Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kâfir Demek, Allah'ı Unutan ve Allah'ın da Onları Unuttuğu Demektir
#1
RasitTunca-3 
Kâfir Demek, Allah'ı Unutan ve Allah'ın da Onları Unuttuğu Demektir

28.05.2013 Salı

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

"Ve lekad saddeka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu'minîn(mu'minîne). Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li na'leme men yu'minu bil âhirati mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin). Ve rabbuke alâ kulli şey'in hafîz(hafîzun)."

Sadakallahul Azîm. (Sebe' Suresi, 20-21)

Aziz Müminler,

Yüce Rabbimizin Sebe' Suresi'nde bizlere bildirdiği bu ayetler, insanlık tarihinin en büyük imtihanlarından birine ışık tutar. Bilindiği gibi İblis, Allah'ın emrine karşı gelerek Hz. Âdem'e secde etmemiş ve ardından da O'na şöyle demişti: "Bana kıyamete kadar mühlet ver, ben onun ve soyunun sana isyankâr olacağını ispat edeceğim." İşte bu ayetler, İblis'in bu iddiasının bir kısmı üzerine kuruludur.

Sebe' halkı, Allah'ın kendilerine verdiği sayısız nimetlerle donatılmış güzel bahçelerde, bolluk ve refah içinde yaşarken, şeytan onları dünya saltanatıyla, yani lüks ve debdebe ile kandırdı. Nimetlerin şımarıklığıyla Allah'ı unuttular. Onların bu hali, İblis'in, "insanoğlu şükretmez, nankörlük eder" şeklindeki zannını doğruladı. Bunun üzerine Allah (cc), onları uyarmak ve cezalandırmak için üzerlerine yıkıcı bir sel gönderdi, bahçelerini ve yurtlarını harap etti. Ayetin devamında Rabbimiz, İblis'in onlar üzerinde zaten gerçek bir gücü (saltanatı) olmadığını, tüm bunların, ahirete inananlarla ondan şüphe duyanları ayırt etmek için olduğunu bildirir.

Bu kıssa bize çok önemli bir ders verir: Allah'ı unutan toplumlar, dünya nimetlerinin cazibesine kapılıp ahireti ihmal edenler, sonunda ilahi bir uyarıyla karşılaşabilirler. Allah Teala, Kur'an-ı Kerim'de "Biz, kâfirlerden başkasını cezalandırır mıyız hiç?" (Sebe' Suresi, 17) buyurarak, asıl cezanın, nankörlük eden, Allah'ı unutan ve O'nun varlığını görmezden gelenler için olduğunu vurgular.

İşte bu noktada kâfir kelimesinin derin anlamı ortaya çıkar. Kâfir, sadece inkâr eden değil, aynı zamanda örten, gizleyen, nankörlük eden demektir. Yani asıl küfür, Allah'ın sayısız nimetini görmezden gelmek, O'nu hayatından çıkarıp unutmak ve sadece dünyalık peşinde koşmaktır. Allah da böylelerini, rahmet ve merhametinden mahrum bırakarak "unutur". Yani onları kendi hallerine, nefislerinin ve şeytanın kucağına terk eder.

Peki, bu unutkanlık ve nankörlük nasıl başlar? İşte asıl mesele budur. İblis'in vesvesesiyle başlayan bu süreç, insanları fırkalara ayırarak, bölerek devam eder. Allah'ın ipine sımsıkı sarılmayıp tefrikaya düşenler, ayrılığa düşmenin cezasını, manevi güçlerini kaybederek ve nihayetinde ahiret hakkında şüpheye düşerek çekerler. İmanın altı şartı, sağlam bir kalenin altı kulesi gibidir. Bu kulelerden biri yıkıldı mı, şeytan oradan içeri girer ve kişiyi imanından eder. Bu kuleler:

    Allah'a iman,

    Meleklerine iman,

    Kitaplarına iman,

    Peygamberlerine iman,

    Ahiret gününe iman,

    Kadere, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman.

Bu şartlardan birinde zayıflık, şüphe veya inkâr olursa, şeytan o gedikten içeri sızar. Kişi, dünya saltanatına kapılıp ahireti unutursa veya öldükten sonra dirilmeye inanmazsa, iman kalesi yıkılır. İşte o zaman insan, tıpkı yılan gibi zehirli, tilki gibi kurnaz, kurt gibi yırtıcı olabilir. Aralarında iyi-kötü, kurnaz-saf, zalim-mazlum ayrımı doğar ve bu ayrılık, toplumu fitneye sürükler. Oysa bu ayrılıklardan, bu kavgalardan kazanan sadece şeytan ve ordularıdır.

Peki bu tuzaktan nasıl kurtulacağız?

Sevgili Peygamberimiz (sav), bu sorunun cevabını asırlar önce vermiştir. Hz. Ömer (ra), "Ey Allah'ın Resulü, dünyadan ne gibi şeyler alalım?" diye sorduğunda, Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

    "Zikreden bir dil." Yani Allah'ı hiçbir an unutmayan, her an O'nu anan, O'nu hatırlayan bir dil. Dünya işleriyle meşgulken bile kalbi Allah ile olan bir insan.

    "Şükreden bir kalp." Yani her an, her nefeste, her nimette Allah'ın lütfunu gören ve O'na hamd eden, tatmin olmuş, doymuş bir kalp. Nankörlük etmeyen, verilene şükredip, verilmeyene sabreden bir kalp.

    "Ahiretine yardımcı olan saliha bir kadın." Yani erkeğinin dünya yükünü hafifleten, evini çekip çeviren, çocuklarını yetiştiren, böylece erkeğine vakit kazandıran ve onun bu vakti ibadetle, zikirle, Allah'a yakınlaşmakla geçirmesine vesile olan bir eş.

İşte saliha bir kadın, erkeğin dünya meşgalesinden sıyrılıp ahiretine yönelmesine yardım eder. O, sadece bir dünya nimeti değil, aynı zamanda bir ahiret yatırımıdır. Hz. Ömer (ra) bu gerçeği ne güzel ifade etmiştir: "İmandan sonra saliha bir kadından daha büyük bir nimet yoktur."

Sünnetten Bir İnci: Sofra Âdâbı

Bu haftaki sünnetimiz, yemek yeme âdâbıyla ilgili. Peygamber Efendimiz (sav), şeytanın her işimizde olduğu gibi yemek yerken de yanımızda bulunduğunu, lokmalarımızla dahi oynadığını haber vermiştir. Bu sebeple, birinizin lokması yere düştüğünde, üzerindeki tozu toprağı giderip onu yemesini, onu şeytana bırakmamasını tavsiye etmiştir. Çünkü lokmayı çöpe atmak, onu mikroplara, yani bir bakıma şeytanın askerlerine yem etmektir.

İşte bu inceliğe binaen, yer sofrasında yemek yemek ve sofranın altına bir sofra bezi sermek güzel bir sünnettir. Çünkü böylece düşen lokma temiz bir zemine düşer, alınıp yenebilir. Böylece hem sünnet işlenmiş, hem israf önlenmiş, hem de o lokma şeytana yem olmaktan kurtarılmış olur. Hatta Peygamberimiz (sav), sofradaki kırıntıları dahi toplayıp yemenin, gözün ferini artırdığını müjdelemiştir. Bu, Yüce Yaratıcı'nın yarattığı en küçük zerrelere bile gösterilen saygının, insana gözüyle âlemi algılama yetisini veren o organa bir hürmet olduğunu gösterir. Unutmayalım ki, "Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü."

Bütün Varlıklara Saygı

Bu incelik, sadece soframızdaki kırıntılar için değil, tüm yaratılmışlar için geçerlidir. Rabbimiz, geçmiş ümmetlere hitaben "Salih'i de unutmayın, unutturmayın" buyurmuştur. Buradan yola çıkarak, hayvan haklarına saygıyı da anlayabiliriz. Salih peygamberin ümmetine, haftanın bir günü suyun develere ayrılması emredilmişti. Bu, yaratılmış her canlının bir hakkı olduğunun ve bizim bu haklara riayet etmemiz gerektiğinin açık bir göstergesidir. Bugün hayvan hakları diye bir kavram varsa, bunun temel ilkeleri, işte böyle peygamberî uygulamalardan çıkarılmalıdır.

Aziz Kardeşlerim,

Rabbimiz bizleri, O'nu unutan, nimetlerine nankörlük eden ve bu yüzden ilahi cezaya müstahak olanlardan eylemesin. Bizi, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Musa, Hz. İsa ve başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) olmak üzere tüm peygamberleri birbirinden ayırmayan, tefrikaya düşmeyen, birlik ve beraberlik içinde olan ümmeti Muhammed'den eylesin. Dünyanın geçici saltanatına, şaşasına aldanıp da ahireti unutanlardan, bu sebeple iman kalesini yıkıp İblis'e mağlup olanlardan olmaktan cümlemizi muhafaza buyursun.

El-Fatiha!

Başağaçlı Raşit Tunca
28.05.2013 Salı





Signing of Halid

Halid
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
RasitTunca-3 Allah'ın İpine Sarılın, Birlik Olun, Ayrılmayın Halid 0 38 03-03-2026, 02:39 AM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-3 (TB, TIB, TBA, TABA-A) Allah'ın Orduları / Taburları Halid 0 29 03-03-2026, 02:34 AM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-3 Allah Güzeldir, Güzeli Sever Halid 0 27 03-03-2026, 02:27 AM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-3 Allah'ın Bir İsmi de Celle Celalühü'dür Halid 0 36 02-28-2026, 09:43 PM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-3 El-Müheymin; Ölüleri Dirilten Allah Halid 0 33 02-28-2026, 09:42 PM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-4 "TÜM DERDLERE DERMAN OLAN ALLAH" Halid 0 96 02-04-2026, 05:40 AM
Son Yorum: Halid
RasitTunca-4 "AZÎZ VE İNTİKAM SAHİBİ OLAN ALLAH" Halid 0 91 02-04-2026, 05:39 AM
Son Yorum: Halid

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi