Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
KÜFÜR DENİZİNİ YARIP GEÇMEK
#1
RasitTunca-3 
KÜFÜR DENİZİNİ YARIP GEÇMEK

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

Rabbi edhilnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec'al lî min ledünke sultânen nasîrâ.

Sadakallahü'l-Azîm.
(İsrâ Suresi, 80. Ayet:
"Rabbim! Beni doğru bir giriş ile girdir ve doğru bir çıkış ile çıkar. Katından bana yardım edici bir kuvvet ver.")

Allahümme salli alâ Muhammed.
Allahümme salli alâ Îsâ.
Allahümme salli alâ Mûsâ.
Allahümme salli alâ İbrâhîm.
Allahümme salli alâ Nûh.
Allahümme salli alâ Âdem ve Havvâ.

Îsâvî olurum, şarapta içerim.
Mûsevî olurum, denizi yarar geçerim.
Huccâc olurum, ateşi deler geçerim.
Nebevî olurum, dalgaları aşar geçerim.
Safevî olurum, cenneti koyar dünyaya geçerim.
Âdem olurum, dünyadan cennete geçerim.

Aziz Müminler,

Bugün sözümüz, hakikat denizlerinde yol bulmaktan, nefsin karanlık dalgalarını yarıp geçmekten olacak.

Bir kutsi hadiste Cenâb-ı Mevlâ'nın Hz. Ali'ye (k.v.) kimseye vermediği zühdü verdiği buyrulur. Peki nedir zühd? Zühd, hakikatte göğüs genişliğidir. Hz. Ali'nin göğsü ilimle, hikmetle, sabırla doluydu. İşte bu genişlik, zemzemden gelen bir feyiz ile Allah'ın lütfuydu.

Bağcılıkla uğraşanlar bilir: Asma çubuğu dediğimiz omaca, baharda uzayan dallarından birisi toprağa gömülür, ucu dışarıda bırakılır. Zamanla toprağa gömülen kısım kökleşir ve yeni bir asma olur, yeni üzümler verir. İşte İdris soyu, Yûsuf soyu, Hz. Ali soyu da böyledir. Bazen saklanır, toprağa gömülür, sonra dışarı sarkan ucundan yeni bir bağ olur, yeni nesiller yetişir. Mehdî (a.s.) de işte böyle bir Yûsufî, İdrîsî, Alî Muhammed soyudur. Onun çubuğu toprağa batırılmış, ucu dışarıda bırakılmıştır. Cebrail Aleyhisselam'ın cennetten çıkarken getirdiği ayva, nar ve üzüm işte bu soyu simgeler. Hasan ile Hüseyin'in birlikte yediği o üzüm, onların evladı olacak olan Mehdî'nin mübarek mayasıdır. Onun kemale ermiş hali, pekmez gibi tatlı ve değerlidir.

Atalar ne güzel söylemiş: "Sabır ile ham koruk helva olurmuş."

Mehdî'nin ham halini görenler, onun için "Bu daha koruktu, ekşiydi, hamdı" diyebilirler. Üzümü korukken koparan, ancak onu turşu yapıp yiyebilir. Ama sabredip onun kemal vaktini bekleyenler, onun pekmez gibi tatlı olduğunu görür ve tadına doyum olmaz. Onun içtiğini görenler, üzümün şarap olduğu günleri görenlerdir. Oysa Allah'ın üzümün şarap olacağından haberi yok muydu? Vardı elbette. Ama aslolan, onun koruk halini bilip sabretmek, sonra da pekmez halini idrak edebilmektir.

İşte "Îsâvî olurum, şarapta içerim" sözünün manası budur. İnsan ne yaptığının farkında olmalıdır. Yaptığı işin, ibadetin, taatin bilincinde olmalı, onun farzını, sünnetini, hakikatini bilmelidir.

Şimdi hac mevsimi geride kaldı. Hacca gidemeyenler için umre vakti girdi. Umre, ihrama girip Kâbe'yi tavaf ettikten sonra Safâ ile Merve arasında sa'y edip tıraş olmaktan ibarettir. Bir rivayette üç umre, bir hac sevabı kazandırır. Yedi tavaf bir umre sevabıdır. Yani Kâbe'yi yirmi bir defa tavaf eden, bir hac sevabı kazanır.

Tıpkı bilgisayar sistemindeki hesaplama birimleri gibi:
8 Bit 1 Byte eder.
1024 Byte 1 Kilo Byte (KB) eder.
1024 KB 1 Mega Byte (MB) eder.
1024 MB 1 Giga Byte (GB) eder.
1024 GB 1 Tera Byte (TB) eder.

İşte şimdi umre mevsimine girdik. Mekke'ye gidemeyenler için de bir müjde var: Geceyi ibadetle, teheccüdle, sohbetle, Kur'an okuyarak geçirip sabah namazını kıldıktan sonra kalkıp kuşluk namazını kılmak da kişiye bir umre sevabı kazandırır. Üç gece buna devam eden, bir hac sevabına nail olur.

Yine "Sübhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" demek, Kâbe'yi bir defa tavaf etmek gibidir. Bunu yedi defa tekrar etmek bir umre, yirmi bir defa tekrar etmek ise bir hac sevabıdır.

İşte böylece bizler de, bulunduğumuz yerlerde, gönül Kâbe'mizi tavaf ederek, zikirle, ibadetle, hayırla o mübarek beldelere manen komşu olabiliriz.

Biliyor musunuz, bir aile en geniş haliyle anne, baba, iki kaynana, iki kaynata ve en fazla iki çocuk ile 8 kişiden oluşur. Bu da 8 bit eder, yani bir aile, bir "byte"tır. 1024 ailenin olduğu yer, köylükten çıkıp şehir mesabesine ulaşır. 1024 şehir, en büyük bir devlettir. 96 gram altın gibi düşünün, 96 devlet ve millet bir dünya eder. Bundan bir ışık yılı mesafede ikinci bir dünya... Otuz dünyayı içine alan bir ana yıldız... Dört yılda bir şalt yar eden bir kutup yıldızı... İnsan elini açınca, orta parmağının ucundan başlayıp boğumlar sırasıyla 8 bit, 1024 byte, 1 MB eder. İnsan bir daire çizince her yöne olan uzaklığı aynıdır. İnsan ve Âdem, bütün sistemlere aynı mesafededir. Kâbe Amerika'ya ne kadar uzaksa, en batıdaki yıldıza da o kadar uzağız. Kâbe Avustralya'ya ne kadar uzaksa, en güneydeki yıldıza da o kadar uzağız.

Yeri ve göğü aşabiliyorsanız aşın, aşamıyorsanız size aştıracak bir güç vardır elbet.

Bir rivayete göre, kıyametten sonra hesap görüldükten sonra, en fakir cennetlik kişiye bir dünya verilecek. Zengin yıldızları düşünün, sisteminde binlerce gezegeni olan bir yıldız. İşte bizler de öldükten sonra, cennetlik isek, kendi yıldızımızın olduğu yere ulaşacağız. Cehennemlikler ise, dünyanın altına, karanlıklar diyarına doğru indirilecek.

Îsâ Aleyhisselam buyurdu ki: "Yapıcıların reddettikleri taş, köşenin başı oldu." Kâbe'nin köşesinde Hacerü'l-Esved vardır. O taş, Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) yıldızının taşıdır. Öyle bir yıldız sistemi ki ona bağlı binlerce gezegen ve yıldız vardır. O, hepsini güden bir çobandır. Halley kuyruklu yıldızından kopan bir parça olan Hacerü'l-Esved, işte Muhammed'in (s.a.v.) kâbe kavseynindeki o cennet yıldızından kopup gelen, bizi çoban gibi etrafımızda dönüp dolaşan bir rahmet nişanesidir.

Allah'ım, Muhammed Mustafa'ya, âline, ashabına, tâbiîne, tebeut-tâbiîne ve bütün müminlere, müminelere, müslimanlara salat ve selam eyle.

İşte Mûsâ Aleyhisselam ile ümmeti denize varınca durdular, kaldılar. Mûsâ'nın duası işte o an geldi:

Rabbi edhilnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec'al lî min ledünke sultânen nasîrâ.

Ey başına ahirzaman dumanları çökmüş, ahirzaman fitnelerine bulanmış insanlık! Bu küfür ve nefis denizini, bu karanlık dalgaları yarmak için hep birlikte Mûsâ ve ümmetinin duasını edelim:

Rabbi edhilnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec'al lî min ledünke sultânen nasîrâ.

Ümit olunur ki Rabbimiz başımızdaki dumanları dağıtır, bizi doğru girişle girdirir, doğru çıkışla çıkarır ve katından bize yardım edici bir kuvvet verir.

El-Fâtiha bi-hürmeti'l-Mehdî ve's-sâlihîn.

Karoglan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 25.10.2013 Cuma





Signing of Halid

Halid
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi