Bilge Forum

Tam Versiyon: El-Müheymin; Ölüleri Dirilten Allah
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
El-Müheymin; Ölüleri Dirilten Allah

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim

"Ve lekad ateyna davude ve suleymane ilma(ilmen), ve kalel hamdu lillahillezi faddalena ala kesirin min ibadihil mu'minin(mu'minine)."
Sadakallahul Azim. (Neml Suresi, 15. Ayet)

Allahümme salli ala Davude ve Süleymane,
Ve salli ala İsa ve Meryeme,
Ve salli ala havariyyun,
Ve salli ala ashabı kehf,
Ve salli ala Muhammedinil Mustafa,
Ve ala alihi ve ashabihi ecmain.

Aziz Müminler,

Yolculuğumuza, Allah'ın dilediği kullarına ilim vermesi üzerine başlıyoruz. Rabbimiz, Davud ve Süleyman aleyhimesselama ilim verdiğini buyuruyor. Onlar da bu büyük lütuf karşısında, kendilerini mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamdettiler: "Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.

Bugünkü vaazımızda, Allah'ın El-Müheymin isminin tecellileri üzerinde duracağız. El-Müheymin, ölüleri dirilten, hayat veren demektir. Peki, kâinatın haritasında bu ismin tecelli ettiği yer neresidir? Dirilenler kimlerdir?

Bunun en büyük örneklerinden biri, Hızır aleyhisselam döneminde diriltilenlerdir. Rabbimiz onlara "ölün" dedi, öldüler ve sonra onları diriltti. İsa peygamber de ölüleri Allah'ın izniyle diriltti. Yine geçen vaazımızda anlattığımız gibi, Hz. Ebubekir'den de keramet olarak bu hikmet zuhur etmiştir.

Konunun en çarpıcı misali ise Üzeyir aleyhisselamın kıssasıdır. Üzeyir aleyhisselam, tıpkı bugün bazı insanların kalbine düşen şüphe gibi, "Rabbim! Ölüp toprak olmuş insanları nasıl dirilteceksin bana göster de kalbim iyice mutmain olsun" demişti. Bunun üzerine Allah Teala, onu ve eşeğini bir mağarada yüz sene ölü bıraktı. Sonra onu dirilttiğinde, eşeğinin sadece kemikleri kalmıştı. Üzeyir aleyhisselam "Ne kadar kaldım?" diye sorduğunda, "Yüz sene kaldın" cevabını aldı. Ardından, eşeğinin kemiklerini toplaması emredildi. Allah'ın izniyle, önce bu kemikler bir araya getirildi, sonra onlara et giydirildi ve nihayetinde ona yeniden can verildi. İşte o zaman, "El-Müheymin Allah'tır" dedi.

Bu kıssada derin sırlar vardır. Bakara Suresi'ndeki bu ayete dikkatle baktığımızda, dirilmenin sırrının "kemiğe bak" ilhamında gizli olduğunu görürüz. Rabbimiz, kemiklerin üzerine et giydirdiğini değil, "onların (kemiklerin) üzerine et giydirdik" buyurmaktadır. Yani diriliş, önce kemiklerin düzenlenmesi, sonra onlara et giydirilmesi ve ardından can verilmesiyle olur.

Peki, toprakta topraklaşmış olanlar için durum nedir? Kemikler kalsiyumdan meydana gelir. Kalsiyumu inekler üretir, inekler sütü ottan üretir. Ot ise yeşildir. Yeşil, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) rengidir, bereketin ve hayatın sembolüdür. Tıpkı çiçeklere meyvenin verilmesi gibi, her şeyin özü O'dur. Can, O'nunla hayat bulur.

Müminler, Efendimiz'in (s.a.v) getirdiği hayat dolu yolu diri tutarlar. Bu yol, en kıymetli hazinedir. O'na dil uzatmakla O'nun değeri düşmez, övmekle de değerine değer katılmaz. Nitekim Cenab-ı Hak, şeytanın "Senin kullarına sağdan soldan, önlerinden arkalarından gelip onları saptıracağım" demesine karşılık, "Senin benim has kullarım üzerinde hiçbir hâkimiyetin olamaz" buyurmuştur. (Hicr Suresi, 39-42)

Altın değerlidir; onu övmekle platin, yermekle teneke olmaz. Altın, ne övülmekle gururlanır ne de yerilmekle değer kaybeder. Aslanı övmekle kedi, kediyi övmekle aslan yapamazsınız. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve O'nun Ehl-i Beyt'i ile Sahabe'sini yermekle de övmekle de onların kadrini ne eksiltir ne de arttırabiliriz. Övgü ve yergi, ancak gerçek değeri bilmeyenleri yoldan çıkarır.

Bu yüzden bizler, Rabbimiz'in sözünde, amelinde ve yolunda dosdoğru olan, altın kıymetindeki kulları gibi olmaya gayret etmeli, her şeyi vaktinde ve yerinde yapmalıyız. Vaktinde kılınmayan namaza nasıl "kaza" deniyorsa, yerinde söylenmeyen söz de laf-ı güzaftır, boş sözdür.

Yüce Rabbimiz, bizleri sırat-ı müstakimden, yani kendilerine nimet verdiklerinin, peygamberlerin, sıddıkların ve salihlerin yolundan ayırmasın. Bizleri, hakikatleri gören, anlayan ve yaşayan kullarından eylesin.

El-Fatiha, maassalavat.

12.12.2013 Persembe

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar©glan