün gerçekleri en keskin bir şekilde, insanın kendi diliyle tasdik edeceği bir tarzda gerçekleşeceğini haber vermektedir.<br />
Akıllı insanlar, mal-mülk, evlâdü ıyâl-hısım akraba çokluğuyla boş yere oyalanamaz. Akıllı kimseler, Allâh’a yarayacak hayırlı, elverişli işler peşinde koşarlar. Aksi halde kabire girer. Öyle girer ki eli boş girer. Kabirlere ziyâret demek bu demektir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEKASÜR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1- Elhakümüt tekasür 2- Hatta zürtümülmekabir 3- Kella sevfe ta’lemun 4- Sümme kella sevfe ta’lemun 5- Kella lev ta’lemune ılmel yekıyn 6- Le teravünnelcehıym 7- Sümme leteravünneha aynelyakıyn 8- Sümme le tüs’elünne yevmeizin anin neıym.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEKASÜR SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
1- O çokluk kuruntusu sizleri oyaladı, 2- Ta kabirlere kadar gidip ziyaret edişinize kadar! 3- Öyle değil, ileride bileceksiniz! 4- Sonra yine öyle değil, ileride bileceksiniz! 5- Öyle değil, kesin olarak bilseniz, 6- Andolsun ki, cehennemi mutlaka göreceksiniz! 7- Sonra yine andolsun ki, onu yakın gözüyle göreceksiniz! 8- Sonra andolsun ki, o gün her nimetten sorgulanacaksınız!<br />
 <br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresini 1 Kere Okuyan Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir </span></span><br />
 <br />
 <br />
Secde Suresi Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre adını, mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. âyetten almıştır. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden, ahiret gününden, kitaplardan, peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir.<br />
 <br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresi Türkçe Oku</span></span><br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Secde Suresi Türkçe 1. Sayfa</span><br />
 <br />
Bismillahir rahmanir rahim.<br />
Elif lam mim.<br />
Tenzilul kitabi la reybe fihi min rabbil alemin.<br />
Em yekulunefterah, bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yehtedun.<br />
Allahullezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arş, ma lekum min dunihi min veliyyin ve la şefii, e fe la tetezekkerun.<br />
Yudebbirul emre mines semai ilel ardı summe ya’rucu ileyhi fi yevmin kane mıkdaruhu elfe senetin mimma teuddun.<br />
Zalike alimul gaybi veş şehadetil azizur rahim.<br />
Ellezi ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insani min tin.<br />
Summe ceale neslehu min sulaletin min main mehin.<br />
Summe sevvahu ve nefeha fihi min ruhihi ve ceale lekumus sem’a vel ebsare vel ef’ideh, kalilen ma teşkurun.<br />
Ve kalu e iza dalelna fil ardı e inna le fi halkın cedid, bel hum bi likai rabbihim kafirun.<br />
Kul yeteveffakum melekul mevtillezi vukkile bikum summe ila rabbikum turceun.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Secde Suresi Türkçe 2. Sayfa</span><br />
Ve lev tera izil mucrimune nakısu ruusihim inde rabbihim, rabbena ebsarna ve semi’na ferci’na na’mel salihan inna mukinun.<br />
Ve lev şi’na le ateyna kulle nefsin hudaha ve lakin hakkal kavlu minni le emleenne cehenneme minel cinneti ven nasi ecmain.<br />
Fe zuku bi ma nesitum likae yevmikum haza, inna nesinakum ve zuku azabel huldi bi ma kuntum ta’melun.<br />
İnnema yu’minu bi ayatinellezine iza zukkiru biha harru succeden ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hum la yestekbirun.<br />
Tetecafa cunubuhum anil medacıi yed’une rabbehum havfen ve tamaan ve mimma razaknahum yunfikun.<br />
Fe la ta’lemu nefsun ma uhfiye lehum min kurreti a’yun, cezaen bi ma kanu ya’melun.<br />
E fe men kane mu’minen kemen kane fasika, la yestevun.<br />
Emmellezine amenu ve amilus salihati fe lehum cennatul me’va nuzulen bi ma kanu ya’melun. Ve emmellezine feseku fe me’vahumun nar, kulle ma eradu en yahrucu minha uidu fiha, ve kile lehum zuku azaben narillezi kuntum bihi tukezzibun. Secde Suresi Türkçe 3. Sayfa<br />
Ve le nuzikannehum minel azabil edna dunel azabil ekberi leallehum yerciun.<br />
Ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi summe a’rada anha, inna minel mucrimine muntekimun.<br />
Ve lekad ateyna musel kitabe fe la tekun fi miryetin min likaihi ve cealnahu huden li beni israil.<br />
Ve cealna minhum eimmeten yehdune bi emrina lemma saberu ve kanu bi ayatina yukınun.<br />
İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyameti fima kanu fihi yahtelifun.<br />
E ve lem yehdi lehum kem ehlekna min kablihim minel kuruni yemşune fi mesakinihim, inne fi zalike le ayat, e fe la yesmeun.<br />
E ve lem yerev enna nesukul mae ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihi zar’an te’kulu minhu en’amuhum ve enfusuhum e fe la yubsirun.<br />
Ve yekulune meta hazel fethu in kuntum sadikin.<br />
Kul yevmel fethi la yenfeullezine keferu imanuhum ve la hum yunzarun. Fe a’rıd anhum ventezır innehum muntezırun.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresi Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
1. Elif Lâm Mîm. 2. Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır. 3. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 4. Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5. Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. 6. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 7. O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. 8. Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı. 9. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 10. Kâfirler dediler ki : “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. 11. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” 12. Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen! 13. Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. 14. Onlara şöyle denilecek : “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.” 15. Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. 16. Onlar, korkarak ve ümid ederek<br />
Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. 17. Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. 18. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. 19. İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. 20. Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. 21. Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. 22. Kim, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. 23. Andolsun, biz Mûsâ’ya<br />
Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 24. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 25. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. 26. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı? 27. Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi? 28. “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. 29. De ki, “Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.” 30. Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.<br />
              <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mülk Suresini 1 Kere Okuyan diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir</span></span><br />
 <br />
 <br />
“Mülk” kelimesi, Arapça’da “iktidar” anlamına gelir. Sure, ilk ayette geçen “mülk” kelimesinden dolayı, Mülk suresi adını almıştır. Sure, Kur’ân-ı Kerîm’le ilgili kaynaklarda yaygın olarak bu isimle anılmaktadır. “Tebâreke” kelimesiyle başladığı için, Tebâreke suresi diye de isimlendirilmiştir. Ayrıca sure, kendisini okuyanları kabir azabından koruduğu yönündeki bir rivayete dayalı olarak “Vâkiye, Münciye, Mâni’a ve Mücâdile” isimleriyle de anılmıştır. Mushafın bu sureyle başlayan ve 29. cüzünü meydana getiren 11 surenin yer aldığı kısım “Tebâreke cüzü” diye anılır. Mülk Suresi 30 ayettir. Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 67., nüzul sırasına göre ise 77. suredir.<br />
 <br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MÜLK SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
 <br />
1.      Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
2.      Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelen ve huvel’aziyzulğafuru.<br />
3.      Elleziy haleka seb’a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci’ılbasare hel tera min futurin.<br />
4.      Summerci’ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun.<br />
5.      Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce’alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a’tedna lehum ‘azabesse’ıyri.<br />
6.      Ve lilleziyne keferu birabbihim ‘azabu cehenneme ve bi’selmasıyru.<br />
7.      İza ulku fiyha semi’u leha şehiykan ve hiye tefuru.<br />
8.      Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet’kum neziyrun.<br />
9.      Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey’in in entüm illa fiy dalalin kebiyrin.<br />
10.  Ve kalu lev kunna nesme’u ev na’kılu ma kunna fiy ashabisse’ıyri.<br />
11.  Fa’teref’u bizenbihim fesuhkan liashabisse’ıyri.<br />
12.  İnnelleziyne yahşevne rabbehum bilğaybi lehum mağfiretun ve ecrun kebiyrun.<br />
13.  Ve esirru kavlekum evicheru bihi innehu ‘aliymun bizatissuduri.<br />
14.  Ela ya’lemu men haleka ve huvelletıyfulhabiyru.<br />
15.  Huvelleziy ce’ale lekumul’arda zelulen femşu fiy menakibiha ve kulu min rizkıhi ve ileyhinnuşuru.<br />
16.  Eemintum men fiyssemai en yahsife bikumul’arda feiza hiye temuru.<br />
17.  Em emintum men fiyssemai en yursile ‘aleykum hasıben feseta’lemune keyfe neziyri.<br />
18.  Ve lekad kezzebilleziyne min kablihim fekeyfe kane nekiyri.<br />
19.  Evelem yerev ilettayri fevkahum saffatin ve yakbıdne ma yumsikuhunne illerrahmanu innehu bikulli şey’in basıyrun.<br />
20.  Emmen hazelleziy huve cundun lekum yansurukum min dunirrahmani inilkafirune illa fiy ğururin.<br />
21.  Emmen hazelleziy yerzukukum in emseke rizkahu bel leccu fiy ‘utuvvin ve nufurin.<br />
22.  Efemen yemşiy mukibben ‘ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen ‘ala sıratın mustekıymin.<br />
23.  Kul huvelleziy enşeekum ve ce’ale lekumussem’a vel’ebsare vel’ef’idete kaliylen ma teşkurune.<br />
24.  Kul huvelleziy zereekum fiyl’ardı ve ileyhi tuhşerune.<br />
25.  Ve yekulune meta hazelva’du in kuntum sadikıyne.<br />
26.  Kul innemel’ılmu ‘ındallahi ve innema ene neziyrun mubiynun.<br />
27.  Felemma reevhu zulfeten siy-et vucuhulleziyne keferu ve kıyle hazelleziy kuntum bihi tedde’une.<br />
28.  Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men me’ıye ev rahımena femen yuciyrulkafiriyne min ‘azabin eliymin.<br />
29.  Kul huverrahmanu amenna bihi ve ‘aleyhi tevekkelna feseta’lemune men huve fiy dalalin mubiynin.<br />
30.  Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye’tiykum bimain me’ıynin.<br />
                <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin Suresini 1 Kere Okuyana 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir</span></span><br />
 <br />
 <br />
Kur’ân-ı Kerîm’in otuz altıncı suresi. Seksen üç âyet, yediyüz yirmi yedi kelime ve üçbin harftir. Fasılası nun ve mim harfleridir. Mekkî surelerden olup Cin sûresinden sonra nazil olmuştur.<br />
 <br />
On iki ve kırk beşinci âyetlerinin Medine’de nazil olduğuna dair rivâyetler vardır.Yasin sûresinin ilk ve en önemli hedef, İslâm inancının esaslarını kurmaktır. Onun için sûrenin ilk âyetlerinde peygamberlik ve Kur’n’ın önemi işlenmiştir<br />
 <br />
Yasin suresi, üç ana konuyu kapsamaktadır. Bunlar, Öldükten sonra dirilme ve haşre iman, belde halkının kıssası ve ÂlemIerin Rabbi’nin birliğini gösteren kesin delillerdir ve Kuran-ı Kerimin en büyük suresi olarak kabul edilir.<br />
Yasin suresini okumanın faydaları şunlardır:<br />
 <br />
Aç oIanın karnı, tok oIur ummadığı yerden rızk geIir, Susuz oIduğu haIde kanıncaya dek su buIur.<br />
Kıyafeti oImayan kıyafet buIur,<br />
Hastanın eceIi geImemişse şifa buIur,<br />
EceIi geImiş hasta öIüm acısını duymaz,<br />
ÖIdüğü esnada, Cennet meIekIerini görür,<br />
İnsan korkusundan emin oIur,<br />
Misafir ve garip yardımcı buIur,<br />
BekarIarın eş buIup evIenmesi koIay oIur, Gayb oIan şey buIunur.<br />
 <br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASiN SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1.      Yasin<br />
2.      Vel kur’anil hakiym<br />
3.      İnneke le minel murseliyn<br />
4.      Ala sıratım müstekıym<br />
5.      Tenziylel aziyzir rahıym<br />
6.      Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
7.      Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun<br />
8.      İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
9.      Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
10.  Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun<br />
11.  İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
12.  İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn<br />
13.  Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun<br />
14.  İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
15.  Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun<br />
16.  Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun<br />
17.  Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
18.  Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
19.  Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun<br />
20.  Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
21.  İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
22.  Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
23.  E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun<br />
24.  İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
25.  İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
26.  Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun<br />
27.  Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn<br />
28.  Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
29.  İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
30.  Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
31.  Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun<br />
32.  Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun<br />
33.  Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun<br />
34.  Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
35.  Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun<br />
36.  Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun<br />
37.  Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
38.  Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym<br />
39.  Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
40.  Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun<br />
41.  Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
42.  Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
43.  Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
44.  İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn<br />
45.  Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
46.  Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn<br />
47.  Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
48.  Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn<br />
49.  Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun<br />
50.  Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
51.  Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
52.  Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun<br />
53.  İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun<br />
54.  Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun<br />
55.  İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
56.  Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
57.  Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
58.  Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
59.  Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
60.  Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
61.  Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym<br />
62.  Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun<br />
63.  Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
64.  Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
65.  El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
66.  Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
67.  Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
68.  Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun<br />
69.  Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn<br />
70.  Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın<br />
71.  E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun<br />
72.  Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun<br />
73.  Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun<br />
74.  Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
75.  La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
76.  Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun<br />
77.  Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
78.  Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
79.  Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım<br />
80.  Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
81.  Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım<br />
82.  İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
83.  Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun<br />
 <br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadid Suresini 1 Kere Okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır</span></span><br />
 <br />
 <br />
HADİD SÛRESİ; Kur’ân-ı Kerîm’in elli yedinci sûresidir. Yirmi dokuz âyet, beş yüz kırk dört kelime, bin dört yüz yetmiş dört harften meydana gelir. Fâsılası, be, dal, ra, ze, mim ve nun harfleridir.<br />
 <br />
Sure adını, 25 ayetinde geçen “hadid” kelimesinden almıştır. “Hadid” kelimesi demir anlamına gelmektedir. Hadid suresi, “sebbeha” ve “yüsebbihu” kelimeleriyle başlayan ve “Müsebbihat” olarak tanımlanan surelerin ilkidir. Diğer Müsebbihat sureleri Haşr, Saff, Cuma ve Tegâbün’dür. 29 ayetten oluşan Hadid Suresi, Medine’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 57., iniş sırasına göre 112. suredir.<br />
 <br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HADİD SURESi LATiNCE</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
<br />
1. Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel'aziyzulhakiymu.<br />
2. Lehu mulkussemavati vel'ardı yuhyiy ve yumiytu ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.<br />
3. Huvel'evvelu vel'ahıru vezzahiru velbatınu ve huve bikulli şey'in 'aliymun.<br />
4. Huvelleziy halekassemavati vel'arda fiy sitteti eyyamin summesteva 'alel'arşi ya'lemu ma yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha ve ma yenzilu minessemai ve ma ya'rucu fiyha ve huve me'akum eyne ma kuntum vallahu bima ta'melune besıyrun.<br />
5. Lehu mulkussemavati vel'ardı ve ilellahi turce'ul'umuru.<br />
6. Yuliculleyle fiynnehari ve yulicunnehare fiylleyli ve huve 'aleymun bizatissuduri.<br />
7. Aminu billahi ve resulihi ve enfiku mimma ce'alekum mustahlefiyne fiyhi felleziyne amenu minkum ve enfeku lehum ecrun kebiyrun.<br />
8. Ve ma lekum la tu'minune billahi verresulu yed'ukum litu'minu birabbikum ve kad ehaze miysakakum in kuntum mu'miniyne.<br />
9. Huvelleziy yunezzilu 'ala 'abdihi ayiten beyyinatin liyuhricekum minezzilimati ilennuri ve innallahe bikum lereufun rahıymun.<br />
10. Ve malekum ella tunfiku fiy sebiylellahi ve lillahi miyrasussemavati vel'ardı la yesteviy minkum men enfeka min kablilfethı ve katele ulaike a'zamu dereceten minelleziyne enfeku min ba'du ve katelu ve kullen ve'adallahulhusna vallahu bima ta'melune habiyrun.<br />
11. Men zelleziy yukridullahe kardan hasenen feyuda'ıfehu lehu ve lehu ecrun keriymun.<br />
12. Yevme terelmu'miniyne velmu'minati yes'a nuruhum beyne eydiyhim ve bieymanihim buşrakumulyevme cennatun tecriy min tahtihel'enharu haliduyne fiyha zalike huvelfevzul'azıymu.<br />
13. Yevme yekululmunafikune velmunafikatu lilleziyne amenunzurna naktebis min nurikum kıylerci'u veraekum feltemisu nuren feduribe beynehum bisurin lehu babun batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu min kıbelihul'azabu.<br />
14. Yunadunehum elem nekun me'akum kalu bela ve lakinnekum fetentum enfusekum ve terabbastum vertebtum ve ğarretkumul'emaniyyu hatta cae emrullahi ve ğarrekum billahilğaruru.<br />
15. Felyevme la yu'hazu minkum fidyetun ve la minelleziyne keferu me'vakumunnaru hiye mevlakum ve bi'selmesıyru.<br />
16. Elem ye'ni lilleziyne amenu en tahşe'a kulubuhum lizikrillahi ve ma nezele minelhakkı vela yekunu kelleziyne utulkitabe min kablu fetale 'aleyhimul'emedu fekaset kulubuhum ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
17. İ'lemu ennallahe yuhyiyl'arda ba'de mevtiha kado beyyenna lekumul'ayati le'allekum ta'kılune.<br />
18. İnnelmusaddikıyne velmusaddikati ve akredullahe kardan hasenen yuda'afu lehum ve lehum ecrun keruymun.<br />
19. Velleziyne amenu billahi ve rusulihi ulaik humussıddiykune veşşuhedau'ınde rabbihim lehum ecruhum ve nuruhum velleziyne keferu ve kezzebu biayatina ulaik ashabulcahıymi.<br />
20. I'lemu ennemelhayatuddnuya le'ıbun ve lehvun ve ziynetun ve tefahurun beynekum ve ziynetun ve tefahurun biynekum ve tekasurun fiyl'emvali vel'evladi kemeseli ğaysin a'cebelkuffare nebatuhu summe yekunu hutamen ve fiyl'ahıreti 'azabun şeduydun ve mağfiretun minallahi ve rıdvanun ve melhayatuddunya illa ****'ulğururi.<br />
21. Sabiku ila mağfiretin min rabbikum ve cennetin 'arduha ke'ardissemai vel'ardı u'ıddet lilleziyne amenu billahi ve rusulihi zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi.<br />
22. Ma esabe min musıybetin fiyl'ardı ve la fiy enfusikum illa fiy kitabin min kabli en nebreeha inne zalike 'alellahi yesiyrun.<br />
23. Likeyla te'sev 'ala ma fatekum ve la tefrahu bima atakum vallahu la yuhıbbu kulle muhtalin fehurin.<br />
24. Elleziyne yebhalune ve ye'murunennase bilbuhli ve men yetevelle feinnallahe huvelğaniyyulhamiydu.<br />
25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me'ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be'sun şediydun ve menafi'u linnasi ve liya'lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun 'aziyzun.<br />
26. Ve lekad erselna nuhan ve ibrahiyme ve ce'alna fiy zurriyyetihimennubuvvete velkitabe feminhum muhtedin ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
27. Summe kaffeyna 'ala asarihim birusulina ve kaffeyna bi'ıysebni meryeme ve ateynahul'inciyle ve ce'alna fiy kulubilleziynettebe'uhu re'feten ve ramheten ve rehbaniyyetenibtede'uha ma ketebnaha 'aleyhim illebtiğae rıdvanillahi fema re'avha hakka ri'ayetiha feateynelleziyne amenu minhum ecrehum ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
28. Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe ve aminu biresulihi yu'tikum kifleyni min rahmetihi ve yec'al lekum nuren temşune bihi ve yağfir lekum vallahu ğafurun rahıymun.<br />
29. Liella ya'leme ehlulkitabi ella yakdirune 'ala şey'in min fadlillahi ve ennelfadle biyedillahi yu't'yhi men yeşa'u'vallahu zulfadlil'azıymi.<br />
            <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresini 1 Kere Okuyan - Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk</span></span><br />
 <br />
Medine döneminde inmiştir. 24 âyettir. Sûre, adını ikinci ayette geçen “elHaşr” kelimesinden almıştır. Haşr, toplamak demektir. Sûrede başlıca,Medine’de yaşamakta olan ve Hz.Peygamberle yaptıkları antlaşmaya ihanet ederek İslâm toplumunu ortadan kaldırmak üzere Mekkeli müşriklerle ittifak yapan Nadîroğulları’nın Medine’den topluca sürülmesi hadisesi ile Yahudilerle antlaşma yapan münafıklar konu edilmektedir.<br />
 <br />
Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresinin son 3 ayetinin Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
22.Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23.Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24.Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresinin TAMAMI Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 <br />
1.Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’arardı ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
2.Huvelleziy ahrecelleziyne keferu min ehlilkitabi min diyarihim lievvelil haşri ma zanantum en yahrucu ve zannu ennehum mani’atuhum husunuhum minallahi feetahumullahu min haysu lem yahtesibu ve kazefe fiy kulubihimurru’be yuhribune buyutehum bieydiyhim ve eydiylmu’miniyne fa’tebiru ya ulil’ebsari.<br />
3.Ve lev la en keteballahu ‘aleyhimulcelae le’azzebehum fiyddunya ve lehum fiyl’ahıreti ‘azabunnari.<br />
4.Zalike biennehum şakkullahe ve resulehu ve men yuşakkıllahe feinnallahe şediydul’ıkabi.<br />
5.Ma kata’tum min liynetin ev terektumuha kaimeten ‘ala usuliha febiiznillahi ve liyuhziyelfasikıyne.<br />
6.Ve ma efaalahu ‘ala resulihi minhum fema evceftum ‘aleyhi min haylin ve la rikabin ve lakinnallahe yusellitu rusulehu ‘ala men yeşa’u vallahu ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
7.Ma efaallahu ‘ala resulihi min ehlilkura felillahi ve lirresuli ve liziylkurba velyetama velmesakiyni vebnissebiyli key la yekune duleten beynel’ağniyai minkum ve ma atakumurresulu fehuzuhu ve ma nehakum ‘anhu fentehu vettekullahe innallahe şediydul’ıkabi.<br />
8.Lelfukarailmuhaciriyn-elleziyne uhricu min diyarihim ve emvalihim yebteğune fadlen minallahi ve rıdvanen ve yensurunallahe ve resulehu ulaike humussadikune.<br />
9.Velleziyne tebevveuddare vel’iymane min kablihim yuhıbbune men hacere ileyhim ve la yecidune fiy sudurihim haceten mimma utu ve yu’sirune ‘ala enfusihim ve lev kane bihim hasasatun ve men yuka şuhha nefsihi feulaike humulmuflihune.<br />
10.Velleziyne cau min ba’dihim yekulune rabbenağfir lena ve liıhvaninelleziyne sebekuna bil’iymani ve la tec’al fiy kulubina ğullen lilleziyne amenu rabbena inneke raufun rahıymun.<br />
11.Elem tere ilelleziyne nafeku yekulune liıhvanihimulleziyne keferu min ehlilkitabi lein uhrictum lenahrucenne me’akum ve la nutıy’u fiykum ehaden ebeden ve in kutiltum lenensurennekum vallahu yeşhedu innehum lekazibune.<br />
12.Lein uhricu la yahrucune me’ahum ve lein kutilu la yensurunehum ve lein nesaruhum leyuvellunel’edbare summe la yunsarune.<br />
13.Leentum eşeddu rehbeten fiy sudurihim minallahi zalike biennehum kavmun la yefkahune.<br />
14.La yukatilunekum cemiy’an illa iy kuran muhassenetin ev min verai cudurin be’suhum beynehum şediydun tahsebuhum cemiy’an ve kulubuhum şetta zalike biennehum kavmun la ya’kılune.<br />
15.Kemeselilleziyne min kablihim kariyben zaku vebule emrihim ve lehum ‘azabun eliymun.<br />
16.Kemeselişşeytani iz kale lil’insanikfur felemma kefere kale inniy beriy’un minke inniy ehafullahe rabbel’alemiyne.<br />
17.Fekane ‘akıbetehuma ennehuma fiynari halideyni fiyha ve zalike cezauzzalimiyne.<br />
18.Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe veltenzur nefsun ma kaddemet liğadin vettekullahe innallahe habiyrun bima ta’melune.<br />
19.Ve la tekunu kelleziyne nesullahe feensahum enfusehum ulaike humulfasikune.<br />
20.La yesteviy ashabunnari ve ashabulcenneti ashabulcenneti humulfaizune.<br />
21.Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi ve tilkel’emsalu nadribuha linnasi le’allehum yetefekkerune.<br />
22.Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23.Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24.Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerimden Bazı Önemli Surelerin Kat Sayı Değerleri Bunlardır:</span></span><br />
 <br />
Tekasür Suresi: 1 kere okumak 1000 ayet okumaya denktir<br />
İhlas Felak Nas Sureleri: Okuyan Resulallah’a indirilenin tamamını okumuş olur (Metalip)<br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Kadir Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Zilzal Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Adiyat Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Kafirun Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Nasr Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
İhlas Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Fatiha Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
Ayetel Kürsü: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’anKuran-ı Kerim’in Yarısına Denk Gelen Zilzal Suresi</span></span><br />
 <br />
Zilzal suresi; Kur’anKuran-ı Kerim’in 99. suresidir. 8 ayetten oluşur.Medine’de nazil olmuştur. Sure adını birinci ayette geçen fiilin mastarından almıştır. “Deprem” mânasına gelmektedir. Kıyametten hemen önce gelecek olan şiddetli depremden, daha sonra bütün ölülerin kabirlerinden çıkıp hesap vereceklerinden bahseder.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
İza zülziletil erdu zilzaleha Ve ahracetilerdu eskaleha Ve kalel insanü ma leha Yevmeizin tühaddisü ahbaraha Bienne rabbeke evha leha Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a’malehüm Fe mey ya’mel miskale zerratin hayray yerah Ve mey ya’mel miskale zerratin şerray yerah.<br />
 <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı, Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı, Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği zaman. O gün yer, bütün haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır. Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZİLZAL SURESİ NEDEN İNDİRİLDİ?</span></span><br />
 <br />
Kâfirler kıyametten ve hesap gününden çokça soruyorlardı.<br />
“Kıyamet günü ne zamandır?” (Kıyame, 75/6),<br />
“Doğru söyleyenlerden iseniz, bu vaad ne zamandır?” (Mülk, 67/25)<br />
“Bu fetih ne zaman?” (Secde,32/28)<br />
Yani bu bize vaad ettiğiniz, Allah’ın kulları arasında hükmedeceği dirilme günü ne zamandır? gibi sorular soruyorlardı. Onun bilgisinin Allah katında olduğunu, hesap ve ceza günü olan vakti aktini tayinin mümkün olmadığını bilsinler diye bu sürede sadece kıyametin alâmetlerini açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in Yarısına Denk Gelen Adiyat Suresi</span></span><br />
<br />
Adiyat suresi<br />
 <br />
Kur’anKuran-ı Kerim’in 100. suresidir. 11 ayetten oluşur.Mekke’de nazil olmuştur. Adiyat suresi adını ilk ayetinde geçen ve “koşan atlar” mânasına gelen el-Âdiyat kelimesinden almıştır.<br />
 <br />
İnsanlarda yaygın bazı karakterler vurgulanarak, sinelerde saklı olan şeylerin bile açığa çıkarılacağı mahşer günü hatırlatılır, insanın o güne göre kendisini ayarlaması ders verilir.<br />
 <br />
Adiyat suresinde, İnsanoğlunun nankörlüğü ve mala düşkünlüğü, ahiret hayatı için harcama yapmaması ve bu yüzden onu kötü bir sonucun beklediği söz konusu edilmektedir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1- Vel adiyati dabha 2- Fel muriyati kadha 3- Fel muğırati subha 4- Fe eserne bihı nak’a 5- Fe vesatne bihı cem’a 6- İnnelinsane li rabbihı le kenud 7- Ve innehu ala zalike le şehıd 8- Ve innehu li hubbil hayri le şedıd 9- E fe la ya’lemü iza bu’sira ma fil kubur 10- Ve hussıle ma fis sudur 11- İnne rabbehüm bihim yevmeizin le habir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
1-  O harıl harıl (savaşa) koşanlara,<br />
2-  (Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,<br />
3-  Sabahleyin akın edenlere,<br />
4-  Tozu dumana karıştıranlara,<br />
5-  Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki, 6- Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.<br />
7-      Ve kendisi de buna şahittir.<br />
8-      Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.<br />
9-      Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak.<br />
10-  Ve sinelerin içindekiler derlenecek.<br />
11-  O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ADİYAT SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Hafız Bezzar, İbn Ebî Hatim ve Hâkim’in İbn Abbas (ra)dan yaptığı rivayete göre, Resûlüllah (asm) Efendimiz bir kaç atlıyı bir yana göndermiş bulunuyordu. Aradan bir ay geçmesine rağmen onlardan bir haber gelmedi. Bunun üzerine Âdiyat Sûresi indi. (Süyûti, Esbabu Nüzûli’l-Kur’ân: 122) Müfessir Kurtubî’nin tesbitine göre:<br />
Resûlüllah (asm) Efendimiz, Beni Kinâne Kabilesine bir süvari müfrezesi gönderdi. Ancak aradan hayli zaman geçmesine rağmen onlardan bir haber çıkmadı. Müfrezenin başında ise, Ansar’dan Münzir b. Amr bulunuyordu ki, bu zat nakiplerden biri idi. Münafıklar, gönderilen bu müfrezenin öldürüldüklerini iddia edip etrafa yaymaya ve kargaşa çıkartmaya başladılar. Bunun üzerine müf<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 3/1 Denk Gelen İhlas Suresi</span></span><br />
 <br />
İhlas suresi, Mekke’de indirilmiş, Kur’anKuran-ı Kerim’in 112. suresidir. 4 ayetten oluşur. bir sure-i celildir. İhlas kelime olarak, bir insanın samimi olması, dine içtenlik ile bağlanması ve dinin esaslarını Allah’ın rızası için yapması anlamlarına gelmektedir. İhlas suresi, Allah’ın birliğini, yüceliğini ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu gösteren Tevhid suredir.<br />
 <br />
İhlas suresinde, üçlü inanç (teslis) iddiasında bulunan Hristiyanlara ve Allah ile beraber diğer ilâhlara da tapan müşriklere reddiye bulunmaktadır. İşte bu nedenle tevhid inancı açısından ihlas suresinin büyük bir önem taşıdığı yadsınamaz.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Kul hüvellâhü ehad Allâhüssamed Lem yelid ve lem yûled Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
De ki: O Allah tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır. O doğmamış ve doğrulmamıştır. Hiç bir şey O’na denk değildir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İHLAS SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
İhlas suresinin iniş sebebi hakkında Ebu Aliye Şabi ve İkrime şöyle söylemiştir;<br />
 <br />
Aralarında Amr bin Feyt ve Zeyd bin Kaysın da bulunduğu Mekke müşriklerinden bir grup Peygamber efendimizin(sav) yanına gelerek “Ey Muhammed(sav) bize rabbinin sıfatlarından bahset.O altın, gümüş, demir veya bakırdan bir şey mi? Zira bizim ilahlarımız bu gibi şeylerdendir.” diye sorarlar. Rasulullah(sav) onlara “Benim Rabbim, hiçbir şeyden meydana gelmedi. O, her şeyin yaratıcısıdır.” buyurdu. Bu hadise üzerine Allah-u Teala ihlas suresini indirdi.<br />
<br />
                <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuran-ı Kerim’in 1/3 Denk Gelen Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Fatiha suresi Kur’anKuran-ı Kerim’in 1. suresidir. 7 ayetten oluşur.Fethetmek yani açmak kökünden gelen bir kelimedir ve Kur’anKuran-ı Kerim’in ilk suresi olduğundan dolayı açmak-başlamak anlamına gelen Fatiha adını almıştır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Elhamdulillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu.Ve iyyâke neste’în. İhdinessirâtal mustakîm. Sirâtallezine en’amte aleyhim. Ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla;<br />
 <br />
Hamd, Alemlerin Rabbi<br />
 <br />
Rahman, Rahim<br />
 <br />
Hesap ve ceza gününün maliki Allah’a mahsustur.<br />
 <br />
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.<br />
 <br />
Bizi doğru yola,<br />
 <br />
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">FATİHA SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
“Rasulullah (sav) ortaya çıktığında kendisine ‘Ya Muhammed” diye nida eden bir münadiyi işitti. Sesi işitince korka korka yürüdü. Varaka b. Nevfel de kendisine dedi ki: -“Nida eden sesi işittiğinde sana ne dediğini işitinceye kadar sağlamca dur.” Yine Rasulullah (sav) görünce -“Ya Muhammed” diye aynı sesi duydu ve -“emrine hazırım” buyurdu. Seslenen dedi ki: -“Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim de.” Sonra aynı ses O’na Fatiha suresini sonuna kadar okudu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Nasr Suresi</span></span><br />
<br />
Nasr suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 110. suresidir. 3 ayetten oluşur. Medine’de nazil olmuş bir suredir. Nasr sözcüğünün dilimizdeki anlamı ise yardım etmek ve zafer anlamına gelmektedir. Bu sûreye Nasr denilmesinin sebebi; Allah-u Teala’nın, Resûl-i Ekrem’i, ilâhî zafere ulaştırmayı müjdelediği ve bu yol da yardım ettiğini göstermesidir. Bu sûrenin başka bir ismi de mevcuttur. Tevdi olarak da isimlendirilen Nasr sûresine bu ismin verilmesinin sebebi ise Hz. Peygamber (sav)’in vefatına ima edilmesidir. Tevdi isminin yanı sıra “İza-cae” ve “ Fetih” isimleri de herkes tarafından sıkça kullanılan Nasr sûresinin diğer adlarıdır.<br />
 <br />
Nasr suresi, islami zaferi ifade eden mukaddes bir suredir. İbn Ömer’de gelen rivayete göre Nasr suresi nazil olduktan 80 gün sonra Peygamber Efendimiz Hz Muhammed(sav) vefat etmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmânirrahîm.<br />
 <br />
İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, İnnehû kâne tevvâbâ.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde,<br />
 <br />
İnsanları bölük, bölük Allah’ın dinine girerlerken gördüğünde.<br />
 <br />
Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NASR SURESİ NEDEN İNDİRİLDİ?</span></span><br />
 <br />
Allah Teâlâ, Resulullah’a, Arabistan’da Islâm’in zaferi kemale erdikten sonra ve insanlar grup grup dine girdiklerinde, bunun anlaminin, bu dünyadaki misyonunun sona ermesi oldugunu bildirmistir. Ondan sonra Resulullaha, hamd ve Allah’i tesbih ile mesgul olmasi emredilmistir.<br />
 <br />
Müfessirler sûrede zikredilen fethin Mekke fethi oldugunu belirtirler. Çünkü Arap kabileleri müslüman olmak için önce Kureys’in (Mekke halkinin) müslüman olmasini bekliyorlardi ve; “Onu kavmiyle bas basa birakin, eger kavmini yenerse gerçekten o hak peygamberdir” diyorlardi. Allah vaadini gerçeklestirip, Mekke’nin fethini ona müyesser kilinca, diger Arap kabileleri Medine’ye elçiler göndererek akin akin Allah’in dinine girdiler. Fetih üzerinden daha iki yil geçmeden yarimada bütünüyle müslüman oldu, Islâm’i kabul etmeyen kalmadi.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Kafirun Suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 109. suresidir. 6 ayetten oluşur. Mâûn sûresinden sonra, Fîl sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayet de bulunmaktadır. Sure adını ilk ayetinde geçen ve inkarcılar anlamına gelen kafirun kelimesinden almıştır. Kafirun suresinde iman ile şirkin bir arada olamayacağı, inancın şirkten uzak tutulması gerektiği kesin bir uslupla ifade edilmiştir.<br />
 <br />
Tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen Kafirun sûresinde Mekke’li müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİ OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim,<br />
 <br />
Kul yâ eyyühel kâfirûn Lâ a’büdü mâ ta’büdûn Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd Leküm dînüküm veliye dîn.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Deki: ey kâfirler! Tapmam o tapdıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim mabuduma. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcılardan değilsiniz benim mabuduma. Sizin dîniniz size, benim dînim de bana.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAFİRUN SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Tefsirlerde anlatıldığına göre Kureyşliler Hz. Peygamber (sav)’den bir sene kendi ilâhlarına tapmasını, bir sene de kendilerinin onun ilâhına tapmalarını istemişler. Hz. Peygamber (sav) de “Allah’a bir şeyi ortak koşmaktan yine O’na sığınırım!” demiş; bu defa Kureyşliler, “Bizim ilâhlarımızdan bazılarını istilâm et (öp, el sür), biz de seni tasdik edip ilâhına ibadet edelim” demişler. Bunun üzerine Kâfirûn sûresi inmiştir.<br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Kadir Suresi</span></span><br />
<br />
Kadir Suresi, Kur’an’ın 97. suresidir. 5 ayetten oluşur. Abese sûresinden sonra Mekke’de inmiştir. Mekke devrinde nazil olan Kadir Sûresi’nde, Kadir Gecesi‘nden bahsedilir. Kadr, “azamet” ve “şeref” demektir.<br />
 <br />
Kadir Sûresi’nde; Kur’an’ın Kadir Gecesi’nde indirildiğine, Kadir Gecesi’nin bin aydan daha hayırlı olduğuna ve Kadir Gecesi’nin rahmet ve berekete vesile olduğuna yer verilir. Aynı zamanda surede Kadir gecesinin faziletinden, o gecede meleklerin yeryüzüne inişinden söz edilir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KADİR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmânirrahîm…<br />
 <br />
İnna enzelnahü fiy leyletilkadr<br />
 <br />
Ve ma edrake ma leyletülkadr<br />
 <br />
Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr<br />
 <br />
Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr<br />
 <br />
Selamün hiye hatta matle’ılfecr.<br />
 <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KADİR SURESİNİN ANLAMI</span></span><br />
 <br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…<br />
 <br />
Biz o (Kur’ân)nu Kadir gecesinde indirdik.<br />
 <br />
Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?<br />
 <br />
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.<br />
 <br />
Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.<br />
 <br />
O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.<br />
              <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran-ı Kerim’in 1/4 Denk Gelen Ayet-el Kürsi Suresi</span></span><br />
<br />
Ayet-el Kürsi, Bakara suresinin 255. Ayet-i Kerimesidir.İçinde Allah’ın kürsüsü zikredildiği için “Âyetü’lkürsî” adıyla anılan bu âyet hem muhtevası hem de üstün özellikleri sebebiyle dikkat çekmiş, hakkında hadisler vârit olmuş, çok okunmuş, şifa ve korunmaya vesile kılınmıştır. Kelime-i şehâdet ve İhlâs sûreleri nasıl İslâm inancının özünü ihtiva ediyor ve insanlara Allah Teâlâ’yı tanıtıyorsa Âyetü’l kürsî de bu özelliği taşımaktadır.<br />
 <br />
Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir ve çok derin anlamlar taşır. Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (sav), Zeyd’i (ra) çağırarak yazdırmıştır. Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş, başlarındaki taçları yuvarlanmıştır. Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.<br />
 <br />
Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere 17 yerde Allah’u Teâlâ’nın ismi geçmektedir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm,<br />
 <br />
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi’iznih,<br />
 <br />
ya’lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,<br />
 <br />
velâ yü-hîtûne bi’şey’in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel’ard,<br />
 <br />
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ’NİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYET-EL KÜRSİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?</span></span><br />
 <br />
Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir.<br />
<br />
<br />
Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur.<br />
 <br />
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan Allah’a C.C. yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan Allah’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)<br />
          <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekasür Suresini 1 Kere Okuyan Kuran-ı Kerim’in 1000 Ayetini Okumaya Denk</span></span><br />
 <br />
 <br />
Tekasür Suresi, Kur’anKuran-ı Kerim’in 102. suresidir. 8 ayetten oluşur. Takasür suresi, Kevser Sûresi’nden sonra, Mâûn Sûresi’nden önce Mekke’de inmiştir. Sure adını 1. âyette geçen ve “çokluk yarışı, çoklukla övünme” anlamlarına gelen tekâsür kelimesinden almıştır. “Elhâküm” ve “Makbûre” isimleriyle de anılmaktadır. Sûrede insanların, hayatın aldatıcı yönleriyle meşgul olmalarından, dünya malını biriktirmeye olan düşkünlüklerinden ve âhiret hallerinden söz edilmektedir.<br />
 <br />
Bu sûrede mal-servet-saman, çoluk çocuk, şöhret âile efradı akraba gibi maddî şeylerle öğünen kimselerin Cehennem ateşini görecekleri ve ona yaslanıp girecekleri bildiriliyor. İnsanoğlunun bütün elindeki ni”metlerden hesap vereceği duyuruluyor. Sûrenin meâlinden de anlaşıldığı üzre, bütün gerçekleri en keskin bir şekilde, insanın kendi diliyle tasdik edeceği bir tarzda gerçekleşeceğini haber vermektedir.<br />
Akıllı insanlar, mal-mülk, evlâdü ıyâl-hısım akraba çokluğuyla boş yere oyalanamaz. Akıllı kimseler, Allâh’a yarayacak hayırlı, elverişli işler peşinde koşarlar. Aksi halde kabire girer. Öyle girer ki eli boş girer. Kabirlere ziyâret demek bu demektir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEKASÜR SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1- Elhakümüt tekasür 2- Hatta zürtümülmekabir 3- Kella sevfe ta’lemun 4- Sümme kella sevfe ta’lemun 5- Kella lev ta’lemune ılmel yekıyn 6- Le teravünnelcehıym 7- Sümme leteravünneha aynelyakıyn 8- Sümme le tüs’elünne yevmeizin anin neıym.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TEKASÜR SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ</span></span><br />
 <br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla<br />
 <br />
1- O çokluk kuruntusu sizleri oyaladı, 2- Ta kabirlere kadar gidip ziyaret edişinize kadar! 3- Öyle değil, ileride bileceksiniz! 4- Sonra yine öyle değil, ileride bileceksiniz! 5- Öyle değil, kesin olarak bilseniz, 6- Andolsun ki, cehennemi mutlaka göreceksiniz! 7- Sonra yine andolsun ki, onu yakın gözüyle göreceksiniz! 8- Sonra andolsun ki, o gün her nimetten sorgulanacaksınız!<br />
 <br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresini 1 Kere Okuyan Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir </span></span><br />
 <br />
 <br />
Secde Suresi Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre adını, mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. âyetten almıştır. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden, ahiret gününden, kitaplardan, peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir.<br />
 <br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresi Türkçe Oku</span></span><br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Secde Suresi Türkçe 1. Sayfa</span><br />
 <br />
Bismillahir rahmanir rahim.<br />
Elif lam mim.<br />
Tenzilul kitabi la reybe fihi min rabbil alemin.<br />
Em yekulunefterah, bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yehtedun.<br />
Allahullezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arş, ma lekum min dunihi min veliyyin ve la şefii, e fe la tetezekkerun.<br />
Yudebbirul emre mines semai ilel ardı summe ya’rucu ileyhi fi yevmin kane mıkdaruhu elfe senetin mimma teuddun.<br />
Zalike alimul gaybi veş şehadetil azizur rahim.<br />
Ellezi ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insani min tin.<br />
Summe ceale neslehu min sulaletin min main mehin.<br />
Summe sevvahu ve nefeha fihi min ruhihi ve ceale lekumus sem’a vel ebsare vel ef’ideh, kalilen ma teşkurun.<br />
Ve kalu e iza dalelna fil ardı e inna le fi halkın cedid, bel hum bi likai rabbihim kafirun.<br />
Kul yeteveffakum melekul mevtillezi vukkile bikum summe ila rabbikum turceun.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Secde Suresi Türkçe 2. Sayfa</span><br />
Ve lev tera izil mucrimune nakısu ruusihim inde rabbihim, rabbena ebsarna ve semi’na ferci’na na’mel salihan inna mukinun.<br />
Ve lev şi’na le ateyna kulle nefsin hudaha ve lakin hakkal kavlu minni le emleenne cehenneme minel cinneti ven nasi ecmain.<br />
Fe zuku bi ma nesitum likae yevmikum haza, inna nesinakum ve zuku azabel huldi bi ma kuntum ta’melun.<br />
İnnema yu’minu bi ayatinellezine iza zukkiru biha harru succeden ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hum la yestekbirun.<br />
Tetecafa cunubuhum anil medacıi yed’une rabbehum havfen ve tamaan ve mimma razaknahum yunfikun.<br />
Fe la ta’lemu nefsun ma uhfiye lehum min kurreti a’yun, cezaen bi ma kanu ya’melun.<br />
E fe men kane mu’minen kemen kane fasika, la yestevun.<br />
Emmellezine amenu ve amilus salihati fe lehum cennatul me’va nuzulen bi ma kanu ya’melun. Ve emmellezine feseku fe me’vahumun nar, kulle ma eradu en yahrucu minha uidu fiha, ve kile lehum zuku azaben narillezi kuntum bihi tukezzibun. Secde Suresi Türkçe 3. Sayfa<br />
Ve le nuzikannehum minel azabil edna dunel azabil ekberi leallehum yerciun.<br />
Ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi summe a’rada anha, inna minel mucrimine muntekimun.<br />
Ve lekad ateyna musel kitabe fe la tekun fi miryetin min likaihi ve cealnahu huden li beni israil.<br />
Ve cealna minhum eimmeten yehdune bi emrina lemma saberu ve kanu bi ayatina yukınun.<br />
İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyameti fima kanu fihi yahtelifun.<br />
E ve lem yehdi lehum kem ehlekna min kablihim minel kuruni yemşune fi mesakinihim, inne fi zalike le ayat, e fe la yesmeun.<br />
E ve lem yerev enna nesukul mae ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihi zar’an te’kulu minhu en’amuhum ve enfusuhum e fe la yubsirun.<br />
Ve yekulune meta hazel fethu in kuntum sadikin.<br />
Kul yevmel fethi la yenfeullezine keferu imanuhum ve la hum yunzarun. Fe a’rıd anhum ventezır innehum muntezırun.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Secde Suresi Türkçe Anlamı</span></span><br />
 <br />
1. Elif Lâm Mîm. 2. Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır. 3. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 4. Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5. Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. 6. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 7. O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. 8. Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı. 9. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 10. Kâfirler dediler ki : “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. 11. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” 12. Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen! 13. Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. 14. Onlara şöyle denilecek : “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.” 15. Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. 16. Onlar, korkarak ve ümid ederek<br />
Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. 17. Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. 18. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. 19. İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. 20. Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. 21. Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. 22. Kim, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. 23. Andolsun, biz Mûsâ’ya<br />
Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 24. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 25. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. 26. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı? 27. Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi? 28. “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. 29. De ki, “Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.” 30. Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.<br />
              <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mülk Suresini 1 Kere Okuyan diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir</span></span><br />
 <br />
 <br />
“Mülk” kelimesi, Arapça’da “iktidar” anlamına gelir. Sure, ilk ayette geçen “mülk” kelimesinden dolayı, Mülk suresi adını almıştır. Sure, Kur’ân-ı Kerîm’le ilgili kaynaklarda yaygın olarak bu isimle anılmaktadır. “Tebâreke” kelimesiyle başladığı için, Tebâreke suresi diye de isimlendirilmiştir. Ayrıca sure, kendisini okuyanları kabir azabından koruduğu yönündeki bir rivayete dayalı olarak “Vâkiye, Münciye, Mâni’a ve Mücâdile” isimleriyle de anılmıştır. Mushafın bu sureyle başlayan ve 29. cüzünü meydana getiren 11 surenin yer aldığı kısım “Tebâreke cüzü” diye anılır. Mülk Suresi 30 ayettir. Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 67., nüzul sırasına göre ise 77. suredir.<br />
 <br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MÜLK SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
 <br />
1.      Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
2.      Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelen ve huvel’aziyzulğafuru.<br />
3.      Elleziy haleka seb’a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci’ılbasare hel tera min futurin.<br />
4.      Summerci’ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun.<br />
5.      Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce’alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a’tedna lehum ‘azabesse’ıyri.<br />
6.      Ve lilleziyne keferu birabbihim ‘azabu cehenneme ve bi’selmasıyru.<br />
7.      İza ulku fiyha semi’u leha şehiykan ve hiye tefuru.<br />
8.      Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet’kum neziyrun.<br />
9.      Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey’in in entüm illa fiy dalalin kebiyrin.<br />
10.  Ve kalu lev kunna nesme’u ev na’kılu ma kunna fiy ashabisse’ıyri.<br />
11.  Fa’teref’u bizenbihim fesuhkan liashabisse’ıyri.<br />
12.  İnnelleziyne yahşevne rabbehum bilğaybi lehum mağfiretun ve ecrun kebiyrun.<br />
13.  Ve esirru kavlekum evicheru bihi innehu ‘aliymun bizatissuduri.<br />
14.  Ela ya’lemu men haleka ve huvelletıyfulhabiyru.<br />
15.  Huvelleziy ce’ale lekumul’arda zelulen femşu fiy menakibiha ve kulu min rizkıhi ve ileyhinnuşuru.<br />
16.  Eemintum men fiyssemai en yahsife bikumul’arda feiza hiye temuru.<br />
17.  Em emintum men fiyssemai en yursile ‘aleykum hasıben feseta’lemune keyfe neziyri.<br />
18.  Ve lekad kezzebilleziyne min kablihim fekeyfe kane nekiyri.<br />
19.  Evelem yerev ilettayri fevkahum saffatin ve yakbıdne ma yumsikuhunne illerrahmanu innehu bikulli şey’in basıyrun.<br />
20.  Emmen hazelleziy huve cundun lekum yansurukum min dunirrahmani inilkafirune illa fiy ğururin.<br />
21.  Emmen hazelleziy yerzukukum in emseke rizkahu bel leccu fiy ‘utuvvin ve nufurin.<br />
22.  Efemen yemşiy mukibben ‘ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen ‘ala sıratın mustekıymin.<br />
23.  Kul huvelleziy enşeekum ve ce’ale lekumussem’a vel’ebsare vel’ef’idete kaliylen ma teşkurune.<br />
24.  Kul huvelleziy zereekum fiyl’ardı ve ileyhi tuhşerune.<br />
25.  Ve yekulune meta hazelva’du in kuntum sadikıyne.<br />
26.  Kul innemel’ılmu ‘ındallahi ve innema ene neziyrun mubiynun.<br />
27.  Felemma reevhu zulfeten siy-et vucuhulleziyne keferu ve kıyle hazelleziy kuntum bihi tedde’une.<br />
28.  Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men me’ıye ev rahımena femen yuciyrulkafiriyne min ‘azabin eliymin.<br />
29.  Kul huverrahmanu amenna bihi ve ‘aleyhi tevekkelna feseta’lemune men huve fiy dalalin mubiynin.<br />
30.  Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye’tiykum bimain me’ıynin.<br />
                <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin Suresini 1 Kere Okuyana 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir</span></span><br />
 <br />
 <br />
Kur’ân-ı Kerîm’in otuz altıncı suresi. Seksen üç âyet, yediyüz yirmi yedi kelime ve üçbin harftir. Fasılası nun ve mim harfleridir. Mekkî surelerden olup Cin sûresinden sonra nazil olmuştur.<br />
 <br />
On iki ve kırk beşinci âyetlerinin Medine’de nazil olduğuna dair rivâyetler vardır.Yasin sûresinin ilk ve en önemli hedef, İslâm inancının esaslarını kurmaktır. Onun için sûrenin ilk âyetlerinde peygamberlik ve Kur’n’ın önemi işlenmiştir<br />
 <br />
Yasin suresi, üç ana konuyu kapsamaktadır. Bunlar, Öldükten sonra dirilme ve haşre iman, belde halkının kıssası ve ÂlemIerin Rabbi’nin birliğini gösteren kesin delillerdir ve Kuran-ı Kerimin en büyük suresi olarak kabul edilir.<br />
Yasin suresini okumanın faydaları şunlardır:<br />
 <br />
Aç oIanın karnı, tok oIur ummadığı yerden rızk geIir, Susuz oIduğu haIde kanıncaya dek su buIur.<br />
Kıyafeti oImayan kıyafet buIur,<br />
Hastanın eceIi geImemişse şifa buIur,<br />
EceIi geImiş hasta öIüm acısını duymaz,<br />
ÖIdüğü esnada, Cennet meIekIerini görür,<br />
İnsan korkusundan emin oIur,<br />
Misafir ve garip yardımcı buIur,<br />
BekarIarın eş buIup evIenmesi koIay oIur, Gayb oIan şey buIunur.<br />
 <br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASiN SURESİNİN OKUNUŞU</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
1.      Yasin<br />
2.      Vel kur’anil hakiym<br />
3.      İnneke le minel murseliyn<br />
4.      Ala sıratım müstekıym<br />
5.      Tenziylel aziyzir rahıym<br />
6.      Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
7.      Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun<br />
8.      İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
9.      Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
10.  Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun<br />
11.  İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
12.  İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn<br />
13.  Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun<br />
14.  İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
15.  Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun<br />
16.  Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun<br />
17.  Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
18.  Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
19.  Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun<br />
20.  Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
21.  İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
22.  Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
23.  E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun<br />
24.  İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
25.  İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
26.  Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun<br />
27.  Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn<br />
28.  Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
29.  İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
30.  Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
31.  Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun<br />
32.  Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun<br />
33.  Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun<br />
34.  Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
35.  Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun<br />
36.  Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun<br />
37.  Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
38.  Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym<br />
39.  Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
40.  Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun<br />
41.  Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
42.  Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
43.  Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
44.  İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn<br />
45.  Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
46.  Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn<br />
47.  Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
48.  Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn<br />
49.  Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun<br />
50.  Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
51.  Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
52.  Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun<br />
53.  İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun<br />
54.  Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun<br />
55.  İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
56.  Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
57.  Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
58.  Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
59.  Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
60.  Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
61.  Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym<br />
62.  Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun<br />
63.  Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
64.  Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
65.  El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
66.  Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
67.  Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
68.  Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun<br />
69.  Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn<br />
70.  Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın<br />
71.  E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun<br />
72.  Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun<br />
73.  Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun<br />
74.  Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
75.  La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
76.  Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun<br />
77.  Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
78.  Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
79.  Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım<br />
80.  Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
81.  Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım<br />
82.  İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
83.  Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun<br />
 <br />
                <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadid Suresini 1 Kere Okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır</span></span><br />
 <br />
 <br />
HADİD SÛRESİ; Kur’ân-ı Kerîm’in elli yedinci sûresidir. Yirmi dokuz âyet, beş yüz kırk dört kelime, bin dört yüz yetmiş dört harften meydana gelir. Fâsılası, be, dal, ra, ze, mim ve nun harfleridir.<br />
 <br />
Sure adını, 25 ayetinde geçen “hadid” kelimesinden almıştır. “Hadid” kelimesi demir anlamına gelmektedir. Hadid suresi, “sebbeha” ve “yüsebbihu” kelimeleriyle başlayan ve “Müsebbihat” olarak tanımlanan surelerin ilkidir. Diğer Müsebbihat sureleri Haşr, Saff, Cuma ve Tegâbün’dür. 29 ayetten oluşan Hadid Suresi, Medine’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 57., iniş sırasına göre 112. suredir.<br />
 <br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HADİD SURESi LATiNCE</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
<br />
1. Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel'aziyzulhakiymu.<br />
2. Lehu mulkussemavati vel'ardı yuhyiy ve yumiytu ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.<br />
3. Huvel'evvelu vel'ahıru vezzahiru velbatınu ve huve bikulli şey'in 'aliymun.<br />
4. Huvelleziy halekassemavati vel'arda fiy sitteti eyyamin summesteva 'alel'arşi ya'lemu ma yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha ve ma yenzilu minessemai ve ma ya'rucu fiyha ve huve me'akum eyne ma kuntum vallahu bima ta'melune besıyrun.<br />
5. Lehu mulkussemavati vel'ardı ve ilellahi turce'ul'umuru.<br />
6. Yuliculleyle fiynnehari ve yulicunnehare fiylleyli ve huve 'aleymun bizatissuduri.<br />
7. Aminu billahi ve resulihi ve enfiku mimma ce'alekum mustahlefiyne fiyhi felleziyne amenu minkum ve enfeku lehum ecrun kebiyrun.<br />
8. Ve ma lekum la tu'minune billahi verresulu yed'ukum litu'minu birabbikum ve kad ehaze miysakakum in kuntum mu'miniyne.<br />
9. Huvelleziy yunezzilu 'ala 'abdihi ayiten beyyinatin liyuhricekum minezzilimati ilennuri ve innallahe bikum lereufun rahıymun.<br />
10. Ve malekum ella tunfiku fiy sebiylellahi ve lillahi miyrasussemavati vel'ardı la yesteviy minkum men enfeka min kablilfethı ve katele ulaike a'zamu dereceten minelleziyne enfeku min ba'du ve katelu ve kullen ve'adallahulhusna vallahu bima ta'melune habiyrun.<br />
11. Men zelleziy yukridullahe kardan hasenen feyuda'ıfehu lehu ve lehu ecrun keriymun.<br />
12. Yevme terelmu'miniyne velmu'minati yes'a nuruhum beyne eydiyhim ve bieymanihim buşrakumulyevme cennatun tecriy min tahtihel'enharu haliduyne fiyha zalike huvelfevzul'azıymu.<br />
13. Yevme yekululmunafikune velmunafikatu lilleziyne amenunzurna naktebis min nurikum kıylerci'u veraekum feltemisu nuren feduribe beynehum bisurin lehu babun batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu min kıbelihul'azabu.<br />
14. Yunadunehum elem nekun me'akum kalu bela ve lakinnekum fetentum enfusekum ve terabbastum vertebtum ve ğarretkumul'emaniyyu hatta cae emrullahi ve ğarrekum billahilğaruru.<br />
15. Felyevme la yu'hazu minkum fidyetun ve la minelleziyne keferu me'vakumunnaru hiye mevlakum ve bi'selmesıyru.<br />
16. Elem ye'ni lilleziyne amenu en tahşe'a kulubuhum lizikrillahi ve ma nezele minelhakkı vela yekunu kelleziyne utulkitabe min kablu fetale 'aleyhimul'emedu fekaset kulubuhum ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
17. İ'lemu ennallahe yuhyiyl'arda ba'de mevtiha kado beyyenna lekumul'ayati le'allekum ta'kılune.<br />
18. İnnelmusaddikıyne velmusaddikati ve akredullahe kardan hasenen yuda'afu lehum ve lehum ecrun keruymun.<br />
19. Velleziyne amenu billahi ve rusulihi ulaik humussıddiykune veşşuhedau'ınde rabbihim lehum ecruhum ve nuruhum velleziyne keferu ve kezzebu biayatina ulaik ashabulcahıymi.<br />
20. I'lemu ennemelhayatuddnuya le'ıbun ve lehvun ve ziynetun ve tefahurun beynekum ve ziynetun ve tefahurun biynekum ve tekasurun fiyl'emvali vel'evladi kemeseli ğaysin a'cebelkuffare nebatuhu summe yekunu hutamen ve fiyl'ahıreti 'azabun şeduydun ve mağfiretun minallahi ve rıdvanun ve melhayatuddunya illa ****'ulğururi.<br />
21. Sabiku ila mağfiretin min rabbikum ve cennetin 'arduha ke'ardissemai vel'ardı u'ıddet lilleziyne amenu billahi ve rusulihi zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi.<br />
22. Ma esabe min musıybetin fiyl'ardı ve la fiy enfusikum illa fiy kitabin min kabli en nebreeha inne zalike 'alellahi yesiyrun.<br />
23. Likeyla te'sev 'ala ma fatekum ve la tefrahu bima atakum vallahu la yuhıbbu kulle muhtalin fehurin.<br />
24. Elleziyne yebhalune ve ye'murunennase bilbuhli ve men yetevelle feinnallahe huvelğaniyyulhamiydu.<br />
25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me'ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be'sun şediydun ve menafi'u linnasi ve liya'lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun 'aziyzun.<br />
26. Ve lekad erselna nuhan ve ibrahiyme ve ce'alna fiy zurriyyetihimennubuvvete velkitabe feminhum muhtedin ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
27. Summe kaffeyna 'ala asarihim birusulina ve kaffeyna bi'ıysebni meryeme ve ateynahul'inciyle ve ce'alna fiy kulubilleziynettebe'uhu re'feten ve ramheten ve rehbaniyyetenibtede'uha ma ketebnaha 'aleyhim illebtiğae rıdvanillahi fema re'avha hakka ri'ayetiha feateynelleziyne amenu minhum ecrehum ve kesiyrun minhum fasikune.<br />
28. Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe ve aminu biresulihi yu'tikum kifleyni min rahmetihi ve yec'al lekum nuren temşune bihi ve yağfir lekum vallahu ğafurun rahıymun.<br />
29. Liella ya'leme ehlulkitabi ella yakdirune 'ala şey'in min fadlillahi ve ennelfadle biyedillahi yu't'yhi men yeşa'u'vallahu zulfadlil'azıymi.<br />
            <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresini 1 Kere Okuyan - Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk</span></span><br />
 <br />
Medine döneminde inmiştir. 24 âyettir. Sûre, adını ikinci ayette geçen “elHaşr” kelimesinden almıştır. Haşr, toplamak demektir. Sûrede başlıca,Medine’de yaşamakta olan ve Hz.Peygamberle yaptıkları antlaşmaya ihanet ederek İslâm toplumunu ortadan kaldırmak üzere Mekkeli müşriklerle ittifak yapan Nadîroğulları’nın Medine’den topluca sürülmesi hadisesi ile Yahudilerle antlaşma yapan münafıklar konu edilmektedir.<br />
 <br />
Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresinin son 3 ayetinin Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
22.Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23.Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24.Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresinin TAMAMI Türkçe Okunuşu</span></span><br />
 <br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
 <br />
 <br />
1.Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’arardı ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
2.Huvelleziy ahrecelleziyne keferu min ehlilkitabi min diyarihim lievvelil haşri ma zanantum en yahrucu ve zannu ennehum mani’atuhum husunuhum minallahi feetahumullahu min haysu lem yahtesibu ve kazefe fiy kulubihimurru’be yuhribune buyutehum bieydiyhim ve eydiylmu’miniyne fa’tebiru ya ulil’ebsari.<br />
3.Ve lev la en keteballahu ‘aleyhimulcelae le’azzebehum fiyddunya ve lehum fiyl’ahıreti ‘azabunnari.<br />
4.Zalike biennehum şakkullahe ve resulehu ve men yuşakkıllahe feinnallahe şediydul’ıkabi.<br />
5.Ma kata’tum min liynetin ev terektumuha kaimeten ‘ala usuliha febiiznillahi ve liyuhziyelfasikıyne.<br />
6.Ve ma efaalahu ‘ala resulihi minhum fema evceftum ‘aleyhi min haylin ve la rikabin ve lakinnallahe yusellitu rusulehu ‘ala men yeşa’u vallahu ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
7.Ma efaallahu ‘ala resulihi min ehlilkura felillahi ve lirresuli ve liziylkurba velyetama velmesakiyni vebnissebiyli key la yekune duleten beynel’ağniyai minkum ve ma atakumurresulu fehuzuhu ve ma nehakum ‘anhu fentehu vettekullahe innallahe şediydul’ıkabi.<br />
8.Lelfukarailmuhaciriyn-elleziyne uhricu min diyarihim ve emvalihim yebteğune fadlen minallahi ve rıdvanen ve yensurunallahe ve resulehu ulaike humussadikune.<br />
9.Velleziyne tebevveuddare vel’iymane min kablihim yuhıbbune men hacere ileyhim ve la yecidune fiy sudurihim haceten mimma utu ve yu’sirune ‘ala enfusihim ve lev kane bihim hasasatun ve men yuka şuhha nefsihi feulaike humulmuflihune.<br />
10.Velleziyne cau min ba’dihim yekulune rabbenağfir lena ve liıhvaninelleziyne sebekuna bil’iymani ve la tec’al fiy kulubina ğullen lilleziyne amenu rabbena inneke raufun rahıymun.<br />
11.Elem tere ilelleziyne nafeku yekulune liıhvanihimulleziyne keferu min ehlilkitabi lein uhrictum lenahrucenne me’akum ve la nutıy’u fiykum ehaden ebeden ve in kutiltum lenensurennekum vallahu yeşhedu innehum lekazibune.<br />
12.Lein uhricu la yahrucune me’ahum ve lein kutilu la yensurunehum ve lein nesaruhum leyuvellunel’edbare summe la yunsarune.<br />
13.Leentum eşeddu rehbeten fiy sudurihim minallahi zalike biennehum kavmun la yefkahune.<br />
14.La yukatilunekum cemiy’an illa iy kuran muhassenetin ev min verai cudurin be’suhum beynehum şediydun tahsebuhum cemiy’an ve kulubuhum şetta zalike biennehum kavmun la ya’kılune.<br />
15.Kemeselilleziyne min kablihim kariyben zaku vebule emrihim ve lehum ‘azabun eliymun.<br />
16.Kemeselişşeytani iz kale lil’insanikfur felemma kefere kale inniy beriy’un minke inniy ehafullahe rabbel’alemiyne.<br />
17.Fekane ‘akıbetehuma ennehuma fiynari halideyni fiyha ve zalike cezauzzalimiyne.<br />
18.Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe veltenzur nefsun ma kaddemet liğadin vettekullahe innallahe habiyrun bima ta’melune.<br />
19.Ve la tekunu kelleziyne nesullahe feensahum enfusehum ulaike humulfasikune.<br />
20.La yesteviy ashabunnari ve ashabulcenneti ashabulcenneti humulfaizune.<br />
21.Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi ve tilkel’emsalu nadribuha linnasi le’allehum yetefekkerune.<br />
22.Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23.Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24.Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=23207</link>
			<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 12:51:45 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=23207</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR</span></span><br />
<br />
1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler<br />
<br />
2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.<br />
<br />
3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.<br />
<br />
4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.<br />
<br />
İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.<br />
<br />
İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.<br />
<br />
İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.<br />
<br />
İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.<br />
<br />
<br />
1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.<br />
<br />
2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.<br />
<br />
3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.<br />
<br />
4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.<br />
<br />
Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KAN:</span></span> Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- SAFRA:</span></span> Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- BALGAM: </span></span>Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4- SEVDA:</span></span> Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.<br />
<br />
(ibni Sina)<br />
<br />
————————–<br />
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak için işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz “iyyakenabüdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdiği hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdiği rahatsizliklardan kurtulmak için işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi için zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.<br />
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil<br />
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR</span></span><br />
<br />
1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler<br />
<br />
2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.<br />
<br />
3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.<br />
<br />
4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.<br />
<br />
İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.<br />
<br />
İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.<br />
<br />
İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.<br />
<br />
İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.<br />
<br />
<br />
1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.<br />
<br />
2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.<br />
<br />
3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.<br />
<br />
4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.<br />
<br />
Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KAN:</span></span> Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2- SAFRA:</span></span> Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- BALGAM: </span></span>Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4- SEVDA:</span></span> Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÇARESİ:</span></span> Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.<br />
<br />
(ibni Sina)<br />
<br />
————————–<br />
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak için işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz “iyyakenabüdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdiği hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdiği rahatsizliklardan kurtulmak için işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi için zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.<br />
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil<br />
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarikat Nedir Tasavvuf Nedir ve Raşid-i Tarikatı Hakkında Bilgiler]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=22394</link>
			<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 11:19:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=22394</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarikat Nedir Tasavvuf Nedir ve Raşid-i Tarikatı Hakkında Bilgiler</span></span><br />
<br />
Merhaba arkadaşlar<br />
<br />
 bu konumuzda Öncelikle Tarikat nedir Tasavvuf nedir ve raşid-i Tarikatı hakkında bilgiler olacak<br />
<br />
 Öncelikle Tarikat nedir meselesine girersek<br />
<br />
 Arapça tarikat yol demektir, Tarik yol demektir, tarikat ise gidilen yollar,..<br />
<br />
 Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinden buyurmuşlar ki <br />
<br />
"Allah'a giden yollar, gökyüzündeki yıldızların adedince çoktur."<br />
<br />
 ve işte tarikatler tasavvuf yöntemi ile, insanları Allah'a seyri sülük ettirmektedir. yani seyri illallah, manası ise, Allah'a doğru sefer etmek, yolculuk etmek, yol almak demektir, ve yol almak için, illaki bir yol lazım ki, o yolda gidebilesin, ve her enbiya ve evliya bir yol tayin etmişler, Allah'a Giden Yol, ve bu Peygamberimizin ki  mesela Müslümanlık, hz İsa'nın ki, Hristiyanlık, hz. Musa'nın ki bu Musevilik gibi bir yol ve, din, usul, bu usulü Cenabı Mevla, bizzat kendisi kitap göndererekten öğretmiş, ve peygamberini de, bu usulü öğretme hususunda öğretmen ve Mürşit Tayin etmiş.<br />
<br />
Her peygamber de beşer ve insan olması Hasbi ile, eceli geldi mi, ahirete ve Allah'a kavuşmuş, yani vefat etmiş. Öyle olunca, peygamber gidince, peygamberin yolunu devam ettiren, onun usulünü benimseyen, ve onun ümmeti olan, ve arkadaşı olan kimseler, bu yolları devam ettirmişler, ve gündeme uygun yeni usuller ve uygulamalar sünnetler geliştirmişler. işte bizim dinimizde, İslam'da Dinimiz İslam'da bu yol belirleyen kimselere biz, "evliya" ismini veririz. Aslında Allah, kur'an-ı Kerim'de, kendisini, yani Cenabı Mevla müminlerin mevlasıdır, ya da velisidir diye tarif ediyor, <br />
<br />
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ مَوْلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاَنَّ الْكَافِر۪ينَ لَا مَوْلٰى لَهُمْ۟ <br />
<br />
Muhammed Suresi 11. Ayet<br />
<br />
Mevlana demek, Veli demek, yani velisidir, o yüzden işte, Mevlana Celaleddin rumi nin isminde ki  mevlana'daki "Mevlana" da aynı şekilde yani "velimiz" <br />
<br />
VELİ NE DEMEK, NE ANLAMA GELİR? VELİ KELİMESİ TDK ANLAMI<br />
<br />
1-Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse, ege, iye<br />
2- Ermiş<br />
3-Veli demek, Hani bir iş yapacağımız zaman, ona danışılan, ona sorulan, Yetkili kimse gibi bir mana. <br />
<br />
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ<br />
<br />
Bakara Suresi 257. Ayetten pasaj<br />
<br />
işte müminlerin velisi Allah olunca, Allah'la irtibatı güzel olan Kullar, Herhangi bir problem veya sorun olduğunda, onun çözümünü Allah'a danışıp, ondan aldıkları cevaba göre, Bir yol ve usul belirlemişler.<br />
Bunun bariz bir örneği istihare namazi ile bir işin sonunu Allah'a sormak kalmış bizlere...<br />
<br />
 ve o usule uyanlar, o tarikin ya da yolun mensupları olmuş, o yolu benimseyen kimseler olur. Ve bu yüzden Yollar, çeşitli Dallara ayrılmış, Bunlar bizim İslam dininde, kadiriler, rufailer, nakşiler gibi hak tarikatlara bölünmüş, "Hak tarikat" Demek gerçekten İslam'dan ayrılmadan düzgün bir usul belirlemiş ve hayat tarzı benimsemiş kimselerin uygulamalarına verilen isimdir. <br />
<br />
Çünkü mesela Peygamberimiz döneminde daha Amerika keşif olmadığı için, mesela patates, mısır ve domates, Amerika'dan diğer ülkelere ithal edilmiş ya da ihraç edilmiş, bir ürün, Biz bunu yenip yenmemesi hususunda, mesela helal ve haram meselesi var, Peygamberimizin yedikleri ve tavsiye ettiklerini Biz Helal biliyoruz, Ve Kur'an'da yazanları, Kur'an'da yazmayanlari da Peygamberimiz uygulamasında, Eğer yedi veyahutta tasdik ettiyse "sarımsak "misali gibi "sarımsak " için "ben cebrail ile konuşuyor olmasaydım bende yerdim" melekler kötü kokuları sevmez dedi, bu yüzden o  kendisi yedi yahut tavsiye  veya tasdik etttiyse, yenilir dediyse, onları biz helal bildik. Peki bu patates,... Peygamberimizin döneminde olmayan Peygamberimizin bulunduğu bölgede bulunmayan bir meyve ya da sebze yiyecek gıda olduğu için, buna gereken fetvayı kim verecek, Peygamberimiz öldü vefat etti, ona soramayız, işte Evliya denen veyahut da fakih denen kimseler, Alim denen kimseler, bu konuda görüş belirtmişler, şunları helaldir, şunlar helala yakındır, şunlar haramdır , harama yakındır diye, veya yenmez diye usul belirlemişler. <br />
<br />
Mesela İmamı Şafii demiş ki "Denizden babam çıksa, yerim" demiş Yani bu imam-ı Şafi'nin sözüdür. imam-ı Şafi'nin benimsemesidir, ama Hanefi dininde denizden çıkan her şey yenmez, balık cinsi yenir sadece, balık cinsinin de belirli olanları  yenebilir, hepsi yenmez. bu iki alimin iki ayrı usulü mesela işte. imam Hanefi'ye uyan kimseler daha dikkatli davranmışlar, mesela Böcük cinsi şeyleri yemek Hanefilerde helal değildir, deniz böcekleri mesela,... ama imamı Şafi'ye göre Deniz, su dan mamul olduğu için, su temizleyici olduğu için, Sudan çıkan her şey temizdir hükmüne varmış, ve "denizden babam çıksa yerim demiş" o da bir usul. işte sen bir ümmeti muhammed olaraktan, bunlardan İkisinden birisini seçmekte muadilsin, ister imamı Hanife'nin yolundan git, ister imamı Şafi'nin yolundan git.<br />
 <br />
Bu örnekte olduğu gibi her alim kendi benimsediği usulü talebelerine, mensuplarına, müntesiplerine öğretmiş ve, O yoldan gidenler o mezhebe ya da, o tarikata bağlı olmuşlar.<br />
<br />
işte Allah'a giden yolların gökyüzündeki yıldızların adedince çok olması demek, alimlerin çok olduğunu, ışık saçan kimselerin, ilmi ile ışık saçan kimselerin, Yıldızlar kadar çok olduğunu belirtmek istemiş burada Peygamber Efendimiz, sadece kesreti kullanmak için, çokluk kelimesini kullanmak için, gökyüzündeki yıldızlar misalini vermiş.<br />
<br />
 işte o yüzden Allah'ın sevgisini kazanacağımız ameller çoktur, bunları Peygamber Efendimiz tarif ederken, mesela yoldaki taşı kaldırmak bir sevaptır, selam vermek sevaptır, selam almak sevaptır, cenazenin defninde bulunmak sevaptır, hasta ziyareti sevaptır, Sadaka sevaptır, miskini doyurmak, yolda kalmışa yardım etmek, talebeye yardım etmek ve benzeri hayırlı amelleri tarif etmiş, fakat Mesela bugün İnternet denen bir uygulamamız var, bu Peygamberimiz zamanında yoktu, şimdi internetten sevap kazanmanın yolları nelerdir? mesela Bunlar Peygamberimizin usulünde yoktu? yoldaki taşı kaldırmak vardı da, internetten sevap kazanma usulleri yoktu, Mesela bir sayfa açıp orada ilim yaymak, yahut oradan resim paylaşmak, müzik paylaşmak sevap mıdır? Bunların hepsi bugün var o günlerde yoktu, bugünkü uygulamaların yapılmasındaki fetvalara ihtiyaç var. Ve bunları Bir Alim, Allah'tan korkan, sakınan takvalı bir Alim, nasıl kullanıyor, nasıl bunlardan faydalanıyor, ve insanları da bundan nasıl faydalanmaya teşvik ediyor baktığımız zaman, işte o alimlerin itinalı davranışlarında gördüğümüz halleriyle Biz de yol aldığımızda, Yani Bu komnuda ki Allah'a giden bir yolu bulmuş oluruz. Bu bir misal.<br />
<br />
 Fakat bu Peygamberimiz zamanında, işte Peygamberimiz buyurmuş ki yine başka bir hadis-i şerifinde, <br />
<br />
"Benim Eshabım Gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz" buyurmuş <br />
<br />
Öyle olunca her bir Ashab'ta, birkaç tane veya, bir tane iki tane, Peygamberimizin uygulaması, hadisi, sözü veya fiili saklı, işte onları öğrenip, Biz tatbik ettiğimiz zaman, o yola girmiş oluruz. Şimdi ben eğer Afyon'daysam, Afyon'dan İstanbul'a gideceksem, şimdi arabaya binip, Sandıklı garajından arabaya binip, Ankara'ya doğru, ya da İstanbul'a doğru yola Çıktığım zaman, İstanbul'a varmış değilim, Henüz daha ancak Yolun Başındayım, daha Kütahya'yı geçeceğiz, adapazarı'nı geçeceğiz falan fesleğen, Ondan sonra İstanbul'a varacağız ya da Ankara'ya varacağız değil mi, böyle olduğu gibi, şimdi hemen bir ashabın bize öğrettiği hadisi yapmakla, uygulamayı tatbik etmekle, Yani hemen Biz  Allah'a, cenab-ı mevlaya vasıl olmuş değiliz, ama kurtuluşa erdiren ameldir, ama yani yolun başındaki birkaç kilometreyi gitmek gibidir, ama Yol uzun değil mi? Yol uzun, mesela Afyon'dan Ankara'ya 450 kilometre, Mekke ile Medine'nin arası gibi, Öyle olunca işte yoldaki güzel meyveleri toplaya toplaya gitmek lazım, yani nasıl bu usul işte, bu ashab-ı Keiim'dan birisinden birisini öğrendik, diğerinden başkasını öğrendik, Artık Ashabı Kiram gitti Tabiin gitti,... anca alimler kaldı işte, alimlerin uygulamaları ile de, bugün ki yolumuzu düzgün bir şekilde devam ettirmek mümkün. ama Tabi gerçek evliyayı, gerçek Allah dostunu bulmak biraz zor. Bugünün döneminde herkes tarafgir olmuş, Eğer bir siyaset adamına bağlı değilsen, seni barındırmazlar, sana söz söyletmezler, Hele bir de iktidar partisine bağlı değilsin, O günün iktidarının partisine, o gün seni taşlarlar, ve sözün lafın kaale alınmaz, bir yere varmaz. Meğer ki kendi içinde, kendi grubunda söylenesin, anlatasın, onun dışına çıkamazsın. yine dünyadaki Global sisteme karşı bir laf söylediğin zaman, yine seni barındırmaz ve seni kaale almazlar, hal böyle olunca, bugün gerçek alimi, hak sözü korkmadan söyleyebilen ve doğru uygulamayı yapabilen kimseler azalmış. Onlar ancak pirincin içindeki taşlar gibi yani pirinç bir çuval Ama içinde 50 tane de taş olduğu gibi onun içindeki aranılan taşlar gibi olmuşlar, ya da kömürün içindeki elmaslar gibi olmuşlar, arada bul onları bugün.<br />
<br />
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:"<br />
<br />
    "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."<br />
<br />
(Buhârî, Rikak 38.)<br />
<br />
 işte Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifelerinde buyurmuşlar ki  Rabbimiz Diyor ki : Kulum farzlar ile bana yaklaşır, sünnetlerle daha fazla yaklaşır, ondan sonra nafilelerle bana İyice yaklaşır, ve artık ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. o benimle görür, benimle duyar, benimle yürür.. şeklinde bir Kutsi hadis rivayet etmiş. Peygamber Efendimizin bu Hadisine binaen işte farzlar en önemlileri Namaz, abdest, Oruç imkan olana Hac ve zekat, Onun dışında da işte daha imkanı olan sadaka, Salih amel, işte Salih amellerin bazılarını da 54 farz denilen farzlarda alimler açıklamışlar. bu 54 farzın dışında farz yoktur gibi değil, işte yani Mesela Salih Aleyhisselam'ın dini, daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık, hayvan haklarına saygılı olmak, hayvanları Peygamber Efendimizden yine Kutsi hadiste Rabbimiz buyurur ki "onlar benim dilsiz kullarım" diye tarif etmiş yani biz dilini anlamıyoruz, dilleri var, fakat biz onların dilini anlamıyoruz, bugün hepsi neredeyse konuşacak seviyeye geldiler, İnsanlar biraz ilgi gösterince, onlar da insan gibi insanlarla anlaşmasını iyice öğrendiler, yani dıştaki vahşi hayvanlar bile, insanla anlaşabiliyor, yani dilimiz aynıymış, insanlık dili aynı, Merhamet en güzel dil, Merhamet dili, Vicdan dili, Vicdan dilini bilen kimse, bütün hayvanlarla, merhamet dilini bilen kimse bütün hayvanlarla anlaşabilir, konuşabilir, derdini anlatabilir, onlar da onlara derdini anlatabilir, anlayabilir. Öyle olunca Salih Aleyhisselam işte Devenin de su içme hakkı vardır davasını sürdürmesi, Cenabı Allah tarafından istenmiş, ve uygulamış olan peygamber Aleyhisselam, ve dini hayvan haklarını savunmak, böyle olunca, işte yani farzlar sadece o 54 farzdakiler değil, yani baktığımız zaman Kur'an'dan sünnetten ve bunun dışında  da, yani gördüğümüz zaman, hak olan şeyleri, idraki olan biri anlayabilir. Her  doğrunun eğrisi de vardır, Evet gecenin gündüzü de vardır, her şeyi Allah zıttı ile Kaim etmiş, Öyle olunca bir fiilin kötüsünü gördüğümüz, zaman illaki iyisi vardır, Sen iyi olanını Yapmaya gayret et ki, doğru yolda bulunasın, her namazda okuduğumuz Fatiha Suresinde de doğru yolu ihdines sıratel müstakim, sıratı müstakim, Doğru yol, Doğru yol, yani hak yol demek, işte hak tarikatta, Aynı mana, tarikat demek yol demek ya, Bir nevi sırat-i müstakim demek, "Hak tarikat" demektir, yani Hak tarikat, Doğru Sırat üstünde bulunmak, yol olmazsa Araba nereden gidecek, Hak yol, işte doğru yol üstünde bulunan araba binek gibidir tarikatta yolculuk almak.<br />
<br />
"Tasavvuf" ise vaaz, sohbet ve nasihat yoludur, ve bir de zikir ve Ezkar yoludur.<br />
<br />
Birşeyi 40 kere söylersen olur mu?<br />
<br />
 Hani derler ya Bir şeyi 40 kere dersen yada söylersen olur diye bir deyim ya da atasözü bir biliş vardır.<br />
<br />
 "kırklar" o yüzdendir "40 kişi bir araya geldi mi  illaki biriniz evliyasiniz dir" diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, ve yine Şafii mezhebinde  mesela cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, sebebi bu yüzdendir, Yani bir kimsenin namazı, 40 kişinin içinden  sadece bir kimsenin namazı kabul olsa, diğerlerinin namazida, onun hürmetine kabul olur meselesi ile, cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, ve bu kırk meselesi işte yani aynen bu 40 meselesinde olduğu, gibi bir zikri 40 kere tekrar etmek, yani "Allah mümindir, müminleri sever", "Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever", "Allah kudüs'tür, kutsalları koruyanları sever" ve benzerleri, Allahu Teala'nın isimleri, işte bunlar zikredile zikredile aynı 40 usulünde olduğu gibi, bunlar sen de ahlaki hasane haline gelir. O yüzden tasavvufta yolun araçlarından birisi zikirdir ve tesbihtir. <br />
<br />
"Dervişin fikri neyse zikri de o dur"<br />
<br />
 diye bir söz vardır. Öyle olunca işte zikir Senin, benim, o'nun güzel hasletleri kazanmamızdaki araçlardan birisidir. Çünkü Allah Haşr suresindeki, Hüvallahüllezi diye okuduğumuz, ayetlerde "Esmaül Hüsna" Bütün güzel isimlerin Allah'ın olduğunu "Esmaül hüsna" da da güzel ahlakın gizli olduğunu bize gizli şekilde ya da alenen bildirmiş bulunuyor. işte o isimleri tekrar ederekten. zikretmek. o  güzel hasletleri kazanmanın bir yolu yöntemi, ve Tasavvuf ehli işte, zikrederekten, güzel ahlakı kazanmaya çalışmışlar, her tarikatın açıktan veya gizli yaptığı zikirleri vardır, ve tuttuğu yol, sünnetleri, uyguladığı sünnetler vardır, bazı sünnetler onlarda Galebe çalmıştır, Yani daha fazla uygulanan sünnetlerdir. işte Öyle olunca, dediğimiz gibi zikrin tekrararı, bir gün sen de de o güzel hasletin ortaya çıkmasına sebep olmakta.  "dediğin kaderin olur" meselesi.<br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ<br />
<br />
Tevbe Suresi - 119 . Ayet <br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. <br />
<br />
Kur'an-ı Kerim'de de iyilerle beraber olun meselesi bu yüzdendir ki, iyilerin fikri de ameli de güzel şeylerdir, güzel bir fikirle güzel amellerdir, fiillerdir, onlarla birlikte olmak da da "Hal geçmesi" denilen bir yöntem ile Hani Atalar demiş ya <br />
<br />
"sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya suyundan kapar" demişler.<br />
<br />
Yani iyinin yanında Duran da ya amelinden ya sözünden faydalanır <br />
<br />
Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya  sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya  elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.” <br />
<br />
(Buhârî, Zebâih 31, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 16)<br />
<br />
Peygamberimiz de buyurmuş ki <br />
<br />
müminin yanında bulunan en azindan kokusundan faydalanır, kafir ve kötülerin yanında bulunan da kömürün karası gibi zararından etkilenir.<br />
 işte cemaat Olmanın Önemi de, bir tarikatta grup olma,  bir gruba müntesib olma, intisap etmeninin sebeplerinden birisi de, iyilerle birlikte olmak farzı yüzünden, kur'an-ı Kerim'de emredilen bir husustur, Hani farzlar bu kadar az degil sadece 54 degildir, dedik ya şimdi 54 farz Bak burada kur'an-ı Kerim'de iyilerle birlikte olun Bir emirdir, iyilerle birlikte olmak için, bir grup olması lazım ki, işte bu "Hak tarikatlar" da iyi amellerin açığa çıktığı ve uygulandığı yer ve gruplardır.<br />
 <br />
"Seyri Sülük" ise "insanı Kamil" olmanın yöntemidir. Kamil insan, yani olgunluğa ermiş insan demek, sözüne dikkat eden, fiiline dikkat eden, önünü gören, ufku açık, firaseti açık, yaptığı işin hikmetinin farkında olan, amelinin hikmetinin farkında olan, amellerinin ileride nereye varacağını hesaplayan, herhangi bir tehlike durumunda, tedbir alan, etrafını da bu konuda uyaran, yani ve benzeri konular nokta.. nokta...  Öyle olunca işte bir gruba bir tarikata intisap etmek Bu yüzden önemli ve gerekli.<br />
<br />
Biz de yani ben Karoğlan Raşit Tunca "Raşidi Tarikatı" nı kurdum, ve bir yol ve usul benimsedim.<br />
Bu usulde de yaklaşık 28 tane sınıf var, o'nda zikredilecek zikirlerimizi bina ettik, sınıflara uygun öğrenilecek tatbik edilecek uygulamalar var ve sohbetlerimizde bunları anlatıp öğretiyoruz.<br />
Tarikatımıza yani usulümüze ve yolumuza intisap eden  kimselerin getirisi, en azı bunlardan, günde 5 vakit namazlardan önce 13 Estağfurullah çekmek, namazlardan sonra yine tekrar 13 Estağfurullah çekmek tir. mesela sadece bunun getirisi, Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever, Hususunda bir uygulama, her an tövbe üzeri bulunmak. Yani bir hadiste 8 saat geçmeden önce tövbe ederse bir kimse günahlari deftere yazilmaz. iki Yanımızdaki "Kiramen Katibin melekleri" işte Sağdaki Melek komutan ve sevablari yazar, soldaki de günahlari yazar, soldaki Melek günahı yazacağı zaman, Dur bekle dermiş, soldaki Melek günahları yazan, Sağdaki iyilikleri yazan, ve soldaki Melek, herhangi bir hata yaptığımızda yazacağı zaman, Sağdaki Melek Dur bekle dermiş, bu bekleme hususun da da  8 saat ya da 5 saat, en az 5 saat ya da 8 saate kadar beklemesini emredermiş, yazayım mı? bekl yazma, yazayım mı? yazma bekle, yazma bekle ve en son işte 8 saatten sonra, artık Tövbe etmezse, soldaki Melek, şu hatayı yaptı, şu günahı işledi diye deftere yazarmış, mış, miş, Öyle olunca işte, iki namaz arası yaklaşık olaraktan 4-5 saat, her 4-5 saatte bir gerçekten, kalpten tövbe eden bir kimse, bu bizim tarikatta adab,  Estağfurullah çeken bir kimse, Hatta etse bile, hatalarını Kiramen Katibin melekleri işte soldaki Melek Hatalarımızı yazmaz, tövbe etti diye yazar, hata etti ama tövbe etti diye yazar, <br />
<br />
 “Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.”<br />
<br />
 (İbn Mâce, Zühd, 30)<br />
<br />
 “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” <br />
<br />
(Müslim, Tevbe, 9-11)<br />
<br />
Öyle olunca işte, Allah Teala da, Müntesiplerimiz hata etse bile, <br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.<br />
<br />
Bakara Suresi 222. Ayetten pasaj<br />
<br />
Allah tövbe edenleri sever kuralı gereği, inşallah O Rahmana'a, ahirete geçtiğimizde, cenab-ı Mevla'nın huzuruna Vardığımızda, İşte o hatalarımızdan dolayı sorumlu olmayız, Yani en az getirisi Bunlardan birisi mesela bu, tarikimize intisap etmenin faydalarından birisi,.. diğer faydaları mesela bir usul vardır ki, güneş doğar, siz o usule uyup zikrinizi yaptığınız zaman, bir usul var ki, yağmur yağar, kar yağar, yine bu hadislerle sabittir, Peygamberimiz yağmur duasına çıkmış,.. ve bir hadisinde de bazı kimseler var ki onların hatırına güneş doğar yağmur yağar hadis-i şerifi Kırklar Abdallar hadis-i Şerifi vardır<br />
<br />
Abdullâh b. Mes`ûd Rasûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. <br />
<br />
“Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir (Onun gibi düşünürler, Onun duygularını taşırlar). Yine Allah’ın yaratılanlar arasında kırkları vardır. Onların kalpleri Mûsâ’nın kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında yedileri vardır. Onların kalpleri İbrâhîm’in kalbi üzeredir. Yine Allah’ın yaratılanlar arasında beşleri vardır. Onların kalpleri Cebrâîl’in kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında üçleri vardır. Onların kalpleri Mikail’in kalbi üzeredir. Allah’ın yaratılanlar arasında bir kulu vardır. Onun kalbi İsrâfîl’in kalbi üzeredir. Bir olan öldüğünde Allah onun yerine üçlerden birini getirir. Üçlerden biri öldüğünde Allah onun yerine beşlerden birini getirir. Beşlerden biri öldüğünde, Allah onun yerine yedilerden birini getirir. Yedilerden biri öldüğünde Allah onun yerine kırklardan birini getirir. Kırklardan biri öldüğünde onun yerine üçyüz’lerden birini getirir. Üçyüz’lerden biri ölünce de onun yerine avam halktan birini getirir. Onlar vesilesiyle yaşanır ölünür. Yağmur yağdırılır, bela def edilir.” <br />
<br />
1) İbn Mesud’dan nakledilen “Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir…” manasındaki hadis rivayeti için bk. Aclunî, Keşful-hafa,1/33.<br />
<br />
2) İbn Ömer’den nakledilen “Ümmetimin her asırdaki seçkinleri beş yüz tanedir. Ebdâllar ise kırktır…” manasındaki rivayet için bk. Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 1/ 8; Kenzu’l-Ummal, h. no:34591.<br />
<br />
3) “Ebdâl kırk adam kırk kadındır. Her ne zamân bir adam ölse Allah onun yerine başka bir adam getirir. Her ne zaman da bir kadın ölse Allah onun yerine bir kadın getirir." hadisi için bk. Deylemi, 1/119-120/h.no: 405; el-Hallal, Keramatu’l-Evliya,1/1;  Kenzu’l-Ummal, h. no: 34597.<br />
<br />
İki Cihanın Güneşi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm<br />
 işte Peygamber Efendimiz İki Cihanın Güneşi olması Hasbi ile güneşimiz, her Güneş  gibi Alfa, Beta, Gama ışınları yayar, buna "Glow" denir Glow yani ışıma yansıma arapcada "Ziya"demektir.<br />
 Ziya demek Ziya demek Glow demektir ışıma yansıma demektir, Peygamber Efendimiz bunu her hareketinde, Alfa hareketi yaparaktan, Alfa hareketi yaparaktan, Glow yani, gezen yürüyen Glow yayan, ışıma yansıma yapan bir kimse olaraktan yaşamıştır, mesela bunu resimlerimiz ile gösterdik müntesiblerimize bir oturma usulu gösterdik, yine misvak tutuşu, oturuşu ve  el yazısı ile yazmayı her şeyde Alfa yapmak Alfa hareketi yapmaktır glowluk, yani güneşlik makamına çıkmaktır, Tarikatımız da belli bir yer vardır ki, işte belli zikirlerden sonra güneş makamına çıkılır, bunları yaptığın zaman, güneş makamına çıktığın zaman, artık sen de bir güneşsindir, artık bir ışık yayarsın Alfa Beta Gama ışıması yayarsın...<br />
 işte bunlar tarıkımızın sadece birkaç özelliğidir girdikten sonra, intisab ettikten sonra yol almanız, artık yani Kamil insan olma yolu, Ondan sonra, Safiye, saf ve temiz insan olma yolu, Ondan sonra Allah görüyormuş gibi ibadet eden insan haline gelmenizdeki vesilelerdir, seyr-i sülük demek geri yolculuk demektir, kur'an-ı Kerim'de buyurulduğu gibi ve ileyhi türceun <br />
<br />
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ<br />
Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.<br />
<br />
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.<br />
<br />
ondan geldik ona döndürüleceğiz, işte bu dönme yoluna başlamayan kimseler, geri gitmeyen kimseler, Allah'a vasıl olamaz. seyri sülük demek de geri yolculuk, biz Nereden geldik, Annemizden doğduk, annemize geri gitmek gibi yani, annemize geri gitmek gibi yolu tersinden okumak, sadece tersinden yolu okumak, okuduğumuz zaman, geldiğimiz yolu anlarız, geri gitmemiz gereken yolu da biliriz, işte Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz, topraktan geldik toprağa gideceğiz, en özümüz ondan önce toprak, ondan önce Işık ruhumuz, Işık enerji ve bunlar bütün usuller şeklinde, zikirler şeklinde, sohbetler vaazlar halınde anlattık Bunlar, zikrettiğiniz zaman, zikirler şeklinde, zikrettiğin zaman, siz de de o bilgiler inkişaf edip açığa çıkacaktır, Zamanı geldiği zaman,<br />
<br />
Evet bizim anlattığımız usulde "Tarikat nedir? yol nedir? Raşit tarikatı nedir? Tasavvuf nedir? neden gereklidir? Bu makalemizde açıklamış olduk vesselam...<br />
 <br />
Selamünaleyküm,..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 14 Eylül 2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarikat Nedir Tasavvuf Nedir ve Raşid-i Tarikatı Hakkında Bilgiler</span></span><br />
<br />
Merhaba arkadaşlar<br />
<br />
 bu konumuzda Öncelikle Tarikat nedir Tasavvuf nedir ve raşid-i Tarikatı hakkında bilgiler olacak<br />
<br />
 Öncelikle Tarikat nedir meselesine girersek<br />
<br />
 Arapça tarikat yol demektir, Tarik yol demektir, tarikat ise gidilen yollar,..<br />
<br />
 Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinden buyurmuşlar ki <br />
<br />
"Allah'a giden yollar, gökyüzündeki yıldızların adedince çoktur."<br />
<br />
 ve işte tarikatler tasavvuf yöntemi ile, insanları Allah'a seyri sülük ettirmektedir. yani seyri illallah, manası ise, Allah'a doğru sefer etmek, yolculuk etmek, yol almak demektir, ve yol almak için, illaki bir yol lazım ki, o yolda gidebilesin, ve her enbiya ve evliya bir yol tayin etmişler, Allah'a Giden Yol, ve bu Peygamberimizin ki  mesela Müslümanlık, hz İsa'nın ki, Hristiyanlık, hz. Musa'nın ki bu Musevilik gibi bir yol ve, din, usul, bu usulü Cenabı Mevla, bizzat kendisi kitap göndererekten öğretmiş, ve peygamberini de, bu usulü öğretme hususunda öğretmen ve Mürşit Tayin etmiş.<br />
<br />
Her peygamber de beşer ve insan olması Hasbi ile, eceli geldi mi, ahirete ve Allah'a kavuşmuş, yani vefat etmiş. Öyle olunca, peygamber gidince, peygamberin yolunu devam ettiren, onun usulünü benimseyen, ve onun ümmeti olan, ve arkadaşı olan kimseler, bu yolları devam ettirmişler, ve gündeme uygun yeni usuller ve uygulamalar sünnetler geliştirmişler. işte bizim dinimizde, İslam'da Dinimiz İslam'da bu yol belirleyen kimselere biz, "evliya" ismini veririz. Aslında Allah, kur'an-ı Kerim'de, kendisini, yani Cenabı Mevla müminlerin mevlasıdır, ya da velisidir diye tarif ediyor, <br />
<br />
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ مَوْلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاَنَّ الْكَافِر۪ينَ لَا مَوْلٰى لَهُمْ۟ <br />
<br />
Muhammed Suresi 11. Ayet<br />
<br />
Mevlana demek, Veli demek, yani velisidir, o yüzden işte, Mevlana Celaleddin rumi nin isminde ki  mevlana'daki "Mevlana" da aynı şekilde yani "velimiz" <br />
<br />
VELİ NE DEMEK, NE ANLAMA GELİR? VELİ KELİMESİ TDK ANLAMI<br />
<br />
1-Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse, ege, iye<br />
2- Ermiş<br />
3-Veli demek, Hani bir iş yapacağımız zaman, ona danışılan, ona sorulan, Yetkili kimse gibi bir mana. <br />
<br />
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ<br />
<br />
Bakara Suresi 257. Ayetten pasaj<br />
<br />
işte müminlerin velisi Allah olunca, Allah'la irtibatı güzel olan Kullar, Herhangi bir problem veya sorun olduğunda, onun çözümünü Allah'a danışıp, ondan aldıkları cevaba göre, Bir yol ve usul belirlemişler.<br />
Bunun bariz bir örneği istihare namazi ile bir işin sonunu Allah'a sormak kalmış bizlere...<br />
<br />
 ve o usule uyanlar, o tarikin ya da yolun mensupları olmuş, o yolu benimseyen kimseler olur. Ve bu yüzden Yollar, çeşitli Dallara ayrılmış, Bunlar bizim İslam dininde, kadiriler, rufailer, nakşiler gibi hak tarikatlara bölünmüş, "Hak tarikat" Demek gerçekten İslam'dan ayrılmadan düzgün bir usul belirlemiş ve hayat tarzı benimsemiş kimselerin uygulamalarına verilen isimdir. <br />
<br />
Çünkü mesela Peygamberimiz döneminde daha Amerika keşif olmadığı için, mesela patates, mısır ve domates, Amerika'dan diğer ülkelere ithal edilmiş ya da ihraç edilmiş, bir ürün, Biz bunu yenip yenmemesi hususunda, mesela helal ve haram meselesi var, Peygamberimizin yedikleri ve tavsiye ettiklerini Biz Helal biliyoruz, Ve Kur'an'da yazanları, Kur'an'da yazmayanlari da Peygamberimiz uygulamasında, Eğer yedi veyahutta tasdik ettiyse "sarımsak "misali gibi "sarımsak " için "ben cebrail ile konuşuyor olmasaydım bende yerdim" melekler kötü kokuları sevmez dedi, bu yüzden o  kendisi yedi yahut tavsiye  veya tasdik etttiyse, yenilir dediyse, onları biz helal bildik. Peki bu patates,... Peygamberimizin döneminde olmayan Peygamberimizin bulunduğu bölgede bulunmayan bir meyve ya da sebze yiyecek gıda olduğu için, buna gereken fetvayı kim verecek, Peygamberimiz öldü vefat etti, ona soramayız, işte Evliya denen veyahut da fakih denen kimseler, Alim denen kimseler, bu konuda görüş belirtmişler, şunları helaldir, şunlar helala yakındır, şunlar haramdır , harama yakındır diye, veya yenmez diye usul belirlemişler. <br />
<br />
Mesela İmamı Şafii demiş ki "Denizden babam çıksa, yerim" demiş Yani bu imam-ı Şafi'nin sözüdür. imam-ı Şafi'nin benimsemesidir, ama Hanefi dininde denizden çıkan her şey yenmez, balık cinsi yenir sadece, balık cinsinin de belirli olanları  yenebilir, hepsi yenmez. bu iki alimin iki ayrı usulü mesela işte. imam Hanefi'ye uyan kimseler daha dikkatli davranmışlar, mesela Böcük cinsi şeyleri yemek Hanefilerde helal değildir, deniz böcekleri mesela,... ama imamı Şafi'ye göre Deniz, su dan mamul olduğu için, su temizleyici olduğu için, Sudan çıkan her şey temizdir hükmüne varmış, ve "denizden babam çıksa yerim demiş" o da bir usul. işte sen bir ümmeti muhammed olaraktan, bunlardan İkisinden birisini seçmekte muadilsin, ister imamı Hanife'nin yolundan git, ister imamı Şafi'nin yolundan git.<br />
 <br />
Bu örnekte olduğu gibi her alim kendi benimsediği usulü talebelerine, mensuplarına, müntesiplerine öğretmiş ve, O yoldan gidenler o mezhebe ya da, o tarikata bağlı olmuşlar.<br />
<br />
işte Allah'a giden yolların gökyüzündeki yıldızların adedince çok olması demek, alimlerin çok olduğunu, ışık saçan kimselerin, ilmi ile ışık saçan kimselerin, Yıldızlar kadar çok olduğunu belirtmek istemiş burada Peygamber Efendimiz, sadece kesreti kullanmak için, çokluk kelimesini kullanmak için, gökyüzündeki yıldızlar misalini vermiş.<br />
<br />
 işte o yüzden Allah'ın sevgisini kazanacağımız ameller çoktur, bunları Peygamber Efendimiz tarif ederken, mesela yoldaki taşı kaldırmak bir sevaptır, selam vermek sevaptır, selam almak sevaptır, cenazenin defninde bulunmak sevaptır, hasta ziyareti sevaptır, Sadaka sevaptır, miskini doyurmak, yolda kalmışa yardım etmek, talebeye yardım etmek ve benzeri hayırlı amelleri tarif etmiş, fakat Mesela bugün İnternet denen bir uygulamamız var, bu Peygamberimiz zamanında yoktu, şimdi internetten sevap kazanmanın yolları nelerdir? mesela Bunlar Peygamberimizin usulünde yoktu? yoldaki taşı kaldırmak vardı da, internetten sevap kazanma usulleri yoktu, Mesela bir sayfa açıp orada ilim yaymak, yahut oradan resim paylaşmak, müzik paylaşmak sevap mıdır? Bunların hepsi bugün var o günlerde yoktu, bugünkü uygulamaların yapılmasındaki fetvalara ihtiyaç var. Ve bunları Bir Alim, Allah'tan korkan, sakınan takvalı bir Alim, nasıl kullanıyor, nasıl bunlardan faydalanıyor, ve insanları da bundan nasıl faydalanmaya teşvik ediyor baktığımız zaman, işte o alimlerin itinalı davranışlarında gördüğümüz halleriyle Biz de yol aldığımızda, Yani Bu komnuda ki Allah'a giden bir yolu bulmuş oluruz. Bu bir misal.<br />
<br />
 Fakat bu Peygamberimiz zamanında, işte Peygamberimiz buyurmuş ki yine başka bir hadis-i şerifinde, <br />
<br />
"Benim Eshabım Gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz" buyurmuş <br />
<br />
Öyle olunca her bir Ashab'ta, birkaç tane veya, bir tane iki tane, Peygamberimizin uygulaması, hadisi, sözü veya fiili saklı, işte onları öğrenip, Biz tatbik ettiğimiz zaman, o yola girmiş oluruz. Şimdi ben eğer Afyon'daysam, Afyon'dan İstanbul'a gideceksem, şimdi arabaya binip, Sandıklı garajından arabaya binip, Ankara'ya doğru, ya da İstanbul'a doğru yola Çıktığım zaman, İstanbul'a varmış değilim, Henüz daha ancak Yolun Başındayım, daha Kütahya'yı geçeceğiz, adapazarı'nı geçeceğiz falan fesleğen, Ondan sonra İstanbul'a varacağız ya da Ankara'ya varacağız değil mi, böyle olduğu gibi, şimdi hemen bir ashabın bize öğrettiği hadisi yapmakla, uygulamayı tatbik etmekle, Yani hemen Biz  Allah'a, cenab-ı mevlaya vasıl olmuş değiliz, ama kurtuluşa erdiren ameldir, ama yani yolun başındaki birkaç kilometreyi gitmek gibidir, ama Yol uzun değil mi? Yol uzun, mesela Afyon'dan Ankara'ya 450 kilometre, Mekke ile Medine'nin arası gibi, Öyle olunca işte yoldaki güzel meyveleri toplaya toplaya gitmek lazım, yani nasıl bu usul işte, bu ashab-ı Keiim'dan birisinden birisini öğrendik, diğerinden başkasını öğrendik, Artık Ashabı Kiram gitti Tabiin gitti,... anca alimler kaldı işte, alimlerin uygulamaları ile de, bugün ki yolumuzu düzgün bir şekilde devam ettirmek mümkün. ama Tabi gerçek evliyayı, gerçek Allah dostunu bulmak biraz zor. Bugünün döneminde herkes tarafgir olmuş, Eğer bir siyaset adamına bağlı değilsen, seni barındırmazlar, sana söz söyletmezler, Hele bir de iktidar partisine bağlı değilsin, O günün iktidarının partisine, o gün seni taşlarlar, ve sözün lafın kaale alınmaz, bir yere varmaz. Meğer ki kendi içinde, kendi grubunda söylenesin, anlatasın, onun dışına çıkamazsın. yine dünyadaki Global sisteme karşı bir laf söylediğin zaman, yine seni barındırmaz ve seni kaale almazlar, hal böyle olunca, bugün gerçek alimi, hak sözü korkmadan söyleyebilen ve doğru uygulamayı yapabilen kimseler azalmış. Onlar ancak pirincin içindeki taşlar gibi yani pirinç bir çuval Ama içinde 50 tane de taş olduğu gibi onun içindeki aranılan taşlar gibi olmuşlar, ya da kömürün içindeki elmaslar gibi olmuşlar, arada bul onları bugün.<br />
<br />
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:"<br />
<br />
    "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."<br />
<br />
(Buhârî, Rikak 38.)<br />
<br />
 işte Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifelerinde buyurmuşlar ki  Rabbimiz Diyor ki : Kulum farzlar ile bana yaklaşır, sünnetlerle daha fazla yaklaşır, ondan sonra nafilelerle bana İyice yaklaşır, ve artık ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. o benimle görür, benimle duyar, benimle yürür.. şeklinde bir Kutsi hadis rivayet etmiş. Peygamber Efendimizin bu Hadisine binaen işte farzlar en önemlileri Namaz, abdest, Oruç imkan olana Hac ve zekat, Onun dışında da işte daha imkanı olan sadaka, Salih amel, işte Salih amellerin bazılarını da 54 farz denilen farzlarda alimler açıklamışlar. bu 54 farzın dışında farz yoktur gibi değil, işte yani Mesela Salih Aleyhisselam'ın dini, daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık, hayvan haklarına saygılı olmak, hayvanları Peygamber Efendimizden yine Kutsi hadiste Rabbimiz buyurur ki "onlar benim dilsiz kullarım" diye tarif etmiş yani biz dilini anlamıyoruz, dilleri var, fakat biz onların dilini anlamıyoruz, bugün hepsi neredeyse konuşacak seviyeye geldiler, İnsanlar biraz ilgi gösterince, onlar da insan gibi insanlarla anlaşmasını iyice öğrendiler, yani dıştaki vahşi hayvanlar bile, insanla anlaşabiliyor, yani dilimiz aynıymış, insanlık dili aynı, Merhamet en güzel dil, Merhamet dili, Vicdan dili, Vicdan dilini bilen kimse, bütün hayvanlarla, merhamet dilini bilen kimse bütün hayvanlarla anlaşabilir, konuşabilir, derdini anlatabilir, onlar da onlara derdini anlatabilir, anlayabilir. Öyle olunca Salih Aleyhisselam işte Devenin de su içme hakkı vardır davasını sürdürmesi, Cenabı Allah tarafından istenmiş, ve uygulamış olan peygamber Aleyhisselam, ve dini hayvan haklarını savunmak, böyle olunca, işte yani farzlar sadece o 54 farzdakiler değil, yani baktığımız zaman Kur'an'dan sünnetten ve bunun dışında  da, yani gördüğümüz zaman, hak olan şeyleri, idraki olan biri anlayabilir. Her  doğrunun eğrisi de vardır, Evet gecenin gündüzü de vardır, her şeyi Allah zıttı ile Kaim etmiş, Öyle olunca bir fiilin kötüsünü gördüğümüz, zaman illaki iyisi vardır, Sen iyi olanını Yapmaya gayret et ki, doğru yolda bulunasın, her namazda okuduğumuz Fatiha Suresinde de doğru yolu ihdines sıratel müstakim, sıratı müstakim, Doğru yol, Doğru yol, yani hak yol demek, işte hak tarikatta, Aynı mana, tarikat demek yol demek ya, Bir nevi sırat-i müstakim demek, "Hak tarikat" demektir, yani Hak tarikat, Doğru Sırat üstünde bulunmak, yol olmazsa Araba nereden gidecek, Hak yol, işte doğru yol üstünde bulunan araba binek gibidir tarikatta yolculuk almak.<br />
<br />
"Tasavvuf" ise vaaz, sohbet ve nasihat yoludur, ve bir de zikir ve Ezkar yoludur.<br />
<br />
Birşeyi 40 kere söylersen olur mu?<br />
<br />
 Hani derler ya Bir şeyi 40 kere dersen yada söylersen olur diye bir deyim ya da atasözü bir biliş vardır.<br />
<br />
 "kırklar" o yüzdendir "40 kişi bir araya geldi mi  illaki biriniz evliyasiniz dir" diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, ve yine Şafii mezhebinde  mesela cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, sebebi bu yüzdendir, Yani bir kimsenin namazı, 40 kişinin içinden  sadece bir kimsenin namazı kabul olsa, diğerlerinin namazida, onun hürmetine kabul olur meselesi ile, cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, ve bu kırk meselesi işte yani aynen bu 40 meselesinde olduğu, gibi bir zikri 40 kere tekrar etmek, yani "Allah mümindir, müminleri sever", "Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever", "Allah kudüs'tür, kutsalları koruyanları sever" ve benzerleri, Allahu Teala'nın isimleri, işte bunlar zikredile zikredile aynı 40 usulünde olduğu gibi, bunlar sen de ahlaki hasane haline gelir. O yüzden tasavvufta yolun araçlarından birisi zikirdir ve tesbihtir. <br />
<br />
"Dervişin fikri neyse zikri de o dur"<br />
<br />
 diye bir söz vardır. Öyle olunca işte zikir Senin, benim, o'nun güzel hasletleri kazanmamızdaki araçlardan birisidir. Çünkü Allah Haşr suresindeki, Hüvallahüllezi diye okuduğumuz, ayetlerde "Esmaül Hüsna" Bütün güzel isimlerin Allah'ın olduğunu "Esmaül hüsna" da da güzel ahlakın gizli olduğunu bize gizli şekilde ya da alenen bildirmiş bulunuyor. işte o isimleri tekrar ederekten. zikretmek. o  güzel hasletleri kazanmanın bir yolu yöntemi, ve Tasavvuf ehli işte, zikrederekten, güzel ahlakı kazanmaya çalışmışlar, her tarikatın açıktan veya gizli yaptığı zikirleri vardır, ve tuttuğu yol, sünnetleri, uyguladığı sünnetler vardır, bazı sünnetler onlarda Galebe çalmıştır, Yani daha fazla uygulanan sünnetlerdir. işte Öyle olunca, dediğimiz gibi zikrin tekrararı, bir gün sen de de o güzel hasletin ortaya çıkmasına sebep olmakta.  "dediğin kaderin olur" meselesi.<br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ<br />
<br />
Tevbe Suresi - 119 . Ayet <br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. <br />
<br />
Kur'an-ı Kerim'de de iyilerle beraber olun meselesi bu yüzdendir ki, iyilerin fikri de ameli de güzel şeylerdir, güzel bir fikirle güzel amellerdir, fiillerdir, onlarla birlikte olmak da da "Hal geçmesi" denilen bir yöntem ile Hani Atalar demiş ya <br />
<br />
"sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya suyundan kapar" demişler.<br />
<br />
Yani iyinin yanında Duran da ya amelinden ya sözünden faydalanır <br />
<br />
Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya  sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya  elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.” <br />
<br />
(Buhârî, Zebâih 31, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 16)<br />
<br />
Peygamberimiz de buyurmuş ki <br />
<br />
müminin yanında bulunan en azindan kokusundan faydalanır, kafir ve kötülerin yanında bulunan da kömürün karası gibi zararından etkilenir.<br />
 işte cemaat Olmanın Önemi de, bir tarikatta grup olma,  bir gruba müntesib olma, intisap etmeninin sebeplerinden birisi de, iyilerle birlikte olmak farzı yüzünden, kur'an-ı Kerim'de emredilen bir husustur, Hani farzlar bu kadar az degil sadece 54 degildir, dedik ya şimdi 54 farz Bak burada kur'an-ı Kerim'de iyilerle birlikte olun Bir emirdir, iyilerle birlikte olmak için, bir grup olması lazım ki, işte bu "Hak tarikatlar" da iyi amellerin açığa çıktığı ve uygulandığı yer ve gruplardır.<br />
 <br />
"Seyri Sülük" ise "insanı Kamil" olmanın yöntemidir. Kamil insan, yani olgunluğa ermiş insan demek, sözüne dikkat eden, fiiline dikkat eden, önünü gören, ufku açık, firaseti açık, yaptığı işin hikmetinin farkında olan, amelinin hikmetinin farkında olan, amellerinin ileride nereye varacağını hesaplayan, herhangi bir tehlike durumunda, tedbir alan, etrafını da bu konuda uyaran, yani ve benzeri konular nokta.. nokta...  Öyle olunca işte bir gruba bir tarikata intisap etmek Bu yüzden önemli ve gerekli.<br />
<br />
Biz de yani ben Karoğlan Raşit Tunca "Raşidi Tarikatı" nı kurdum, ve bir yol ve usul benimsedim.<br />
Bu usulde de yaklaşık 28 tane sınıf var, o'nda zikredilecek zikirlerimizi bina ettik, sınıflara uygun öğrenilecek tatbik edilecek uygulamalar var ve sohbetlerimizde bunları anlatıp öğretiyoruz.<br />
Tarikatımıza yani usulümüze ve yolumuza intisap eden  kimselerin getirisi, en azı bunlardan, günde 5 vakit namazlardan önce 13 Estağfurullah çekmek, namazlardan sonra yine tekrar 13 Estağfurullah çekmek tir. mesela sadece bunun getirisi, Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever, Hususunda bir uygulama, her an tövbe üzeri bulunmak. Yani bir hadiste 8 saat geçmeden önce tövbe ederse bir kimse günahlari deftere yazilmaz. iki Yanımızdaki "Kiramen Katibin melekleri" işte Sağdaki Melek komutan ve sevablari yazar, soldaki de günahlari yazar, soldaki Melek günahı yazacağı zaman, Dur bekle dermiş, soldaki Melek günahları yazan, Sağdaki iyilikleri yazan, ve soldaki Melek, herhangi bir hata yaptığımızda yazacağı zaman, Sağdaki Melek Dur bekle dermiş, bu bekleme hususun da da  8 saat ya da 5 saat, en az 5 saat ya da 8 saate kadar beklemesini emredermiş, yazayım mı? bekl yazma, yazayım mı? yazma bekle, yazma bekle ve en son işte 8 saatten sonra, artık Tövbe etmezse, soldaki Melek, şu hatayı yaptı, şu günahı işledi diye deftere yazarmış, mış, miş, Öyle olunca işte, iki namaz arası yaklaşık olaraktan 4-5 saat, her 4-5 saatte bir gerçekten, kalpten tövbe eden bir kimse, bu bizim tarikatta adab,  Estağfurullah çeken bir kimse, Hatta etse bile, hatalarını Kiramen Katibin melekleri işte soldaki Melek Hatalarımızı yazmaz, tövbe etti diye yazar, hata etti ama tövbe etti diye yazar, <br />
<br />
 “Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.”<br />
<br />
 (İbn Mâce, Zühd, 30)<br />
<br />
 “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” <br />
<br />
(Müslim, Tevbe, 9-11)<br />
<br />
Öyle olunca işte, Allah Teala da, Müntesiplerimiz hata etse bile, <br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.<br />
<br />
Bakara Suresi 222. Ayetten pasaj<br />
<br />
Allah tövbe edenleri sever kuralı gereği, inşallah O Rahmana'a, ahirete geçtiğimizde, cenab-ı Mevla'nın huzuruna Vardığımızda, İşte o hatalarımızdan dolayı sorumlu olmayız, Yani en az getirisi Bunlardan birisi mesela bu, tarikimize intisap etmenin faydalarından birisi,.. diğer faydaları mesela bir usul vardır ki, güneş doğar, siz o usule uyup zikrinizi yaptığınız zaman, bir usul var ki, yağmur yağar, kar yağar, yine bu hadislerle sabittir, Peygamberimiz yağmur duasına çıkmış,.. ve bir hadisinde de bazı kimseler var ki onların hatırına güneş doğar yağmur yağar hadis-i şerifi Kırklar Abdallar hadis-i Şerifi vardır<br />
<br />
Abdullâh b. Mes`ûd Rasûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. <br />
<br />
“Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir (Onun gibi düşünürler, Onun duygularını taşırlar). Yine Allah’ın yaratılanlar arasında kırkları vardır. Onların kalpleri Mûsâ’nın kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında yedileri vardır. Onların kalpleri İbrâhîm’in kalbi üzeredir. Yine Allah’ın yaratılanlar arasında beşleri vardır. Onların kalpleri Cebrâîl’in kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında üçleri vardır. Onların kalpleri Mikail’in kalbi üzeredir. Allah’ın yaratılanlar arasında bir kulu vardır. Onun kalbi İsrâfîl’in kalbi üzeredir. Bir olan öldüğünde Allah onun yerine üçlerden birini getirir. Üçlerden biri öldüğünde Allah onun yerine beşlerden birini getirir. Beşlerden biri öldüğünde, Allah onun yerine yedilerden birini getirir. Yedilerden biri öldüğünde Allah onun yerine kırklardan birini getirir. Kırklardan biri öldüğünde onun yerine üçyüz’lerden birini getirir. Üçyüz’lerden biri ölünce de onun yerine avam halktan birini getirir. Onlar vesilesiyle yaşanır ölünür. Yağmur yağdırılır, bela def edilir.” <br />
<br />
1) İbn Mesud’dan nakledilen “Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir…” manasındaki hadis rivayeti için bk. Aclunî, Keşful-hafa,1/33.<br />
<br />
2) İbn Ömer’den nakledilen “Ümmetimin her asırdaki seçkinleri beş yüz tanedir. Ebdâllar ise kırktır…” manasındaki rivayet için bk. Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 1/ 8; Kenzu’l-Ummal, h. no:34591.<br />
<br />
3) “Ebdâl kırk adam kırk kadındır. Her ne zamân bir adam ölse Allah onun yerine başka bir adam getirir. Her ne zaman da bir kadın ölse Allah onun yerine bir kadın getirir." hadisi için bk. Deylemi, 1/119-120/h.no: 405; el-Hallal, Keramatu’l-Evliya,1/1;  Kenzu’l-Ummal, h. no: 34597.<br />
<br />
İki Cihanın Güneşi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm<br />
 işte Peygamber Efendimiz İki Cihanın Güneşi olması Hasbi ile güneşimiz, her Güneş  gibi Alfa, Beta, Gama ışınları yayar, buna "Glow" denir Glow yani ışıma yansıma arapcada "Ziya"demektir.<br />
 Ziya demek Ziya demek Glow demektir ışıma yansıma demektir, Peygamber Efendimiz bunu her hareketinde, Alfa hareketi yaparaktan, Alfa hareketi yaparaktan, Glow yani, gezen yürüyen Glow yayan, ışıma yansıma yapan bir kimse olaraktan yaşamıştır, mesela bunu resimlerimiz ile gösterdik müntesiblerimize bir oturma usulu gösterdik, yine misvak tutuşu, oturuşu ve  el yazısı ile yazmayı her şeyde Alfa yapmak Alfa hareketi yapmaktır glowluk, yani güneşlik makamına çıkmaktır, Tarikatımız da belli bir yer vardır ki, işte belli zikirlerden sonra güneş makamına çıkılır, bunları yaptığın zaman, güneş makamına çıktığın zaman, artık sen de bir güneşsindir, artık bir ışık yayarsın Alfa Beta Gama ışıması yayarsın...<br />
 işte bunlar tarıkımızın sadece birkaç özelliğidir girdikten sonra, intisab ettikten sonra yol almanız, artık yani Kamil insan olma yolu, Ondan sonra, Safiye, saf ve temiz insan olma yolu, Ondan sonra Allah görüyormuş gibi ibadet eden insan haline gelmenizdeki vesilelerdir, seyr-i sülük demek geri yolculuk demektir, kur'an-ı Kerim'de buyurulduğu gibi ve ileyhi türceun <br />
<br />
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ<br />
Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.<br />
<br />
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.<br />
<br />
ondan geldik ona döndürüleceğiz, işte bu dönme yoluna başlamayan kimseler, geri gitmeyen kimseler, Allah'a vasıl olamaz. seyri sülük demek de geri yolculuk, biz Nereden geldik, Annemizden doğduk, annemize geri gitmek gibi yani, annemize geri gitmek gibi yolu tersinden okumak, sadece tersinden yolu okumak, okuduğumuz zaman, geldiğimiz yolu anlarız, geri gitmemiz gereken yolu da biliriz, işte Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz, topraktan geldik toprağa gideceğiz, en özümüz ondan önce toprak, ondan önce Işık ruhumuz, Işık enerji ve bunlar bütün usuller şeklinde, zikirler şeklinde, sohbetler vaazlar halınde anlattık Bunlar, zikrettiğiniz zaman, zikirler şeklinde, zikrettiğin zaman, siz de de o bilgiler inkişaf edip açığa çıkacaktır, Zamanı geldiği zaman,<br />
<br />
Evet bizim anlattığımız usulde "Tarikat nedir? yol nedir? Raşit tarikatı nedir? Tasavvuf nedir? neden gereklidir? Bu makalemizde açıklamış olduk vesselam...<br />
 <br />
Selamünaleyküm,..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 14 Eylül 2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MEVLEVİLERDE TESBiH ZİKİR ve EVRÂD]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=20985</link>
			<pubDate>Mon, 22 May 2023 06:38:20 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=20985</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MEVLEVİLERDE TESBiH ZİKİR ve EVRÂD</span></span><br />
<br />
“Evrâd” sözlükte; “gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere” anlamlarını taşıyan “vird” kelimesinin çoğuludur. Virdler daha ziyade maneviyat yolunda ilerlemek, Hakk’a yakınlık kazanmak için okunur. Vird, vecdin meydana gelmesine ve vâridelere yani kalbe doğan mânalara vesiledir. Bu yüzden“virdi olmayanın vâridi olmaz” denmiştir. Evrâd ve ezkâr, imanı kuvvetlendirir. İmandaki sağlamlık Hak Teâla’nın o kul üzerindeki lütfunu çoğaltır; zühd, takva, ihlâs, vera’ gibi makamların kazanılmasına sebep olur. Mânasını bilip bunlar üzerinde düşünerek dua etmek imanı artırır, duanın amacına ulaşmasını temin eder.<br />
<br />
Her tarikatin hususî bir virdi bulunur. Mevlevîlerin de bir evrâdı vardır.<br />
<br />
Asıl Mevlevî zikri olan “İsm-i Celâl” okumak şöyle yapılırdı:<br />
<br />
Sabah namazından sonra ve «ihya geceleri» denilen pazar ve perşembe akşamları, kandil geceleri, yatsı namazlarından sonra, mihrabın önüne, arkası kıbleye gelmek üzere, şeyhin postu bu işe memur bir derviş tarafından, serilir, şeyh postuna geçer, sağına ve soluna mertebelerine ve teşrifat sıralarna göre, dedeler ve canlar sıralanarak kapalı bir halka vücuda getirilir ve hep beraber diz çökelerek ve yer öpülerek oturulurdu. Bazı dergâhlarda bu halkaların genişliğine nispetli ve iri taneli tesbihler de kullanılırdı. Oturulur oturulmaz, şeyhin tam karşısındaki noktadan kalkan ve halkanın tam ortasından ilerleyen bir derviş, kollarında taşıdığı tesbihin imamesini ve püskülünü öperek şeyhe verir, tesbihi de sağdaki ve soldaki kimselere yayardı, herkes tesbihin kendi önüne gelen kısmını öperek eline alırdı. Şeyh, yalnız başına ve yüksek sesle, tecvid kaidelerine uyarak, uzun bir “e’ûz-ü besmele”çeker, ondan sonra, yine yüksek sesle ve nefesinin tahammülü nisbetinde her heceyi uzatarak “Allah” der ve kısa fasılalarla bu lafzı tekrarlardı. Halkada tesbih varsa sağdan sola doğru çevrilmeğe başlanır ve üç defa “Allah” denilinceye kadar, püskül ve imamenin bütün halkayı dolaşarak tekrar şeyhin eline gelmesi sağlanırdı.<br />
<br />
Ondan sonra, gövdeler biraz sağa eğilerek (al…) ve sonra biraz sola eğilerek (…lah) demek suretiyle ve yüksek sesle “ism-i celâl” tekrarlanırdı. Bunun sayısı şeyhin arzusuna bağlıydı. Zikrederken, boyun biraz sağa meylettirilerek, gözlerin kalb nahiyesine yarı kaplı çevrilmiş bulunması müstahsen sayılırdı.<br />
<br />
Zikre şeyh ve dervişler resmî kıyafetleriyle iştirak ederlerdi. Bununla beraber, halkaya sivil cematten de isteyen dâhil olabilirdi. Zikir sırasında aşka, şevke gelmek, «vecd ve heyecan» göstermek, yani açıkçası, bağırıp çağırmak, na’ra atmak Mevlevî tarikatında yasaktı. Zikir vekârlı bir edâ ile fasih ve vazıh olarak yapılırdı.<br />
<br />
Şeyh efendi artık zikre son vermek isteyince, hazırûnu ikaz ve sükûta davet eder tarzda, yüksek sesle şu duayı okurdu:<br />
<br />
    (Hamden kesîrâ. Ve sübhan-Allahü bükraten ve asîlâ. Ve sallallâhü âlâ eşref-i nur-i cemi’al-enbiyâ ve’l-mürselîn. Ve’l-hamdü lillahi rabbi’l-âlemîn).<br />
<br />
Bunun üzerine, halkadaki güzel seslilerden biri bir aşr-ı şerîf okur, şeyh efendi şu gülbengi çekerdi:<br />
<br />
    (Vakt-i şerifler hayri ve şerler def’i ve niyazlar kabuli ve muradat husuli ve padişah-ı islâm nusreti ve kâf-fe-i ehl-i imân selâmeti için ve güzeştegân-i mü’minîn ve müminât ervâhı için ve hasseten aziz, şerif, lâtif cenab-ı vacib-ül-vücûdun rıza-yi kerîmi için, celle ve âlel-Fâtiha).<br />
<br />
Şeyh bu gülbengi okurken «ve hasseten» ibaresinden sonrasını gizli okur ve açıktan (Fatiha) derdi; bir de son devirlerde «padişah» yerine «asâkir-i muvahhidîn» denilir olmuştu… Herkes, içinden Fatiha’yı tamamlayınca, ve bir müddet murakabede kalındıktan sonra, şeyh şu gülbengi okurdu:<br />
<br />
    (Sabah-i şerifler [veya akşam-ı şerifler] hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def’ ü ref ola, Allah-u azimü’ş-şan ism-i zatının nuri ile kalblerimizi münevver eyleye, demler ve safâlar ziyade ola, dem-i Hazret-i Mevlâna Hû diyelim, Hû…)<br />
<br />
Hazırûn derhal, şeyhle birlikte ve yüksek sesle uzun bir (Hû) çekerler ve yeri öperek ayağa kalkarlardı. Şeyh yerinden hareketle halkanın ortasına kadar gelir, orada niyaz vaziyeti alarak cemaati selâmlardı, halkadaki en yüksek zabit, yüksek sesle, “ve aleykümü’s-selâm ve rahmetu’İlahi ve berakâtühü” der ve bu selâmı şeyhin caminin veya mescidin dış kapısına varmasına kadar uzatırdi; bu noktada şeyh yüzünü tekrar halkaya çevirerek (baş keserdi) yani selâm verirdi, hazırûn da aynı suretle mukabele eder ve dağılırdı.<br />
<br />
Zikir halkasında büyük tesbih kullanılmış ise, aşır okunurken, evvelce tesbihi yaymış olan derviş, oturduğu yerden, sağdan ve soldan çekmek suretiyle, tesbihi toplar, kollarına alırdı; şeyh son gülbengi okurken bu derviş kollarında tesbih olduğu halde yerinden kalkar, halkanın merkezine kadar ilerileyerek orada (niyaz vaziyeti) alırdı ve şeyh cami kapısına giderken umuma selâmı bu derviş yanında verirdi.<br />
<br />
Niyaz vaziyeti, hem karşısında bulunulan zata karşı hürmet idi, hem de bir tevazu gösterisi idi. Mevlevîler günlük hayatta da karşılaşınca, birbirlerini ve hatta yabancıları «baş keserek» selâmlarlardı ve aynı zamanda sağ ellerini göğüslerine basarlardı.<br />
<br />
“İsm-i Celâl”, bir kandil gecesinde okunulmuş ise, şeyh efendiler, gecenin şerafeti hakkında, gülbenklere bazı cümleler ilâve ederlerdi.<br />
<br />
Virdleri Okuma Adâbı<br />
<br />
Büyük şeyhlerin ve velilerin vird ve hiziblerini okumak isteyenlerin bilip uymaları gereken bazı şartları şu şekilde sıralana bilir. Bu virdler, hizibler ve duaları evliyanın kendileri düzenlemiş değildir. Bunlar amellerinin meyvesidir, kerametlerinin eseri ve varis oldukları peygamber ilimlerinin neticeleridir. Mesnevi’de şöyle buyrulur:<br />
<br />
    İn ne necmest ve ne remlest ve ne hab<br />
    Vahy-i Hak vallahi a’lem bi’s savab<br />
<br />
(Bu yüzden başka sözlerle kıyas edilmesin. Bu dualar din ve dünyaya ait büyük faydalar ve hassalar taşır. Bunları böyle inanarak okumak lazımdır.)<br />
<br />
Bu virdleri okumak isteyenler belirtilen zamanlarda, hulûs-i kalb ile okumaya başlamalıdır. Düşüncelerini toplayarak, halis niyet ve tam temizlikle, kıbleye yönelip, bir şeye dayanmadan okumalıdır ki, sırlarından perdelenip, nurlarından mahrum kalmasın.<br />
<br />
Okumadan önce kelimelerin harekelerini düzeltip doğru okumaya özen göstermelidir.<br />
<br />
Okuduğunun mânasını öğrenip sonra okumalıdır. Zira duanın mânalarını anlayarak okumak, kıraatın güzel olmasının edeplerindendir. Hem de anlamların bilinerek okunması şevk ve muhabbetin artmasına sebep olur. Kesin ve kuvvetli bir inançla, sağlam bir ihlâs ve sıdk ile Cenab-ı Hakk’ın istediklerini vereceğini ummalıdır. Zira duanın kabul edilmesi ihlâsa, içtenliğe bağlıdır. Hızlı ve acele okuyarak kelime ve harfleri bozup değiştirmekten sakınılmalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MEVLEVİLERDE TESBiH ZİKİR ve EVRÂD</span></span><br />
<br />
“Evrâd” sözlükte; “gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere” anlamlarını taşıyan “vird” kelimesinin çoğuludur. Virdler daha ziyade maneviyat yolunda ilerlemek, Hakk’a yakınlık kazanmak için okunur. Vird, vecdin meydana gelmesine ve vâridelere yani kalbe doğan mânalara vesiledir. Bu yüzden“virdi olmayanın vâridi olmaz” denmiştir. Evrâd ve ezkâr, imanı kuvvetlendirir. İmandaki sağlamlık Hak Teâla’nın o kul üzerindeki lütfunu çoğaltır; zühd, takva, ihlâs, vera’ gibi makamların kazanılmasına sebep olur. Mânasını bilip bunlar üzerinde düşünerek dua etmek imanı artırır, duanın amacına ulaşmasını temin eder.<br />
<br />
Her tarikatin hususî bir virdi bulunur. Mevlevîlerin de bir evrâdı vardır.<br />
<br />
Asıl Mevlevî zikri olan “İsm-i Celâl” okumak şöyle yapılırdı:<br />
<br />
Sabah namazından sonra ve «ihya geceleri» denilen pazar ve perşembe akşamları, kandil geceleri, yatsı namazlarından sonra, mihrabın önüne, arkası kıbleye gelmek üzere, şeyhin postu bu işe memur bir derviş tarafından, serilir, şeyh postuna geçer, sağına ve soluna mertebelerine ve teşrifat sıralarna göre, dedeler ve canlar sıralanarak kapalı bir halka vücuda getirilir ve hep beraber diz çökelerek ve yer öpülerek oturulurdu. Bazı dergâhlarda bu halkaların genişliğine nispetli ve iri taneli tesbihler de kullanılırdı. Oturulur oturulmaz, şeyhin tam karşısındaki noktadan kalkan ve halkanın tam ortasından ilerleyen bir derviş, kollarında taşıdığı tesbihin imamesini ve püskülünü öperek şeyhe verir, tesbihi de sağdaki ve soldaki kimselere yayardı, herkes tesbihin kendi önüne gelen kısmını öperek eline alırdı. Şeyh, yalnız başına ve yüksek sesle, tecvid kaidelerine uyarak, uzun bir “e’ûz-ü besmele”çeker, ondan sonra, yine yüksek sesle ve nefesinin tahammülü nisbetinde her heceyi uzatarak “Allah” der ve kısa fasılalarla bu lafzı tekrarlardı. Halkada tesbih varsa sağdan sola doğru çevrilmeğe başlanır ve üç defa “Allah” denilinceye kadar, püskül ve imamenin bütün halkayı dolaşarak tekrar şeyhin eline gelmesi sağlanırdı.<br />
<br />
Ondan sonra, gövdeler biraz sağa eğilerek (al…) ve sonra biraz sola eğilerek (…lah) demek suretiyle ve yüksek sesle “ism-i celâl” tekrarlanırdı. Bunun sayısı şeyhin arzusuna bağlıydı. Zikrederken, boyun biraz sağa meylettirilerek, gözlerin kalb nahiyesine yarı kaplı çevrilmiş bulunması müstahsen sayılırdı.<br />
<br />
Zikre şeyh ve dervişler resmî kıyafetleriyle iştirak ederlerdi. Bununla beraber, halkaya sivil cematten de isteyen dâhil olabilirdi. Zikir sırasında aşka, şevke gelmek, «vecd ve heyecan» göstermek, yani açıkçası, bağırıp çağırmak, na’ra atmak Mevlevî tarikatında yasaktı. Zikir vekârlı bir edâ ile fasih ve vazıh olarak yapılırdı.<br />
<br />
Şeyh efendi artık zikre son vermek isteyince, hazırûnu ikaz ve sükûta davet eder tarzda, yüksek sesle şu duayı okurdu:<br />
<br />
    (Hamden kesîrâ. Ve sübhan-Allahü bükraten ve asîlâ. Ve sallallâhü âlâ eşref-i nur-i cemi’al-enbiyâ ve’l-mürselîn. Ve’l-hamdü lillahi rabbi’l-âlemîn).<br />
<br />
Bunun üzerine, halkadaki güzel seslilerden biri bir aşr-ı şerîf okur, şeyh efendi şu gülbengi çekerdi:<br />
<br />
    (Vakt-i şerifler hayri ve şerler def’i ve niyazlar kabuli ve muradat husuli ve padişah-ı islâm nusreti ve kâf-fe-i ehl-i imân selâmeti için ve güzeştegân-i mü’minîn ve müminât ervâhı için ve hasseten aziz, şerif, lâtif cenab-ı vacib-ül-vücûdun rıza-yi kerîmi için, celle ve âlel-Fâtiha).<br />
<br />
Şeyh bu gülbengi okurken «ve hasseten» ibaresinden sonrasını gizli okur ve açıktan (Fatiha) derdi; bir de son devirlerde «padişah» yerine «asâkir-i muvahhidîn» denilir olmuştu… Herkes, içinden Fatiha’yı tamamlayınca, ve bir müddet murakabede kalındıktan sonra, şeyh şu gülbengi okurdu:<br />
<br />
    (Sabah-i şerifler [veya akşam-ı şerifler] hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def’ ü ref ola, Allah-u azimü’ş-şan ism-i zatının nuri ile kalblerimizi münevver eyleye, demler ve safâlar ziyade ola, dem-i Hazret-i Mevlâna Hû diyelim, Hû…)<br />
<br />
Hazırûn derhal, şeyhle birlikte ve yüksek sesle uzun bir (Hû) çekerler ve yeri öperek ayağa kalkarlardı. Şeyh yerinden hareketle halkanın ortasına kadar gelir, orada niyaz vaziyeti alarak cemaati selâmlardı, halkadaki en yüksek zabit, yüksek sesle, “ve aleykümü’s-selâm ve rahmetu’İlahi ve berakâtühü” der ve bu selâmı şeyhin caminin veya mescidin dış kapısına varmasına kadar uzatırdi; bu noktada şeyh yüzünü tekrar halkaya çevirerek (baş keserdi) yani selâm verirdi, hazırûn da aynı suretle mukabele eder ve dağılırdı.<br />
<br />
Zikir halkasında büyük tesbih kullanılmış ise, aşır okunurken, evvelce tesbihi yaymış olan derviş, oturduğu yerden, sağdan ve soldan çekmek suretiyle, tesbihi toplar, kollarına alırdı; şeyh son gülbengi okurken bu derviş kollarında tesbih olduğu halde yerinden kalkar, halkanın merkezine kadar ilerileyerek orada (niyaz vaziyeti) alırdı ve şeyh cami kapısına giderken umuma selâmı bu derviş yanında verirdi.<br />
<br />
Niyaz vaziyeti, hem karşısında bulunulan zata karşı hürmet idi, hem de bir tevazu gösterisi idi. Mevlevîler günlük hayatta da karşılaşınca, birbirlerini ve hatta yabancıları «baş keserek» selâmlarlardı ve aynı zamanda sağ ellerini göğüslerine basarlardı.<br />
<br />
“İsm-i Celâl”, bir kandil gecesinde okunulmuş ise, şeyh efendiler, gecenin şerafeti hakkında, gülbenklere bazı cümleler ilâve ederlerdi.<br />
<br />
Virdleri Okuma Adâbı<br />
<br />
Büyük şeyhlerin ve velilerin vird ve hiziblerini okumak isteyenlerin bilip uymaları gereken bazı şartları şu şekilde sıralana bilir. Bu virdler, hizibler ve duaları evliyanın kendileri düzenlemiş değildir. Bunlar amellerinin meyvesidir, kerametlerinin eseri ve varis oldukları peygamber ilimlerinin neticeleridir. Mesnevi’de şöyle buyrulur:<br />
<br />
    İn ne necmest ve ne remlest ve ne hab<br />
    Vahy-i Hak vallahi a’lem bi’s savab<br />
<br />
(Bu yüzden başka sözlerle kıyas edilmesin. Bu dualar din ve dünyaya ait büyük faydalar ve hassalar taşır. Bunları böyle inanarak okumak lazımdır.)<br />
<br />
Bu virdleri okumak isteyenler belirtilen zamanlarda, hulûs-i kalb ile okumaya başlamalıdır. Düşüncelerini toplayarak, halis niyet ve tam temizlikle, kıbleye yönelip, bir şeye dayanmadan okumalıdır ki, sırlarından perdelenip, nurlarından mahrum kalmasın.<br />
<br />
Okumadan önce kelimelerin harekelerini düzeltip doğru okumaya özen göstermelidir.<br />
<br />
Okuduğunun mânasını öğrenip sonra okumalıdır. Zira duanın mânalarını anlayarak okumak, kıraatın güzel olmasının edeplerindendir. Hem de anlamların bilinerek okunması şevk ve muhabbetin artmasına sebep olur. Kesin ve kuvvetli bir inançla, sağlam bir ihlâs ve sıdk ile Cenab-ı Hakk’ın istediklerini vereceğini ummalıdır. Zira duanın kabul edilmesi ihlâsa, içtenliğe bağlıdır. Hızlı ve acele okuyarak kelime ve harfleri bozup değiştirmekten sakınılmalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevlevilik ve Raşidiye]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=20984</link>
			<pubDate>Mon, 22 May 2023 06:32:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=20984</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevlevilik ve Raşidiye</span></span><br />
<br />
Bizde Gezegenleri ve Güneşleri tesbih eder deveran ettiririz onlarda<br />
<br />
----------oOo----------<br />
<br />
Mevlevilere Sesleniş<br />
<br />
Fizikciler diyor ki iki nova yada nebula birbirine çarpıp karışınca olan patlamadan altın madeni meydana gelirmiş.<br />
яR<br />
<br />
Hz Peygamber ikindi vakti geldi Hz Mahdi geceye kaldı. Ey Mevlevi askeri Bizde Vakit gece ve oruc gündüz farz olan bir ibadettir. Hz Muhammed vefat etti, Abdülkadir Geylani öldü, Mevlana öldü, Şems öldü,... bütün güneşler battı bir mehdinin güneşi sağdır biz orucumuzu iftar ettik oturduk, oruclu olanlar sonradan dökülüpte bizi meşgul etmesin baştan dökülsünler<br />
çünkü biz iftar ettik ve p... il vakiti ile halvet eder vaziyetteyiz bize bakarsa onlar onların orucuna helal gelir yoksa,Güneşi henüz batmayan veya oruçlu olduğunu iddia eden mevlevi askeri bizimle gelmesin, Hz Mehdinin de vaktinin gecenin dibine vurduğunu bilen bizimle gelebilir vesselam<br />
<br />
яR<br />
<br />
Güneşimizin diğer yarısı bize kavuşunca, şems şemse karışınca, şumus olma vaktidir vesselam<br />
<br />
<br />
Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü<br />
Schrems, 22.05.2023<br />
<br />
<br />
----------oOo----------<br />
<br />
Tarihler bundan yedi yüz küsur yıl öncesini, 17 Aralık 1273’ü gösteriyor, gün başka coğrafyalarda doğmak üzere garbı kızıla bürüyordu. Tabi ki güneş her ne kadar batıyor gibi görünse de mutad seyrini tamamlayıp nöbeti gereği bütün dünyayı aydınlatacaktı. Şems’in sebebi ve Yüce Allah’ın inayeti ile tüm dünyaya ışık olacak olan Hz. Mevlânâ güneşi de aynı saatlerde batıyor; ama bu gidiş Sevgili’yle buluşmanın kutlu bir habercisi olmakla birlikte, yakın zamanda batmamak üzere tekrar doğacağı müjdesini de veriyordu.<br />
<br />
“Ölüm hayattır; hayattır ölüm. Fakat gerçeği örten görüş onu tersine gösterir.” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, I-VII c., Çev. A. Gölpınarlı, Ankara, 1992, Gazel, V, 97)<br />
<br />
Fazla uzun sayılmayan ve Şems öncesi ve sonrası olmak üzere hayatında ‘âlimlik’ ve ‘âşıklık’ mertebelerini aşan Hz. Mevlânâ, başta insan gibi yaşama sanatını öğrettiği Mesnevî’si olmak üzere, ilâhî cezbelerle dilinden dökülen sırların yer aldığı Divanı ve diğer mensur eserlerini bırakmıştı geriye. Asıl önemlisi bu yazılı eserlerin haricinde her Müslüman’a örnek olabilecek ve kendisinin de buyurduğu gibi ‘Kur’ân’ın kulu ve Hz. Peygamberin yolunun tozu’ felsefeli İslâm merkezli yaşam tarzının önemli hususiyetlerini miras bırakmıştı.<br />
<br />
Peki bu eserlerindeki bazen açıkça, bazen sırlar halinde, bazen de en cahil kişinin dahi anlayabileceği tarzda ifade edilen öğretiler, kendisinin Hakk’a yürümesiyle görevini tamamlayacak mıydı? Yada; örnek ve yerli yerinde hoşgörü dolu yaşam biçimi bir-iki kuşak dilden dile dolaşıp sonra unutulup gidecek miydi?<br />
<br />
“Bizden sonra Mesnevî şeyhlik edecek ve arayanlara doğru yolu gösterecek; onları yönetecek ve onlara önderlik edecektir.” (Hz. Mevlânâ, Sipehsâlâr, Çev. Tahsin Yazıcı, s. 75)<br />
<br />
İşte bütün bu soruları kendi kendine soran oğlu Sultan Veled, yakın dostu Hüsâmeddin Çelebi ve diğer müritler bu görevi üslenmiş ve beklentiler doğrultusunda Mevleviliği kurmuşlardı.<br />
<br />
Mevlevîliğin tarihi seyrini kaleme almaya çalıştığımız bu yazıda aşağıdaki Mevlevîlik tarihinin kaynaklarından istifade edilerek makamda bulunan Çelebiler, yaptıkları önemli işler ve dönemi siyaset adamlarıyla ilişkileri ana hatlarıyla sunulacak, hayli tafsilatlı olan Mevlevîliğin öğretileri, örf ve adetleri ve âdâb ve erkânı gibi konulara girilmeyecektir.<br />
<br />
Mevlevîlik Tarihinin Bazı Önemli Kaynakları:<br />
<br />
– Velednâme, Sultan Veled (ölm. 1312), Nşr. Celâleddîn-i Hümâî, Tahran, 1315 hş./1937, Çev. Abdülbaki Gölpınarlı, İbtidânâme, Ankara, 1976<br />
– Risâle-i Sipehsâlâr be Menâkıb-ı Hüdâvendigâr, Ferîdûn b. Ahmed-i Sipehsâlâr (ölm.1312 ?), Nşr. Sa’îd-i Nefîsî, Zindegî-nâme-i Mevlânâ Celâleddin-i Mevlevî, Tahran, 1325 hş./1947, Çev. Tahsin Yazıcı, Mevlânâ ve Etrafındakiler, İstanbul, 1977<br />
– Menâkıbü’l-ârifîn, Şemseddin Ahmed-i Eflâkî (ölm. 1360), Nşr. Tahsin Yazıcı, I-II c., Ankara, 1976-1980, Çev. Tahsin Yazıcı, Âriflerin Menkıbeleri, I-II c., İstanbul, 1986-1987<br />
– Sefîne-i Nefîse-i Mevlevîyân, Sâkıb Dede (ölm. 1735), I-III c., Mısır, H. 1283<br />
– Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye, Esrâr Dede (ölm. 1796), Yazma (Bir nüshası Mevlânâ Müzesi İhtisas Ktp. No: 5959’dadır.)<br />
– Mecmû’atü’t-tevârîhi’l-Mevleviyye, Seyyid Sahih Ahmed Dede (ölm. 1813), Yazma (Bir nüshası Mevlânâ Müzesi İhtisas Ktp. No: 5446’dadır.)<br />
– Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, Abdülbaki Gölpınarlı, ilk baskı İstanbul, 1953, gözden geçirilmiş 2. Baskı İstanbul, 1983<br />
– Mevlânâ ve Mevlevilik, Mehmet Önder, İstanbul, 1998<br />
– Mevlevî Usûl ve Âdâbı, H. Hüseyin Top, İstanbul, 2001<br />
<br />
Mevlevîliğin Kuruluşu<br />
<br />
Vefatına kadar Hz. Mevlânâ’nın yanından ayrılmayan Sultan Veled olgun sayılacak bir yaşta (47) olmasına rağmen babasından boşalan makama geçmeyi reddetmiş ve Mesnevî’nin yazılmasına sebep ve aracı olan Hüsâmeddin Çelebi’yi uygun görmüştü. Onun bu vazifeyi devralması Mevlevîlik tarihi içinde bir ilk ve son olacak; bu makama Hz. Mevlânâ soyundan gelmeyen bir kişi oturacaktı. Çelebi çok mütevazı bir insandı, makamda kendi oturmasına rağmen Sultan Veled’e büyük saygı besliyor ve daima onun fikirleri doğrultusunda hareket ediyordu. Hz. Mevlânâ türbesi üzerinde yer alan Yeşil Kubbeyi o inşa ettirmiş ve bugünkü şeklinin ilk temellerini atmıştı. Aynı zamanda Hz. Mevlânâ’nın mürit ve dostlarını da etrafında toplayarak irfan meclislerinde Kur’ân-ı Kerim ve Mesnevî okutarak gönüllere şifa vermişti. Bu usul de ileride Mevlevîliğin ana unsurlarında biri olacaktı. Aynı dönemlerde bu ‘yol’da olanlara Hz. Mevlânâ’ya izafeten Mevlevî denilmekteydi. İlk yüzyılında Hz. Mevlânâ ahfadına binaen Veledî, Ârifî, Âbidî, Âlimî ve Âdilî olarak da adlandırılacak müntesipler, günümüzde de olduğu gibi genel olarak Mevlevî sıfatıyla vasıflandırılıyorlardı.<br />
<br />
“Hz. Mevlânâ vuslatının yaşlaştığı hastalığının son dönemlerinde etrafındakilerin ‘Sizden sonra hilafet kimin olacak, sizin yerinize kim geçecek’ sorularına ‘Çelebi Hüsâmeddin halifemiz olur.’ diyerek cevap vermiş ve makamın kime geçeceğini bildirmişti.” (Eflâkî, Çev. Tahsin Yazıcı II, 162)<br />
<br />
“Ey Hak Ziyâsı Hüsâmeddin, sen öyle bir ersin ki, Mesnevî senin nurunla ayı geçti, aydan bile parlak bir hale geldi. Ey lûtfu, keremi umulan! Yüce himmetin bu Mesnevî’yi nereye çekmekte? Allah bilir! Bu Mesnevî’nin boynunu bağlamış, bildiğin yere doğru çekmektesin. Mesnevî, koşup gitmekte; çeken gizli. Fakat, sadece görecek gözü olmayan gâfilden gizli! Mesnevî’nin yazılmasına önce sen sebep olmuştun; artar, uzarsa arttıran, uzatan yine sensin. Mademki sen böyle istiyorsun. Allah da böyle istiyor; Allah takvâ sahiplerinin dileğini ihsan eder.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, Çev. Veled İzbudak, I-VI c., MEB. Yay., 3. Baskı, İstanbul, 1995 III, 1-5)<br />
<br />
Mevlevîliğin Tesisi, Yaygınlaşması ve Makamda Bulunan Çelebiler<br />
<br />
Hüsâmeddin Çelebi 11 yıl süren bu görevi sırasında vefat etmiş (1284) ve Sultan Veled’in makama geçmesi bir zaruret olmuştu. Çünkü o, yol büyüğü olarak gördüğü ve babasının sağlığında lütuflarına mazhar olan Hüsâmeddin Çelebi varken posta oturmayı bir saygısızlık olarak nitelendiriyordu.<br />
<br />
Sultan Veled 58 yaşında makama geçtiğinde; Şems’in, Hz. Mevlânâ’nın, kayınpederi Kuyumcu Selâhaddin’in, Hüsâmeddin Çelebi’nin ve Baktemüroğlu Şeyh Kerimüddin’in mânevî terbiyesi ve ilimleriyle teçhiz edilmiş ve yol’u bizzat hakke’l-yakîn olarak öğrenmiş bir kişiydi. Onun makamda bulunduğu 28 yıl zarfında mürit ve dostlar artmış, sarayla olan ilişkiler kuvvetlenmiş; daha da önemlisi semâ, mûsıkî ve Mesnevîhânlık usulleri belli bir düzene sokularak kurumsallaşmanın temelleri atılmıştır. İleriki yıllarda bu temel üzerine bina edilen Mevlevîlik âdâb ve erkânı da günümüze kadar büyük bir değişikliğe uğramadan devam ede gelecektir.<br />
<br />
Mevlevîlik Sultan Veled döneminde (1284-1312) bir taraftan belli usullere oturtulurken, diğer taraftan da onun halife olarak gönderdiği elçiler sayesinde başta Kırşehir, Amasya ve Erzincan olmak üzere Anadolu topraklarında yayılmaya başlamıştı. Bu elçiler gittikleri yerlerde büyük bir sempati ile karşılanıyor, kurulan Mevlevî zâviyelerinde de Hz. Mevlânâ’nın fikirleri, semâ ve mûsıkî sayesinde gönüller fethediliyordu. Yine babasının Mesnevî’sini örnek alarak yazdığı İbtidânâme’si ve Hz. Mevlânâ’ya 40 yıl müritlik yapmış Sipehsâlâr’ın Risâlesi ile de Mevlevîlik tarihinin ilk kaynakları bu dönemde yazılmış oluyordu.<br />
<br />
“Sultan Veled hazretleri bütün mutad ilimlerinde sonsuz bir deniz; ilâhî bilgi ve kutsal hakikatlerde eşi benzeri olmayan bir padişah idi.” (Sipehsâlâr, s. 145)<br />
<br />
Sultan Veled Hakk’a yürüdüğünde (1312) artık, Mevlevîlik Yolu’nun esasları büyük ölçüde belirlenmiş ve bu kurallar çerçevesinde akın akın gelen gönül dostlarına İslâm’ın güzellikleri bir başka üslupla sunulmaya başlanmıştı. Sultan Veled’den sonra meşihatta bulunan oğlu Ulu Ârif Çelebi (D. 1272) daha babasının zamanında kendini yetiştirip bu yol’da ilerlemiş; Anadolu ve İran tarafına yaptığı seyahatlerle Mevlevîliği yaymak için çaba arfetmekteydi. Karaman, Beyşehir, Aksaray, Akşehir, Afyon, Amasya, Niğde, Sivas, Tokat, Birgi, Denizli, Alanya, Bayburt, Erzurum ve devamında Tebriz’de kurulan Mevlevîhâneler onun bu ziyaretleri sırasında attığı temeller sayesinde kurulmuştu. Bu seyahatlerin birçoğuna katılan Eflâkî Dede de Bahâeddin Veled, Şems-i Tebrizi, Hüsâmeddin Çelebi, Kuyumcu Selâhaddin, Hz. Mevlânâ ve çağına kadar olan çocuklarının menkıbelerini toplayarak yazdığı Menâkıbü’l-ârifîn adlı eseriyle Mevlevîlik tarihini yazmayı gelenek haline getirecektir.<br />
<br />
“Bugünden sonra bizim Ârif’imiz tam bir şeyhtir ve başbuğluğa lâyıktır ve beşikten mezara kadar olgunlaşacaktır.” (Hz. Mevlânâ’nın, torunu Ulu Ârif Çelebi doğduğunda söylediği söz. Eflâkî, II, 230)<br />
<br />
Ulu Ârif Çelebi’den sonra (ölm. 1320) kardeşleri Şemseddin Âbid (ölm. 1338) ve Hüsâmeddin Vâcid (ölm. 1342) Çelebiler makama geçmiş ve cedlerinden öğrendikleri gelenek üzere Mevlevîliği yaymak isteseler de Anadolu’daki siyasi karışıklıklar nedeniyle bunda muvaffak olamamışlar, ellerindeki imkânlarla tarikatın ayakta kalmasını sağlamışlardır.<br />
<br />
“Âbid Çelebi keremi bol ve âdil biriydi. Allah’tan başka her şeyi daima çoluk çocuğuna ve müritlere verirdi.” (Eflâkî, II, 367)<br />
<br />
“Şemseddin (Âbid) Çelebi’nin kardeşleri Zâhid ve Vâcid Çelebiler kutupların ciğerleri, akıl sahiplerinin gözleridirler. Atalarının âdetlerini devam ettirmede ve doğruluk ve hidayet yolunu herkese apaçık bir hale getirmede insanların onlara olan güveni sonsuzdur.” (Sipehsâlâr, s. 149)<br />
<br />
Ulu Ârif Çelebi’nin oğlu Emir Âlim Çelebi I ise gelenek üzere iki amcasından sonra makama geçmesi gerekirken gittiği İran ve Türkistan seyahatinden geri dönmemiş ve âkıbeti hakkında da bir mâlumat elde edilememiştir. Bazı kaynaklar ise onun Türkistan bölgesinde Mevlevîliği yayıp 1350 yılında da oralarda vefat ettiğini kaydederler.<br />
<br />
Emir Âlim Çelebi I’in vefat ettiğine dair haber Konya’ya ulaşınca makama geçme hakkı küçük kardeşi Emir Âdil Çelebi’ye verilmiş ve bu zât da 18 yıl meşihatta bulunarak tarikatı idare etmiştir. Konya’nın Karamanoğulları elinde bulunduğu bir dönemde postta bulunan Emir Âdil Çelebi bu hükümdarlığın liderlerini ve ileri gelenlerini de aydınlatmış ve hatta bazıları da müridi olmuştur.<br />
<br />
Emir Âdil Çelebi (ölm. 1368)’den sonra makamda 27 yıl meşihatta bulunacak olan Şemseddin Âbid Çelebi oğlu Emir Âlim Çelebi II vardır. Âlim Çelebi II de Karaman’da medfun bulunan Hz. Mevlânâ’nın annesi Gevher Hatun ve ağabeyi Muhammed Alâeddin’in türbelerini onartmış ve bitişiğine bir cami ve Mevlevîhâne tesis ederek buralara vakıflar bağlanmasını sağlamıştır.<br />
<br />
“1201 tarihlerinde Karaman’a ulaşan Hz. Mevlânâ, babası ve diğer aile fertleri 7 yıl kadar burada kalmışlar ve Sultan Alâeddin Keykubad’ın ısrarlı davetleri üzerine Konya’ya gelmişlerdir. Hz. Mevlânâ, eşi Gevher Hatunla Karaman’da evlenmiş; Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi burada dünyaya gelmişlerdir. Bu yüzden Karaman’ın Mevlevîler nezdinde özel bir yeri vardır.”<br />
<br />
Emir Âlim Çelebi II’nin (ölm. 1395) Hakk’a yürümesinden sonra yerine Emir Âdil Çelebi oğlu Ârif Çelebi II geçmiş, o da siyasi çalkantılar içinde bulunan Anadolu’da tarikatını fazla genişletmeye imkân bulamamış; ancak ceddi Hz. Mevlânâ’nın türbesini esaslı bir onarıma vesile olmuştur. 26 yıl makamda bulunduktan sonra 1421 yılında vefat eden Ârif Çelebi II’den sonra tarikatın başına Emir Âlim Çelebi oğlu Pîr Âdil Çelebi (Âdil Çelebi II) geçmiştir.<br />
<br />
“Ey Konya! Önce Mevlânâ’nın varlığıyla parlamıştın, şimdi de türbe sayesinde eminsin.” (Sultan Veled, Divan-ı Sultan Veled, Nşr. F.Nafiz Uzluk, 1941, s.438, Gazel No: 711)<br />
<br />
Pîr Âdil Çelebi Sultan Veled’den sonra fazla bir değişikliğe uğramayan semâyı aslına sadık kalarak yeniden yapılandırmış, tarikatın usullerini de gözden geçirerek yeni bir oluşum yoluna gitmiştir. Tabi ki bu oluşumda kendi döneminde yaygınlaşıp kurumsallaşmaya başlayan Bektaşîlik, Halvetîlik ve Kâdirîlik gibi tarikatlardan Mevlevîliği belirgin çizgilerle ayırma fikri önemli bir etken olmuştur. 39 yıl meşihatta bulunan Pîr Âdil Çelebi 1560 yılında Hakk’a yürümüş ve yerine oğlu Cemâleddin Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Mevlevîlik, semâ, sefâ, vecd ve hâl gibi kendi âdâb ve erkânının yanında Nakşbendi tarikatının esasları ve Şems’in aşk ve cezbe temelleriyle oluşturulmuştur.” (Sâkıb Dede, I, 134)<br />
<br />
Cemâleddin Çelebi dönemi (1460-1509) Mevlevîliğin olduğu kadar Konya ve Anadolu tarihinin de önemli köşe taşlarının konulduğu bir çağ olmuştur. Konya bu dönemde Osmanlı topraklarına katılmış (1467), Ege Bölgesinde ise Mevlânâ soyundan olan inas Çelebilerden (anne tarafından Mevlânâ torunu) Divane Mehmed Çelebi (ölm. 1529) ve müridi Şâhidî Dede (ölm. 1550) sayesinde Mevlevîlik, Afyon, Denizli, Kütahya, Bursa, Muğla, Isparta, Burdur, Aydın, İzmir, İstanbul ve çevresinde yayılmış ve buralarda Mevlevîhâneler kurulmuştur. Yine Hz. Mevlânâ’nın torunu Mutahhara Hatunun kızı Devlet Hatundan doğan II. Yıldırım Bâyezid (slt.1481-1512), ceddi saydığı Hz. Mevlânâ’nın dergâhına büyük hizmetlerde bulunmuş ve Anadolu’da Mevlevîliğin yayılmasında maddî-mânevî desteklerini esirgememiştir. II. Yıldırım Bâyezid’in oğlu Mehmed’in de Osmanlı padişahlarının aldığı ‘Sultan’ unvanı yerine Mevlânâ soyundan gelenlere verilen ‘Çelebi’ unvanını tercih etmesi Mevlevîliğe verilen önemin ne denli büyük olduğuna bir delildir. Cemâleddin Çelebi de 49 yıllık meşihatı döneminde bu ilgi ve yakınlığı olumlu bir şekilde kullanarak bu yol’a büyük hizmetler etmiştir.<br />
<br />
“Cemâleddin Çelebi Fâtih Sultan Mehmed’e II. Bâyezid’in doğumunu müjdelemiş; daha sonra II. Bâyezid de Cemâleddin Çelebi ve Mevlânâ’ya büyük sevgi ve saygı beslemiştir; tahtta bulunduğu dönemlerde de türbedeki sandukaları yeniletmiş, üzerlerine örtülmek üzere değerli kumaşlar göndermiştir.” (Sâkıb Dede, I, 139, 144)<br />
<br />
Cemâleddin Çelebi’nin 1509 yılında vefatından sonra yerine torunu ve inas Çelebilerden Hüsrev Çelebi geçmiştir. Usul gereği Cemâleddin Çelebi’nin oğlu Kadı Mehmed Paşa makama geçmesi gerekirken babasının sağlığında vefat ettiği için hizmeti de onun oğlu Hüsrev Çelebi almıştır. Hayli uzun bir süre (62 yıl) meşihatta bulunan Hüsrev Çelebi zamanı da Osmanlı Hanedanının iki güçlü sultanı Yavuz Sultan Selim (slt. 1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (slt. 1520-1566) tahtta bulunduğu zamana rastlar. Her iki sultan da Doğuya yaptıkları seferler sırasında Konya’ya uğrayarak Hz. Mevlânâ Dergâhını ziyaret etmişler ve buraya yaptıkları bağışların yanı sıra, gösterdikleri ilgi nedeniyle Mevlevîlerin mânevî olarak güçlenmesini de sağlamışlardır. Ayrıca bağladıkları vakıflarla buranın zenginleşmesine katkıda bulunmakla birlikte su getirterek, semâhâne ve mescit yaptırarak dergâhın mimari yapısına da hizmet etmişlerdir.<br />
<br />
“Mevlânâ ve oğlu Sultan Veled’in mezarlarının üstündeki mermer sandukaları Kanuni Sultan Süleyman yaptırmıştır. Mevlânâ’nın evvelki ahşap oyma sandukasını da babası Sultânü’l-Ulemâ’nın kabri üzerine nakletmişlerdir.” (Evliya Çelebi, bkz. A. Gölpınarlı s. 154)<br />
<br />
Hüsrev Çelebi 1561 yılında Hakk’a yürüdüğü zaman yerine oğlu Ferruh Çelebi geçmiştir. Ferruh Çelebi babasından kalan zengin vakıflarla türbeyi idare etmekle birlikte Karatay Medresesi’nin müderrisliği de kendisine tevcih olunmuş ve bu etkinliği bazı muhaliflerin dedikodusuna sebep olmaya başlamıştır. Bu dönemde ise Osmanlı tahtında Kanuni’nin oğlu II. Selim vardır (slt. 1566-1574). II. Selim önceleri Konya’da vali iken Hz. Mevlânâ dergâhına bağlanmış, oradan feyizlenmiş ve bu bağlılığın eseri olarak da dergâhın yanına Selimiye Camii’nin inşası emrini vermişti. Ferruh Çelebi ise padişahın nezdinde saygın bir yeri olmasına rağmen kendisini çekemeyenlerin ‘bolluk içinde şaşaalı bir hayat sürüyor’ gibi mübalağalı dedikodular nedeniyle padişah tarafından azlediliyor ve İstanbul’a sürgüne gönderiliyordu. Bu olay Mevlevîlik tarihi açısından büyük bir önem taşıyor; bir padişah ilk kez Mevlânâ Dergâhı Postnişînliği görevine müdahalede bulunuyordu. Ferruh Çelebi’nin 30 yıl meşihatta bulunduğu varsayılsa da 18 yıl süren bu sürgün nedeniyle resmi olarak 12 yıl makamda oturduğu kabul edilir.<br />
<br />
“Yâ Rab! Bize bir teslîyet-i hâtır olur mu?<br />
Yoksa bu fütûr ile dem-i âhir olur mu?” (Ferruh Çelebi, Şairlik yönü de bulunan Çelebinin azil ve sürgün dönemi hakkında söylediği gazelin ilk beyti, bkz. Sâkıb Dede, I, 153))<br />
<br />
Ferruh Çelebi 1591 yılında vefat etmiş ve yerine Sultan III. Mehmed’in emriyle oğlu Bostan Çelebi I geçmiştir. Çelebi’nin 1630 yılındaki Hakk’a yürüyüşüne kadar makamda kaldığı bu 39 yıl, Mevlevîliğin sarayla arasını tekrar düzelttiği, yeniden Anadolu’ya, İstanbul’a ve hatta Balkanlar, Mısır, Suriye ve Kuzey Afrika gibi bölgelere yayıldığı bir dönem olmuştur. Yine Mevlânâ muhibbi olan Sultan I. Ahmed (slt. 1603-1617) ve devlet ileri gelenleri bu tarikata olan bağlılıklarını dile getirmiş, ziyaretleri ve bağışları sayesinde Mevlevîliğe yeniden bir heyecan ve etkinlik getirmişlerdir. Bugün dahi Mesnevî’yi güzel ve doğru bir şekilde şerh ettiğine inanılan ve bu hizmetiyle ‘Hz. Şârih’ unvanını alan Ankaralı Rüsuhi Dede de Bostan Çelebi I’e mürit olmuş ve hizmetinde bulunmuştur.<br />
<br />
“Bahtiyâ! Bendesi ol Dergeh-i Mevlânâ’nın<br />
Taht-ı ma’nîde odur pâdşeh-i dünyanın” (Bahtî mahlasıyla şiirler söyleyen Sultan I. Ahmed’in Hz. Mevlânâ hakkında söylediği gazelin son beyti)<br />
<br />
Bostan Çelebi I’in vefatından sonra yerine kardeşi Ebubekir Çelebi geçmiş ve ne yazık ki, parlak geçen ağabeyinin döneminin ardından tahtta bulunan ve sufî düşünceye zıt olan Sultan IV. Murad (slt. 1623-1640) nedeniyle epey zorluklar çekmiştir. IV. Murad Ayasofya Camii vâizi Kadızâde (ölm. 1635) ve çevresinin etkisinde kalarak diğer tarikatlara olduğu gibi Mevlevîliğe de karşı çıkmış, hatta Bağdat Seferine giderken uğradığı Konya’da Mevlânâ Dergâhını yıkmayı bile aklına koymuştur. Fakat dergâhta yaşadığı bir olay neticesinde bu fikrinden vazgeçmiş, Ebubekir Çelebi’ye hediyeler vererek, dergâha da vakıflar bağlamak suretiyle asırlardır gelen ‘Mevlânâ Yolu’nu onaylamıştır.<br />
<br />
Sultan IV. Murad’ı da arkasına alan Ebubekir Çelebi daha da güçlenmiş bir şekilde makamda bulunurken yine kendisini çekemeyenler tarafından ‘Dergâhın maddî imkânlarını şahsı için kullanıyor’ iftiralarıyla İstanbul’a sürgüne göndertilmiştir (1637). Çelebi burada iken 1638 yılında vefat etmiş ve Yenikapı Mevlevîhânesi’ne defnedilmiştir.<br />
<br />
“Hâb-ı gafletten uyan ey Âl-i Osman bilmiş ol!<br />
Aç gözün elden gider taht-ı Süleyman bilmiş ol!”<br />
<br />
(Kadızâde’nin Sultan IV. Murad’ı sufîlere karşı kışkırtmak için ona takdim ettiği şiirin bir beyti)<br />
Ebubekir Çelebi’nin sürgüne gönderildiği tarihte makam, inas Çelebilerden ve Afyonkarahisar Mevlevîhânesi şeyhi Divane Mehmed Çelebi soyundan Ârif Çelebi III’e (Küçük Ârif Çelebi) geçmiştir. Afyon’dan çağrılarak posta oturtulan Çelebinin 5 yıl süren bu görevi sırasında kayda değer bir olaya rastlanmamıştır.<br />
<br />
“Salunursak tan mıdır deff u kudüm ü nây ile<br />
Ehl-i aşkız fahrimiz âyîn-i Mevlânâ ile” (Divane Mehmed Çelebi, bkz. A. Gölpınarlı, s. 488)<br />
<br />
Ârif Çelebi III’ün 1642 yılındaki vefatıyla, Çelebilik Makamı yeniden zükur Çelebilere (baba tarafından Mevlânâ torunu) geçmiş; Hasan Çelebi oğlu Hüseyin Çelebi posta oturarak 24 yıl meşihatta bulunmuştur.<br />
<br />
Hüseyin Çelebi dönemi de Sultan Deli İbrahim (slt. 1640-1648) ve IV. Mehmed (slt. 1648-1687) zamanına rastlar ve ülke içerisindeki karışıklık ve isyanlar nedeniyle Osmanlı Devletinin gerilemesine paralel olarak Mevlevîlik de yeni adımlar atılamaz; hatta siyasete karıştığı iddialarıyla da zaman zaman kötü dönemler geçirir.<br />
<br />
“Hüseyin Çelebi, deliliği geçmesi için Sultan Deli İbrahim’e arakiyye (bir çeşit külâh) tekbirleyip giydirmek üzere İstanbul’a davet edilmiş; fakat Sultan bu arakiyyenin Şehzâde Mehmed’e giydirilmesini emretmiş ve böyle de yapılmış. Şehzâde Mehmed’in tahtla müjdeleneceğine yorumlanan bu olaydan bir müddet sonra Şehzâde, IV. Mehmed unvanıyla padişah olmuştur.” (Sâkıb Dede, I, 176)<br />
<br />
Hüseyin Çelebi’nin vefat yılı olan 1666 tarihinde ise Abdurrahman Çelebi oğlu Abdülhalim Çelebi I makama geçer. Mevlevîlik bu Çelebi döneminde ikinci kez büyük sarsıntı geçirir. Daha önce IV. Murad’ın saltanatta bulunduğu zaman Mevlânâ Dergâhı’nın yıkılmasıyla dahi karşı karşıya gelen ve tarihe ‘Kadızâdeler Olayı’ olarak kaydedilen bir dönemden sonra, bu kez de sahnede Vani Mehmed (ölm. 1685) adlı softa bir hoca vardır. Vani, Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’nın oğlu Fazıl Ahmed Paşa’nın Sadrazamlığı getirildiği dönemde onun ve Sultan IV. Mehmed’in itibarını kazanarak ‘Hünkâr Şeyhi’ sıfatıyla saraya girer. Vani, birkaç yanlış örnek göstererek ülkedeki tarikatların artık zararlı bir hale geldiğini savunarak tarikatların lağvedilmesi yönünde padişahtan karar çıkartır. Tabi bu karar, Mevlevîlik ve onun en önemli unsurlarından olan semâyı da bağlamaktadır. H. 1077 / M. 1666 yılında ilan edilen bu yasak Mevlevîler tarafından ebced hesabıyla eden ‘yasağ-ı bed’ (kötü yasak) tabiriyle tarihe kaydolmuştur. 18 yıl süren bu olaydan sonra Vani’nin gerçek yüzü ortaya çıkmış ve saraydan azledilmesiyle Mevlevîlerin ve semânın yasağı kalkmıştır. H. 1095 / M. 1684 yılında meydana gelen bu yasağın kalkması da Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Naci Ahmed Dede (ölm. 1708) tarafından ‘Mevlevîler döndü câna aşk-ı Mevlânâ ile’ mısraı ile tarihe nakşedilmiştir.<br />
<br />
“Semâ âşıkların gıdasıdır; çünkü semâda Allah’la buluşma hayali vardır.” (Hz. Mevlânâ, Sipehsâlâr, s. 73)<br />
<br />
“Bir bedevi Hz. Peygamberin huzurunda şiir okuyordu. İlk ve son gelenlerin efendisi olan Hz. Peygamber bu beyitleri duyunca marifet, sevgi ve istek denizi coştu; ve bedeviye bu beyitleri tekrarlamasını söyledi. O tekrar ederken Hz. Peygamber de şevkinin coşmasından dolayı kollarını açıyor ve aşırı hareketler yapıyordu; öyle ki, mübarek ridası omzundan düştü. Semânın Allah erleri için mübah olduğuna dair birçok risaleler yazılmıştır. Hakikat ehli, semâyı kabul edip, caiz görmüşlerdir.” (Sipehsâlâr, s. 71)<br />
<br />
“Bir softa Hz. Mevlânâ’nın müritlerinden birinin önüne gelerek semâ ile ilgili şöyle der: ‘Ben bir eşek yükü kitap okudum, fakat semânın mübah olduğuna dair bir şey görmedim.’ Mürit gülümseyerek ona şu cevabı verir: ‘Sen o kitapları eşek gibi okumuşsun da onun için bir şey anlamamışsın.’ “ (Eflâkî, I, 303 )<br />
<br />
Dönemindeki karışıklık ve yasaklarla uğraşan Abdülhalim Çelebi I, 1679 yılında Hakk’a yürümüş ve yerine oğlu Kara Bostan Çelebi geçmiştir. Kara Bostan Çelebi makamı döneminde ilk iş olarak yasak nedeniyle müritleri dağılan ve vakıflarına dahi el konulan Mevlânâ Dergâhını eski parlak ve şaşaalı günlerine kavuşturmak için çaba sarf etmiş ve bunda da başarılı olmuştur. Artık sadece Mevlânâ Dergâhı’nda değil Osmanlı topraklarının dört bir köşesine yayılan diğer Mevlevîhânelerde de Mevlevîler akın akın toplanmaya başlamıştır.<br />
<br />
Kara Bostan Çelebi müritlerini yeniden toplarken Sultan II. Süleyman’ın (slt. 1687-1691) Balkanlara gazaya çıkacağı haberi üzerine Mevlevîlerden bir alay oluşturmuş ve savaşa katılmak üzere Edirne’de sultana intisap etmiş; sultanın ‘Efendim, siz zaferimiz için dua ediniz’ cevabı üzerine de geri dönmüştür. Sultan II. Ahmed’in (slt. 1691-1695) tahtta bulunduğu sırada ise artık son dönemlerde adet olduğu üzere Çelebi ‘Dergâhın vakıflarını geri aldığı menfaatçiler’ tarafından Sultana şikâyet edilmiş ve o da Çelebinin Hacc’a gitmesi bahanesiyle onu Konya’dan uzaklaştırmış ve dönüşünde de Kıbrıs’a sürmüştür. Kısa bir müddet burada kalan Kara Bostan Çelebi affedilmiş ve büyük bir karşılama töreniyle Konya’ya vasıl olmuştur. Çelebi, görevinin geri kalan kısmında Hz. Mevlânâ Dergâhında onarımlar yaptırmış, Yeşil Kubbenin çinilerini yeniletmiş ve 1711 yılında hayli yaşlı bir vaziyette Hakk’a yürümüştür.<br />
<br />
“Yazık Konya halkına bizim zevkle dolu olan semâmızdan usandılar ve alttan alta bizim aleyhimizde bulunuyorlar. Bizim bu güzel ve neşeli şeylerimiz hoşlarına gitmiyor. Saba halkı gibi Allah nimetini inkâr ediyorlar. Onların bizi kötüledikleri kulağıma geliyor… Bu insanlar daha sonra öyle perişan olacaklar ki, eşyalarını terk edip bu şehirden uzaklaşacaklar… Nihayet tövbe ile bizim evlâd ve ahfâdımızı kabul ettikleri vakit Allah’ın inâyeti ile Konya yeniden gelişip canlanacak. Bu dönemin insanları da semâ sever ve zevk adamı olacaklar. Bu aşk âlemi bütün dünyayı kaplayacak, bütün insanlar bizim sözümüzün âşığı olacaklar…” (Hz. Mevlânâ, Eflâkî, I, 304 vd.)<br />
<br />
Kara Bostan Çelebi’den sonra yerine oğlu Sadreddin Çelebi geçmişse de ancak 1 yıl meşihatta bulunabilmiş; o da babası ile aynı yıl içerisinde vefat etmiştir. Çelebi’nin yaptığı en önemli iş Osmanlı şehzâdelerine arakiyye tekbirlemek üzere İstanbul’a davet edilip bu görevi yerine getirmesi olmuştur.<br />
<br />
“Cübbe ve sarık ile insan âlim olmaz. Âlimlik insanın zâtında olan bir hünerdir. Bu hüner ister ipekli bir kaba, ister yünden bir aba içinde olsun.” (Hz. Mevlânâ, Fîhi mâfîh, Çev. Meliha Ü. Tarıkâhya, İstanbul, 1985, s. 134)<br />
<br />
Mevlânâ’nın makamı ne yazık ki bu dönemde de bazı kişilerin post kavgasına neden olmuş ve nihayetinde Kara Bostan Çelebi’nin amcası Abdurrahman Çelebi oğlu Mehmed Ârif Çelebi posta oturtulmuştur. Mehmed Ârif Çelebi’nin 35 yıl meşihatta bulunduğu dönem, Mevlevîliğin özellikle Balkanlar, Arap ülkeleri ve Akdeniz’deki adalarda yaygınlaşmasıyla tarihte yer alır. Bu süre içinde Bağdat, Musul, Kerkük, Halep, Hama, Humus, Şam, Kudüs, Medine, Mekke, Tebriz, Lefkoşe, Hanya (Girit), Sakız, Midilli, Siroz, Belgrad, Bosnasaray, Filibe, Niş, Peç, Selânik, Üsküp ve Vodine gibi şehirlerde Mevlevîhâneler kurulmuş ve bölge insanlarını aydınlatmayı bir görev olarak benimsemiştir. Mehmed Ârif Çelebi ayrıca yakın dönemimize kadar ulaşan Dergâhın batısındaki Sultan Veled medresesini tâdilatla büyütmüş ve Çelebi çocuklarına okul olarak ihdas etmiştir. Yine bugün hâlâ ayakta duran Dergâhın kuzeyindeki Çelebi misafirhanesini de o yaptırmıştır.<br />
<br />
“Sevgili bir an olsun gel eve; bir an olsun şu canımızı tazele<br />
Şu arkadaşları bir an olsun güldür; bir an olsun meclisimizi süsle;<br />
Süsle de gökyüzü, gece yarısında güneşi apaçık görsün<br />
Süsle de aşk ışığı, Konya’dan parlasın, bir anda Semerkand’a, Buhârâ’ya vursun…” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, IV, 270, Gazel No: CXXXIV)<br />
<br />
Mehmed Ârif Çelebi’nin bu velud döneminden sonra yerine oğlu Ebubekir Çelebi II geçmiştir (1746). Şair bir zat olan Çelebi, makamda bulunduğu zamanlarda hayli çalkantılı bir dönem geçirmiş, hatta siyasete ve isyanlara adı karıştığı için idamı bile söz konusu olmuştur. Dönemin Şeyhülislâmı tarafından idamı önlenen Çelebi Manisa’ya sürülmüş (1776), affını müteakiben Konya’ya dönerek 1785 yılında burada vefat etmiştir.<br />
<br />
“Allah, insana şah damarından daha yakındır. Halbuki sen ok gibi olan düşünceni uzaklara fırlatmadasın.<br />
Ey yayını çekip oku atan! Av yakında, sense uzağa bakmaktasın.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2353, 2354)<br />
<br />
Birkaç yüzyıldır, iyice genişleyen Mevlânâ ailesi artık makama geçmek için zaman zaman ikili, hatta üçlü çekişmeler içine giriyor ve bu mücadele saraya taşınıyordu. Ebubekir Çelebi II’nin vefatıyla da durum böyle olmuş, inas Çelebilerden Mesnevîhân Seyyid Alizâde ile zükur Çelebilerden Karaman Mevlevîhânesi şeyhi İsmail Çelebi’nin oğlu Hacı Mehmed Çelebi makama talip olmuşlardır. İstanbul’da saraya davet edilen bu iki Çelebi dinlendikten sonra makam Hacı Mehmed Çelebi’ye verilmiştir.<br />
<br />
“Binlerce dâvacı, dâvaya kalkışsa kadı, kulağını şahide verir. Onun için şahidin sözü, göz yerine geçer. Çünkü o, garezsiz olarak sırrı görmüştür. Dâvacı da görmüştür; ama garezle görmüştür. Garez, gönül gözüne perdedir. Allah diler ki, sen zahid olasın; garezi bırakasın da tanık kesilesin. Bu garezler perdedir. Göze perde indimi, İnsan her şeyi göremez; ‘Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder.’ ” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2868, 2870-2874)<br />
<br />
30 yıla yakın süren Hacı Mehmed Çelebi zamanı da Mevlevîlik tarihi açısından iyi ve kötü olayları barındıran bir dönem olmuştur. Çelebi, Mevlevî olan III. Selim’in (slt. 1789-1807) İstanbul’daki Mevlevîhâneleri sık sık ziyareti, ilgisi ve Şeyh Gâlib (ölm. 1799) gibi bir şairin yetiştiği dönemde bu yakınlığı yeterince kullanamamış, aksine Konya ve çevresinde meydana gelen siyasi hareket ve ayaklanmalara dahi katılarak tepki çekmiştir. Çelebi, dergâhın vakıf konularındaki anlaşmazlıklarında da epey yıpranmış ve çaresiz makamdan çekilerek yerine dokuz yaşındaki oğlu Mehmed Said Hemdem Çelebi’yi önermiş; saraydan onun hilâfet fermanı gelmeden de 1815’de vefat etmiştir.<br />
<br />
“Sultan III. Selim Sûzidilârâ makamında bestelediği âyin-i şeriflerle Mevlevî müziğine büyük katkılarda bulunmuş; Divan Edebiyatımızın güçlü şâirlerinden ve Galata Mevlevîhânesi postnişînlerinden Şeyh Gâlib de ‘Esrârın Mesnevî’den aldım; çaldımsa da mîri malı çaldım’ diyerek eserlerindeki Mevlânâ etkisini vurgulamıştır.”<br />
<br />
Hemdem Çelebi küçük yaşta Konya’daki Çelebilerle birlikte saraya hilafet almak için İstanbul’a gittiğinde burada büyük ilgi görmüş, hediyelerle birlikte hilâfetini de alarak Konya’ya geri dönmüştür. Hemdem Çelebi resmî olarak 44 yıl makamda bulunmasına rağmen ilk dokuz yılı yaşının küçük olması nedeniyle amcası Ferruh Çelebi’nin vekâletinde geçmiştir.<br />
<br />
Sultan II. Mahmud (slt. 1808-1839) ve Abdülmecid (slt. 1839-1861) dönemlerinde meşihatta bulunan Hemdem Çelebi, kendi döneminde meydana gelen siyasî olaylarda; ve hele II. Mahmud’un Bektaşîlerin oluşturduğu Yeniçeri Ocağı’nı lağvetmesi (1836) sırasında tarafsızlığını korumuş ve sarayın Mevlevîlere olan itibarını artırmıştır. Yine Abdülmecid döneminde kendisine sarayda ‘üstün derece nişanı’ verilmiş, Mevlevîler bu ilgiyle saygınlıklarını daha da artırmışlardır. 1858 yılında Hakk’a yürüyen Hemdem Çelebi’nin dergâha yaptığı en büyük hizmetlerden biri de burada dervişlerin elinde dağınık halde bulunan kitapları toplatıp kayda geçirmek suretiyle bir kütüphane kurmasıdır (1854).<br />
<br />
“Kitaptan maksat içindeki bilgilerdir; ama dilersen sen onu yastık yapıp başının altına da koyabilirsin.<br />
Bu, kılıcı çivi yerine duvara çakıp mağlubiyeti baştan kabul etmeye benzer.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, III, 2989, 2991)<br />
<br />
“Nice aktâb, nice ârif-i bi’llâh gelir<br />
Dergeh-i Pîr’e; velî ben gibi Hemdem gelmez” (Said Hemdem Çelebi)<br />
<br />
Hemdem Çelebi’nin vefatından sonra sırasıyla 4 oğlu Mahmud Sadreddin, Fahreddin, Mustafa Safvet ve Abdülvahid Çelebiler makamda bulunmuşlardır.<br />
<br />
Mahmud Sadreddin Çelebi 23 yıl makamda kalmış, bu süre içerisinde Mevlevîlik olağan seyrinde devam ederken Konya’da bazı yangın ve kıtlık gibi felâketler baş göstermiştir. Çelebi bu felâket günlerinde vali ile birlikte Konya halkının yardımına koşmuş, dergâhın maddî-manevî imkânlarını seferber etmiştir. Bu çabaları sayesinde Sultan Abdülaziz’in (slt. 1861-1876) özel nişanlarını da kazanan Çelebi, Konya halkının da büyük ilgi ve sevgisine mazhar olmuştur. 1881 yılında Hakk’a yürüyen Çelebinin yerine, kardeşi Manisa Mevlevîhânesi şeyhi Fahreddin Çelebi atanmıştır.<br />
<br />
“Nice toprak gibi mezarda yatanlar var ki faydaları, feyizleri bakımından yüzlerce diriden iyidir, üstündür.<br />
Gölgesini gizlemiş (ölmüş) ama toprağı gölge vermekte. Yüz binlerce diri, onun gölgesinde gölgelenmekte.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 3012, 3013)<br />
<br />
Fahreddin Çelebi, dergâhtaki dedelerin önermesi ve Şeyhülislâmın onayı ile makama geçmiş; ancak fazla bir iş yapamadan bir yıl sonra vefat etmiştir (1882). Daha sonra ise yerine kardeşi Mustafa Safvet Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Fikir ona derler ki, bir yol açsın. Yol ona derler ki, önüne bir padişah çıka gelsin.<br />
Padişah ona derler ki, kendiliğinden padişah olsun; hazinelerle, askerlerle değil.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, II, 3207, 3208)<br />
<br />
Mustafa Safvet Çelebi de beş yıl kadar meşihatta bulunmuş bu süre zarfında dergâhta bazı onarımlar yapmış, 1887 yılında vefat ettiği zaman yerine kardeşi Abdülvahid Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Bizim türbemizi yedi defa yapacaklar. Sonuncu defada zengin bir Türk çıkacak, türbemizi bir tuğlasını altından, bir tuğlasını da ham gümüşten olmak üzere inşâ edecektir. Bizim türbemizin etrafında da bir şehir oluşacak sonra türbemiz bu şehrin ortasında kalacak. O zaman da Mesnevî’miz mânevî şeyhlik edecektir.” (Eflâkî, I, 441)<br />
<br />
4 kardeşin sonuncusu olan Abdülvahid Çelebi de yirmi yıl kadar dergâhta postta oturmuş; fakat tahtta bulunan Sultan II. Abdülhamid’i (slt. 1876-1909) sık sık eleştirdiği için sarayla arası pek iyi olmamıştır. Oldukça hareketli ve biraz da Bektaşî-meşreb bir kişiliğe sahip olan Çelebi, sarayın emriyle her ne kadar Konya valilerinin gözetimi altında tutulmaya çalışılmışsa da, o çeşitli bahaneler bularak bunu ihlâl etmiştir. Abdülvahid Çelebi, yine Sultan Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’na karşılık Meram’da Yıldız Köşkü yaptırmış, saray faytonlarına benzer bir fayton imal ettirerek Konya sokaklarında onunla dolaşmıştır. Çelebi bütün bunlarla birlikte Konyalıların bütün sıkıntılarına koşmuş, hükümetle problemi olan insanlara çözümü için yardım etmiş, fakirlere maddi yardımlarda bulunmuş ve bu hareketleriyle de Konya halkının sevgisini kazanmıştır.<br />
<br />
“Hz. Mevlânâ, padişahlardan, emirlerden, şehrin büyüklerinden ve yardımsever zenginlerden dergâha bağış olarak gelen para ve hediyeleri Hüsâmeddin Çelebi’ye verir, ihtiyaçlar giderildikten sonra kalanını müritlere ve fakirlere dağıtılmasını emrederdi.” (Eflâkî, II, 166; ayrıca bkz. Aynı eser, I, 281)<br />
<br />
Abdülvahid Çelebi 1907 yılında Hakk’a yürüdüğünde oğlu Abdülhalim Çelebi II geçmiştir. Fakat, huy bakımından babasına oldukça benzeyen Çelebinin makamda bulunduğunun ilk yıllarında II. Meşrutiyet ilan edilmiş ve meşrutiyetçilerin yanında yer aldığı gerekçesiyle makamdan alınarak yerine Hz. Mevlânâ soyundan Necib Çelebi oğlu Veled Çelebi (İzbudak) getirilmiştir (1909).<br />
<br />
“Demedim mi sana gitme oraya; seni tanıyan, bilen benim ancak;<br />
Şu yokluk serabında yaşayış kaynağın benim ancak.<br />
Kızsan da, bin yıllık yola gitsen de sonunda gene bana gelirsin;<br />
Varacağın yer benim ancak” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, Gazel, III, 250)<br />
<br />
Edib bir zat olan Veled Çelebi’nin şeyhlik döneminde ise I. Dünya Savaşı çıkmış ve Çelebi, Mevlevîlerden oluşturduğu bir alayla (Mücâhidîn-i Mevleviyye) Kanal Harekâtına katılmak için Şam tarafına gitmiştir. Osmanlı topraklarının dört bir köşesindeki Mevlevîhâne şeyhlerinin de katıldığı bu alay, herhangi bir savaşa girmeden geri dönmüştür. 1919 yılında ise Veled Çelebi şeyhlikten azledilmiş ve yerine kendisinden önce makamda bulunan Abdülhalim Çelebi II tekrar geçmiştir.<br />
<br />
Abdülhalim Çelebi ilk kez makama geçtiği zaman görevden alınışını haksızlık olarak nitelendirmiş ve İttihad ve Terakkî’nin aldığı bu azil kararını yıllarca içine sindirememiştir. İttihatçıların siyasi etkinliği kaybolduktan sonra ise Şeyhülislâma müracaat ederek 1919 yılında tekrar Makam Çelebiliğine getirilmiş; bu dönemde Osmanlı Meclis-i Mebûsânı’nda da Konya milletvekili olarak görev yapmıştır. İkinci meşihatında da ancak bir yıl kalabilen Çelebinin yerine Âmil Çelebi getirilmiştir.<br />
<br />
Âmil Çelebi makama geçtiği vakit hayli yaşlı ve rahatsızdı. Aynı yıl içerisinde vefat ettiği zaman, yerine Abdülhalim Çelebi II üçüncü ve son kez posta oturacaktır.<br />
<br />
Son dönem Çelebileri arasında hayli renkli kişiliğiyle Abdülhalim Çelebi bu üçüncü kez makama geçişinde 1920-25 yılları arası meşihatta bulunmuş; bu görevinin yanı sıra seçime ilk sıradan girerek TBMM’ne Konya milletvekili olarak katılmış ve M. Kemal Atatürk’ün ardından seçimle Meclis Başkan Vekilliği (II. Başkan) görevini üstlenmiştir. Çelebi bundan önce de Millî Mücadele günlerinde göstermiş olduğu başarılı tutumlarından dolayı TBMM tarafından İstiklâl Madalyasıyla onurlandırılmıştır (21 Ekim 1923). Abdülhalim Çelebi milletvekilliği sona erdikten sonra tekrar Konya’ya dönmüş bir müddet dergâhın hizmetinde bulunmuş, sonra da İstanbul’a giderek orada bir otel odasına yerleşmiştir. Ama ne acıdır ki, bu otel odasının balkonundan düşerek, ya da menfur bir olaya kurban giderek vefat etmiştir (12 Ekim 1925). Bu olaydan sonra ise makama Veled Çelebi (İzbudak) ikinci kez geçmiştir (1925).<br />
<br />
“Mezarımın başında oturur, o güzelim gözlerinden çok yaşlar akıtırsın.<br />
Benim ölümüme ağlar, gözlerini yumup benim mazlumluğuma yaş dökersin.<br />
İyisi mi o lütufların birazcığını ben ölmeden önce şimdi söyle; o sözleri şimdi benim kulağıma küpe et!<br />
Toprağıma, mezarıma söyleyeceğin o sözleri, şu gamlı kulağıma saç; şimdi söyle bana!” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2710-2713)<br />
<br />
TBMM’de Yozgat ve Kastamonu milletvekilliklerinde bulunan ve Mesnevî’nin tamamını Türkçe’ye çeviren Veled Çelebi’nin ikinci şeyhliği de uzun sürmemiş ve döneminde çıkarılan Tekke ve Dergâhların kapatılması kanunu ile ülkedeki bütün tekkeler gibi Mevlânâ Dergahı da kapanmıştır (1925). M. K. Atatürk’ün çocukluğu zaman zaman Selânik Mevlevîhânesi’nin bahçesinde geçmiş ve bu yüzden Mevlânâ’yı ve Mevlevîleri çok sevmektedir. Ama yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasının tutabilmesi için birçoğu aslından ve hatta İslâm’dan uzaklaşan tarikatları kapatmak gerekiyordu. Bu konuda F. Rıfkı Atay’la sohbet ederken Atatürk’ün sarf ettiği şu sözler oldukça mânidardır: “Karar gereğince Konya’da Mevlânâ Dergâhı’nın da kapanmış olmasından üzgünüm. Fakat istisna yapamam, buna çok üzülüyorum.”<br />
<br />
“Hey koca Sultan (Mevlânâ)! Evet bütün tekkeleri kapattık; fakat senin kapın kapanmadı” (M. K. Atatürk, Niyazi Ahmed Banoğlu, “Atatürk ve Mevlânâ”, Tarih ve Coğrafya Dünyası, Mevlânâ Özel Sayısı, 15 Aralık 1959, s. 415-416)<br />
<br />
“Mevlânâ, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren büyük bir reformatördür. Müslümanlık aslında geniş manası ile müsamahalı ve modern bir dindir. Mevlevîlik ise; Türk an’anesinin Müslümanlığa nüfuz örneğidir. İlâhî bir mûsıkînin ahengi içerisinde dönerek Allah’a yaklaşma fikri, Türk dehasının, ileri görüş ve düşüncesinin tabii bir ifadesidir.” (M. K. Atatürk, Dr. Celâleddin B. Çelebi, Hz. Mevlânâ Okyanusundan…, Derleyen: Esin Çelebi Bayru, İl Kültür Müdürlüğü Yay., Konya, 2002, s. 166 vd.)<br />
<br />
Genç Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm tekkeler gibi Mevlânâ Dergâhı ve diğer Mevlevîhâneler de kapanmıştır. Abdülhalim Çelebi vefatından önce (1925) bu konuyu M. K. Atatürk’le konuşmuş ve onun da onayını alarak oğlu Mehmed Bâkır Çelebi’yi Halep’teki Mevlevîhâneye Şeyh olarak atamıştır. İşte bu tarihten itibaren Mevlevîliğin resmî merkezi Suriye Devleti tarafından lağvedildiği 1944 yılına kadar Halep Mevlevîhânesi olmuştur. Mehmed B. Çelebi Halep’te meşihatta bulunduğu dönemde usulü gereğince Mevlevîliğe hizmet ederken, Hatay’ın anavatana katılması hususunda da hayli yardımları ve gayretleri olmuş; bu yüzden Suriye’de hüküm süren Fransız yetkililerinin tepkisini çekmiştir. Çelebi, daha sonra Suriye ve orada bulunan Fransız idareciler tarafından casuslukla itham edilmiş; bir aile ziyareti için gittiği İstanbul’dan (1937) bir daha Suriye’ye geri dönmesine izin verilmemiştir. Bu dönemde ise Halep’teki Mevlevîhânenin şeyhliğine kardeşi Şemsül Vahid Çelebi vekâlet etmiş, ağabeyinin 1943 yılında İstanbul’daki vefatından sonra ise Suriye Hükümeti onun resmî makamını onaylamamış ve 1944 yılında Halep Mevlevîhânesi’ni de kapatarak bu makamın resmen sona ermesine neden olmuştur.<br />
<br />
“Makâm Çelebiliği ‘mânevî’ bir makâmdır, bir gönül makâmıdır. Çelebi Hüsâmeddin, Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi ve birçok Çelebi siyasî bir otorite tarafından tayin edilmemişlerdir. Makâm Çelebiliğinin büyük erkek evlâda intikali gibi yine bu nur yolu’nun kurucuları tarafından konulmuş kurallar vardır.” (H. Hüseyin Top, Mevlevî Usûl ve Âdâbı, s. 266)<br />
<br />
Günümüzde ise;<br />
Mehmed B. Çelebi’nin oğlu Celâleddin Bâkır Çelebi, Suriye Hükümetinin ‘kendi tabiyetlerine geçerlerse Halep Mevlevîhânesi’nin zengin vakıflarını tekrar kendisine verme’ şartını kabul etmeyip ailesiyle birlikte Anavatanına geri dönmüş; İstanbul’a yerleşerek Hakk’a yürüyüş tarihi olan 1996 yılına kadar gayretli çalışmalarıyla yurt-içi ve dışında Mevlânâ fikirlerini anlatmış; bununla birlikte Türk kültür ve an’anesini tanıtmada bir elçi görevi üstlenmiştir. Celâleddin B. Çelebi’nin bu gayretli çalışmaları ilmi makamların da dikkatini çekmiş ve hayatta olduğu dönemde Selçuk Üniversitesi tarafından kendisine “Fahri Doktorluk” unvanı verilmiştir (1989).<br />
<br />
“Yaradan’ın ‘Dön’ (Ircı’î) emriyle bir gün<br />
Ruhum vuslata erip, Allah’a kavuşunca,<br />
Bedenim de toprak olunca,<br />
Canlı cansız bütün zerrelerimle, sonsuzluğa kadar<br />
Yine de Hz. Muhammed’in ayağının tozu kalacağım ben!” (Celâleddin B. Çelebi)<br />
<br />
(Celâleddin B. Çelebi’nin hayatı ve çalışmaları için bkz. Esin Çelebi Bayru, “Babam Celâleddin Bâkır Çelebi”, X. Millî Mevlânâ Kongresi Tebliğler-I, Konya, 2002, s. 23-33; Dr. Celâleddin B. Çelebi, Hz. Mevlânâ Okyanusundan…)<br />
<br />
Hz. Mevlânâ’nın 21. kuşaktan torunu olan Celâleddin B. Çelebi’nin 13 Nisan 1996 günü İstanbul’da vefat edip Konya’ya getirilerek Üçler Mezarlığına defnedilmesinden sonra, başta oğlu Faruk Hemdem Çelebi, kızı Esin Çelebi Bayru ve diğer evlatları bu görevi üstlenmiştir. Çelebi ailesi günümüz teknolojilerini de kullanarak insanlara bu yol’u anlatmakta; İnternet aracılığıyla da Mevlânâ’nın fikir ve öğretilerini sadece ülkemize değil tüm dünya insanlarının hizmetine sunmaktadırlar.<br />
<br />
“Allah’a tekrar tekrar yemin ederim ki, bu mânâ güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar bütün dünyayı kaplayacak ve bütün ülkelere gidecektir. Hiçbir mahfil ve meclis olmayacak ki, orada Mesnevî okunmuş olmasın; hatta o dereceye varacak ki, mâbedlerde zevk ve sefa yerlerinde okunacak, bütün milletler bu sözlerle süslenecek ve onlardan faydalanacaklardır.” (Hz. Mevlânâ, Eflâkî, I, 470)<br />
<br />
“Allah’a hamd ve minnet olsun ki, bu hanedanın çocuklarının çocuklarının çocukları erkek ve kadın artmadadır. Onların temiz olan nesillerinin aslı Adem’in nesli son buluncaya kadar yeryüzünden eksik olmasın!” (Eflâkî’nin duası, II, 387)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak</span></span><br />
<br />
Mevlevilik komnusu Nuri Şimşekler'in makalesidir</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mevlevilik ve Raşidiye</span></span><br />
<br />
Bizde Gezegenleri ve Güneşleri tesbih eder deveran ettiririz onlarda<br />
<br />
----------oOo----------<br />
<br />
Mevlevilere Sesleniş<br />
<br />
Fizikciler diyor ki iki nova yada nebula birbirine çarpıp karışınca olan patlamadan altın madeni meydana gelirmiş.<br />
яR<br />
<br />
Hz Peygamber ikindi vakti geldi Hz Mahdi geceye kaldı. Ey Mevlevi askeri Bizde Vakit gece ve oruc gündüz farz olan bir ibadettir. Hz Muhammed vefat etti, Abdülkadir Geylani öldü, Mevlana öldü, Şems öldü,... bütün güneşler battı bir mehdinin güneşi sağdır biz orucumuzu iftar ettik oturduk, oruclu olanlar sonradan dökülüpte bizi meşgul etmesin baştan dökülsünler<br />
çünkü biz iftar ettik ve p... il vakiti ile halvet eder vaziyetteyiz bize bakarsa onlar onların orucuna helal gelir yoksa,Güneşi henüz batmayan veya oruçlu olduğunu iddia eden mevlevi askeri bizimle gelmesin, Hz Mehdinin de vaktinin gecenin dibine vurduğunu bilen bizimle gelebilir vesselam<br />
<br />
яR<br />
<br />
Güneşimizin diğer yarısı bize kavuşunca, şems şemse karışınca, şumus olma vaktidir vesselam<br />
<br />
<br />
Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü<br />
Schrems, 22.05.2023<br />
<br />
<br />
----------oOo----------<br />
<br />
Tarihler bundan yedi yüz küsur yıl öncesini, 17 Aralık 1273’ü gösteriyor, gün başka coğrafyalarda doğmak üzere garbı kızıla bürüyordu. Tabi ki güneş her ne kadar batıyor gibi görünse de mutad seyrini tamamlayıp nöbeti gereği bütün dünyayı aydınlatacaktı. Şems’in sebebi ve Yüce Allah’ın inayeti ile tüm dünyaya ışık olacak olan Hz. Mevlânâ güneşi de aynı saatlerde batıyor; ama bu gidiş Sevgili’yle buluşmanın kutlu bir habercisi olmakla birlikte, yakın zamanda batmamak üzere tekrar doğacağı müjdesini de veriyordu.<br />
<br />
“Ölüm hayattır; hayattır ölüm. Fakat gerçeği örten görüş onu tersine gösterir.” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, I-VII c., Çev. A. Gölpınarlı, Ankara, 1992, Gazel, V, 97)<br />
<br />
Fazla uzun sayılmayan ve Şems öncesi ve sonrası olmak üzere hayatında ‘âlimlik’ ve ‘âşıklık’ mertebelerini aşan Hz. Mevlânâ, başta insan gibi yaşama sanatını öğrettiği Mesnevî’si olmak üzere, ilâhî cezbelerle dilinden dökülen sırların yer aldığı Divanı ve diğer mensur eserlerini bırakmıştı geriye. Asıl önemlisi bu yazılı eserlerin haricinde her Müslüman’a örnek olabilecek ve kendisinin de buyurduğu gibi ‘Kur’ân’ın kulu ve Hz. Peygamberin yolunun tozu’ felsefeli İslâm merkezli yaşam tarzının önemli hususiyetlerini miras bırakmıştı.<br />
<br />
Peki bu eserlerindeki bazen açıkça, bazen sırlar halinde, bazen de en cahil kişinin dahi anlayabileceği tarzda ifade edilen öğretiler, kendisinin Hakk’a yürümesiyle görevini tamamlayacak mıydı? Yada; örnek ve yerli yerinde hoşgörü dolu yaşam biçimi bir-iki kuşak dilden dile dolaşıp sonra unutulup gidecek miydi?<br />
<br />
“Bizden sonra Mesnevî şeyhlik edecek ve arayanlara doğru yolu gösterecek; onları yönetecek ve onlara önderlik edecektir.” (Hz. Mevlânâ, Sipehsâlâr, Çev. Tahsin Yazıcı, s. 75)<br />
<br />
İşte bütün bu soruları kendi kendine soran oğlu Sultan Veled, yakın dostu Hüsâmeddin Çelebi ve diğer müritler bu görevi üslenmiş ve beklentiler doğrultusunda Mevleviliği kurmuşlardı.<br />
<br />
Mevlevîliğin tarihi seyrini kaleme almaya çalıştığımız bu yazıda aşağıdaki Mevlevîlik tarihinin kaynaklarından istifade edilerek makamda bulunan Çelebiler, yaptıkları önemli işler ve dönemi siyaset adamlarıyla ilişkileri ana hatlarıyla sunulacak, hayli tafsilatlı olan Mevlevîliğin öğretileri, örf ve adetleri ve âdâb ve erkânı gibi konulara girilmeyecektir.<br />
<br />
Mevlevîlik Tarihinin Bazı Önemli Kaynakları:<br />
<br />
– Velednâme, Sultan Veled (ölm. 1312), Nşr. Celâleddîn-i Hümâî, Tahran, 1315 hş./1937, Çev. Abdülbaki Gölpınarlı, İbtidânâme, Ankara, 1976<br />
– Risâle-i Sipehsâlâr be Menâkıb-ı Hüdâvendigâr, Ferîdûn b. Ahmed-i Sipehsâlâr (ölm.1312 ?), Nşr. Sa’îd-i Nefîsî, Zindegî-nâme-i Mevlânâ Celâleddin-i Mevlevî, Tahran, 1325 hş./1947, Çev. Tahsin Yazıcı, Mevlânâ ve Etrafındakiler, İstanbul, 1977<br />
– Menâkıbü’l-ârifîn, Şemseddin Ahmed-i Eflâkî (ölm. 1360), Nşr. Tahsin Yazıcı, I-II c., Ankara, 1976-1980, Çev. Tahsin Yazıcı, Âriflerin Menkıbeleri, I-II c., İstanbul, 1986-1987<br />
– Sefîne-i Nefîse-i Mevlevîyân, Sâkıb Dede (ölm. 1735), I-III c., Mısır, H. 1283<br />
– Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye, Esrâr Dede (ölm. 1796), Yazma (Bir nüshası Mevlânâ Müzesi İhtisas Ktp. No: 5959’dadır.)<br />
– Mecmû’atü’t-tevârîhi’l-Mevleviyye, Seyyid Sahih Ahmed Dede (ölm. 1813), Yazma (Bir nüshası Mevlânâ Müzesi İhtisas Ktp. No: 5446’dadır.)<br />
– Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, Abdülbaki Gölpınarlı, ilk baskı İstanbul, 1953, gözden geçirilmiş 2. Baskı İstanbul, 1983<br />
– Mevlânâ ve Mevlevilik, Mehmet Önder, İstanbul, 1998<br />
– Mevlevî Usûl ve Âdâbı, H. Hüseyin Top, İstanbul, 2001<br />
<br />
Mevlevîliğin Kuruluşu<br />
<br />
Vefatına kadar Hz. Mevlânâ’nın yanından ayrılmayan Sultan Veled olgun sayılacak bir yaşta (47) olmasına rağmen babasından boşalan makama geçmeyi reddetmiş ve Mesnevî’nin yazılmasına sebep ve aracı olan Hüsâmeddin Çelebi’yi uygun görmüştü. Onun bu vazifeyi devralması Mevlevîlik tarihi içinde bir ilk ve son olacak; bu makama Hz. Mevlânâ soyundan gelmeyen bir kişi oturacaktı. Çelebi çok mütevazı bir insandı, makamda kendi oturmasına rağmen Sultan Veled’e büyük saygı besliyor ve daima onun fikirleri doğrultusunda hareket ediyordu. Hz. Mevlânâ türbesi üzerinde yer alan Yeşil Kubbeyi o inşa ettirmiş ve bugünkü şeklinin ilk temellerini atmıştı. Aynı zamanda Hz. Mevlânâ’nın mürit ve dostlarını da etrafında toplayarak irfan meclislerinde Kur’ân-ı Kerim ve Mesnevî okutarak gönüllere şifa vermişti. Bu usul de ileride Mevlevîliğin ana unsurlarında biri olacaktı. Aynı dönemlerde bu ‘yol’da olanlara Hz. Mevlânâ’ya izafeten Mevlevî denilmekteydi. İlk yüzyılında Hz. Mevlânâ ahfadına binaen Veledî, Ârifî, Âbidî, Âlimî ve Âdilî olarak da adlandırılacak müntesipler, günümüzde de olduğu gibi genel olarak Mevlevî sıfatıyla vasıflandırılıyorlardı.<br />
<br />
“Hz. Mevlânâ vuslatının yaşlaştığı hastalığının son dönemlerinde etrafındakilerin ‘Sizden sonra hilafet kimin olacak, sizin yerinize kim geçecek’ sorularına ‘Çelebi Hüsâmeddin halifemiz olur.’ diyerek cevap vermiş ve makamın kime geçeceğini bildirmişti.” (Eflâkî, Çev. Tahsin Yazıcı II, 162)<br />
<br />
“Ey Hak Ziyâsı Hüsâmeddin, sen öyle bir ersin ki, Mesnevî senin nurunla ayı geçti, aydan bile parlak bir hale geldi. Ey lûtfu, keremi umulan! Yüce himmetin bu Mesnevî’yi nereye çekmekte? Allah bilir! Bu Mesnevî’nin boynunu bağlamış, bildiğin yere doğru çekmektesin. Mesnevî, koşup gitmekte; çeken gizli. Fakat, sadece görecek gözü olmayan gâfilden gizli! Mesnevî’nin yazılmasına önce sen sebep olmuştun; artar, uzarsa arttıran, uzatan yine sensin. Mademki sen böyle istiyorsun. Allah da böyle istiyor; Allah takvâ sahiplerinin dileğini ihsan eder.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, Çev. Veled İzbudak, I-VI c., MEB. Yay., 3. Baskı, İstanbul, 1995 III, 1-5)<br />
<br />
Mevlevîliğin Tesisi, Yaygınlaşması ve Makamda Bulunan Çelebiler<br />
<br />
Hüsâmeddin Çelebi 11 yıl süren bu görevi sırasında vefat etmiş (1284) ve Sultan Veled’in makama geçmesi bir zaruret olmuştu. Çünkü o, yol büyüğü olarak gördüğü ve babasının sağlığında lütuflarına mazhar olan Hüsâmeddin Çelebi varken posta oturmayı bir saygısızlık olarak nitelendiriyordu.<br />
<br />
Sultan Veled 58 yaşında makama geçtiğinde; Şems’in, Hz. Mevlânâ’nın, kayınpederi Kuyumcu Selâhaddin’in, Hüsâmeddin Çelebi’nin ve Baktemüroğlu Şeyh Kerimüddin’in mânevî terbiyesi ve ilimleriyle teçhiz edilmiş ve yol’u bizzat hakke’l-yakîn olarak öğrenmiş bir kişiydi. Onun makamda bulunduğu 28 yıl zarfında mürit ve dostlar artmış, sarayla olan ilişkiler kuvvetlenmiş; daha da önemlisi semâ, mûsıkî ve Mesnevîhânlık usulleri belli bir düzene sokularak kurumsallaşmanın temelleri atılmıştır. İleriki yıllarda bu temel üzerine bina edilen Mevlevîlik âdâb ve erkânı da günümüze kadar büyük bir değişikliğe uğramadan devam ede gelecektir.<br />
<br />
Mevlevîlik Sultan Veled döneminde (1284-1312) bir taraftan belli usullere oturtulurken, diğer taraftan da onun halife olarak gönderdiği elçiler sayesinde başta Kırşehir, Amasya ve Erzincan olmak üzere Anadolu topraklarında yayılmaya başlamıştı. Bu elçiler gittikleri yerlerde büyük bir sempati ile karşılanıyor, kurulan Mevlevî zâviyelerinde de Hz. Mevlânâ’nın fikirleri, semâ ve mûsıkî sayesinde gönüller fethediliyordu. Yine babasının Mesnevî’sini örnek alarak yazdığı İbtidânâme’si ve Hz. Mevlânâ’ya 40 yıl müritlik yapmış Sipehsâlâr’ın Risâlesi ile de Mevlevîlik tarihinin ilk kaynakları bu dönemde yazılmış oluyordu.<br />
<br />
“Sultan Veled hazretleri bütün mutad ilimlerinde sonsuz bir deniz; ilâhî bilgi ve kutsal hakikatlerde eşi benzeri olmayan bir padişah idi.” (Sipehsâlâr, s. 145)<br />
<br />
Sultan Veled Hakk’a yürüdüğünde (1312) artık, Mevlevîlik Yolu’nun esasları büyük ölçüde belirlenmiş ve bu kurallar çerçevesinde akın akın gelen gönül dostlarına İslâm’ın güzellikleri bir başka üslupla sunulmaya başlanmıştı. Sultan Veled’den sonra meşihatta bulunan oğlu Ulu Ârif Çelebi (D. 1272) daha babasının zamanında kendini yetiştirip bu yol’da ilerlemiş; Anadolu ve İran tarafına yaptığı seyahatlerle Mevlevîliği yaymak için çaba arfetmekteydi. Karaman, Beyşehir, Aksaray, Akşehir, Afyon, Amasya, Niğde, Sivas, Tokat, Birgi, Denizli, Alanya, Bayburt, Erzurum ve devamında Tebriz’de kurulan Mevlevîhâneler onun bu ziyaretleri sırasında attığı temeller sayesinde kurulmuştu. Bu seyahatlerin birçoğuna katılan Eflâkî Dede de Bahâeddin Veled, Şems-i Tebrizi, Hüsâmeddin Çelebi, Kuyumcu Selâhaddin, Hz. Mevlânâ ve çağına kadar olan çocuklarının menkıbelerini toplayarak yazdığı Menâkıbü’l-ârifîn adlı eseriyle Mevlevîlik tarihini yazmayı gelenek haline getirecektir.<br />
<br />
“Bugünden sonra bizim Ârif’imiz tam bir şeyhtir ve başbuğluğa lâyıktır ve beşikten mezara kadar olgunlaşacaktır.” (Hz. Mevlânâ’nın, torunu Ulu Ârif Çelebi doğduğunda söylediği söz. Eflâkî, II, 230)<br />
<br />
