![]() |
|
(TB, TIB, TBA, TABA-A) Allah'ın Orduları / Taburları - Baskı Önizleme +- Bilge Forum (https://bilgeforum.com) +-- Forum: RASiT TUNCA (https://bilgeforum.com/forumdisplay.php?fid=9) +--- Forum: TASAVVUFi VAAZLAR (https://bilgeforum.com/forumdisplay.php?fid=589) +--- Konu Başlığı: (TB, TIB, TBA, TABA-A) Allah'ın Orduları / Taburları (/showthread.php?tid=42644) |
(TB, TIB, TBA, TABA-A) Allah'ın Orduları / Taburları - Halid - 03-03-2026 (TB, TIB, TBA, TABA-A) Allah'ın Orduları / Taburları 13.06.2013 Perşembe أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم "وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّىٰٓ إِذَا خَرَجُوا۟ مِنْ عِندِكَ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مَاذَا قَالَ ءَانِفًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ" Eûzübillâhimineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve minhüm men yestemiu ileyk(ileyke), hattâ izâ harecû min indike kâlû lillezîne ûtûl ilme mâ zâ kâle ânifâ(ânifen). Ülâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim vettebeû ehvâehum. Sadakallahül Azîm. (Muhammed Suresi, 16) Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Muhterem Müminler, Geçen haftaki vaazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ancak bazen konuyu daha iyi anlayabilmek için bir adım geriye gidip, oradan ilerlemek gerekir. Tıpkı Arapça'da durak olmayan bir yerde durduğumuzda, bir önceki kelimeyi alıp sonra devam etme kuralı gibi. Bu hafta da, geçen hafta değindiğimiz bir ayetin tercümesiyle ilgili kısa bir açıklama yaparak yolumuza devam edeceğiz. Okuduğumuz ayetin ikinci cümlesinde geçen "TABEA" kelimesi üzerinde düşünelim. Her kelimenin türediği bir kök vardır. Nasıl ki su (H₂O), iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur; ama bu elementler ayrı ayrıyken yanıcı özellikteyken bir araya gelip suyu oluşturduklarında serinletici bir özelliğe bürünürler. İşte "TABEA" kelimesi de "T-B" kökünden türemiştir. "TI" harfinin esreli okunuşu "TIB"tır. "Tıb" ne demektir? Bildiğiniz gibi tıp ilmi, şifa ilmidir. Vücudumuzun en önemli cihazı nedir? Göz müdür, kulak mıdır? Hiçbiri. En önemli cihaz kalptir. Kalp çalışmazsa vücudun hiçbir organı işe yaramaz. Peki kalpten daha önemli olan nedir? Kalbin içinde akan kandır. Kan, alyuvarlar, akyuvarlar ve hemoglobinden oluşur. Rabbimiz insanı bir damla kandan yarattığını buyuruyor. İşte o hemoglobin adeta bir berzah gibidir; insanın dünyaya gelişinden ölümüne kadar olan hayatının programı onun içinde yazılıdır. Yani Allah'ın izniyle, insanın kaderi ve karakteri, bu küçük damlanın içinde saklıdır. İnsanın yediği içtiği şeyler, onun mizacını, karakterini etkiler. Ne ile beslenirse, onun hasletleri üzerinde etkili olur. Helal ve temiz gıdalarla beslenenlerin kalpleri ve huyları da temiz olmaya meyyaldir. Haram ve pis şeylerle beslenenlerin ise karakterleri bozulur. Bu sebeple Müslüman, yediğine içtiğine dikkat eden, helal dairesinde hareket eden kimsedir. Şimdi asıl konumuza dönersek, "Tıp"ta en önemli organ kalp, ondan da önemlisi kan ve kanın içinde Allah'ın orduları, taburları vardır. İnsan, öyle aziz bir varlık olarak yaratılmıştır ki Yüce Allah, ona ruhundan üflediğini buyurur. İşte bu aziz varlıkta, Allah'ın askerleri, orduları, taburları kanda gezerler. Vücuda giren düşman mikroplar, kandaki akyuvarlar tarafından bertaraf edilir. Onlar olmasaydı, insan mikroplardan kendini koruyamazdı. Öyleyse kan ve akyuvarlar, Allah'ın ordularıdır. İnsanoğlunun bedeni, kâinatın âdeta bir haritası gibidir. Nasıl ki insan vücudunda her yere ulaşan Allah'ın askerleri varsa, kâinatta