Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İtaat ve İtiraz
#1
RasitTunca-3 
İtaat ve İtiraz

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

“Elem a’hed ileyküm yâ benî âdeme en lâ ta’büdüşşeytân(şeytâne), innehu leküm adüvvün mübîn(mübînün). Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun). Ve lekad edalle minküm cibillen kesîrâ(kesîren), e fe lem tekûnû ta’kılûn(tâkılûne).”

Sadakallahülazîm (Yasin Suresi, 60-61-62)

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

Ey Âdemoğulları! Ben size, “Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin, doğru yol budur” diye ahid vermedim mi? Andolsun ki, o sizden pek çok nesli saptırdı. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

Sadakallahülazîm (Yasin Suresi, 60-61-62)

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Ve alâ elihi ve ashabihi ecmaîn. Ve salli alâ cemîil enbiyâi vel mürselîn. Ve sallü alâ ve sellim alâ cemîil melâiketil mukarrebîn.

Yolculuğumuza başlıyoruz!...

Kur'an-ı Kerim'de Allah'a, Peygamber'e, anne ve babaya itaat emredilir. Ancak bu itaatin bir hikmeti ve sınırı vardır. Peki, peygamberler hata edebilir mi? Hz. Adem ve Hz. Havva peygamber değil miydi? Onlar da hata etmediler mi? İşte, hata edilen bir hususta peygambere dahi itaat edilmez. Anne baba da hata edebilir. Örneğin, hırsız olan bir baba, çocuğuna hırsızlığın yöntemlerini öğretmeye kalkarsa, aklı başında olan bir evladın ona itaat etmemesi gerekir. Bu durumda itaat edilecek tek merci olarak Allah ve O'nun kitabı Kur'an kalır.

Peki ya diğer kutsal kitaplar? Tevrat'a, İncil'in onu nesh ettiği (hükmünü kaldırdığı) konularda itaat edilmez. İncil'e de Kur'an'ın nesh ettiği konularda itaat edilmez. Şarap meselesi buna en bariz örnektir.

İnsanlık sürekli bir tekâmül (olgunlaşma, gelişme) halindedir. Dünkü insana evinde tuvaletin olması garip gelirken, bugün evinde alafranga tuvaleti olmayana garip gözüyle bakılıyor. Hz. Âdem'e "otomobil nedir?" diye anlatmak ne kadar zorsa, o da bunu bilirdi elbette ama insanlık henüz o makama varmamıştı. Hz. Âdem ve Havva validemiz cennette her şeyi görmüş olarak geldiler, ama dünyada doğan çocukları görmediklerini kazana kazana, keşfede keşfede bugüne ulaştılar.

Öyleyse, insanlık tekâmül halindedir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ömer'e, "Musa yaşasaydı bana tabi olmaktan başka çaresi yoktu" buyurmuştur. Bu, vahyin ve dinin tekâmülünü, son ve en kâmil şeklinin İslam olduğunu ifade eden büyük bir sözdür. Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir adım attıysa, bizim de onun izini takip etmemiz gerekir. Onun attığı bu büyük adımı anlamak ve onun gösterdiği doğru yolda ilerlemek, müminin asli vazifesidir.

Müctehidler, istidlal (akıl yürütme) ve hislerle (duyularla) bilinen şeylerin de birer delil olabileceğine hükmetmişlerdir. Gören ile görmeyenin gözleri açıktır ama birinde görmeyi sağlayan "nur" vardır. Görmeyen, önündeki elmayı görmese de, elini uzatıp dokunduğunda onun varlığını hisleriyle anlar. Elmanın yenilebilir olduğunu bilir. İşte hislerle bilmek de bir delildir. Ancak, tıpkı bir körün deniz kenarında, bastonunun boşluğa gelmesiyle duracağını bilmesi gibi, hislerimiz de bizi her zaman doğruya götürmeyebilir. O kör, oranın uçurum olduğunu kendisine haber veren bir rehbere muhtaçtır. İşte bu rehberler, peygamberler, onların varisleri olan âlimler ve Allah dostlarıdır (evliyâullah).

Her bilgi, bir melek vasıtasıyla insana ulaşır. Gözümüzdeki ışığı algılayan, beyne ileten, yorumlayan âdeta binlerce görevli melek vardır. Karnımız acıktığında midemizdeki meleklerin “Azığımız bitti” diye haber vermesiyle acıktığımızı hissederiz. Nefes almamız, kalbimizin atması, güneşin ısıtması, bulutların yağmur indirmesi... Tüm bu sistemler, Allah’ın emriyle çalışan sayısız meleğin görev yapmasıyla işler. Bir bedenin sıhhati için binlerce melek görevlidir. Bir geminin yüzmesi, bir uçağın uçması da yine Allah’ın izniyle ve bu sistemin işleyişini sağlayan meleklerin varlığıyladır.

İşte "altıncı his" veya güçlü sezgi dediğimiz şey, meleklerin dilini anlamak, onların gönderdiği sinyalleri almaktır. Her insanın bu yeteneği aynı derecede güçlü değildir. Bu noktada, insanlara bu işaretleri nasıl okuyacaklarını öğretecek, onları doğruya yönlendirecek rehberlere ihtiyaç vardır. Bu rehberlerin görevi, insanların meleklerin diliyle daha iyi iletişim kurmalarını sağlamak, onları manevi olgunluğa eriştirmektir. İstidlal ilmi, işte bu melek ilmini bilmek, onlarla iletişime geçebilmektir.

Her insanın melekleri, onun yaratılışına (cibilliyetine) uygun bilgiler taşır. Kişi iman edip, ibadetlerini yerine getirerek ve ahlakını güzelleştirerek meleklerini memnun ederse, onlarla irtibatı güçlenir. Onlardan bilmedikleri hususlarda ilham yoluyla bilgi almaya başlar.

"O gün onların dillerini mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları da yapmış olduklarına şahitlik eder." (Yasin Suresi, 65) ayeti ne demektir? İşte budur. Ellerimizdeki, ayaklarımızdaki görevli melekler, kıyamet günü yaptıklarımıza dair konuşacaklardır.

Bir evlat için anne ve baba, iki ayrı koruyucu melekler ordusu gibidir. Tirmizî'de geçen bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın rızası, anne babanın rızasındadır. Allah'ın gazabı da anne babayı gazablandırmaktadır." Bu melekler ordusunu idare eden, onlara emir veren Allah'tır. Rahman ve Rahim isimlerinin tecellisi olan anne-baba olma şerefine ermek, büyük bir makamdır. İşte bu yüzdendir ki "Cennet annelerin ayakları altındadır."

Hz. Âdem ile Hz. Havva validemizin anne-baba olma şerefine ermeleri de yıllar sürmüştür. Onlar bu mertebeye layık olduktan, evlat bakabilecek hale geldikten sonra Rabbimiz onları Arafat'ta buluşturmuş, oradan Müzdelife'ye inmişler ve orada halvet olmuşlardır. Bu sebeple hac ibadeti sırasında Arafat'tan Müzdelife'ye gidilir ve gece orada yatılır.

Ey insanlar! İman ediniz ki size rehber olacak, Kur'an'ın ve Peygamber'in sözlerinin hikmetlerini açıklayacak olan gerçek yol göstericileri bulabilesiniz. Onlara tabi olun ki, Allah'ın emirlerine (namaz, oruç, zekât, hac) uyarak ve nafile ibadetlerle Allah'a yaklaşasınız. Öyle bir mertebeye erişin ki, meleklerin sesini duymaya başlayasınız. İşte o zaman, Allah'ın dostluğuna (velayet) erdiğinizi anlarsınız. Meleklerin sesini duyunca, Allah'ın emrinin dışına çıkmak, gaflet anları dışında, artık sizin için kolay kolay vaki olmaz. Böylece Allah'ın "dostlarım" dediği evliyâullahın arasına katılırsınız. Ve kemale ermek, olgunluğa ulaşmak sizin için de gerçekleşir.

Rabbim, bu vaazımızı ve diğer vaazlarımızı okuyanları, dinleyenleri, anlatanları, başka dillere tercüme edenleri, yazanları, dağıtanları kemaline eren kullarından eylesin. Meleklerinin sesini duyma makamına yükselttiklerinden eylesin. Bu makama çıkanlar, bu garip fakiri de unutmayıp, bu garip bekaya göçtükten sonra ruhumuza bir Fatiha okuyanlardan eylesin.

Âmîn.
El-Fâtiha.

28.12.2013 Cumartesi

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan





Signing of Halid

Halid
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Bu Konudaki Yorumlar
İtaat ve İtiraz - Yazar: Halid - 02-28-2026, 09:39 PM

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi