Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Livaül-Hamd Sancağı
#1
RasitTunca-3 
Livaül-Hamd Sancağı

30. 08. 2013 Cuma

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَنفَالِ ۖ قُلِ ٱلْأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَصْلِحُوا۟ ذَاتَ بَيْنِكُمْ ۖ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Yes'elûneke anil enfâl kulil enfâlü lillâhi verrasûl fettekullâhe ve aslihû zâte beyniküm ve etîyûllâhe ve rasûlehû in küntüm mü'minîn. İnnemel mü'minûnellezîne izâ zükirallâhü vecilet kulûbühüm ve izâ tüliyet aleyhim âyâtühû zâdethüm îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûn.

Sadakallahülazîm. (Enfal Suresi, 1-2)

Allahu Teâlâ buyuruyor ki: Sana enfali (ganimetleri, savaş hukukunu) soruyorlar. De ki: Enfal, Allah'ın ve Rasulü'nündür. O halde Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulü'ne itaat edin, eğer mümin iseniz. Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanları artar ve onlar Rablerine tevekkül ederler.

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Allahümme salli alel âmilînes sâlihîn.
Rabbenâ, beynelmüslimîne vahdet ve'luhde ve adl ve rahmet nasîb eyle.

Yolculuğumuza başlıyoruz.

Bugün, yolculuğumuz savaşın eşiğindeki insanlığa, özellikle de kardeş coğrafyalarda akan kana dairdir. Maalesef ki fitne ateşi yakılmış, insanlık haşrin, yani büyük toplanma ve hesap gününün alametlerini yaşar olmuştur. Evlat annesinden, anne baba evladından, kardeş kardeşinden kaçar olmuştur. Hesap sorma ve hesap verme zamanı gelmiştir. Halk yöneticilerinden, evlatlar ebeveynlerinden hesap sorar olmuştur. İşte böyle bir zamanda, müminlerin duası, Peygamber Efendimiz'in (sav) Livaül-Hamd sancağı altında toplanmaktır. Peki, bu sancak nedir? Bizler nasıl onun altında toplanacağız?

Dünya, evsizlerin evi, malsızların malıdır. Dünya malını toplayanlar, onun peşinde koşanlar, asıl gerçek olan ahiretten gafildirler. Ebû Hüreyre (ra) şöyle anlatır: Bir gün Rasulullah (sav) bana, "Ya Ebu Hüreyre, sana dünyayı biraz göstereyim mi?" buyurdu. Ben de, "Evet ya Rasulullah" dedim. Elimden tuttu, bir süprüntülüğe götürdü. Orada insan kafatasları, hayvan kemikleri, eski püskü elbiseler, atılmış çöpler vardı. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ya Ebu Hüreyre! Şu başlar, bir zamanlar sizin başlarınız gibi hırs ve tamahla doluydu. Şimdi birer kuru kemik. Yakında toprak olacaklar. Şu atılmış pislikler, türlü türlü nimetlerdi. Çok çalışılıp uğraşılarak elde edilmişti. Şimdi öylece atılıp bırakılmışlar. Şu eski püskü elbiseler, o kuru kafaların kaftanlarıydı. Şimdi onları yırtıp atmışlar. İşte dünyanın sonu budur."

Bu hadis-i şerif, dünya için birbirine giren, menfaat ve iktidar hırsıyla gözünü kırpmadan kardeşini katleden insanlığın halini ne güzel anlatmaktadır. Hani Karun? Hani Sultan Süleyman? Hani atanız, dedeniz? Çalışıp çabalayıp elde ettikleri ne oldu? Bir lokma ekmek için koşturup duruyoruz, oysa yarın hepsi toprak olacak.

Öyleyse, bu fani dünyaya aldanmayın. Bir günlük petrol için, dünyalık birkaç menfaat için birbirinizin kanına girmeyin. Varsın garibanlar da yaşasın. Bakın, bir çift gülen göz, yeşerip yaprak açan bir bitki insanı ne kadar ferahlatır. Rabbimiz, inananların salihlerin yolunu, yani ıslah ve sulh yolunu seçmelerini, aralarında kavga olmadan yaşamalarını emrediyor. Çünkü bu dünya kavga etmeye değmez. Bir gün her şey toprak olacak. Yeniler eskiyecek, tazeler bayatlayacak, doğanlar ölecek. Öyleyse ey insanoğlu! Sen, elbet bir gün terk edeceğin bu dünyayı mı istersin, yoksa tükenmeyen nimetler yurdu cenneti mi? Cennette yediğin lokma, tuvalete dönüşmez. Orada çöp yok, leş yok, tükenmek yok.

Gelin ey insanlık! Zaman varken durdurun bu savaşları. Mehdi’nin ve salihlerin yolu olan sulh ve barış yolunu seçin. Enfal Suresi’nin işaret ettiği yolu seçin. Temizlerin ve temizlenmeyi sevenlerin yolunu seçin. Cennet yolunu seçin. Osmanlı, sefere çıkmıştır, savaşa değil. Onlar Allah’ın ismini duyurma görevini ifa ederken, yaptıkları işe "sefere çıkmak" demişlerdir.

Unutmayın, Allahu Teala kudsi hadiste şöyle buyuruyor: "Bu dünyayı isteyene bu dünyayı veririm. Ahireti isteyene ahireti veririm. İkisini birden isteyeni ikisinden de mahrum ederim." Kendini Müslüman zannedip de hem dünya iktidarını hem de ahireti isteyenler, ikisinden de mahrum kalırlar.

Döven, söven ağabey sevilmez. Siz Kabil gibi bir ağabeylik mi etmek istersiniz, yoksa Yusuf gibi olmayı mı? İçinizden bir Yusuf çıkmışken, kuyudan çıkmak sizin elinizde. Hidayet yolunu seçin ve kuyudan çıkın. Savaş yerine, zulmün hafifini de olsa seçin, canlara kıymaktansa.

Artık nasihat, alanadır. Dinde iman edene nasihat edilir. Asilerden nasihat sorulmaz, zalimlerden merhamet beklenmez.

Öyleyse, Livaül-Hamd sancağı nedir, nerededir ve onun altında nasıl toplanılır? Bulmacayı çözmeyi size bırakıyorum.

Rabbim, o çetin günde, mahşerde toplanıldığı günde, inanan mümin kullarını Muhammed Mustafa'nın (sav) Livaül-Hamd sancağı altında toplamayı nasip eylesin.

El-Fâtiha.

30. 08. 2013 Cuma

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan





Signing of Halid

Halid
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Bu Konudaki Yorumlar
Livaül-Hamd Sancağı - Yazar: Halid - 03-01-2026, 01:58 PM

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi