![]() |
|
Çekirdek Neyin İçinde Saklı ise O'nun Babası O'dur - Baskı Önizleme +- Bilge Forum (https://bilgeforum.com) +-- Forum: RASiT TUNCA (https://bilgeforum.com/forumdisplay.php?fid=9) +--- Forum: TASAVVUFi VAAZLAR (https://bilgeforum.com/forumdisplay.php?fid=589) +--- Konu Başlığı: Çekirdek Neyin İçinde Saklı ise O'nun Babası O'dur (/showthread.php?tid=42639) |
Çekirdek Neyin İçinde Saklı ise O'nun Babası O'dur - Halid - 03-03-2026 Çekirdek Neyin İçinde Saklı ise O'nun Babası O'dur Tarih: 24.07.2013 Çarşamba أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ ۚ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ Va'tasımû bihablillâhi cemîan ve lâ teferrekû, vezkurû ni'metallâhi aleykum iz kuntum a'dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni'metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn. Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. "Ve'tasımû bi-habli'llâhi cemî'an ve lâ teferrakû..." Sadakallahülazîm. (Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet) Allahümme salli alâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed. Allahümme salli alâ ibrâhîme ve alâ âli seyyidinâ ibrâhîm. Allahümme salli alâ mûsâ ve alâ âli seyyidinâ mûsâ. Allahümme salli alâ îsâ ve meryeme ve alâ âli seyyidinâ îsâ ve meryem. Aziz Müminler, Yolculuğumuza, geçen vaazlarımızı hatırlatarak başlayalım. Demiştik ki, ilk evi bulmak, yani "evvele beytin" sırrına ermek için, insan tohumunun yolculuğunu anlamak gerekir. Berzah âleminden inen lokma, önce babayı bulur ki babada insan tohumu haline gelsin, sonra anneye vasıl olsun ve anneden de dünyaya gelebilsin. İşte burada baba, o çocuğun içinde yolculuk ettiği sülbdür. Bu, kâinattaki büyük bir düzenin yansımasıdır. Nasıl ki bir meyve, çekirdeğini kendi içinde saklıyorsa, insan da özünü kendi neslinde saklar. Armut çekirdeği armudun içinde, elma çekirdeği elmanın içinde, badem çekirdeği badem kabuğunun içinde, ceviz çekirdeği ceviz kabuğunun içinde saklıdır. Her varlık, kendi özüne, kendi cinsine meyleder. Arılar tatlıyı sever ve çiçek çiçek dolaşıp bal toplar. Ayı da balı sever. Atalarımız ne güzel söylemiş: "Armudun iyisini ayılar yer." Bu misaller, varlıkların birbirleriyle olan bağlantısını, tabiatın derin düzenini gösterir. Mevsimler, Meyveler ve Peygamberler Tıpkı meyvelerin bir mevsimi olduğu gibi, insan ruhlarının da bir mevsimi, bir aidiyeti vardır. Yaz meyveleri ile kış meyveleri farklı olduğu gibi, manevi iklimler de farklıdır. Üzüm vakti ağustos ayıdır ve Hazreti Meryem'in sülalesiyle anılır. Bilinir ki, Babil'deki İmren'in üzüm bağları dünyanın harikalarındandı. Hazreti Meryem yazı, oğlu İsa ise kışı temsil eder. Portakal ve mandalina ise bir geçişi, Hazreti Mehdi ve sülalesini simgeler. İnsanlık, Hazreti İsa'dan önceyi yaşamakta ve şimdi Hazreti Mehdi'nin imam olduğu zamanı yaşamaktadır. Allahümme salli alâ seyyidinâ Mehdi, imâmil mûminîne ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim. Daha önceki vaazlarımızda, Hazreti Mehdi'nin vekaleten Hazreti İsa'nın cübbesini taşıdığını söylemiştik. Hazreti İsa'nın cübbesi, üzerinde yamalık olmayan, yeri olmayan bir cübbe idi. İnsanlık, işte böyle eskimiş, bölük pörçük olmuş bir haldedir. Bu insanlığın yükünü Hazreti Mehdi sırtında taşımaktadır. Hazreti İsa geldiğinde o cübbeyi kendine iade edecektir, çünkü o cübbenin asıl sahibi odur. Baba ve Soyun Sırrı İnsanın seyr-i sülûku içindeki yolculuğundan bahsediyorduk ve geldik baba kısmına. Baba, sülbün saklandığı husyeyi taşıyan zattır. Armut çekirdeği armudun içinde saklıdır ve armut yiyen bir baba, o meyvenin özünü, hikmetini de içinde taşır. Bolluk ve Kıtlık Dersi Geçtiğimiz sene, Hazreti Adem'in indiği Hindistan'da Allah-u Teala bugdaya bereket verip tonlarca bugday hasat edilmişti. Fakat maalesef, tüccarlar bugday fiyatlarını düşürmemek için bu binlerce ton bugdayı piyasaya sürdürmeyip çürümeye terk ettiler. Oysa bu, Hazreti Adem atamızın ve Hazreti Mehdi'nin bereketiyle olmuştu. İnsanlar bilmelidir ki, eğer o bugdaylar telef edilirse, bir gün gelir bir avuç bugdaya muhtaç kalacaklar. Bu bolluğun bir de darlık vakti gelecektir. Yusuf (a.s.)'a verilen hikmet gibi, darlık vakti gelir. Varlıkta olanı saklamayı bilmeyen, yoklukta ağustos böceği gibi kapı kapı dolaşır bir avuç bugday için. Atalar boşuna dememiş: "Sakla samanı, gelir zamanı." Bereketin Katlanması Allah, bir olanı bin eder. Recep ayında yapılan bir zikir bin katıyla, Şaban'da yapılan yüz katıyla, Ramazan'da yapılan ise diğer aylardakinin on katıyla değer kazanır. Bunun misali, Hazreti Adem ve Havva'dan insanlığın nasıl çoğaldığıdır. Bir bugday tanesi ekilir, ondan yetmiş bugday tanesi olur. O yetmişi ekilir, yediyüz olur. Yediyüzü ekilir, yedibin olur. İşte Recep, Şaban ve Ramazan aylarındaki ibadetlerin ecri de böyle katlanır. Ramazan'da yapılan ibadetlerin ecri on ile yetmiş arasında değişir. Kadının Yaratılışı ve Çekirdek Kadının yaratılışında da bu sır saklıdır. Her kadının cibilliyeti farklıdır. İnsan, hangi cibilliyette ise, hangi mevsimde ekilip, hangi mevsimde yendiyse ona göre bir karakter kazanır. Babası, onu taşıyan meyveyi yiyendir. Çekirdek, annesinde ya bugday, ya çam fıstığı, ya badem, ya ceviz, ya fındık, ya da fıstık gibidir. Yani çekirdek meyvenin içinde saklıdır kuralı gereği, berzahtan gelen çocuk o meyvenin ve çekirdeğin içinde saklıdır. İlk önce babasının husyesinde ve annesinin yumurtalığında saklıdır. Oradan, "Ol" emri gelince çıkar, babadan anneye, annenin yumurtalığından da rahme dahil olur. Peygamberlerin Sembolleri Peygamberlerin de kendilerine has sembolleri vardır. Muhammed (s.a.v.) hurmadır, Mehdi ise igde ağacıdır. Kimse diyemez ki "Muhammed hıyarın biridir" veya "Mehdi hıyarın biridir." Onların kendilerine has güzellikleri ve makamları vardır. Mehdi'nin bir ismi de "Muntazar"dır. Yani kendine nazar edilen, kendisine bakılan, izlenilen, herkesin gözünün üstünde olduğu kimse demektir. Bu devirde en çok kime bakılıyorsa, işte odur. Nasıl ki en çok salavat getirilen Muhammed (s.a.v.) ise, en çok bakılan, izlenilen kimse de Mehdi'dir. Yani Mehdi; internetten, televizyonlardan, akıllardan, fikirlerden, sohbetlerden en çok izlenen şahıstır; Mehdi-yi Muntazar odur. Hazreti Adem ve Havva'dan Günümüze Hazreti Adem atamız dünyaya inince ilk yemek olarak bugday ekmiş, pişirip yemiştir. Onun sevgilisi, ikizler burcu gibi çoğalabilen bir kadın olan Havva validemizdir. Avusturya'ya geldiğimizde ilk defa çift sarılı yumurta gördük ve tavukçuluk yapan bir kadın, bunların genç tavuklarda (piliçlerde) olduğunu söyledi. İşte Havva validemiz de ilk kadındı ve onda da bu çift sarılı yumurta hali vardı. Bugday ikiye yarıktır. Gerçek bugday yiyen tavukların piliçleri çift sarılı yumurtlar. Havva validemizin ikiz ikiz doğurmasının hikmeti işte bugdayda ve ikizler burcunda saklıdır. Eğer bugday gibi çoğalmasaydı, Adem'in soyu bu kadar çok olur muydu? Bir tane doğar, bir tane ölür, geriye birkaç kişi kalırdı. Ama bir bugday on ile yetmiş arası dane verir. Sen kaçıncı yedibin, yedi milyon veya yedi trilyuncusun? Peki, bu kadar katmandan geri dönüp Hazreti Adem'i bulman mümkün mü? Evet. İşte seni bir Ademoğlu ekip biçince, bir Ademoğlu da un edip ekmek yapınca, onun sofrasında lokma olunca, onu da o Ademoğlu yiyince, sen o Adem'deki yerini bulunca yine babaya, Adem'e ulaşmış olursun. İşte ilk evi bulmak bu kadar zordur. Hazreti Meryem ve İsa İmren, Harun (a.s.)'ın çocuğudur. İmren'in de İrmiya adında çocuğu olmuştur ve İrmiya peygamberdir. Meryem annemiz ise İrmiya'nın kardeşi Massan'ın veya Hasan'ın kızıdır. Annesi de Hanne'dir. İmren üzüm bağları olan bir zat idi. Oğlu İrmiya peygamber de asma bahçeleri olan kimsedir. Massan da babasının mirasını devralan zat, yani üzüm bağları olan zattır. Bu yüzden, üzüm ve ekmek çok yiyen Massan ve Hanne'den Meryem doğdu; bir yaz meyvesi olarak. Herkes bu dünyada iki kutupludur. Kendisi yaz olunca, evladı İsa kış oldu. Meryem yazın kış meyvesi, kışın yaz meyvesi getirirdi ki, ondan doğan çocuk onunla zıt kutup olsun. Meryem bir kutupta, İsa diğer kutuptadır. Ortası yarık olan "Meryem ekmeği" (simit), Meryem annemizin özünü, üzümün çekirdeğini andırır. Ekmek ise bugday gibidir ve Havva validemizin ikincisi olarak Meryem'in ikizler burcunda doğduğunu anlatır. Onun ekmeği, ortası yarık ikiz simittir. İşte Hazreti İsa'nın, "Bu benim etim, bu da benim kanım" diyerek işaret ettiği şeyin kökeni budur. Soyunuzu Bilesiniz Diye Havva'da Meryem'in yıldızı gizliydi. Meryem'de ise İsa'nın yıldızı gizliydi. Muhammed (s.a.v.)'de de Mehdi gizliydi. Her meyva çekirdeğini içinde saklar ve çekirdek meyvanın içinde saklıdır. Allahümme salli alâ muhammedin ve mehdi, ve salli alâ âdeme ve havve, ve imrâne ve irmiyâ, ve meryeme ve îsâ. Bunları size, sülbünüzü bilesiniz, hangi sülûkte seyredip vuslata ereceğinizi anlayasınız diye anlattık. Armut mu, ayva mı, üzüm mü olacağınızı bilesiniz diye... Rabbim, insanlığa özüne dönmeyi, Havva'nın o bugdaydan yiyeceğini Rabbimizin bildiğini ve O'nun ilmi dairesi içinde olan bir durum olduğunu anlamayı nasip eylesin inşallah. Rabbim, İrmiya (a.s.)'a buyurdu ki: "Biz denizlere öyle emrederiz ki dalga dalga olurlar ve karaya doğru hücum ederler. Ama bizim çizdiğimiz bir çizgi vardır, o çizgiye gelince durup geri dönerler, o çizgiyi geçemezler." İşte ey insanoğlu! Rabbim, İsa'nın cübbesine dönen insanlığa birlik ve beraberlik nasip etsin. Eğer İsa o cübbeyi yamasaydı, bu insanlık çizgiyi aşıp yok olur giderdi. Ama o yamadı ve insanlığın yükünü, o yamalı cübbesiyle Rabbimizin katına götürdü. İşte bölük pörçük de olsak, bizi tutan İsa ve Mehdi oldukça bu insanlık yükü taşınacaktır. Ama ne zaman insanlık İsa'yı ve Mehdi'yi terk ederse, onlar da dünyayı terk ederler. Böylece o bölük pörçük cübbe yırtılır, yok olur ve insanlık helak olur. Azabından affına, gadabından mağfiretine sığınırız Ya Rabbi. El-Fatiha... Başağaçlı Raşit Tunca 24.07.2013 Çarşamba |