Ulu Ârif Çelebi’den sonra (ölm. 1320) kardeşleri Şemseddin Âbid (ölm. 1338) ve Hüsâmeddin Vâcid (ölm. 1342) Çelebiler makama geçmiş ve cedlerinden öğrendikleri gelenek üzere Mevlevîliği yaymak isteseler de Anadolu’daki siyasi karışıklıklar nedeniyle bunda muvaffak olamamışlar, ellerindeki imkânlarla tarikatın ayakta kalmasını sağlamışlardır.<br />
<br />
“Âbid Çelebi keremi bol ve âdil biriydi. Allah’tan başka her şeyi daima çoluk çocuğuna ve müritlere verirdi.” (Eflâkî, II, 367)<br />
<br />
“Şemseddin (Âbid) Çelebi’nin kardeşleri Zâhid ve Vâcid Çelebiler kutupların ciğerleri, akıl sahiplerinin gözleridirler. Atalarının âdetlerini devam ettirmede ve doğruluk ve hidayet yolunu herkese apaçık bir hale getirmede insanların onlara olan güveni sonsuzdur.” (Sipehsâlâr, s. 149)<br />
<br />
Ulu Ârif Çelebi’nin oğlu Emir Âlim Çelebi I ise gelenek üzere iki amcasından sonra makama geçmesi gerekirken gittiği İran ve Türkistan seyahatinden geri dönmemiş ve âkıbeti hakkında da bir mâlumat elde edilememiştir. Bazı kaynaklar ise onun Türkistan bölgesinde Mevlevîliği yayıp 1350 yılında da oralarda vefat ettiğini kaydederler.<br />
<br />
Emir Âlim Çelebi I’in vefat ettiğine dair haber Konya’ya ulaşınca makama geçme hakkı küçük kardeşi Emir Âdil Çelebi’ye verilmiş ve bu zât da 18 yıl meşihatta bulunarak tarikatı idare etmiştir. Konya’nın Karamanoğulları elinde bulunduğu bir dönemde postta bulunan Emir Âdil Çelebi bu hükümdarlığın liderlerini ve ileri gelenlerini de aydınlatmış ve hatta bazıları da müridi olmuştur.<br />
<br />
Emir Âdil Çelebi (ölm. 1368)’den sonra makamda 27 yıl meşihatta bulunacak olan Şemseddin Âbid Çelebi oğlu Emir Âlim Çelebi II vardır. Âlim Çelebi II de Karaman’da medfun bulunan Hz. Mevlânâ’nın annesi Gevher Hatun ve ağabeyi Muhammed Alâeddin’in türbelerini onartmış ve bitişiğine bir cami ve Mevlevîhâne tesis ederek buralara vakıflar bağlanmasını sağlamıştır.<br />
<br />
“1201 tarihlerinde Karaman’a ulaşan Hz. Mevlânâ, babası ve diğer aile fertleri 7 yıl kadar burada kalmışlar ve Sultan Alâeddin Keykubad’ın ısrarlı davetleri üzerine Konya’ya gelmişlerdir. Hz. Mevlânâ, eşi Gevher Hatunla Karaman’da evlenmiş; Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi burada dünyaya gelmişlerdir. Bu yüzden Karaman’ın Mevlevîler nezdinde özel bir yeri vardır.”<br />
<br />
Emir Âlim Çelebi II’nin (ölm. 1395) Hakk’a yürümesinden sonra yerine Emir Âdil Çelebi oğlu Ârif Çelebi II geçmiş, o da siyasi çalkantılar içinde bulunan Anadolu’da tarikatını fazla genişletmeye imkân bulamamış; ancak ceddi Hz. Mevlânâ’nın türbesini esaslı bir onarıma vesile olmuştur. 26 yıl makamda bulunduktan sonra 1421 yılında vefat eden Ârif Çelebi II’den sonra tarikatın başına Emir Âlim Çelebi oğlu Pîr Âdil Çelebi (Âdil Çelebi II) geçmiştir.<br />
<br />
“Ey Konya! Önce Mevlânâ’nın varlığıyla parlamıştın, şimdi de türbe sayesinde eminsin.” (Sultan Veled, Divan-ı Sultan Veled, Nşr. F.Nafiz Uzluk, 1941, s.438, Gazel No: 711)<br />
<br />
Pîr Âdil Çelebi Sultan Veled’den sonra fazla bir değişikliğe uğramayan semâyı aslına sadık kalarak yeniden yapılandırmış, tarikatın usullerini de gözden geçirerek yeni bir oluşum yoluna gitmiştir. Tabi ki bu oluşumda kendi döneminde yaygınlaşıp kurumsallaşmaya başlayan Bektaşîlik, Halvetîlik ve Kâdirîlik gibi tarikatlardan Mevlevîliği belirgin çizgilerle ayırma fikri önemli bir etken olmuştur. 39 yıl meşihatta bulunan Pîr Âdil Çelebi 1560 yılında Hakk’a yürümüş ve yerine oğlu Cemâleddin Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Mevlevîlik, semâ, sefâ, vecd ve hâl gibi kendi âdâb ve erkânının yanında Nakşbendi tarikatının esasları ve Şems’in aşk ve cezbe temelleriyle oluşturulmuştur.” (Sâkıb Dede, I, 134)<br />
<br />
Cemâleddin Çelebi dönemi (1460-1509) Mevlevîliğin olduğu kadar Konya ve Anadolu tarihinin de önemli köşe taşlarının konulduğu bir çağ olmuştur. Konya bu dönemde Osmanlı topraklarına katılmış (1467), Ege Bölgesinde ise Mevlânâ soyundan olan inas Çelebilerden (anne tarafından Mevlânâ torunu) Divane Mehmed Çelebi (ölm. 1529) ve müridi Şâhidî Dede (ölm. 1550) sayesinde Mevlevîlik, Afyon, Denizli, Kütahya, Bursa, Muğla, Isparta, Burdur, Aydın, İzmir, İstanbul ve çevresinde yayılmış ve buralarda Mevlevîhâneler kurulmuştur. Yine Hz. Mevlânâ’nın torunu Mutahhara Hatunun kızı Devlet Hatundan doğan II. Yıldırım Bâyezid (slt.1481-1512), ceddi saydığı Hz. Mevlânâ’nın dergâhına büyük hizmetlerde bulunmuş ve Anadolu’da Mevlevîliğin yayılmasında maddî-mânevî desteklerini esirgememiştir. II. Yıldırım Bâyezid’in oğlu Mehmed’in de Osmanlı padişahlarının aldığı ‘Sultan’ unvanı yerine Mevlânâ soyundan gelenlere verilen ‘Çelebi’ unvanını tercih etmesi Mevlevîliğe verilen önemin ne denli büyük olduğuna bir delildir. Cemâleddin Çelebi de 49 yıllık meşihatı döneminde bu ilgi ve yakınlığı olumlu bir şekilde kullanarak bu yol’a büyük hizmetler etmiştir.<br />
<br />
“Cemâleddin Çelebi Fâtih Sultan Mehmed’e II. Bâyezid’in doğumunu müjdelemiş; daha sonra II. Bâyezid de Cemâleddin Çelebi ve Mevlânâ’ya büyük sevgi ve saygı beslemiştir; tahtta bulunduğu dönemlerde de türbedeki sandukaları yeniletmiş, üzerlerine örtülmek üzere değerli kumaşlar göndermiştir.” (Sâkıb Dede, I, 139, 144)<br />
<br />
Cemâleddin Çelebi’nin 1509 yılında vefatından sonra yerine torunu ve inas Çelebilerden Hüsrev Çelebi geçmiştir. Usul gereği Cemâleddin Çelebi’nin oğlu Kadı Mehmed Paşa makama geçmesi gerekirken babasının sağlığında vefat ettiği için hizmeti de onun oğlu Hüsrev Çelebi almıştır. Hayli uzun bir süre (62 yıl) meşihatta bulunan Hüsrev Çelebi zamanı da Osmanlı Hanedanının iki güçlü sultanı Yavuz Sultan Selim (slt. 1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (slt. 1520-1566) tahtta bulunduğu zamana rastlar. Her iki sultan da Doğuya yaptıkları seferler sırasında Konya’ya uğrayarak Hz. Mevlânâ Dergâhını ziyaret etmişler ve buraya yaptıkları bağışların yanı sıra, gösterdikleri ilgi nedeniyle Mevlevîlerin mânevî olarak güçlenmesini de sağlamışlardır. Ayrıca bağladıkları vakıflarla buranın zenginleşmesine katkıda bulunmakla birlikte su getirterek, semâhâne ve mescit yaptırarak dergâhın mimari yapısına da hizmet etmişlerdir.<br />
<br />
“Mevlânâ ve oğlu Sultan Veled’in mezarlarının üstündeki mermer sandukaları Kanuni Sultan Süleyman yaptırmıştır. Mevlânâ’nın evvelki ahşap oyma sandukasını da babası Sultânü’l-Ulemâ’nın kabri üzerine nakletmişlerdir.” (Evliya Çelebi, bkz. A. Gölpınarlı s. 154)<br />
<br />
Hüsrev Çelebi 1561 yılında Hakk’a yürüdüğü zaman yerine oğlu Ferruh Çelebi geçmiştir. Ferruh Çelebi babasından kalan zengin vakıflarla türbeyi idare etmekle birlikte Karatay Medresesi’nin müderrisliği de kendisine tevcih olunmuş ve bu etkinliği bazı muhaliflerin dedikodusuna sebep olmaya başlamıştır. Bu dönemde ise Osmanlı tahtında Kanuni’nin oğlu II. Selim vardır (slt. 1566-1574). II. Selim önceleri Konya’da vali iken Hz. Mevlânâ dergâhına bağlanmış, oradan feyizlenmiş ve bu bağlılığın eseri olarak da dergâhın yanına Selimiye Camii’nin inşası emrini vermişti. Ferruh Çelebi ise padişahın nezdinde saygın bir yeri olmasına rağmen kendisini çekemeyenlerin ‘bolluk içinde şaşaalı bir hayat sürüyor’ gibi mübalağalı dedikodular nedeniyle padişah tarafından azlediliyor ve İstanbul’a sürgüne gönderiliyordu. Bu olay Mevlevîlik tarihi açısından büyük bir önem taşıyor; bir padişah ilk kez Mevlânâ Dergâhı Postnişînliği görevine müdahalede bulunuyordu. Ferruh Çelebi’nin 30 yıl meşihatta bulunduğu varsayılsa da 18 yıl süren bu sürgün nedeniyle resmi olarak 12 yıl makamda oturduğu kabul edilir.<br />
<br />
“Yâ Rab! Bize bir teslîyet-i hâtır olur mu?<br />
Yoksa bu fütûr ile dem-i âhir olur mu?” (Ferruh Çelebi, Şairlik yönü de bulunan Çelebinin azil ve sürgün dönemi hakkında söylediği gazelin ilk beyti, bkz. Sâkıb Dede, I, 153))<br />
<br />
Ferruh Çelebi 1591 yılında vefat etmiş ve yerine Sultan III. Mehmed’in emriyle oğlu Bostan Çelebi I geçmiştir. Çelebi’nin 1630 yılındaki Hakk’a yürüyüşüne kadar makamda kaldığı bu 39 yıl, Mevlevîliğin sarayla arasını tekrar düzelttiği, yeniden Anadolu’ya, İstanbul’a ve hatta Balkanlar, Mısır, Suriye ve Kuzey Afrika gibi bölgelere yayıldığı bir dönem olmuştur. Yine Mevlânâ muhibbi olan Sultan I. Ahmed (slt. 1603-1617) ve devlet ileri gelenleri bu tarikata olan bağlılıklarını dile getirmiş, ziyaretleri ve bağışları sayesinde Mevlevîliğe yeniden bir heyecan ve etkinlik getirmişlerdir. Bugün dahi Mesnevî’yi güzel ve doğru bir şekilde şerh ettiğine inanılan ve bu hizmetiyle ‘Hz. Şârih’ unvanını alan Ankaralı Rüsuhi Dede de Bostan Çelebi I’e mürit olmuş ve hizmetinde bulunmuştur.<br />
<br />
“Bahtiyâ! Bendesi ol Dergeh-i Mevlânâ’nın<br />
Taht-ı ma’nîde odur pâdşeh-i dünyanın” (Bahtî mahlasıyla şiirler söyleyen Sultan I. Ahmed’in Hz. Mevlânâ hakkında söylediği gazelin son beyti)<br />
<br />
Bostan Çelebi I’in vefatından sonra yerine kardeşi Ebubekir Çelebi geçmiş ve ne yazık ki, parlak geçen ağabeyinin döneminin ardından tahtta bulunan ve sufî düşünceye zıt olan Sultan IV. Murad (slt. 1623-1640) nedeniyle epey zorluklar çekmiştir. IV. Murad Ayasofya Camii vâizi Kadızâde (ölm. 1635) ve çevresinin etkisinde kalarak diğer tarikatlara olduğu gibi Mevlevîliğe de karşı çıkmış, hatta Bağdat Seferine giderken uğradığı Konya’da Mevlânâ Dergâhını yıkmayı bile aklına koymuştur. Fakat dergâhta yaşadığı bir olay neticesinde bu fikrinden vazgeçmiş, Ebubekir Çelebi’ye hediyeler vererek, dergâha da vakıflar bağlamak suretiyle asırlardır gelen ‘Mevlânâ Yolu’nu onaylamıştır.<br />
<br />
Sultan IV. Murad’ı da arkasına alan Ebubekir Çelebi daha da güçlenmiş bir şekilde makamda bulunurken yine kendisini çekemeyenler tarafından ‘Dergâhın maddî imkânlarını şahsı için kullanıyor’ iftiralarıyla İstanbul’a sürgüne göndertilmiştir (1637). Çelebi burada iken 1638 yılında vefat etmiş ve Yenikapı Mevlevîhânesi’ne defnedilmiştir.<br />
<br />
“Hâb-ı gafletten uyan ey Âl-i Osman bilmiş ol!<br />
Aç gözün elden gider taht-ı Süleyman bilmiş ol!”<br />
<br />
(Kadızâde’nin Sultan IV. Murad’ı sufîlere karşı kışkırtmak için ona takdim ettiği şiirin bir beyti)<br />
Ebubekir Çelebi’nin sürgüne gönderildiği tarihte makam, inas Çelebilerden ve Afyonkarahisar Mevlevîhânesi şeyhi Divane Mehmed Çelebi soyundan Ârif Çelebi III’e (Küçük Ârif Çelebi) geçmiştir. Afyon’dan çağrılarak posta oturtulan Çelebinin 5 yıl süren bu görevi sırasında kayda değer bir olaya rastlanmamıştır.<br />
<br />
“Salunursak tan mıdır deff u kudüm ü nây ile<br />
Ehl-i aşkız fahrimiz âyîn-i Mevlânâ ile” (Divane Mehmed Çelebi, bkz. A. Gölpınarlı, s. 488)<br />
<br />
Ârif Çelebi III’ün 1642 yılındaki vefatıyla, Çelebilik Makamı yeniden zükur Çelebilere (baba tarafından Mevlânâ torunu) geçmiş; Hasan Çelebi oğlu Hüseyin Çelebi posta oturarak 24 yıl meşihatta bulunmuştur.<br />
<br />
Hüseyin Çelebi dönemi de Sultan Deli İbrahim (slt. 1640-1648) ve IV. Mehmed (slt. 1648-1687) zamanına rastlar ve ülke içerisindeki karışıklık ve isyanlar nedeniyle Osmanlı Devletinin gerilemesine paralel olarak Mevlevîlik de yeni adımlar atılamaz; hatta siyasete karıştığı iddialarıyla da zaman zaman kötü dönemler geçirir.<br />
<br />
“Hüseyin Çelebi, deliliği geçmesi için Sultan Deli İbrahim’e arakiyye (bir çeşit külâh) tekbirleyip giydirmek üzere İstanbul’a davet edilmiş; fakat Sultan bu arakiyyenin Şehzâde Mehmed’e giydirilmesini emretmiş ve böyle de yapılmış. Şehzâde Mehmed’in tahtla müjdeleneceğine yorumlanan bu olaydan bir müddet sonra Şehzâde, IV. Mehmed unvanıyla padişah olmuştur.” (Sâkıb Dede, I, 176)<br />
<br />
Hüseyin Çelebi’nin vefat yılı olan 1666 tarihinde ise Abdurrahman Çelebi oğlu Abdülhalim Çelebi I makama geçer. Mevlevîlik bu Çelebi döneminde ikinci kez büyük sarsıntı geçirir. Daha önce IV. Murad’ın saltanatta bulunduğu zaman Mevlânâ Dergâhı’nın yıkılmasıyla dahi karşı karşıya gelen ve tarihe ‘Kadızâdeler Olayı’ olarak kaydedilen bir dönemden sonra, bu kez de sahnede Vani Mehmed (ölm. 1685) adlı softa bir hoca vardır. Vani, Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’nın oğlu Fazıl Ahmed Paşa’nın Sadrazamlığı getirildiği dönemde onun ve Sultan IV. Mehmed’in itibarını kazanarak ‘Hünkâr Şeyhi’ sıfatıyla saraya girer. Vani, birkaç yanlış örnek göstererek ülkedeki tarikatların artık zararlı bir hale geldiğini savunarak tarikatların lağvedilmesi yönünde padişahtan karar çıkartır. Tabi bu karar, Mevlevîlik ve onun en önemli unsurlarından olan semâyı da bağlamaktadır. H. 1077 / M. 1666 yılında ilan edilen bu yasak Mevlevîler tarafından ebced hesabıyla eden ‘yasağ-ı bed’ (kötü yasak) tabiriyle tarihe kaydolmuştur. 18 yıl süren bu olaydan sonra Vani’nin gerçek yüzü ortaya çıkmış ve saraydan azledilmesiyle Mevlevîlerin ve semânın yasağı kalkmıştır. H. 1095 / M. 1684 yılında meydana gelen bu yasağın kalkması da Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Naci Ahmed Dede (ölm. 1708) tarafından ‘Mevlevîler döndü câna aşk-ı Mevlânâ ile’ mısraı ile tarihe nakşedilmiştir.<br />
<br />
“Semâ âşıkların gıdasıdır; çünkü semâda Allah’la buluşma hayali vardır.” (Hz. Mevlânâ, Sipehsâlâr, s. 73)<br />
<br />
“Bir bedevi Hz. Peygamberin huzurunda şiir okuyordu. İlk ve son gelenlerin efendisi olan Hz. Peygamber bu beyitleri duyunca marifet, sevgi ve istek denizi coştu; ve bedeviye bu beyitleri tekrarlamasını söyledi. O tekrar ederken Hz. Peygamber de şevkinin coşmasından dolayı kollarını açıyor ve aşırı hareketler yapıyordu; öyle ki, mübarek ridası omzundan düştü. Semânın Allah erleri için mübah olduğuna dair birçok risaleler yazılmıştır. Hakikat ehli, semâyı kabul edip, caiz görmüşlerdir.” (Sipehsâlâr, s. 71)<br />
<br />
“Bir softa Hz. Mevlânâ’nın müritlerinden birinin önüne gelerek semâ ile ilgili şöyle der: ‘Ben bir eşek yükü kitap okudum, fakat semânın mübah olduğuna dair bir şey görmedim.’ Mürit gülümseyerek ona şu cevabı verir: ‘Sen o kitapları eşek gibi okumuşsun da onun için bir şey anlamamışsın.’ “ (Eflâkî, I, 303 )<br />
<br />
Dönemindeki karışıklık ve yasaklarla uğraşan Abdülhalim Çelebi I, 1679 yılında Hakk’a yürümüş ve yerine oğlu Kara Bostan Çelebi geçmiştir. Kara Bostan Çelebi makamı döneminde ilk iş olarak yasak nedeniyle müritleri dağılan ve vakıflarına dahi el konulan Mevlânâ Dergâhını eski parlak ve şaşaalı günlerine kavuşturmak için çaba sarf etmiş ve bunda da başarılı olmuştur. Artık sadece Mevlânâ Dergâhı’nda değil Osmanlı topraklarının dört bir köşesine yayılan diğer Mevlevîhânelerde de Mevlevîler akın akın toplanmaya başlamıştır.<br />
<br />
Kara Bostan Çelebi müritlerini yeniden toplarken Sultan II. Süleyman’ın (slt. 1687-1691) Balkanlara gazaya çıkacağı haberi üzerine Mevlevîlerden bir alay oluşturmuş ve savaşa katılmak üzere Edirne’de sultana intisap etmiş; sultanın ‘Efendim, siz zaferimiz için dua ediniz’ cevabı üzerine de geri dönmüştür. Sultan II. Ahmed’in (slt. 1691-1695) tahtta bulunduğu sırada ise artık son dönemlerde adet olduğu üzere Çelebi ‘Dergâhın vakıflarını geri aldığı menfaatçiler’ tarafından Sultana şikâyet edilmiş ve o da Çelebinin Hacc’a gitmesi bahanesiyle onu Konya’dan uzaklaştırmış ve dönüşünde de Kıbrıs’a sürmüştür. Kısa bir müddet burada kalan Kara Bostan Çelebi affedilmiş ve büyük bir karşılama töreniyle Konya’ya vasıl olmuştur. Çelebi, görevinin geri kalan kısmında Hz. Mevlânâ Dergâhında onarımlar yaptırmış, Yeşil Kubbenin çinilerini yeniletmiş ve 1711 yılında hayli yaşlı bir vaziyette Hakk’a yürümüştür.<br />
<br />
“Yazık Konya halkına bizim zevkle dolu olan semâmızdan usandılar ve alttan alta bizim aleyhimizde bulunuyorlar. Bizim bu güzel ve neşeli şeylerimiz hoşlarına gitmiyor. Saba halkı gibi Allah nimetini inkâr ediyorlar. Onların bizi kötüledikleri kulağıma geliyor… Bu insanlar daha sonra öyle perişan olacaklar ki, eşyalarını terk edip bu şehirden uzaklaşacaklar… Nihayet tövbe ile bizim evlâd ve ahfâdımızı kabul ettikleri vakit Allah’ın inâyeti ile Konya yeniden gelişip canlanacak. Bu dönemin insanları da semâ sever ve zevk adamı olacaklar. Bu aşk âlemi bütün dünyayı kaplayacak, bütün insanlar bizim sözümüzün âşığı olacaklar…” (Hz. Mevlânâ, Eflâkî, I, 304 vd.)<br />
<br />
Kara Bostan Çelebi’den sonra yerine oğlu Sadreddin Çelebi geçmişse de ancak 1 yıl meşihatta bulunabilmiş; o da babası ile aynı yıl içerisinde vefat etmiştir. Çelebi’nin yaptığı en önemli iş Osmanlı şehzâdelerine arakiyye tekbirlemek üzere İstanbul’a davet edilip bu görevi yerine getirmesi olmuştur.<br />
<br />
“Cübbe ve sarık ile insan âlim olmaz. Âlimlik insanın zâtında olan bir hünerdir. Bu hüner ister ipekli bir kaba, ister yünden bir aba içinde olsun.” (Hz. Mevlânâ, Fîhi mâfîh, Çev. Meliha Ü. Tarıkâhya, İstanbul, 1985, s. 134)<br />
<br />
Mevlânâ’nın makamı ne yazık ki bu dönemde de bazı kişilerin post kavgasına neden olmuş ve nihayetinde Kara Bostan Çelebi’nin amcası Abdurrahman Çelebi oğlu Mehmed Ârif Çelebi posta oturtulmuştur. Mehmed Ârif Çelebi’nin 35 yıl meşihatta bulunduğu dönem, Mevlevîliğin özellikle Balkanlar, Arap ülkeleri ve Akdeniz’deki adalarda yaygınlaşmasıyla tarihte yer alır. Bu süre içinde Bağdat, Musul, Kerkük, Halep, Hama, Humus, Şam, Kudüs, Medine, Mekke, Tebriz, Lefkoşe, Hanya (Girit), Sakız, Midilli, Siroz, Belgrad, Bosnasaray, Filibe, Niş, Peç, Selânik, Üsküp ve Vodine gibi şehirlerde Mevlevîhâneler kurulmuş ve bölge insanlarını aydınlatmayı bir görev olarak benimsemiştir. Mehmed Ârif Çelebi ayrıca yakın dönemimize kadar ulaşan Dergâhın batısındaki Sultan Veled medresesini tâdilatla büyütmüş ve Çelebi çocuklarına okul olarak ihdas etmiştir. Yine bugün hâlâ ayakta duran Dergâhın kuzeyindeki Çelebi misafirhanesini de o yaptırmıştır.<br />
<br />
“Sevgili bir an olsun gel eve; bir an olsun şu canımızı tazele<br />
Şu arkadaşları bir an olsun güldür; bir an olsun meclisimizi süsle;<br />
Süsle de gökyüzü, gece yarısında güneşi apaçık görsün<br />
Süsle de aşk ışığı, Konya’dan parlasın, bir anda Semerkand’a, Buhârâ’ya vursun…” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, IV, 270, Gazel No: CXXXIV)<br />
<br />
Mehmed Ârif Çelebi’nin bu velud döneminden sonra yerine oğlu Ebubekir Çelebi II geçmiştir (1746). Şair bir zat olan Çelebi, makamda bulunduğu zamanlarda hayli çalkantılı bir dönem geçirmiş, hatta siyasete ve isyanlara adı karıştığı için idamı bile söz konusu olmuştur. Dönemin Şeyhülislâmı tarafından idamı önlenen Çelebi Manisa’ya sürülmüş (1776), affını müteakiben Konya’ya dönerek 1785 yılında burada vefat etmiştir.<br />
<br />
“Allah, insana şah damarından daha yakındır. Halbuki sen ok gibi olan düşünceni uzaklara fırlatmadasın.<br />
Ey yayını çekip oku atan! Av yakında, sense uzağa bakmaktasın.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2353, 2354)<br />
<br />
Birkaç yüzyıldır, iyice genişleyen Mevlânâ ailesi artık makama geçmek için zaman zaman ikili, hatta üçlü çekişmeler içine giriyor ve bu mücadele saraya taşınıyordu. Ebubekir Çelebi II’nin vefatıyla da durum böyle olmuş, inas Çelebilerden Mesnevîhân Seyyid Alizâde ile zükur Çelebilerden Karaman Mevlevîhânesi şeyhi İsmail Çelebi’nin oğlu Hacı Mehmed Çelebi makama talip olmuşlardır. İstanbul’da saraya davet edilen bu iki Çelebi dinlendikten sonra makam Hacı Mehmed Çelebi’ye verilmiştir.<br />
<br />
“Binlerce dâvacı, dâvaya kalkışsa kadı, kulağını şahide verir. Onun için şahidin sözü, göz yerine geçer. Çünkü o, garezsiz olarak sırrı görmüştür. Dâvacı da görmüştür; ama garezle görmüştür. Garez, gönül gözüne perdedir. Allah diler ki, sen zahid olasın; garezi bırakasın da tanık kesilesin. Bu garezler perdedir. Göze perde indimi, İnsan her şeyi göremez; ‘Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder.’ ” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2868, 2870-2874)<br />
<br />
30 yıla yakın süren Hacı Mehmed Çelebi zamanı da Mevlevîlik tarihi açısından iyi ve kötü olayları barındıran bir dönem olmuştur. Çelebi, Mevlevî olan III. Selim’in (slt. 1789-1807) İstanbul’daki Mevlevîhâneleri sık sık ziyareti, ilgisi ve Şeyh Gâlib (ölm. 1799) gibi bir şairin yetiştiği dönemde bu yakınlığı yeterince kullanamamış, aksine Konya ve çevresinde meydana gelen siyasi hareket ve ayaklanmalara dahi katılarak tepki çekmiştir. Çelebi, dergâhın vakıf konularındaki anlaşmazlıklarında da epey yıpranmış ve çaresiz makamdan çekilerek yerine dokuz yaşındaki oğlu Mehmed Said Hemdem Çelebi’yi önermiş; saraydan onun hilâfet fermanı gelmeden de 1815’de vefat etmiştir.<br />
<br />
“Sultan III. Selim Sûzidilârâ makamında bestelediği âyin-i şeriflerle Mevlevî müziğine büyük katkılarda bulunmuş; Divan Edebiyatımızın güçlü şâirlerinden ve Galata Mevlevîhânesi postnişînlerinden Şeyh Gâlib de ‘Esrârın Mesnevî’den aldım; çaldımsa da mîri malı çaldım’ diyerek eserlerindeki Mevlânâ etkisini vurgulamıştır.”<br />
<br />
Hemdem Çelebi küçük yaşta Konya’daki Çelebilerle birlikte saraya hilafet almak için İstanbul’a gittiğinde burada büyük ilgi görmüş, hediyelerle birlikte hilâfetini de alarak Konya’ya geri dönmüştür. Hemdem Çelebi resmî olarak 44 yıl makamda bulunmasına rağmen ilk dokuz yılı yaşının küçük olması nedeniyle amcası Ferruh Çelebi’nin vekâletinde geçmiştir.<br />
<br />
Sultan II. Mahmud (slt. 1808-1839) ve Abdülmecid (slt. 1839-1861) dönemlerinde meşihatta bulunan Hemdem Çelebi, kendi döneminde meydana gelen siyasî olaylarda; ve hele II. Mahmud’un Bektaşîlerin oluşturduğu Yeniçeri Ocağı’nı lağvetmesi (1836) sırasında tarafsızlığını korumuş ve sarayın Mevlevîlere olan itibarını artırmıştır. Yine Abdülmecid döneminde kendisine sarayda ‘üstün derece nişanı’ verilmiş, Mevlevîler bu ilgiyle saygınlıklarını daha da artırmışlardır. 1858 yılında Hakk’a yürüyen Hemdem Çelebi’nin dergâha yaptığı en büyük hizmetlerden biri de burada dervişlerin elinde dağınık halde bulunan kitapları toplatıp kayda geçirmek suretiyle bir kütüphane kurmasıdır (1854).<br />
<br />
“Kitaptan maksat içindeki bilgilerdir; ama dilersen sen onu yastık yapıp başının altına da koyabilirsin.<br />
Bu, kılıcı çivi yerine duvara çakıp mağlubiyeti baştan kabul etmeye benzer.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, III, 2989, 2991)<br />
<br />
“Nice aktâb, nice ârif-i bi’llâh gelir<br />
Dergeh-i Pîr’e; velî ben gibi Hemdem gelmez” (Said Hemdem Çelebi)<br />
<br />
Hemdem Çelebi’nin vefatından sonra sırasıyla 4 oğlu Mahmud Sadreddin, Fahreddin, Mustafa Safvet ve Abdülvahid Çelebiler makamda bulunmuşlardır.<br />
<br />
Mahmud Sadreddin Çelebi 23 yıl makamda kalmış, bu süre içerisinde Mevlevîlik olağan seyrinde devam ederken Konya’da bazı yangın ve kıtlık gibi felâketler baş göstermiştir. Çelebi bu felâket günlerinde vali ile birlikte Konya halkının yardımına koşmuş, dergâhın maddî-manevî imkânlarını seferber etmiştir. Bu çabaları sayesinde Sultan Abdülaziz’in (slt. 1861-1876) özel nişanlarını da kazanan Çelebi, Konya halkının da büyük ilgi ve sevgisine mazhar olmuştur. 1881 yılında Hakk’a yürüyen Çelebinin yerine, kardeşi Manisa Mevlevîhânesi şeyhi Fahreddin Çelebi atanmıştır.<br />
<br />
“Nice toprak gibi mezarda yatanlar var ki faydaları, feyizleri bakımından yüzlerce diriden iyidir, üstündür.<br />
Gölgesini gizlemiş (ölmüş) ama toprağı gölge vermekte. Yüz binlerce diri, onun gölgesinde gölgelenmekte.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 3012, 3013)<br />
<br />
Fahreddin Çelebi, dergâhtaki dedelerin önermesi ve Şeyhülislâmın onayı ile makama geçmiş; ancak fazla bir iş yapamadan bir yıl sonra vefat etmiştir (1882). Daha sonra ise yerine kardeşi Mustafa Safvet Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Fikir ona derler ki, bir yol açsın. Yol ona derler ki, önüne bir padişah çıka gelsin.<br />
Padişah ona derler ki, kendiliğinden padişah olsun; hazinelerle, askerlerle değil.” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, II, 3207, 3208)<br />
<br />
Mustafa Safvet Çelebi de beş yıl kadar meşihatta bulunmuş bu süre zarfında dergâhta bazı onarımlar yapmış, 1887 yılında vefat ettiği zaman yerine kardeşi Abdülvahid Çelebi geçmiştir.<br />
<br />
“Bizim türbemizi yedi defa yapacaklar. Sonuncu defada zengin bir Türk çıkacak, türbemizi bir tuğlasını altından, bir tuğlasını da ham gümüşten olmak üzere inşâ edecektir. Bizim türbemizin etrafında da bir şehir oluşacak sonra türbemiz bu şehrin ortasında kalacak. O zaman da Mesnevî’miz mânevî şeyhlik edecektir.” (Eflâkî, I, 441)<br />
<br />
4 kardeşin sonuncusu olan Abdülvahid Çelebi de yirmi yıl kadar dergâhta postta oturmuş; fakat tahtta bulunan Sultan II. Abdülhamid’i (slt. 1876-1909) sık sık eleştirdiği için sarayla arası pek iyi olmamıştır. Oldukça hareketli ve biraz da Bektaşî-meşreb bir kişiliğe sahip olan Çelebi, sarayın emriyle her ne kadar Konya valilerinin gözetimi altında tutulmaya çalışılmışsa da, o çeşitli bahaneler bularak bunu ihlâl etmiştir. Abdülvahid Çelebi, yine Sultan Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’na karşılık Meram’da Yıldız Köşkü yaptırmış, saray faytonlarına benzer bir fayton imal ettirerek Konya sokaklarında onunla dolaşmıştır. Çelebi bütün bunlarla birlikte Konyalıların bütün sıkıntılarına koşmuş, hükümetle problemi olan insanlara çözümü için yardım etmiş, fakirlere maddi yardımlarda bulunmuş ve bu hareketleriyle de Konya halkının sevgisini kazanmıştır.<br />
<br />
“Hz. Mevlânâ, padişahlardan, emirlerden, şehrin büyüklerinden ve yardımsever zenginlerden dergâha bağış olarak gelen para ve hediyeleri Hüsâmeddin Çelebi’ye verir, ihtiyaçlar giderildikten sonra kalanını müritlere ve fakirlere dağıtılmasını emrederdi.” (Eflâkî, II, 166; ayrıca bkz. Aynı eser, I, 281)<br />
<br />
Abdülvahid Çelebi 1907 yılında Hakk’a yürüdüğünde oğlu Abdülhalim Çelebi II geçmiştir. Fakat, huy bakımından babasına oldukça benzeyen Çelebinin makamda bulunduğunun ilk yıllarında II. Meşrutiyet ilan edilmiş ve meşrutiyetçilerin yanında yer aldığı gerekçesiyle makamdan alınarak yerine Hz. Mevlânâ soyundan Necib Çelebi oğlu Veled Çelebi (İzbudak) getirilmiştir (1909).<br />
<br />
“Demedim mi sana gitme oraya; seni tanıyan, bilen benim ancak;<br />
Şu yokluk serabında yaşayış kaynağın benim ancak.<br />
Kızsan da, bin yıllık yola gitsen de sonunda gene bana gelirsin;<br />
Varacağın yer benim ancak” (Hz. Mevlânâ, Divan-ı Kebir, Gazel, III, 250)<br />
<br />
Edib bir zat olan Veled Çelebi’nin şeyhlik döneminde ise I. Dünya Savaşı çıkmış ve Çelebi, Mevlevîlerden oluşturduğu bir alayla (Mücâhidîn-i Mevleviyye) Kanal Harekâtına katılmak için Şam tarafına gitmiştir. Osmanlı topraklarının dört bir köşesindeki Mevlevîhâne şeyhlerinin de katıldığı bu alay, herhangi bir savaşa girmeden geri dönmüştür. 1919 yılında ise Veled Çelebi şeyhlikten azledilmiş ve yerine kendisinden önce makamda bulunan Abdülhalim Çelebi II tekrar geçmiştir.<br />
<br />
Abdülhalim Çelebi ilk kez makama geçtiği zaman görevden alınışını haksızlık olarak nitelendirmiş ve İttihad ve Terakkî’nin aldığı bu azil kararını yıllarca içine sindirememiştir. İttihatçıların siyasi etkinliği kaybolduktan sonra ise Şeyhülislâma müracaat ederek 1919 yılında tekrar Makam Çelebiliğine getirilmiş; bu dönemde Osmanlı Meclis-i Mebûsânı’nda da Konya milletvekili olarak görev yapmıştır. İkinci meşihatında da ancak bir yıl kalabilen Çelebinin yerine Âmil Çelebi getirilmiştir.<br />
<br />
Âmil Çelebi makama geçtiği vakit hayli yaşlı ve rahatsızdı. Aynı yıl içerisinde vefat ettiği zaman, yerine Abdülhalim Çelebi II üçüncü ve son kez posta oturacaktır.<br />
<br />
Son dönem Çelebileri arasında hayli renkli kişiliğiyle Abdülhalim Çelebi bu üçüncü kez makama geçişinde 1920-25 yılları arası meşihatta bulunmuş; bu görevinin yanı sıra seçime ilk sıradan girerek TBMM’ne Konya milletvekili olarak katılmış ve M. Kemal Atatürk’ün ardından seçimle Meclis Başkan Vekilliği (II. Başkan) görevini üstlenmiştir. Çelebi bundan önce de Millî Mücadele günlerinde göstermiş olduğu başarılı tutumlarından dolayı TBMM tarafından İstiklâl Madalyasıyla onurlandırılmıştır (21 Ekim 1923). Abdülhalim Çelebi milletvekilliği sona erdikten sonra tekrar Konya’ya dönmüş bir müddet dergâhın hizmetinde bulunmuş, sonra da İstanbul’a giderek orada bir otel odasına yerleşmiştir. Ama ne acıdır ki, bu otel odasının balkonundan düşerek, ya da menfur bir olaya kurban giderek vefat etmiştir (12 Ekim 1925). Bu olaydan sonra ise makama Veled Çelebi (İzbudak) ikinci kez geçmiştir (1925).<br />
<br />
“Mezarımın başında oturur, o güzelim gözlerinden çok yaşlar akıtırsın.<br />
Benim ölümüme ağlar, gözlerini yumup benim mazlumluğuma yaş dökersin.<br />
İyisi mi o lütufların birazcığını ben ölmeden önce şimdi söyle; o sözleri şimdi benim kulağıma küpe et!<br />
Toprağıma, mezarıma söyleyeceğin o sözleri, şu gamlı kulağıma saç; şimdi söyle bana!” (Hz. Mevlânâ, Mesnevî, VI, 2710-2713)<br />
<br />
TBMM’de Yozgat ve Kastamonu milletvekilliklerinde bulunan ve Mesnevî’nin tamamını Türkçe’ye çeviren Veled Çelebi’nin ikinci şeyhliği de uzun sürmemiş ve döneminde çıkarılan Tekke ve Dergâhların kapatılması kanunu ile ülkedeki bütün tekkeler gibi Mevlânâ Dergahı da kapanmıştır (1925). M. K. Atatürk’ün çocukluğu zaman zaman Selânik Mevlevîhânesi’nin bahçesinde geçmiş ve bu yüzden Mevlânâ’yı ve Mevlevîleri çok sevmektedir. Ama yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasının tutabilmesi için birçoğu aslından ve hatta İslâm’dan uzaklaşan tarikatları kapatmak gerekiyordu. Bu konuda F. Rıfkı Atay’la sohbet ederken Atatürk’ün sarf ettiği şu sözler oldukça mânidardır: “Karar gereğince Konya’da Mevlânâ Dergâhı’nın da kapanmış olmasından üzgünüm. Fakat istisna yapamam, buna çok üzülüyorum.”<br />
<br />
“Hey koca Sultan (Mevlânâ)! Evet bütün tekkeleri kapattık; fakat senin kapın kapanmadı” (M. K. Atatürk, Niyazi Ahmed Banoğlu, “Atatürk ve Mevlânâ”, Tarih ve Coğrafya Dünyası, Mevlânâ Özel Sayısı, 15 Aralık 1959, s. 415-416)<br />
<br />
“Mevlânâ, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren büyük bir reformatördür. Müslümanlık aslında geniş manası ile müsamahalı ve modern bir dindir. Mevlevîlik ise; Türk an’anesinin Müslümanlığa nüfuz örneğidir. İlâhî bir mûsıkînin ahengi içerisinde dönerek Allah’a yaklaşma fikri, Türk dehasının, ileri görüş ve düşüncesinin tabii bir ifadesidir.” (M. K. Atatürk, Dr. Celâleddin B. Çelebi, Hz. Mevlânâ Okyanusundan…, Derleyen: Esin Çelebi Bayru, İl Kültür Müdürlüğü Yay., Konya, 2002, s. 166 vd.)<br />
<br />
Genç Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm tekkeler gibi Mevlânâ Dergâhı ve diğer Mevlevîhâneler de kapanmıştır. Abdülhalim Çelebi vefatından önce (1925) bu konuyu M. K. Atatürk’le konuşmuş ve onun da onayını alarak oğlu Mehmed Bâkır Çelebi’yi Halep’teki Mevlevîhâneye Şeyh olarak atamıştır. İşte bu tarihten itibaren Mevlevîliğin resmî merkezi Suriye Devleti tarafından lağvedildiği 1944 yılına kadar Halep Mevlevîhânesi olmuştur. Mehmed B. Çelebi Halep’te meşihatta bulunduğu dönemde usulü gereğince Mevlevîliğe hizmet ederken, Hatay’ın anavatana katılması hususunda da hayli yardımları ve gayretleri olmuş; bu yüzden Suriye’de hüküm süren Fransız yetkililerinin tepkisini çekmiştir. Çelebi, daha sonra Suriye ve orada bulunan Fransız idareciler tarafından casuslukla itham edilmiş; bir aile ziyareti için gittiği İstanbul’dan (1937) bir daha Suriye’ye geri dönmesine izin verilmemiştir. Bu dönemde ise Halep’teki Mevlevîhânenin şeyhliğine kardeşi Şemsül Vahid Çelebi vekâlet etmiş, ağabeyinin 1943 yılında İstanbul’daki vefatından sonra ise Suriye Hükümeti onun resmî makamını onaylamamış ve 1944 yılında Halep Mevlevîhânesi’ni de kapatarak bu makamın resmen sona ermesine neden olmuştur.<br />
<br />
“Makâm Çelebiliği ‘mânevî’ bir makâmdır, bir gönül makâmıdır. Çelebi Hüsâmeddin, Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi ve birçok Çelebi siyasî bir otorite tarafından tayin edilmemişlerdir. Makâm Çelebiliğinin büyük erkek evlâda intikali gibi yine bu nur yolu’nun kurucuları tarafından konulmuş kurallar vardır.” (H. Hüseyin Top, Mevlevî Usûl ve Âdâbı, s. 266)<br />
<br />
Günümüzde ise;<br />
Mehmed B. Çelebi’nin oğlu Celâleddin Bâkır Çelebi, Suriye Hükümetinin ‘kendi tabiyetlerine geçerlerse Halep Mevlevîhânesi’nin zengin vakıflarını tekrar kendisine verme’ şartını kabul etmeyip ailesiyle birlikte Anavatanına geri dönmüş; İstanbul’a yerleşerek Hakk’a yürüyüş tarihi olan 1996 yılına kadar gayretli çalışmalarıyla yurt-içi ve dışında Mevlânâ fikirlerini anlatmış; bununla birlikte Türk kültür ve an’anesini tanıtmada bir elçi görevi üstlenmiştir. Celâleddin B. Çelebi’nin bu gayretli çalışmaları ilmi makamların da dikkatini çekmiş ve hayatta olduğu dönemde Selçuk Üniversitesi tarafından kendisine “Fahri Doktorluk” unvanı verilmiştir (1989).<br />
<br />
“Yaradan’ın ‘Dön’ (Ircı’î) emriyle bir gün<br />
Ruhum vuslata erip, Allah’a kavuşunca,<br />
Bedenim de toprak olunca,<br />
Canlı cansız bütün zerrelerimle, sonsuzluğa kadar<br />
Yine de Hz. Muhammed’in ayağının tozu kalacağım ben!” (Celâleddin B. Çelebi)<br />
<br />
(Celâleddin B. Çelebi’nin hayatı ve çalışmaları için bkz. Esin Çelebi Bayru, “Babam Celâleddin Bâkır Çelebi”, X. Millî Mevlânâ Kongresi Tebliğler-I, Konya, 2002, s. 23-33; Dr. Celâleddin B. Çelebi, Hz. Mevlânâ Okyanusundan…)<br />
<br />
Hz. Mevlânâ’nın 21. kuşaktan torunu olan Celâleddin B. Çelebi’nin 13 Nisan 1996 günü İstanbul’da vefat edip Konya’ya getirilerek Üçler Mezarlığına defnedilmesinden sonra, başta oğlu Faruk Hemdem Çelebi, kızı Esin Çelebi Bayru ve diğer evlatları bu görevi üstlenmiştir. Çelebi ailesi günümüz teknolojilerini de kullanarak insanlara bu yol’u anlatmakta; İnternet aracılığıyla da Mevlânâ’nın fikir ve öğretilerini sadece ülkemize değil tüm dünya insanlarının hizmetine sunmaktadırlar.<br />
<br />
“Allah’a tekrar tekrar yemin ederim ki, bu mânâ güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar bütün dünyayı kaplayacak ve bütün ülkelere gidecektir. Hiçbir mahfil ve meclis olmayacak ki, orada Mesnevî okunmuş olmasın; hatta o dereceye varacak ki, mâbedlerde zevk ve sefa yerlerinde okunacak, bütün milletler bu sözlerle süslenecek ve onlardan faydalanacaklardır.” (Hz. Mevlânâ, Eflâkî, I, 470)<br />
<br />
“Allah’a hamd ve minnet olsun ki, bu hanedanın çocuklarının çocuklarının çocukları erkek ve kadın artmadadır. Onların temiz olan nesillerinin aslı Adem’in nesli son buluncaya kadar yeryüzünden eksik olmasın!” (Eflâkî’nin duası, II, 387)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak</span></span><br />
<br />
Mevlevilik komnusu Nuri Şimşekler'in makalesidir</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tesbih Tahmid Tehlil Tekbir Temcid Takdis Tazim Ne Demektir?]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=19159</link>
			<pubDate>Thu, 08 Dec 2022 17:09:23 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=19159</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tesbih Tahmid Tehlil Tekbir Temcid Takdis Tazim Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tesbih :</span></span> Sübhanallah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahmid :</span></span> Elhamdülillah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tehlil :</span></span> La ilahe illallah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tekbir :</span></span> Allahü ekber, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temcid :</span></span> Tâzim ve senâ etmek, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takdis :</span></span> Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani  "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tazim :</span></span> Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun"  demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?</span></span><br />
<br />
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır<br />
<br />
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.<br />
<br />
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."<br />
<br />
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا<br />
<br />
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).<br />
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.<br />
(Ahzab suresi 40) <br />
<br />
veya <br />
<br />
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."<br />
<br />
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ  وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ  وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ <br />
<br />
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha<br />
<br />
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.<br />
<br />
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a. <br />
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)<br />
<br />
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir? </span></span><br />
<br />
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.<br />
<br />
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:<br />
<br />
 1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak<br />
<br />
 6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek<br />
<br />
 Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?<br />
<br />
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.<br />
<br />
 Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?<br />
<br />
 Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.<br />
<br />
 Takdis etmek - Doğru Kullanım<br />
<br />
 Takdisetmek - Yanlış Kullanım<br />
<br />
 Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı<br />
<br />
 1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.<br />
<br />
 2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NOT :</span></span> internetten bazı alıntılar var bu makalede<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 08.12.2022</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tesbih Tahmid Tehlil Tekbir Temcid Takdis Tazim Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tesbih :</span></span> Sübhanallah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahmid :</span></span> Elhamdülillah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tehlil :</span></span> La ilahe illallah, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tekbir :</span></span> Allahü ekber, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temcid :</span></span> Tâzim ve senâ etmek, demektir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takdis :</span></span> Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani  "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tazim :</span></span> Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun"  demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?</span></span><br />
<br />
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır<br />
<br />
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.<br />
<br />
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."<br />
<br />
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا<br />
<br />
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).<br />
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.<br />
(Ahzab suresi 40) <br />
<br />
veya <br />
<br />
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."<br />
<br />
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ  وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ  وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ <br />
<br />
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha<br />
<br />
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.<br />
<br />
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a. <br />
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)<br />
<br />
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir? </span></span><br />
<br />
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.<br />
<br />
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:<br />
<br />
 1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak<br />
<br />
 6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek<br />
<br />
 Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?<br />
<br />
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.<br />
<br />
 Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?<br />
<br />
 Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.<br />
<br />
 Takdis etmek - Doğru Kullanım<br />
<br />
 Takdisetmek - Yanlış Kullanım<br />
<br />
 Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı<br />
<br />
 1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.<br />
<br />
 2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NOT :</span></span> internetten bazı alıntılar var bu makalede<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 08.12.2022</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raşidi Tarikatında Önemli Sure ve Ayetlerin Arapça Metni]]></title>
			<link>https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=17179</link>
			<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 18:39:51 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bilgeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Halid</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bilgeforum.com/showthread.php?tid=17179</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Önemli Surelerin Arapça Metni</span><br />
 <br />
 ---oOo---<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin suresi - Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ یسٓ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 يسٓ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤١﻿)</span> وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٢﻿)</span> وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٣﻿)</span> إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٤﻿)</span> وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٥﻿)</span> وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٦﻿)</span> وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٧﻿)</span> وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٨﻿)</span> مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٩﻿)</span> فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٠﻿)</span> وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥١﻿)</span> قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٢﻿)</span> إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٣﻿)</span> فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٤﻿)</span> إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٥﻿)</span> هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٦﻿)</span> لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٧﻿)</span> سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٨﻿)</span> وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٩﻿)</span> ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٠﻿)</span> وَأَنِ ٱعۡبُدُونِى‌ۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦١﻿)</span> وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًا‌ۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٢﻿)</span> هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٣﻿)</span> ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٤﻿)</span> ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٥﻿)</span> وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٦﻿)</span> وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٧﻿)</span> وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِ‌ۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٨﻿)</span> وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٩﻿)</span> لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٠﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧١﻿)</span> وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٢﻿)</span> وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٣﻿)</span> وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٤﻿)</span> لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٥﻿)</span> فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٦﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٧﻿)</span> وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥ‌ۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٨﻿)</span> قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٩﻿)</span> ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٠﻿)</span> أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُم‌ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨١﻿)</span> إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٢﻿)</span> فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fetih Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفَتْح<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡ‌ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ‌ۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡ‌ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا‌ۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢا‌ۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡ‌ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ‌ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُ‌ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَا‌ۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬ا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥ‌ۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬‌ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّ‌ۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ‌ۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡ‌ۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬ا‌ۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ‌ۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِ‌ۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَ‌ۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> <br />
 #<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rahman Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الرَّحمٰن<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 ٱلرَّحۡمَـٰنُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤١﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٢﻿)</span> هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٣﻿)</span> يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٥﻿)</span> وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٧﻿)</span> ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٩﻿)</span> فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥١﻿)</span> فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٣﻿)</span> مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬‌ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٥﻿)</span> فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٧﻿)</span> كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٩﻿)</span> هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦١﻿)</span> وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٣﻿)</span> مُدۡهَآمَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٥﻿)</span> فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٧﻿)</span> فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٩﻿)</span> فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧١﻿)</span> حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٣﻿)</span> لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٥﻿)</span> مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٧﻿)</span> تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٨﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mülk Suresi (Tebareke) Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ المُلک<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬ا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤ‌ۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦ‌ۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬ا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَ‌ۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥ‌ۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ‌ۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nebe Suresi (Amme) Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النّبَإِ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> جَزَآءً۬ وِفَاقًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cuma Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الجُمُعَة<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢا‌ۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡ‌ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَ‌ۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬ا‌ۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِ‌ۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ البَقَرَة<br />
 يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٣﻿)</span> وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢ‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٤﻿)</span> وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٥﻿)</span> ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٦﻿)</span> أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬‌ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ البَقَرَة<br />
 ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ‌ۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬‌ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦ‌ۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ‌ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَ‌ۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ‌ۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">﻿  (  ٢٥٥  ) </span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetler (Levenzelna veya Hüvallahüllezi) Arapça Okunuşu 21 ile 24. Ayetler</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الحَشر<br />
 لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarık Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الطّارق<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duha Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلضُّحَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">inşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الشَّرح<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vettin - Tin Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ التِّین<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَطُورِ سِينِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ القَدر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekasür Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ التّکاثُر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Asr Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ العَصر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلۡعَصۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفِیل<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ قُرَیش<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ المَاعون<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الکَوثَر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الکافِرون<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النّصر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ لهب / المَسَد<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الإخلاص<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفَلَق<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مِن شَرِّ مَا خَلَقَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النَّاس<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مَلِكِ النَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Önemli Surelerin Arapça Metni</span><br />
 <br />
 ---oOo---<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin suresi - Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ یسٓ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 يسٓ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤١﻿)</span> وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٢﻿)</span> وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٣﻿)</span> إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٤﻿)</span> وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٥﻿)</span> وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٦﻿)</span> وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٧﻿)</span> وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٨﻿)</span> مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٩﻿)</span> فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٠﻿)</span> وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥١﻿)</span> قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٢﻿)</span> إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٣﻿)</span> فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٤﻿)</span> إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٥﻿)</span> هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٦﻿)</span> لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٧﻿)</span> سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٨﻿)</span> وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٩﻿)</span> ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٠﻿)</span> وَأَنِ ٱعۡبُدُونِى‌ۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦١﻿)</span> وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًا‌ۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٢﻿)</span> هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٣﻿)</span> ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٤﻿)</span> ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٥﻿)</span> وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٦﻿)</span> وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٧﻿)</span> وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِ‌ۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٨﻿)</span> وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٩﻿)</span> لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٠﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧١﻿)</span> وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٢﻿)</span> وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٣﻿)</span> وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٤﻿)</span> لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٥﻿)</span> فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٦﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٧﻿)</span> وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥ‌ۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٨﻿)</span> قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٩﻿)</span> ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٠﻿)</span> أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُم‌ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨١﻿)</span> إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٢﻿)</span> فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fetih Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفَتْح<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡ‌ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ‌ۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡ‌ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا‌ۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢا‌ۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡ‌ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ‌ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُ‌ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَا‌ۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬ا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥ‌ۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬‌ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّ‌ۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ‌ۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡ‌ۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬ا‌ۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ‌ۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِ‌ۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَ‌ۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> <br />
 #<br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rahman Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الرَّحمٰن<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 ٱلرَّحۡمَـٰنُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤١﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٢﻿)</span> هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٣﻿)</span> يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٥﻿)</span> وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٧﻿)</span> ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٩﻿)</span> فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥١﻿)</span> فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٣﻿)</span> مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬‌ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٥﻿)</span> فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٧﻿)</span> كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥٩﻿)</span> هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦١﻿)</span> وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٣﻿)</span> مُدۡهَآمَّتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٥﻿)</span> فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٧﻿)</span> فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٨﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦٩﻿)</span> فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٠﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧١﻿)</span> حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٢﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٣﻿)</span> لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٤﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٥﻿)</span> مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٦﻿)</span> فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٧﻿)</span> تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧٨﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mülk Suresi (Tebareke) Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ المُلک<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬ا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤ‌ۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦ‌ۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬ا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَ‌ۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥ‌ۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ‌ۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nebe Suresi (Amme) Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النّبَإِ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٨﻿)</span> وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٩﻿)</span> وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٠﻿)</span> إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span> إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٥﻿)</span> جَزَآءً۬ وِفَاقًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٦﻿)</span> إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٧﻿)</span> وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٨﻿)</span> وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٩﻿)</span> فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٠﻿)</span> إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣١﻿)</span> حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٢﻿)</span> وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٣﻿)</span> وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٤﻿)</span> لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٥﻿)</span> جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٦﻿)</span> رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٧﻿)</span> يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٨﻿)</span> ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣٩﻿)</span> إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤٠﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cuma Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الجُمُعَة<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢا‌ۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡ‌ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَ‌ۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬ا‌ۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِ‌ۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ البَقَرَة<br />
 يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٣﻿)</span> وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢ‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٤﻿)</span> وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٥﻿)</span> ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٦﻿)</span> أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬‌ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ البَقَرَة<br />
 ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ‌ۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬‌ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦ‌ۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ‌ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَ‌ۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ‌ۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">﻿  (  ٢٥٥  ) </span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetler (Levenzelna veya Hüvallahüllezi) Arapça Okunuşu 21 ile 24. Ayetler</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الحَشر<br />
 لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢١﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٢﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٣﻿)</span> هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢٤﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarık Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الطّارق<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٢﻿)</span> إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٣﻿)</span> وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٤﻿)</span> إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٥﻿)</span> وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٦﻿)</span> فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duha Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلضُّحَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٩﻿)</span> وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١٠﻿)</span> وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١١﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">inşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الشَّرح<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vettin - Tin Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ التِّین<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَطُورِ سِينِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadir Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 سُوۡرَةُ القَدر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tekasür Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ التّکاثُر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٨﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Asr Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ العَصر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 وَٱلۡعَصۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفِیل<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ قُرَیش<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ المَاعون<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٧﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الکَوثَر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الکافِرون<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span> <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النّصر<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ لهب / المَسَد<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الإخلاص<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ الفَلَق<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مِن شَرِّ مَا خَلَقَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> <br />
 <br />
 <br />
 سُوۡرَةُ النَّاس<br />
 بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
 قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿١﻿)</span> مَلِكِ النَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٢﻿)</span> إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٣﻿)</span> مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٤﻿)</span> ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٥﻿)</span> مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(﻿٦﻿)</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>