da her yere ulaşan Allah'ın orduları vardır. İşte "Tıb" kelimesi, bu mana ile bağlantılıdır. "TI" harfi ve "BE" harfinden oluşur; aradaki hemoglobin ise bu ikisini birleştiren, can veren unsurdur. Ayette geçen "TABEALLAHU alâ kulûbihim" ifadesi, bazıları tarafından "Allah onların kalplerini mühürledi" şeklinde tercüme edilir. Oysa bu ifade, derin bir manayı daha işaret eder. "Tabea" kelimesi, bir şeyin peşine takılmak, birbirini takip etmek, tabur tabur yürümek anlamındaki "tab" kökünden gelir. Nitekim askerler yürürken "tab tab tab" diye bir ses çıkarırlar. "Tabur" kelimesi de buradan gelir. Kalbin atışı da "tab tab tab"tır. Öyleyse "Tabeallahu alâ kulûbihim" ifadesi, "Allah'ın taburları, orduları onların kalplerinin üzerindedir, kalplerinin içindedir" manasına gelir. Yani Allah'ın kudret askerleri, melekleri, müminlerin kalplerini muhafaza eder, onları manevi düşmanlara karşı korur. Bu, Allah'ın müminlere olan lütuf ve ihsanının bir ifadesidir. Bu konuyu daha fazla uzatmadan, yolumuza devam edelim. Bilirsiniz, Hz. Davud'a (as) iki kadın gelmişti. Bir kadının çocuğu ölmüş, o da diğer kadının çocuğunu kendine almıştı. Hz. Davud (as) ilk bakışta çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Ancak kadınlar durumu Hz. Süleyman'a (as) ilettiklerinde, Hz. Süleyman (as) bir bıçak getirilmesini ve çocuğun ikiye bölünüp yarısını birine yarısını diğerine verilmesini söyledi. Bunun üzerine asıl anne, çocuğunun kesilmesine razı olmayarak onu diğer kadına bırakmayı teklif etti. İşte bu merhametli tepkiden, asıl annenin hangisi olduğu anlaşıldı. Bu kıssa bize, bir peygamberin dahi içtihatta bulunabileceğini, ancak Allah'ın dilediği kuluna daha isabetli olanı ilham edebileceğini gösterir. Hepimiz beşeriz, hata yapabiliriz. Önemli olan, hatada ısrar etmemek ve doğruyu aramaktır. Hendek Savaşı'nda da Peygamber Efendimiz (sav), düşmana karşı nasıl bir savunma yapacaklarını ashabına danıştı. Selman-ı Farisi (ra), "Ey Allah'ın Resulü, biz İran'da düşmandan korunmak için hendek kazardık" diyerek bir fikir sundu. Peygamberimiz (sav), bu fikri beğendi ve hemen uygulamaya koydular. Sonuçta, en az kan dökülen savaşlardan biri olan Hendek Savaşı kazanıldı. Demek ki Peygamber dahi olsan, danışmak ve istişare etmek gerekir. Yöneticilerin de halkına danışması, onların fikirlerine değer vermesi, doğruya ulaşmanın en önemli yollarından biridir. Tıpkı kandaki akyuvarların vücudu koruduğu gibi, bir milletin de onu koruyan orduları, güvenlik güçleri vardır. Onların görevi, milleti iç ve dış düşmanlara karşı korumaktır. Adalet, bu düzenin temelidir. Sünnetlerden Bir Sünnet: Çocuğa Güzel İsim Koymak Bu haftaki sünnetimiz, çocuğa güzel isim koymaktır. İsimler, çağrıldıkları anlamı taşır. Bir kimseye "Mustafa" ismini koyduğunuzda, onu her çağıran, farkında olarak veya olmayarak Peygamber Efendimizi (sav) hatırlamış olur. Onu hatırlamak da hayırlara vesile olur. "Abdullah" (Allah'ın kulu) diye çağrılan birini duyan, Yüce Allah'ı hatırlar. "Ali" denildiğinde, Hz. Ali'nin (ra) fazileti akla gelir. İsimlerimiz, bizleri ve çevremizi hayra yönlendiren vesilelerdir. Bu sebeple çocuklarımıza güzel ve anlamlı isimler koymaya özen göstermeliyiz. Rabbim cümlemize, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek bir basiret, kalplerimizi manevi hastalıklardan koruyacak bir iman ve ihsan lütfetsin. Bizi, kendi ordularıyla (melekleriyle) desteklediği salih kullarından eylesin. Kalplerimizi daima kendi zikriyle mamur etsin. El-Fâtiha... 13.06.2013 Perşembe Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Original Kar©glan |